Orhan Pamuk

Orhan Pamuk ( Serdar Kuru )

INTER-TURK FORUMU

Yazar Telekom at 14. Haziran 2006 08:36:13:

Sevgili dostlar edebiyata olan ilgimden dolayı aslına bakarsanız yazı insanlarının ufak tefek hatalarını maruz görür ve onları çok gündeme getirmemeye çalışırım. Çünkü yazar dünyayla sıkıntısı olan insandır ve temel olarak yaptığı sıkıntısını yazıya dökmektir. Bunu en iyi kendimden bildiğim için yazı insanlarının bazı çıkışlarını çok önemsemem. Orhan Pamuğun son yaptığı açıklamalarla beni “yazara dokunma” prensibimi bozmak zorunda bıraktırdığı için üzgünüm. Nedense edebiyatçılarımız siyaset yapmadan duramıyorlar ve bu siyasetlerde ne hikmetse hep vatanımız aleyhine oluyor.

İstihbarat dünyasında “kuş yumurtası üretmek” diye bir değim vardır. Diyelim ki X ülkesinde bundan 20 sene sonra yapmak istediğiniz uzun vadeli bir operasyon var. Bu operasyon için size çeşitli provakatörler lazım ve en güvenilir provakatör kendi yetiştirdiğinizdir. Bu iş için yetenekli ama geleceği parlak olmayan zayıf karakterli bir “yumurta” bulunur. Mesela bu genç üniversitede devşirilir ve aşama aşama önce öğretim görevlisi daha sonrada medya parlatmaları ve şirket sponsorluklarıyla ülkede sözü dinlenen bir Profesör haline getirilir. Gerekirse tüm araştırma ve kitapları da eline hazır olarak verilir. Ülkedeki insanlar bu kişinin yazdığını sandıkları muhteşem eserleri okur ve ona olan saygıları artar. Böylece yumurta kuluçka aşamasını bitirmiş ve çatlayıp güzel bir kuş olma zamanı gelmiştir. Belirlenen zamanda bu profesör medya yoluyla müthiş radikal açıklamalar yapmaya başlar ve tüm ülkeyi karıştırır. Aynı anda kendisi gibi yetiştirilen diğer yumurtalarda farklı faaliyetlere girişirler. Neyse konu uzun benim yerim dar ama ilgilenenler için Doğu Bloğunun çöküş dönemine bakmalarını salık veririm.

Bu alakasız konudan sonra gelelim Orhan beye. Ferit Orhan Pamuk Beyin (kimsenin bilmesini istemediği göbek adı Ferit’tir) ülkesine bu kadar muhalif olmasını hiç anlayamamışımdır. Hani fakir ve hayatını zorluklar içinde geçirmiş birisi olsa belki anlayacağım ama Orhan Pamuk sülalece aristokrat tabakasına mensuptur ve bugün eleştirdiği devletin çok ekmeğini yemiştir. Mesela dedesi Cumhuriyetin ilk mühendislerindendir ve özellikle Atatürk,İnönü dönemlerinde yapılan demiryolu hamlesinde büyük ihaleler alıp kısa zamanda zengin olmuştur. Oğulları bu koca servetin büyük kısmını sefahatle tüketseler de Orhan Pamuğun zengin bir hayat sürmesine yetecek kadar servet kalmıştır. Babası deseniz Türk özel sektörünün duayenlerinden Gündüz Pamuk. Amerikanın IBM şirketinin Türkiye’ye atadığı ilk genel müdürlerden. 1959-1964 yılları arasında IBM firmasının tüm devlet birimlerine ve silahlı kuvvetlere sattığı cihazları pazarlayan kişi. 1964 yılından sonra Koç Holding’de Aygaz Genel Müdürlüğü, Koç Holding Plan Grubu Başkanlığı, Arçelik müdürlüğü yapmış ayrıldıktan sonra iki senede PETKİM’in başında bulunmuştur. Yani Orhan Pamuğun babası Türkiye’nin başarılı özel sektör yöneticilerinden biri. Bu kadarda değil Gündüz Pamuk İsmet Paşanın yakın dostudur ve SODEP’in kurucularındandır. Kısacası Pamuk ailesi dönemlerinde zengin oldukları Halk Partisine büyük bir sadakatle bağlı.

Anne tarafı deseniz o da aristokrat. Anne tarafından büyük dedesi 1700’lü yıllarda Girit Valiliği yapmış İbrahim Paşa. İbrahim paşa geniş torun yelpazesine sahip ve bu kanaldan Orhan Pamuğun ilginç akrabaları var. Mesela Hürriyet Gazetesinde edebiyat yazıları yazan papyonlu Doğan Hızlan ve eski İş bankası genel müdürü Ferit Basmacı Orhan Pamukla uzaktan akraba. Karısı Aylin Pamuk bile aristokrat. Aylin hanımın anne tarafı Beyaz Rusya’dan göç etmiş ve daha sonra Osmanlı hizmetine girmiş bir Rus soylusuna dayanmakta. Babası ise Osmanlı Adliye Nazırı Kazım Beyin oğlu. Kısacası sevgili dostlar bugün Türkiye’deki sisteme binlerce eleştiri yağdıran Orhan Pamuk bu eleştirileri yapacak en son kişidir çünkü Osmanlıdan beri bu ülkeyi yöneten aristokrasinin tam bir üyesi kendileri. Peki Orhan Pamukta oluşan bu sistem düşmanlığı nereden kaynaklanıyor ve acaba “yapay” bir düşmanlık mı sorularına cevap arayalım.

Orhan Pamuğun hayatının ilk evrelerine baktığımız zaman koca bir başarısızlık olduğunu görüyoruz. 30 yaşına kadar iki okul değiştirmiş ve sırf askerliğini kısa dönem yapmak için Gazetecilik okumuş bir insan. İlk başlarda ressam olmak isterken sonra yazarlığa sarıyor. Yıllarca evinin odasına kapanarak ödüller alan ama kimsenin para vermek istemediği romanlar yazıyor. Tam artık buraya kadarmış aşamasına geldiği anda sihirli bir değnek değmiş gibi Orhan Pamuğun kitapları satmaya ve yurtdışında tanınmaya başlıyor. Peki bu sihirli değnek acaba nerede değmiş olabilir. Benim kanaatimce bu değneğin izini Amerika’da sürmek lazımdır.

Amerika’ya gitmeden önce Orhan Pamuk üzerinde derin etkileri olduğu anlaşılan birisinden bahsetmek lazım. Bu kişi Orhan Pamuğun erkek kardeşi Şevket Pamuk. Şevket Pamuk Orhan Pamuğun ilk dönemlerinin aksine oldukça başarılı bir insan. Amerika’da Yale,Berkeley gibi sağlam üniversitelerde ekonomi okuduktan sonra Türkiye’de bir çok üniversitede ders veren Şevket Pamuk Osmanlı ekonomisi üzerinde tanınmış bir uzman. Kendisi pek çok yabancı üniversitede Osmanlı ve Türkiye ekonomisi üzerine dersler vermiş. Bu üniversitelerden en ilginci İsrail’de bulunan Negev Ben Gurion üniversitesi. İsmini İsrail’in ilk başbakanı,İsrail’in kurucularından ve hatta anarşik faaliyetleri yüzünden Osmanlı tarafından Filistin’den kovulacak kadar fanatik siyonist olan David Ben Guriondan almıştır. Üniversitenin derslerini MOSSAD’ında ilgiyle takip edip raporlar hazırlattığı bir “Ortadoğu Çalışmaları” bölümü bulunmakta. İşte sayın Şevket Pamuk böylesine kaliteli bir bölümde ders verebilecek kadar yetenekli bir ekonomi uzmanımız. Ben Gurion üniversitesinin başında 14 sene Dünya Bankasında çalışmış ve daha sonra bu başarılarından ötürü Rotary ve Lions klüplerinin 2000 yılının adamı olarak seçtikleri Prof.Avishay Braverman bulunmakta. Böylesine başarılı bir ekonomistin yönettiği üniversitede ekonomi dersi vermenin önemini anlamışsınızdır. İşte Orhan Pamuğun kardeşi Şevket Pamuk bu kadar değerli bir hocamız.

Evet biz Orhan Pamuğun Amerika yolculuğuna dönelim gene. 1985-1988 arasında tam üç sene Amerika’da kaldı Orhan Pamuk. Bu dönemde Amerika’da harıl harıl kitap yazmanın dışında çok önemli bir kursuda başarıyla bitirdi.Bu kurs Iowa üniversitesi bünyesinde verilen International Writing Program (IWP) isimli çok ilginç bir kurs. Kursun amacı dünyanın değişik bölgelerinden gelen ve kendilerinde potansiyel görülen yazarların Amerikan hayatını tanımaları ve kitaplarını yazabilecek güzel bir ortama kavuşmaları. Bu “iyiliksever”programın bünyesinde her sene 20 kadar yazar ağırlanıyor. İşte Orhan Pamuğun bu kurstan sonra hayatı değişti. Yani onun deyimiyle “Bir kursa gitti hayatı değişti”.Bu arada kurstan 2004 senesinde mezun olan bir başka Türkün ismi de Mahir Öztaş aklınızda bulunsun çünkü geleceği parlak. İnsan düşünmeden edemiyor bu üniversite bu kadar insanı çağırıp onları aylarca yedirip içirecek ve ağırlayacak parayı nereden buluyor diye. Cevabı basit. Bu yazar eğitim kursu programının baş sponsoru Amerikan Dışişleri Bakanlığı.

Orhan Pamuğun şansı Amerika’da bundan sonra oldukça açılıyor. Baktığımız zaman Orhan Pamuğun Amerika’da basılan kitaplarının tamamına yakını aynı yayınevinden çıkmış. Bu yayınevi Random House. Yayınevinin sahipleriyse dünyaca ünlü Alman Bertelsmann yayıncılık. Bertelsmanın kurucusu ve şu anda emekli hayatı süren dünyanın en zenginlerinden Reinhard Mohnda sihirli değnek örneklerinden. Bay Mohn İkinci Dünya Savaşında general Rommelin Afrikakorps birliğinde asteğmen olarak savaşıyor. Burada Amerikalılara esir düşerek Kansasda bir esir kampına tıkılıyor. O zamana kadar kitaplara ilgi duymayan Mohn biranda kitap sever oluveriyor. Savaştan sonra komünizm tehdidi altındaki ülkesine dönen Mohn aniden bir yayınevi açarak ilahi kitapları ve dini kitaplar basmaya başlıyor. İşte Bertelsmanın kuruluşu böylesine mütevazi. 1991 senesinde emekli olduğu zaman Bertelsmann dünyanın en büyük yayıncılarından ve kendiside karun kadar zengin. Bu Amerikalılar asteğmen Mohna esir kampında ne yedirdilerse adam başarının sırrını buluveriyor bir anda. Bertelsmanın bir diğer ilginç özelliği Doğan Holdingle 2001 senesinde Müzik piyasasına yönelik bir ortaklığa gitmeleri. Bu ortaklığın tüm görüşmeleri bizzat Aydın Doğanın kızı Hanzade tarafından yapıldı. Buna göre şu an Türkiye’de yayınlanan pek çok yabancı müzik albümü hep bu ortaklığın sayesinde Türkiye’ye ulaşıyor. İşte bu büyük grup Orhan Pamuğu çok sevmiş olacak ki tüm kitaplarını satsa da satmasa da ısrarla onlar basıyorlar.

Orhan Pamuğun en büyük başarılarından biride dünyaca ünlü IMPAC Dublin ödülünü almış olması. Bu ödül öylesine basit bir plaket değil tabii ki çünkü ödül jürisi “Benim adım Kırmızı” kitabını öylesine beğenmiş ki birde hediyesi olarak 115 bin dolar vermişler. Peki bir Türk yazarına kendisiyle aynı mesleği yapan çoğu meslektaşının hayatları boyunca bir arada göremeyeceği meblağı veren kurumun arkasındaki güç kim. Bu şirket ödüle ismini veren IMPAC şirketi.

IMPAC tüm dünyada yaygın yönetim danışmanlığı hizmetleri veren bir Amerikan şirketi. Yönetim danışmanlığı adı altında güzel istihbarat hizmetleri verdiği de bilinir. Şirketin başındaki Dr James Irwin İrlanda’yı ve kitapları çok sevdiği için böylesine güzel bir ödül ortaya çıkarmış ve her sene başarılı bir yazara bu ödül veriliyor. Edebiyatsever dostumuz bay Irwin çok da aktif birisi. Kendisi Amerikanın önde gelen Cumhuriyetçilerinden ve Amerikan ordusuyla arası harika. O kadar harika ki Amerikan Askeri akademisi West Pointden üstün hizmet ödülü almış.

Orhan Pamuğa verilen ödülün sponsoru bay James Irwin “International Democratic Union” derneğinin de baş üyesi ve muhasebecisi. Bu dernek dünya çapındaki merkez sağ partileri bir araya getirmek için kurulmuş. Kurucuları arasında Ronald Reagan,Margaret Thatcher,Baba George Bush, Helmut Kohl ve Jack Chirac gibi önemli isimlerde bulunmakta. Derneğin Türkiye’den de iki üyesi var. Bunlar Anavatan Partisi ve Doğru Yol Partisi. Derneğin şu anki başkanı Avustralya’nın Amerikan yanlısı başbakanı John Howard.

James Irwin bunun dışında Washintonda bulunan “Center for Democracy” derneğinin de üyesi. Tüm dünyaya Amerikan demokrasisi getirme amacındaki bu derneğin en ilginç siması artık hepimizin tanıdığı Henry Kissinger. Kissinger dendi mi o demokrasinin nasıl geleceğini hepiniz tahmin edersiniz herhalde.

Orhan Pamuğun otuz yaşlarına kadar odasından çıkmayan biri olarak çok büyük aşamalar kaydettiği büyük bir gerçek. Şu anda kazandığı ünün ve paranın keyfini çıkarmakla meşgul. Taksim meydanına yakın ve muhteşem boğaz manzaralı teras katında yeni eserleriyle uğraşıyor. Duvarlarında Japon edebiyatına kadar tasnif edilmiş yüzlerce kitap bulunan lüks dairesini sadece çalışma amaçlı kullanıyor ve bazen de yakın dostlarıyla yemek yiyor. Bu eve sık sık gelen yakın dostlardan biride Yahudi asıllı Amerikan gazetecisi Jeri Liberdi. Bu şahsiyeti hafızası güçlü okurlar hatırlayacaklardır. Kurucusu olduğu insan hakları izleme komitesini temsilen Türkiye’deki insan hakları ihlallerini konu alan bir rapor yazmıştı. Sonra bu rapor kitap haline de dönüştürüldü. Bu raporda Türk ordusunun Kürtlere katliam yaptığını iddia edilmiş ve Türk ordusuna açıkça “serseriler” diye hitapta bulunulmuştu Bu kitabın çevirisini yapan Ertuğrul Kürkçü ve Ayşe Nur Zarakoğlu hakkında dava açılınca Jeri Liber onlara destek vermek için hemen Türkiye’ye gelerek mahkemelere katılmıştı. Herhalde Sayın Orhan Pamuğun fikirlerinin oluşmasında Jeri Liberle özel teras katında yaptığı yemekli sohbetlerin büyük etkisi olmuştur.

Evet sevgili dostlar uzun bir yazının sonuna geldik. Keşke Orhan Pamuk gibi yazarlarımız bu şekilde açıklamalar yapmasa da bizde edebiyatçılarımızla ilgili böyle uzun yazılar yazmasak. Bu arada yazıyı yazarken sabahı etmişiz gene ve dışarıdan kuş sesleri geliyor. “Kuş sesleri” çok güzel ama her “kuşun” sesi değil tabii ki.

Sevgilerimle
Serdar Kuru

About these ads
Published in: on Temmuz 29, 2006 at 3:49 pm  Comments (7)  

The URI to TrackBack this entry is: http://kendihalinde.wordpress.com/2006/07/29/orhan-pamuk/trackback/

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri.

7 YorumYorum yapın

  1. Nobel Edebiyat dl Orhan Pamuk’un…

    Gustavio …

  2. keşke o sözleri söylemeden olsaydıda bizide kendinide rezil etmeseydi o nobel ödülünü geri iyade edene kadar kendini müslüman ve türk hissetmesin yinede o sözleri söylemene ramen bunu aldın ya sana helal olsun ama yazık ki sana çok güvenen benim gibilere

  3. yorumdaki ailesinin iki taraftan aristokrat olduğu şeklindeki bilginin kendisinin her hangi bir şeyi eleştirmesine engel olacağına dair
    “bugün Türkiye’deki sisteme binlerce eleştiri yağdıran Orhan Pamuk bu eleştirileri yapacak en son kişidir çünkü Osmanlıdan beri bu ülkeyi yöneten aristokrasinin tam bir üyesi kendileri”
    ifadenizi temellendirmeden yazınızı bitirmişsiniz. bunun öne sürdüğü fikirler yanlış olsa bile hangi şekilde samimiyetine engel olduğunu açıklayacak bir fikir öne sürmemişsiniz. abd’de veya başka bir yerde birileriyle nasıl bir çıkar ilişkisi içine girdiğine dair somut bağ kurmamıssınız. fikirlerini gündeme getirip dediklerini eleştirseydiniz çok daha anlamlı olurdu. bir konuda tartışmayı fikir sahiplernin kişiliği üzerinden sürdürme şeklinde tanımlanan bir safsata türü vardır “ad hominem” de denir buna. bu açıdan yazınızı inceleyin bir daha.

  4. ülkemiz için önemli sayılacak bir yazarın ailesinden evindeki kitaplara içinde bulunduğu ilişkilere kadar bilgi almak çok faydalı birşey.
    yazının girişindeki istihbaratçıların kullandığı “kuş yumurtası” örneği çok ironik. yazınızın girişinde yazarlar ve yazma edimindeki affediciliğinize rağmen bu kez dayanamayarak duruma müdahale edeceğinizi belirtmişsiniz lakin müdahale ettiğiniz konular orhan pamuk’un edebiyatı üzerine değil sülalesinin seceresi üzerine. bir edebiyatçıdan bahsedeceksek onun edebi yapıtlarına istinaden konuşmalıyız. 30 yaşına kadar hiçbir şey yapmadı demek pek mantıklı olmuyor. babanızın parası varsa ve biraz sanatla ilgiliyseniz ve de dahi değilseniz 30 yaşınıza kadar belirli bir kararsızlık ve verimsizlik evresi geçirmeniz normaldir.varlıklı bir aileden gelmeniz ve pek çok enteresan bağlantıları olan yerlerle ilişkilendirilmeniz normaldir. benim okumalarımdan öğrendiğim kadarıyla adı bir şekilde anılan biri olup ta ailesi bir şeylerle ilişkili olmayan türk (oray eğin deyişiyle beyaz türk)neredeyse yok. hangi birini ya da hangi ilşkilerini yazalım. kenan evren’in damatlarından birinin eski tkp’li olması mı? türkeş’in amerikalarda cıa’dan eğitim alması mı? üniversitede ilk türban eylemini yapan hatice babacan’ın ali babacan’ın halası olması mı? 1971 muhtırasında adana emniyet müdürlüğünden alınan zülküf ağar’ın mehmet ağar’ın babası olması mı? kılıç ali oğlu altemur mu? mah başkanı albay behçet türkmen-oğlu ilter türkmen ve coca colanın has ailesi ile ortaklığı mı?( diğer oğlu güner türkmen adnan menderesle geçirdiği uçak kazasında öldü) vs. vs. say say bitmez. ben bazen tüm bu bağları görünce boşuna gelmişim boşuna gidiyorum diyorum .
    evet doğrudur bu ilişkilerin orhan pamuk’un başarılarına mutlaka yararı olmuştur ama bir yazarı değerlendirmek her zaman yapıtları baz alınarak başlanmalıdır. siz evindeki japon edebiyatı kolleksiyonlarına kadar iyi bildiğiniz için muhakkak bizden daha çok istihbarat sahibisiniz ve hemen hemen pamuk’un yabancı istihbarat tarafından şekillendirilen sevimsiz bir tohum olduğunu ima ediyorsunuz.jerry liber diye münasebetsiz bir adamla yediği yemeklere kadar haberlisiniz. ve bu adamının türk ordusunun kürtlere katliam yaptığını içeren insan hakları raporunu çeviri yaptığı için yargılanan ertuğrul kürkçü ve ayşe nur zarakoğluna destek vermek amacıyla mahkemelerine katıldığını belirtmişsiniz. belki de jerry liber aşağılık mossad ajanının tekidir lakin dünyada yayınlanan bir raporu çevirdiği için yargılanan iki insanın yaşadıklarını hakedip etmediği hakkında tek kelimeye rastlayamıyoruz sizden. sanki otomobilinizin camına çarpan sivrisineklermiş gibi bahsediyorsunuz diğer kahramanlardan. acaba bu subjektif ruh hali tüm bakış açınıza da yansımış mıdır diye insan çekiniyor. ben orhan pamuk’un babasının oğlu ya da avukatı değilim. baştan itibaren 4 kitabını okudum gerisini de okumadım. bana sorarsanız nobel’i alacak güçte bir yazar mıdır? değildir ama bunlar hakkında yazacak olsam edebiyatı üzerinden yazardım. ülkesinde uyuşturucu serbest bırakılsın diye “legalize now” kampanyalarına katılan g.garcia marquez nobel ödüllü bir yazardır ve sanırım bu denli karşıt yazılara denk gelmemiştir. adamı neredeyse vatan haini ilan ettik. ben bazen çok fazla vatan millet demeyen insanların yeri geldiğinde vatanı için daha çok şeyi göze aldığına şahit oldum. belki de bu yazıyı okuduğunuzda: çocuğum sen daha küçüksün aklın ermez böyle şeylere diyeceksiniz. kabulümdür. yazınız hakkındaki somut görüşüm şudur: olabildiğince net bağlantılar kurarak manüplasyonlar yapabilen bir yazı. bulduğunuz bağlantıları fazlaca önemseyerek orhan pamuk’u fena etmişsiniz.günümüzde davos’ta ezilenleri bill gates, soros, thomas friedman gibi adamların kurtarmaya kalkıştığı bir düzende acaba erasmus’tan burs alırsam ileride vatan haini damgası yermiyim diye düşünemeden edemiyorum. yazdığınız bilgiler ve ilişkiler tamamen doğru olabilir ama rotası birilerini birilerinin gözünde ötekileştirmiyor mu? ötekini öteki ettikten sonra öteki gibi davranırsa anormalleşmiş mi olur?

  5. türkiyede kim olursa olsun bu ödülü alsaydı adım gibi eminim onun hakkında yok zengindi yok müslüman değildi
    şuydu buydu yorumları yine yapılcaktı boşuna kafa yormayın adam ne güzel almış ödülünü

  6. orhan pamuk ve onun gibiler Türk milletini üzmüşler ve halada üzmeye devam ediyorlar.Benim anlamadığım biz bu ahlaksız şerefsizlere niçin dur diyemiyoruz?masa vurup yeter artık diyemezmiyiz?hayatın her anında bu millet itilip kalkılmaya mecburmu?bu devletin sahibi bu millettir.

  7. Orhan Pamuk ve İSRAİL DOSTLARI ve-ya (PoTaMya BaBiL KaoS ÇeTesi !)
    Cumartesi günü Ankara Atatürk Kültür Merkezi’nde bir fuar vesilesiyle tertip edilen, Akasya yayınları arasında çıkan “Orhan Pamuk Yalanları” ve “Ankara’da Gizli İsrail Devleti mi var?” isimli kitaplarımız için gerçekleştirilen “İmza Günü” nden bir iki notu sizlerle paylaşmak istiyoruz. Önce, her iki çalışmamıza, “Sanki kendileri yazmış gibi” sahip çıkan, teşekkür ve dualarını defalarca tekrarlayan okuyucularımıza minnet ve mukabil dualarımızı arz ediyoruz. Hele, yaşı neredeyse 90’a yaklaşmış bir hanımefendinin kitaplarımızı “okumuş olarak” bizleri ziyaret etmesi ve dualarda bulunması, bilgi ve görüşlerimize onay vermesi ve ek bilgiler takdim etmesi, bizler için ancak, “yalan dünyanın gerçek mutluluğu” ile tarif edilebilecek bir gayrettir. Meselenin diğer yüzünde ise, “Ne söylesek inanmayacak!” ziyaretçilerle de buluşmamız vardı. Bu iki grubun ortak özelliği, “Siz, Orhan Pamuk’un yalan söylediğine” ve “Türkiye’de GiZLi İSRAİL Devleti olduğuna gerçekten inanıyor musunuz?” diye sorup oradan uzaklaşanlar, artı, “Hadi ispat et!” diyenler. Hem fizikî rahatsızlığımız, hem zaman darlığı ve kalabalık ortamın ve ses kirliliğinin izin vermemesi sebebiyle bu sorulara detaylı ve belgelerle cevap vermek mümkün olmadı. Kaldı ki, kimilerini söylediklerimizi ispat eden bir “belgeler ormanına” daldırsak dahi iknâ olmaları mümkün değildi. Mesleğimiz gereği bu tür kardeşlerle çok karşılaştığımız için onlarla tartışmayı fazla uzatmadık. Gönül isterdi ki, meseleyi o kalabalıkta bir iki cümle ile öğrenmek isteyeceklerine, kitabımızı okusun yâni en azından 80’ini aşmış hanımefendinin gayretini kuşanıp bize “Ne söylediğimizi bilerek” gelsinler ve iddia eteğimiz konularda bir iki kitap karıştırıp, “Ne söylediklerini bilerek” soru sorsunlar. Neyse, burası Türkiye..
    Meselenin Orhan Pamuk’la ilgili yönü şu. Evet, “Türkler bir milyon Ermeni ve 30 bin Kürdü kesmiştir” diyen Orhan Pamuk yalan söylüyor. Nitekim o sözleri söylediği gün Tarihçi İlber Ortaylı, “Bilmeyenler konuşmamalı” ikazında bulunmuştu. İşin en acı olan tarafı nedir, biliyor musunuz? Söylediklerinin yalan olduğunu Orhan Pamuk da biliyor. Bir milyon Ermeni’nin kesilmediğini Ermeni diyasporası, Ermenistan yetkilileri ve parlamentolarında, “Ermeni soykırımını inkar etmek suçtur!” diye kararlar alan Batılı ülkeler de biliyor. Bildikleri için, “Yoktur, ispat etmek istiyorum!” demeyi suç sayıyor, “Gelin arşivlerimize, belgelerimize bakın!” dediğimizde, “Olmuş bir şeyin belgesine bakmaya ne gerek var!” türünden utanmaz ve arsız bir yaklaşım sergiliyorlar. Böyle bir hadisenin olmadığını Osmanlı arşivleri ile birlikte Ermeni, Rus ve İngiliz arşivleri, ABD ve Fransız yazışmaları da söylüyor. Pamuk, “Bunları benden başka kimse söylemiyor!” derken de, “Yalan söylüyor.” Orhan Pamuk’tan önce bu yalana Türkiye’de sarılan, bu işi belli mihraklardan aldığı dolar ve eurolarla meslek haline getiren o kadar çok kişi var ki. Ama Orhan Pamuk’a bu yalanlar Nobel için lâzımdı, o da söyledi, maksat hasıl oldu. Şimdi susuyor, “Bana o konuları sormayın” diyor, çünkü, okurların bir kısmını kaybetmekten korkuyor, yani susarken bile, “yalandan susuyor!” Gelelim, “Ankara’da Gizli İsrail Devleti’nin varlığını ispat” meselesine. Bunun böyle olduğu “gözle görülüp elle tutulacak şekilde” hemen orada nasıl ispat edilebilir ki? Bu, “Dünya dönüyor” diyene, “Göster öyleyse” demek gibi abesle iştigal mahiyetinde bir durumdur. Dünyanın döndüğü gözle gösterilmez, mevsimlerin değişmesinden anlaşılır.Türkiye’deki İsrail varlığı da işte öyle bir şeydir. Fazla örneğe gerek görmüyor, “Türkiye’de İSRAİL yok!” diyenlere, şu sorunun cevabını soruyoruz:
    “- Ankara’da İSRAİL Gizli Devleti yoksa, bayrağındaki iki Mavi çizgi ile, Fırat ve Nil arası için ‘İlerdeki vatanım’ mesajı veren, aynı mesajı İSRAİL Parlamentosu KENESSET girişine bir plâket olarak çakan, İsrail’i kuranların ve diğer İsrail yöneticilerinin defalarca, ‘ARZ-I MEVUD ve Ankara hedefimiz’ diye tekrarladığı bir İsrail’in, Fantomlarına nasıl oluyor da Konya üzerinde yıllarca ve halen ’savaş eğitimi’ için izin verilmiş bulunuyor? Böyle bir izni İsrail’e Yunanistan, İtalya, İngiltere, Fransa, Almanya, Pakistan, ne bileyim dünyanın herhangi bir ülkesi verir mi?”


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: