Efendi 2-Komplolarin Efendileri

KOMPLOLARIN EFENDİLERİ

Komplo teorilerinin en çok üretildiği yer muhtemelen Türkiye’dir. Bunda kuşkusuz ki, ülkemizin bu projeksiyonlara hayli müsait bir siyasal yapısının olmasının önemli payı var. Öteden beri, televizyonlarda, gazetelerde ve dergilerde komplo teorileri konulu program ve yazı dizileri en fazla izlenen ve okunan konular olageldi. Bu olgunun prim yaptığını fark eden bazı uyanıklar meseleyi abartmakta biran olsun gecikmeyerek, tabir caiz ise yeni bir rant alanı bile oluşturdular.

Açıkçası komplo teorileri içeren yayınlar, neredeyse bir sektör üretti.

Aslında sözü Soner Yalçın’ın ilk baskısı yüz bin olan ‘Efendi 2’ isimli kitabına getirmek istiyorum, daha doğrusu Soner Yalçın’ın bu ‘efendi’ler serisiyle ne yapmak istediğine…

Komplo teorilerini önemseyen birisi olarak, son dönemlerde, gerek Soner Yalçın’ın ve gerekse Yalçın Küçük’ün sistematik bir biçimde ‘komplo teorilerine’ komplo düzenlediklerini fark ettim…

Bu zevat ısrar ve inatla her taşın altında bir ‘Sabatayist’ olduğunu iddia ediyor…
İkisi de Marksist kökenli ve her ikisi de ileri sürdükleri iddialar ışığında Sabatayist vasıflar taşıyor…

Tam bu noktada ben, Sabatayistlerin İslâmî çağrışımları olmayan, mesela; Demir, Bakır, Tunç, Yalçın, Kaya vs. gibi isimleri özellikle tercih ettiklerine, isimlerdeki ‘er’, ‘ar’, ‘man’, ‘men’ gibi ilginçliklere ve bu nedenle Soner ismi ile Yalçın isminin bu hususiyetleri taşıdığına filan değinmeyeceğim… Bu zevatın aslında gerçek birer Sabatayist oldukları iddiasını da getirmeyeceğim. Ama yapıp ettikleriyle bu davaya (?) hizmet ettiklerini iddia etmeden de geçemeyeceğim doğrusu.

Öncelikle, Soner Yalçın’ın ‘Efendi’ serilerindeki, saçma sapan sorularla, sözüm ona ilginç bağlantılar kurarak, İslâmî camiada mühim addedilen bazı şahsiyetlere (mesela Bediüzzaman, Mevlana Halid-i Bağdadî ve Muhyiddin-i Arabî gibi) çamur atmaya çalışmasını, ‘cehalet’ ve art niyetle niteleyerek ciddiye bile almadığımı söylemek isterim. Hele ‘efendilerin’ olağanüstü sıkıcı, tutarsız ve karmaşık olmaları ve bu nedenle de aslında tam bir piyasa kitabı hususiyeti taşıdıklarını da hasseten vurgulamak şart.

Gelelim bu şahsiyetlerin Sabatayizme hizmet ettikleri iddiamıza.

Bu zevat, Sabatayizm adına iki koldan iki ayrı cephe açarak bu davaya hizmet etmektedirler, şöyle ki:

Birinci cephe Soner Yalçın’ın hizmet alanı!..

Soner Yalçın bu çalışmalar ile şunu söylemeye çalışıyor: ‘Ey millet! Ne yaparsanız yapın, nereye giderseniz gidin, Sabatayizme hizmet etmekten kurtulamazsınız! Sabatayistler Türkiye’deki bütün çeşmelerin başını tutmuş ve istisnasız tüm alanlarıyla yönetimi ele geçirmiştir. Öyle ki, İslâmî cemaatler bile onların kontrolündedir. Özetle bu Sabatayistler kadir-i mutlak bir güce sahiptirler ve sizlerin onlara teslim olmaktan başka yolunuz yoktur!’
Aslında Soner Yalçın tam olarak bunu söylemektedir. Yani Sabatayistlerin mağlup edilemeyecek bir kudrete malik olduklarını, sanılandan kat be kat fazla bir güce hükmettiklerini iddia etmektedir.

Peki, bu ne anlama gelir?

Aslında çok açık!.. Bu iddialar, insanların zihnine bir heyula, bir mağlup edilemez güç kazımak maksadı taşımaktadır. Soner Yalçın’a inanmanız halinde, memleketi terk edip gitmekten başka bir yolunuz kalmayacaktır açıkçası…

İşte Soner Yalçın’ın asli vazifesi budur, yani Sabatayistleri yüceltmek ve onların dışında kalan insanları hor ve hakir bir korkuya mahkum etmekle birlikte aşağılık kompleksine düşürmek!…

Peki ya Yalçın Küçük ne yapmaktadır?!.

Onun işi de Soner Yalçın’ın uyguladığı metodunun tam tersini uygulayarak Sabatayistleri gözden ırak tutma vazifesidir. Herkesin bir şekilde ciddiye aldığı bu konuyu vülgarize ederek, tabir caiz ise meselenin cılkını çıkarmaya çalışmaktadır bay Yalçın Küçük.

Bu zat, öylesine uçuk iddialar serdetmektedir ki, bu mevzulara en yatkın insanlar bile bir noktadan sonra ‘hadi canım sende!’ demek zorunda hissetmektedirler kendilerini.
Öyle ya, Tayyip Erdoğan’ın oğlunun adının Burak, kızının adının Sümeyye olmasını, başbakanın ‘İbraniliğiyle ilişkilendiren birisinin hangi iddiası ciddiye alınabilinir ki?..

Eğer Yalçın Küçük cahil değilse (Burak’ın Peygamber efendimizin Mirac’a çıkışında kullandığı binek, Sümeyye’nin de ilk kadın şehit olduğu asgari İslâmî bilgi sahibi herkesin malumu olan hususlardır), bu söylemini, meseleyi basite indirgemek çabası olarak görmekten başka hiçbir alternatifimiz kalmaz doğrusu.

Özetle, Yalçın Küçük’de Sabatayistler meselesini, neredeyse köy muhtarlarına kadar indirgeyerek gayr-i ciddi bir noktaya taşımakla görevli bir ‘İbrani şinas’ vatandaşımızdır.

Sonuç olarak: Mezkûr şahıslar, ileri sürdükleri iddia ve söylemleriyle aslında komplo teorilerine komplo düzenlemekle vazifelidirler ve Sabatayistlerin gerçek yüzünü görmemizi engellemeye matuf bir gayretin içerisindedirler. Yazıp çizdiklerinin yansımalarına baktığımızda, bir hayli başarılı olduklarını söylemek hiçte abartı olmaz. Bu oyunu boşa çıkarmanın yegâne yolu ise bu iddiaları ciddiye almamaktan geçer.

Netice-i kelam: Komplo teorileri, Soner Yalçın ve Yalçın Küçük’e bırakılamayacak kadar önemlidir!..

Nihat NASIR
nihatnasir@yahoo.com

Reklamlar

The URI to TrackBack this entry is: https://kendihalinde.wordpress.com/2006/07/27/efendi-2-komplolarin-efendileri/trackback/

RSS feed for comments on this post.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: