
Başbakan’ın, herkesin ve tabii ki kendisinin de ezberini bozan Davos çıkışı aslında geliyorum diyen kasırganın Davos’ta patlamasından başka bir şey değildir. Başbakan bunun sinyallerini neredeyse Gazze katliamı başladıktan hemen sonra artan dozda vermeye başlamıştı. Fakat böyle bir tepki verebileceğini kendisine sorsanız evet der miydi o da başka bir konu elbette.
Her ne kadar konu Davos olsa bile buraya nasıl gelindi, bu işte bir komplo mu var dı, bunun tartışılması daha hayırlı olacaktır. Bazı iflah olmaz İsrailseverler tarafından dillendirilen teze göre bu bir tiyatro idi ve İsrail’in izni ile gerçekleşti. Yani İsrail Cumhurbaşkanı’nın en ağır sözlerle eleştirilmesi argo tabirle fincanın taşla oyulması dahi bir komplo idi ve zaten Musevi sever iktidar partisinin önünü daha da açmak için yapıldı deniyor. Kullandıkları argümanlara bakınca hani acaba mı dedirten tezlerle karşınıza çıkıyorlar.
Ama gerçekte kazın ayağı öyle mi?
Gelin birlikte dilimiz döndüğünce irdelemeye çalışalım. Davos’ta yapılacak Gazze toplantısına kim neden ihtiyaç duymuş olabilir. Gazze toplantısının katılımcıları seçilirken arabuluculuk görevine sözde daha çok yakışan Mısır’dan, Fransa’dan, İngiltere’den temsilciler değilde… Neden Türkiye Başbakanı, İsrail Cumhurbaşkanı, Arap ligi sekreteri ile BM sekreteri’nin katılımları sağlanmıştır. (devamı…)





































.jpg)
Yalçık Küçük Sabetayistliği abartarak bir komplonunun taşeronluğunu mu yapıyor?Yalçın Küçük, nevi şahsına münhasır denilen adamlardan… Yakın zamanda Apo’nun danışmanlığından ulusalcılığa uzanan hayat seyri bu iddianın altını çizmek için yeterli… Küçük’ün, Türkiye Cumhuriyeti ve Türk sevgisinin birden bire neden depreştiğini anlamakta zorlanan ve dahası bunun arkasında bir bit yeniği olduğunu düşünenler için yaptığı kimi açıklamalar bir çok done içeriyor. Özellikle Soner Yalçın’ın Efendi isimli kitabından sonra bir hayli gündeme gelen ve Yalçın Küçük’ün isim bilim üzerinden yola çıkarak yaptığı açıklamalarla desteklediği Sabetaycılık konusu, Yalçın Küçük’ün söylediklerinin geniş bir yelpazede ses getirmesine vesile oldu. Küçük’ün her taşın altında aradığı Sabetaycılara gerçekten bu kadar güçlü cevap bulması gerek bur soru ama daha da önemlisi, bu faaliyetlerle neyin murat edildiği idi. Küçük’ün geçmişine ve şimdi söylediklerine bakarak iki teşhiste bulunmak mümkün; birincisi Yalçın Küçük gündeme gelmeyi ve popüler olmayı seviyor. İkincisi ise Türk milletinin üzerinde yürütülen psikolojik harbin bir ayağını oluşturuyor. Birkaç temel doğrunun içine bir sürü yanlış katarak aktarmak psikolojik harbin en önemli silahı. 


Fakat daha sonra, Oray Eğin’in ondan bir gün önce yayınlanmış olan 










))



