Celcelutiye ve Efendi 2

CELCELUTİYE VE “EFENDİ-2″ YALANLARI

dfg

Beni her zaman desteklemiş, bilgi-belge nakli yapmış,
tenkidlerde bulunmuş bir dostumdan gelen bir maili
buraya aktarıyorum; S. Yalçın’ın neyi nerelerden
çaldığını ve hakikatleri nasıl yamulttuğunu gösterir
ifadeler ile, bu kitabın ne kadar “beşparaetmez”
olduğunu bir kere daha göreceksiniz.

AVCI

———————————–
———————————–

Merhaba “Avcı” kardeşim…

Blog’una koyduğun “az” ama
“öz” yazıları zevkle okuyorum, size daha
evvelden de dediğim gibi insaallah o yazılarınızı
matbu olarak da milletimize takdim edeceğiz. Eylül
ayında bunu da gerçekleştirmiş oluruz büyük
ihtimalle…

Soner Yalçın’ın “Efendi2” isimli
beşparaetmez kitabı üzerine yazdıklarınıza,
“katkı” mahiyetinde bir şeyler söylemek
istiyorum…

Sizin ve OYLESINELAF@ kardeşimin yazdıkları, gerçekten
de bu kitaba (malum kitaplara) yapılmış
“sistemli” tenkidlerden sayılmalı; zaten
sizlerin haricinde neyin ne olduğunu bilerek tenkid
işi yapan şu anda yok gibi…

S. Yalçın’ın kitabında geçen bir ifade var;
“CELCELUTİYE” ve “CEVŞEN”
hakkında…

Maksadı, doğruyu yazmak değil de, sizin de ifade
etmeye çalıştığınız üzre, “bağcıyı dövmek”
olunca ve üstelik, İslâm hakkında “kıt”
bilgi ve “ecnebi” kaynaklardan
iktibaslarla işini yapmaya çalışınca, durum vahim üstü
bir hal alıyor…

Kitabında Said Nursi Hazretlerini “Kabalacı” yapmak için onca “çaba!!!” gösterirken, dikkatinizi çekmiştir muhakkak, Hazretin bir tek kitabından doğrudan bir iktibası mevcut değildir! Onu, “Kabalacı” yapacak, “Yahudi” yapacak, ama onun bir tek kitabını bile okumadan!!!

İktibas yaptığı kişi de ne güzel hem: Turan Dursun!..

Said Nursi Hazretlerinin “Lemalar” isimli
eserinden bir iktibas yaparak “Cifr”
üzerine yazılarını alacak ve sonra da “Hazret-i Ali’nin “Celcelutiye” diye bir kasidesi oldugunu ve kasidenin, baştan sonuna kadar “ebced hesabı ve cifrle” telif edildiğini, Cafer-i Sadık ile Muhyiddin-i Arabi’nin de cifrle uğraştıklarını bu alanda hesaplar yaptıklarını iddia etti” diye de yazacaksın!

Kimden?

Turan Dursun’dan!!!

Hatta bir yerinde de, “Celcelutiye” ve “Cevşen”in “Alevi kaynaklı” olduğunu, “Sünni kaynaklı olmadığı” için “Sünnilerce benimsenmeyen” bu kaside-duaların, “Sabetayist Halidiye kolu” bağlılarından olan “Beyaz Müslümanlar” tarafından “yaygınlaştırıldığından” bahsedecek kadar
cüretkar bir cahil olabiliyor!..

Fakat burada çeken nokta şu:

Bilmem hatirlar mısınız, Ruşen Çakır’in
“Ayet ve Slogan” isimli bir kitabı vardır;
o kitabda da hem bağlısı olduğum İBDA hem de diğer
İslâmi cemaatler hakkında muhtelif bilgiler
verilmiştir; bizim hakkımızda yazdıklarına bir şey
demiyorum, o günlerde kendisi çok kapımızı
aşındırmıştı fakat, diğer grublar hakkında hem de bazı
tarikatler hakkında dışarıdan (“kafir”)
birinin bilmesi çok zor malumatları sayfalarında
okumuştum. Gerçi bunların ekserisi uydurma ve
“kaynak”ığı da desifre eden
bilgilerdi…
Rusen Çakır’a o bilgileri verenler sonradan
tarafımızdan öğrenildi, hatta Ruşen Çakır da bunu
itiraf etmek zorunda kaldı … Bunu yapan Mehmet Metiner isimli o zamanlar “Girişim”
dergisini çıkaran “kişioğlu” idi…
Hatta bu “kişioglu” sonradan
HADEP’in Genel Başkan Yardımcısı oldu, C. Ülsever’in “Hacı” isimli romanından çekilen dizi filmde de “Vali”yi oynayarak
ne kadar “Kemalist” ve “çağdaş
Müslüman” olduğunu gösterdi…

Aynı şey Soner Yalçın’ın kitabı için de geçerli;
o da birilerinden “yardım” almadan o kadar
“cüretkar cahilliği”ni
sergileyemezdi…

Bir tetkik yapmak için kitapları karıştırır ve yeni
kitaplar alırken, S. Yalçın’ın
“partneri”ni de tespit ettim!

“Celcelutiye” üzerine bir tetkik için
aldığım, “Risale-i Nur’un Manevi Bir Müdafaası. Celcelutiye’nin Şerh ve İzahı” isimli
“Tebliğ Yayınları”ndan çıkma kitap,
“partneri” deşifre etti… (Fakat burada şunu söylemek isterim, gönüllü olarak yapılıp yapılmadığı hususunda kesin bilgim yok bu “partner”liğin; büyük ihtimal bu kitapda geçen ifadenin –onlar bu işin, “copy-paste”nin ustasıdır biliyorsunuz-, “kopyalanması” ile bu iş olmuştur.)

Kitabın giriş kısmında “Önemli Bir Belge”
başlığı altında yazılanlar, yazanın ne kadar
“cahil” olduğunu, meseleye ne kadar
“lokal” yaklaştığını, terminolojiden ne
kadar uzak olduğunu göstermekte…

Diyor ki B. Sağlam:

“- Bu degerli Celcelutiye kasidesinin alim mutasavvıflar, ehl-i beyt imamlarından, onlar da İmam Ali’den mütevatiren rivayet etmişlerdir. Ve tarihte alevi-sünni kavgası her dönemde varolduğundan, ehl-i sünnete bağlı olan hadis imamları, ehl-i beyt imamlarından rivayet nakletmemişlerdir. Dolayısıyla bu değerli kaside ile cifr ve Cevşen gibi büyük hakikatler, Sünni hadis kitaplarında bulunmamaktadır. Bunu üzerine başta Şazeliler olmak üzere alim ehl-i tasavvuf, bu eksiği görüp kendileri ehl-i beyt kültürünün her maneviyatını bize nakletmişlerdir. Onun için Bediüzzaman, “Cevsen, mütevatiren nakl edilmiştir” der.”

Bu ifadenin neresini duzelteceksiniz; İslâmi
terminoloji içerisinde “Alevi” diye bir
şey, ancak Türkiye toprakları için geçerlidir; umumi
manada, yazarın kastettiğine, Şia denilir…

“Ehl-i beyt imamları” diye bir kelam da
yoktur terminolojide; Türkiye topraklarına mahsus,
“mezhebleri yakınlaştırma” meraklısı
birkısım eşhasın yerleştirmeye çalıştırdığı bir
kalıptır bu…

“Cevşen ve Celcelutiye’nin Sünnilerde yok” olarak kabul edilmesi de bu topraklara ve
bahsettiğim zihniyete yatkınlara yakışır bir ifade;
“Celcelutiye kasidesi”nin “Sünnilerde” olmadığı sözü, İmam-ı Gazali Hazretleri’nin bu kasideye yazdığı şerh ile zaten butlandadır…

Fakat!..

Burada şu nokta ortaya çıkmaktadır AVCI kardesim ki,
mühimdir: Bu ülkede “mezheb”,
“Şia”, “Ehl-i Sunnet ve’l
Cemaat” mevzularında “bilgi”
kalmamış, unutulmuş, unutturulmuş, hepsi –ne
demekse!- bir “İslâm kardeşliği” fıkrası
içine cumburlop konularak milletimize
“yutturulmaya” çalışılmış, bu cihette de
bayağı bir mesafe alınmıştır.

“Cevşen” ve özellikle “Celcelutiye Kasidesi”nin, “Alevi”liğe nispet edilmesi ve S. Yalçın’in iddiasınca “İran’da bayağı yaygın olması”, kabul edilebilecek bir husus değildir ve hatta S. Yalçın’ın “Celcelutiye Kasidesi”ni bırakın okumak, gördüğü hususunda bile şüpheleri ortaya çıkarıyor takdir edeceğiniz gibi…
Niye..?

Celcelutiye Kasidesi’nin, -eldeki bir nüshaya
göre- 101. beytinde şunlar söylenmektedir:

“- Ya İlahi! Ömer ile beraber Ebu Bekr’den razı ol; Şaşmaz Haydar (Murtaza Ali) ile beraber Osman’dan da razı ol!”

Bunların bozuk bir terminoloji ile “Alevi”
dedikleri aslında “Şia” denilen mezheb
bağlılarının, burada bahsedilen üç büyük sahabi
hakkında hiç te iyi şeyler söylenmediği malumdur;
yani, bu Kasidenin -malum- “Alevi”lere nispet edilmesi tamamen UYDURMADIR ve bu da işte “mezheblerin unutulması”nın getirdiği bir meziyetdir!!!

“Alevi” diye tesmiyelenen kesim içine,
lugat manasiyle bir ehl-i sünnet olan ben de girerim;
siz de benimle ayni mezhebe mensub oldugunuzdan siz de
girersiniz; “Alevi=Ali’yi seven”
manasına oldugunda…

Fakat dedigim gibi, İslâmi terminoloji içinde,
Türkiyedeki bir kısım çalgıcı-türkücü-dansçı Hurufî
artıklarını kastederek söylenen “Alevi”lik
icine ne ben ne siz ne de “Şia” girer;
çünkü bunların “itikadları”, “La
İlahe İllallah” sırrı içinde değildir; tenasüh
ve ateizm başta olmak üzere bütün hurufat bunların
itikadı içinde mevcuttur. Zaten bu
“tip”leri, sadece “bizim
memlekette” bulabilirsiniz!!!

Şia’ya gelince…

Türkiye Şia’sı bellidir; İstanbul’da
İkitelli’ye gidin, “cemaat lideri”ni
de görürsünüz ve onlar da bu bahsedilen
“Aleviler” ile bir alakaları olmadığını,
onları “ehl-i iman” olarak dahi kabul
etmeyeceklerini söyklerler…

Hazır oraya gitmişken, onlara
“Celcelutiye’yi siz de okuyormuşsunuz!” deyin hele bakayım, diye de S.
Yalçınlara bir akıl verelim; böylece “nush ile
uslanmayan” taifesinin “hakkı olan
kötek”le karşılaşacaktır ki, zaten böyle SALLAMA ALAKALAR ile kitap yazan biri ya hic kitap okumadığını itiraf etmeli veya hiç dayak yemediğini!!! (Böylece
belki akıllanırlar, ne dersiniz Avcı kardeşim?!)
Bahaddin Sağlam’in ifadelerinin –ihtimal
ki- “copy-paste” yoliyle intikali neticesi
ortaya çıkan durum bu; bu da inanınız “işi
bilenleri” gülmekten öldürecek neredeyse desem,
abartı olmaz… Bahaddin Sağlam’ın
yazdıkları hakkında bir yazı hazırladım ve onu da
Eylül ayı içerisinde insaalah yayinlatacağım…

Şu “Alevî” meselesine küçük bir dokundurma
yapalım…

S. Yalçın (ve sizn tabirinizle Küçükeynlerden Yalçın’ın)
kitabında Hacı Bayram-ı Veli, Hacı Bektaş-ı Veli, Mevlana Celaleddin-i Rumî ve Yunus Emre gibi büyük
batın kahramanı ve Ehl-i sünnet ve’l cemaat
İmamlarını “Alevî” olarak kabul
ediyorlar…

Hata da burada başlıyor.

Rahmetli Üstadımız Necip Fazıl’ın “Başbuğ Velilerden 333” isimli bir eseri vardır; orada
bu zatlar hakkında yeterli bilgi verilmektedir; kaldı ki, eğer bu zatlar, dedikleri gibi “Alevî” veya o zamanki adlariyle Hurufî meşrebli olsalardı, hem Anadolu’da tutunmaları imkansızlaşırdı hem de Osmanlı devleti tarafından el üstünde tuıtulmaları mümkün olmazdı…

Evet, Osmanlı bir “devlet” idi ama Ehl-i
sünnet ve’l cemaat mezhebini benimsemiş, bunun
bayraktarlığını yapmış bir devletdir; bunun içindir
ki, “kafirler” devamlı olarak “batıl
mezhebleri” kışkırtmış ve Osmanlı’ya karşı
savaşmaya veya ayaklanmaya çağırmıştır…

Yavuz Sultan Selim Han’ın bu noktadaki tavrı bellidir
ve üstelik Said-i Nursi Efendi de onu bu tavrından
ötürü “İTTİHAD-I ISLÂM’IN MİHENK SAHSİYETİDİR” diye vasıflandırmıştır.

Faaliyetlerinizde muvaffakiyetler temenni ederim.

S. Orhan
kaynak: http://www.f27.parsimony.net/forum67623/messages/21851.htm

About these ads
Published in: on Eylül 6, 2006 at 7:18 am  Yorum Yapın  
Tags: , ,

The URI to TrackBack this entry is: http://kendihalinde.wordpress.com/2006/09/06/celcelutiye-ve-efendi-2/trackback/

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: