Efendi 2 ve Palavralari/ Ben Müslümanlardan Nefret Ediyorum…/“Kanalizasyonların Efendileri”nin Hainlikleri; “Efendi 2” Üzerine Makaleler -1

Efendi 2 ve Yalanlari/..

EFENDI 2-devam -Sap Yeyip Saman Çikarmak

INTER-TURK FORUMU

Yazar Telekom at 27. Haziran 2006 18:07:58:

Yazar kitabin degisik bölümlerinde de yaptigi gibi elmalarla armutlari toplamaya devam edip, kitaba kendinizi kaptirip gittiyseniz caniniza okumaya devam ediyor. Bir yerde ak derken diger yerde kara diyor ama bunu bir suç olarak gösterip aktanda karadanda müslümanlari sorumlu tutma aymazligini göstermekte geri durmuyor. Asagidaki satirlarin aktörü Rifai seyhi Kenan Rifai.

Seyhin peygamberlere inanmadigini, cagdas bir fransiz kültürü ile yetistirildigini, alyans okulunda okudugunu, hatta alyans okuluna gitmeden önce ibraniceye vakif oldugunu, sosyeteden ve yazar-cizer takimindan müritlerinin isimlerini yazarin cümlelerinden ögreniyoruz.
Yazar kendi lakirdilarindan sonra sözü cemil meriç’e birakiyor ve ondan aktarma yapiyor:

Sayfa 118’den:

“….Müslümandan cok deist.Daha dogrusu panteist.Maddecilikle zehirlenen bir caga ancak bu esnek, bu herseyi kucaklayan inanc sesini duyurabilirdi ( jurnal 2005 cilt2 s.216)
Ne diyor Cemil Meric: Kenan rifai müslümandan cok deistti. Yani peygamber tanimiyordu; ne Hz Isayi ne Hz Musayi ne de Hz. Muhammedi..,

Diyoruz ya karsimizda farkli bir seyh portresi var “

Sayfa 120’den:

“ Kenan Rifai gibi Esat Sagay’da selanikliydi.
Dergaha bagli bir milli egitim bakani!

Ne deniyor: “Cumhuriyet müslümanlari ezdi”

Bu nasil ezmeyse!

Milli egitim bakanligi neredeyse bir dergahtan digerine geciyordu sanki: Kenan Rifainin müridi Esat Sagay gidiyor, Yenikapi mevlevihanesinin müridi Hasan Ali Yücel geliyordu…”

Telekom derki:

Nasil ama ;
Cumhuriyet müslümanlari iyi ezmis degilmi :))))
Yazar Bu nasil ezmeyse diyebiliyor ya bende sasip kaliyorum.
Sanki bu kitabi yazan rifai seyhine onca olumsuz lafi eden kendisi degilmis gibi, bide bunu Milli egitimin bakanlariyla ilintilendirip bakin iste tüm bakanlar dergahci demeye getirip, müslümanlarin ezilmedigine vurgu yapiyor.
Yahu adamlar zaten sabetaist yada her ne haltsa bunu kendin güzel güzel dile getiriyorsun zaten.
Onca laftan sonra akl-i selim bile müslümanlari ezenin kim oldugunu anlar. Ki zaten biliyoruz…

Bazen düsünüyorum yazar acaba bu cümleleri yazarken AYIK mi idi diye:)
Insan ancak bu kadar sacmalayabilir. Yazarda bu sacmaliklarin zirvesinde dolanirken müslümanlarada arada bir dokunduruveriyor.
Herhalde 7-10 yas arasi cocuklarin bu kitabi okudugunu düsünüyor olmali sevgili yazarimiz:))))

Sap yeyip saman çikarmak deyimi herhalde tamda bu gibi durumlar icin söyleniyor

—————————————————————————————————————————————————

EFENDI 2- devam ( Ben Müslümalardan Nefret Ediyorum Ama Söyliyemiyorum )

INTER-TURK FORUMU

Yazar Telekom at 28. Haziran 2006 02:13:26:

Konu basligimiz güzel ama:))))))

Bu Soner adam olmayacak vesselam:) Hani yazmayim diyorum ama dayanamayip yine yaziyorum. El insaf yahu. Bir insan bu kadar gaddar ve kindar bir sekilde müslümanlara nasil saldirabilir. Müslümanlar bu insana ne yapmistir da bunun acisini cikarmaya calismaktadir. Elindeki bir kac garabet örmek ile toptanci bir anlayisla tüm müslümanlari karalamak hangi vicdana sigar.

Efendim konumuz evlilik, ama evlilikten önce elbette ki yine malum kitaptan aktarmalar yapacagiz.
Yazar kitabinin 123’üncü sayfasinda John freely’nin Kayip Mesih kitabindan sabetaist bir ilahi aktarmasi yapmaktadir.
İlahide su ifadeler yer almaktadir : Ve EMIRE’nin kutsanmasi tamamlandi.
Yazar ayni kitabi referans alarak yine 123’üncü sayfada EMIRE adinin ibranicede “efendimiz ve kralimiz ihtisami yücelsin” anlamina gelen kelimelerin ilk harflerinden olusan ve sabetayin müritlerinin ona verdigi bir ad oldugunu söylemektedir.

124’üncü sayfanin hemen basinda Yazarimiz, “ yani sabetay seviye müritleri EMIRE diyordu …” diye saptamasini yapiyor.
Ama elbette is saptama yapmakla bitmiyor; cümlesinin bittigi yere hemen bir dipnot rakami ekliyor ve bilgi notunda tam saha müslümanlara prese basliyor:)
Zaten bizim meselemizde burdan sonra basliyor. Cin olmadan adam carpmaya calisiyor her zamanki sark kurnazligiyla.Gelin bakalim dipnotta neler var.

Sayfa 124’deki tek dipnot:

“Hatirlarmisiniz: 1996 da Emire (ersoy) Kalkanci diye biri vardi. Hani üniversitelerde okumus zengin bir ailenin sosyetik kizi olmasina ragmen seyh ali kalkanci ile evlenmisti.aczmendi dergahi seyhi müslüm gündüzün torunu yasindaki fadime sahin ile uygunsuz bir durumda basilmalariyla baslayan olaylar karmasik meseleleri gözler önüne sermisti. O yillar televizyon haberlerinde mide bulandiracak kadar carpik cinsel iliskiler gösteriliyordu…Isin garip yani müslüm gündüzün fadime sahin ile basildigi evin sahibi türk-islamci hüseyin üzmezdi. Ve oda bir kac yil sonra torunu yasinda bir genc kizla dünya evine girdi.
INSAN GENC KIZLARLA ILISKI KURAN BU MÜSLÜMANLARI ANLAMAKTA ZORLANIYOR.Keza gazeteci Fehmi Korunun kayinpederi süleyman karagülle de kirgizistanda 18 yasinda bir kirgiz kiziyla evlendi.”

Diyor hin oglu hin yazarimiz:)))))))))

Yazar bu dipnotu “lafta” EMIRE kelimesine dikkatimizi cekmek icin koyuyor hani, oradan EMIRE kalkanci ile bir baglanti kuruyor ve hah diyor tam zamani simdi hedef kitleye bir pandik atiyim deyip geregini yapiyor.

VUR MÜSLÜMANA.
ANLAMAKTA ZORLANIYORMUS BEYEFENDI….

Tamam hakli olabilirsin onlari anlamakta zorlanabilirsin ama MÜSLÜMAN kelimesini kullanmanin ne anlami var? Sahsen bende aradaki yas farki büyük olan iliskilere saglikli bakmiyorum.

Ama o örnekleri verirken yazarimiz bazi noktalari gözardi ediyor.

Sabah aksam kendi medya grubundan bize yasam stilleri, pislikleri, rezillikleri dayatmaci bir sekilde pompalanan televole zihniyetine neden hic sesini cikarmiyor.

Acaba ;

Mehmet Ali Erbil
Kayahan
Münir Özkul
Halit Akçatepe
Zeki Alasya
Haydar Dümen

Gibiler hakkinda ne düsünüyor? ( listeyi hafizamizi zorlarsak dahada artirabiliriz )

Acaba kimin eli kimin cebinde belli olmayan dallasvari “türk yapimi” diziler hakkinda ne düsünüyor?
O dizilerde oynayan oyuncularin carpik iliskileri hakkinda ne düsünüyor.
Magazin basinini hergün mesgul eden 17’lik mankenlerin yataktan yataga kosmasi hakkinda ne düsünüyor.

Milli capkin Süha hakkinda ne düsünüyor.
7 kere evlenip bosanan Gönül Yazar hanfendi hakkinda ne düsünüyor.
Sosyetenin jigolo arayan yasli dullari hakkinda ne düsünüyor.
Karisini baskalariyla is icabi paylasmaktan cekinmeyen muhterem isadamlari hakkinda ne düsünüyor.
Kadinlarin mal gibi kullanilip, rüsvet niyetine kullanilmalari hakkinda ne düsünüyor.

Yazar bunlari düsüne dursun biz size aksiyon dergisinden bir aktarma yapalim konu ile alakali olarak.


Mehmet Yılmaz – m.yilmaz@aksiyon.com.tr – Sayı: 539 – 04.04.2005

Haziran Gecesi

Başlığa bakıp, Kanal D’de yayınlanan diziden bahsettiğimi zannetmeyin sakın. Hani, Özcan Deniz’in başrol oyuncusu olduğu filmden. Kapak konumuzdan hareketle dizilerin reyting ölçümlerini anlatacağımı da sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Burada, genelde haziranda vizyona giren reytingi yüksek başka dizilerden bahsetmek istiyorum size.

“TELEKOM DIKKAT DER: Ne Tesadüf Yine bir HAZIRAN AYI ve EFENDI 2 PIYASADA”

Malum, Türkiye’deki siyasi hava değişiyor. Hem iktidar hem de ana muhalefet mecliste kan kaybediyor. Birbiri ardına gelen vekil istifaları 1996-1997 yıllarında yaşananları hatırlatıyor. Bir de 19 Haziran 1999’da sahnelenen büyük entrikayı. Nasıl ki her film iyi “iş” yapabilmesi için aylar öncesinden pazarlanır, “haziran dizilerinin” ön çalışmaları da mart ve nisanda başlar, mayısta hızlanır. İşte, bugünü anlamak için dünden birkaç örnek…

25 Aralık 1995’te yapılan seçimden Refah Partisi birinci çıkar. Ancak, hükümeti 5 Mart 1996’da ANAP lideri Mesut Yılmaz, DYP ile anlaşarak kurar. 9 Nisan’da Tansu Çiller hakkında verilen meclis soruşturması önergesiyle hükümette kriz başlar. Bu sırada güneydoğuda PKK operasyonları hızlanmış, 1 Mayıs’ta İstanbul’daki mitingde çıkan olaylarda 3 kişi ölmüştür. 9 Mayıs’ta, Çiller hakkında ikinci bir meclis soruşturması açılmasını isteyen önerge kabul edilir.

18 Mayıs’ta Cumhurbaşkanı Demirel’e İzmit’te İbrahim Gümrükçüoğlu tarafından silahlı saldırı düzenlenir. 22 Mayıs’ta devlet bakanlarından Ayvaz Gökdemir ile Ünal Erkan istifa eder. İki gün sonra DYP hükümetten çekilir. Başbakan Yılmaz da 6 Haziran’da istifa eder. Cumhurbaşkanı Demirel, ertesi gün, hükümet kurma görevini RP lideri Necmettin Erbakan’a verir.

21 Haziran’da Yaşar Dedelek, Şinasi Altıner, Tevfik Diker ve İrfan Köksalan DYP’den istifa ederek ANAP’a geçer. 23 Haziran’da, HADEP Kongresi’nde, salondaki Türk bayrağı indirilerek yerine PKK örgütünün bayrağı ve Abdullah Öcalan’ın posteri asılır. Olay tüm yurtta büyük bir tepkiyle karşılanır ve ertesi günden itibaren her yerde bayrak asma kampanyası başlar. 28 Haziran’da Erbakan’ın başbakanlığında RP-DYP koalisyon hükümeti kurulur.

İki gün sonra Tunceli’de kendisine hamile süsü veren PKK’lı terörist, bayrak töreni sırasında belindeki bombayı patlatır. Olayda 6 asker şehit olur. 4 Temmuz’da vekil transferleri başlar. ANAP Muş Milletvekili Erkan Kemaloğlu DYP’ye, ANAP Van Milletvekili Mustafa Bayram ise RP’ye geçer. 16 Temmuz’da ise Emre Gönensay, İsmet Sezgin, Cavit Çağlar, Köksal Toptan, Rifat Serdaroğlu, Mehmet Köstepen, Mehmet Batallı ve Refaiddin Şahin DYP’den istifa eder.

28 Şubat 1997’ye kadar Türkiye’de enteresan gelişmeler yaşanır. Kendilerini Aczmendiler olarak tanıtan bir grup ortaya çıkar. Susurluk’ta büyük ses getiren bir kaza olur. İçişleri Bakanı Mehmet Ağar görevinden istifa eder. Müslüm Gündüz’ler, Fadime Şahin’ler, Ali ve Emire Kalkancı’lar ekranlarda boy gösterir.

28 Şubat 1997 tarihli MGK toplantısında askerler hükümete sert uyarıda bulunur. 4 Nisan’da MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş hayatını kaybeder. 26 Nisan’da Sağlık Bakanı Yıldırım Aktuna ile Sanayi ve Ticaret Bakanı Yalım Erez istifa eder. Bunları 13 Mayıs’ta Bahattin Yücel, 17 Mayıs’ta Işılay Saygın’ın istifaları izler. Brifingler düzenlenir, RP hakkında kapatma davası açılır. Başbakan Erbakan görevi hükümet ortağı Çiller’e devretmek amacıyla 18 Haziran 1997’de istifa eder.

Bunlardan niçin mi söz ediyoruz? Geleceği öngörmek bazen geçmişe bakmaktan geçtiği için… Dün 28 Şubat’ta korunanlar, bugün sağa sola “mesaj” göndererek, Aczimendilerin dün rol aldığı dizide bugün “figüran” olmak istiyor. Şimdiden söyleyelim; sahneye konmak istenen CD’li yeni dizinin yüksek reyting alması çok zor. Bizden hatırlatması…

İyi haftalar.
EVET…..

Yazi böyle biter, neymis efendim demek ki HIN OGLU HIN olmakta bazen ise yaramayabiliyormus.

Yorum sizin beyler.

Arifin Fikri…..

INTER-TURK FORUMU

Yazar Telekom at 29. Haziran 2006 01:05:52:

Arifin fikri neyse zikride odur derler, benim yorumda biraz ona benzeyecek simdi.

Gazete:Hürriyet
Ajans: DHA
Konu:Türban
Ana fikir: Türban Yahudi Gelenegidir

Sonuc:

EFENDI 2 icin zemin hazirlaniyor.Efendi 2’deki iddialar sözde akademik zemine oturtuluyor.
“SEBEKE” calismaya devam ediyor ince ince.
Yerseniz tabi:)

***

Simdi burada bide $u sorular akla geliyor:

TURBANI gercekten ka$iyanlar kimler?

Bu Docent neden bu mulakati yapti?
Bu mulakati kim planladi?
DHA’nin konyada baska isi gücü yokmu?
Docent bu fikirlerini daha önce dillendirmis mi?
Ilk defami bu söylemi ile ortaya cikiyor?
Özellikle neden KONYA? ( Milleti galeyana mi getirmek istiyorlar bu konularda hassasiyeti en büyük ilimizde )
Ilk cuma namazinda da bir provakasyon icad edip konu ülke gündemine mi tasinacak?
Yoksa Ýlahiyat fakültesi koridarlarinda Docentin agzi burnu kirilip ISTE VAHSI YOBAZLAR yine sahneye mi cikti denecek?

Toplum Mühendisligi yapiliyor bunu söylerim baska da birsey söylemem.Yillarin emegi var. SEBEKE bos durmuyor vesselam

 ——————————————————————————————————————————————————

“Kanalizasyonların Efendileri”nin Hainlikleri; “Efendi” Üzerine Makaleler -1

“KİTLELERİ YÜRÜTME OPERASYONU”

VE “EFENDİ-2”

“Talihsiz” Soner Yalçın`in “Efendi 2: Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı” isimli kitabının birinci bölümunu (“Yahudi Harun Hoca’nın Sabetayist Muritleri”) okudum.

Bir “iç’e doğuş” olarak yazıyorum; niye “talihsiz” dediğimi de anlayacaksınız böylece:

Bu ülkede memlekete “nizam” vermek için bazı suikastler gerçekleştirilmiş, hedef olarak da daima “şeriat karşıtları” seçilmiştir. Turan Dursun, Bahriye Ucok, Muammer Aksoy, Ugur Mumcu, M. Ali Kışlalı, ilk akla gelen ve ölümleriyle “kitlelerin hareketlendirildikleri” insanlarır.

Bunların ölümlerinin ardından hemen “Kahrolsun şeriat… Kahrolsun Gerici Faşizim… Yaşasın Kemalizm…” vs. slogonlariyle insanlar “yürütülmüş” (argo mânâsına da anlayabilirsiniz bu “yürütülmeyi”) bu esnada hem “fail” olarak müslümanlar suçlanmış, hem de “siyasî operasyonlar” rahatlıkla gerçekleştirilmiştir.

Bu suikastlerin müslümanlar tarafından yapılmadığı (veya en azından “eldeki failler” tarafından yapılmadığı) şuradan bellidir ki; bahsi gecen “aydınların” katil faili olarak hemen hemen her sene değişik ve farklı “yapı”daki insanlar itham edilmekte ve bu yüzden de pekçok insan cezaevlerine tıkılmaktadır!..

Bu “durum” ile “iç’e doğuş” yani “Efendi-2-Soner Yalçın”in alakasına gelince…

Muteveffa General Eşref Bitlis’in, bir ucak kazasına mı yoksa sabotaj-suikaste mi kurban gittiği hakkında muhtelif rivayetler bulunduğu ve bunun üzerinden de “Amerikancı şeriatçılar” (ki, bu tabir “geniş” tutulmakta ve AKP’den tutun en “sade” müslümana ve hatta “ülkücülere” kadar bir kesim ‘buraya’ yerleştirilmekte) ile “faşist şeriatçılar”ın itham edildiği malumunuzdur.

“Fail” olarak kimlerin bulunacagi belli değil; belki bir suikaste kurban gitmistir veya gerçekten de “teknik arıza”nın kurbanı olmustur. General Bitlis’in “ölümü” bu mânâda bilinmezlik içinde; fakat bilinen bir şey şu:

O sabaha çıkan gecede katıldığı bir resepsiyonda, İran Büyükelçisinin Anıtkabir’e gitmemesine inat olarak, garsonlara “Getirin rakıyı!. şarabı!.. Orası “İslâm Cumhuriyeti” ise burası da “Laik Cumhuriyet”, dediği ve ser-hoş kafayla kalktıgı gecenin sabahında bindiği ucagın, “zemherir” soğuğunda “teknik arıza” sebebiyle yere cakıldığıdır!..

Şimdi; “ağustos sendromu”nun yaşandığı, General Buyukanıt’ın, Şemdinli’de “madalya” verdiği “arslanların”, “adam öldürmeye teşebbüsten” 39,5 sene hapis cezası aldığı ve bu sebeble de sesini-sedasını çıkaramadığı ve tahminen soyliyoruz, bu yuzden de “çıldırdığı” ve Cumhurbaskanlığı seçimi nedeniyle “Son Kale”nin AKP’lilere teslim edilmemesi için, “cumhuriyeti kanla kurduk, secimle teslim etmeyiz!” denildiği bilinen bir durum; yani AKP’yi “secime ZORlamak” için “beceriksiz cuntacı Ilhan Selcuk”un gözetiminde “her türlü yolun meşrûluğuna” cevaz verildiği bir dönemde, zaten “Amerikancı Seriatçı” diye adı cıkmıs olan bir grubu, “kitleleri” tekrar “yürütebilmek” için bir SUİKASTE çattırmak mantıklı olmaz mı?!

İşte benim (acizane!) bu noktada “tavan yapmıs” adayım, bahsi gecen kitabın sahibi Küçükeynlerden Soner’dir!

Peki niye buna “aday” olarak gösteriyorum?

Eğer kitabı okuduysanız, eğer kafanız Kücükeyn taifesinin “kanalizasyon verimleri” ile iğdiş edilmediyse, Anadoludaki müslümanların büyük kısmının ismini bile duymadığı, tesirleri sadece kendi çevreleriyle-sosyeteleriyle kayıtlı ve fikirleriyle zaten “müslümanları ehlileştirme ameliyesi” güttükleri açık belli bazı tipler üzerinden, Evliyaya ve Din-i İslâm’a laf atıldığını, İslâm’ın “İbranî tesirle” bu memlekette “yerleştiğini” söylediğini göreceksinizdir…

Evet, İslâm hakkında “tenkidî” yazılar, kitaplar kaleme alındı, hicbirinin zerre kadar bir tesiri de olmadı, gulundu gecildi veya “ehil insanlar” tarafından butun iddiaları cevaplandırılarak, itham noktaları ile tarihin tozlu raflarına yollandı…

Fakat, bu kadar meseleden habersiz, bu kadar cahil, cahilligi nisbetinde de cesur(!), içinde yasadiği toplumun “kültürüunden” bu kadar habersiz, üstelik anlayıs seviyesi bu derece düşük birinin kaleminden cıkma böylesi bir kitap, “ilmi bir tenkid”i ASLA haketmeyecek bir yapıdadır; bu kitap, bahsini ettiğimiz “tenkidî” kitapların –basit bir tabirle- “tırnagının ucu” bile olamayacak kadar “alçak” bir seviyededir!

Çünkü bu kitabın yazılıs sebebi, “ilmi bir tenkid” falan degil, İslâm’a hakaret, müslümanlara hakaret, müslümanları kendi dinlerini bile bilmekten aciz bir “koyun sürüsü” olarak göstermektir; senelerdir görmezlikten gelip lafını ancak yeni yeni etmeye basladıkları “Avdetîlik” cereyanının üzerinden müslümanlarda “yılgınlik”, “hayret”, ‘şaşkınlık” uyandırmaya çalışmaktalar ve akabinde de bu “koyun sürüsü”nü, tarihin kanalizasyonuna gitmek için artik gününü saydıkları 80 senelik faşist, oligarşik, zorba rejimlerine “payanda” veya “sıra neferi” haline getireceklerdir, GÛYA…

İşte bu kitabın yazılılıs sebebi böylesine IĞRENC bir GÂYE!..

Bir Turan Dursun’u düşünün; “içeriden” biri olarak tanıtılmasına rağmen, en basit İslâmî hükümleri bile “baska” yerinden anlama kabiliyeti gosterdiğinden “son kahraman rıdvan!!!” gibi, söyle yigitsin, böyle yigitsin laflariyle ileri sürülmüş ve “uygun” zamanda da “kitleleri yürütebilmek” için öldürülmüştür… Ya bombalı paket ile öldürülen Bahriye Ucok?.. “Pîr”i, bildiğimiz “pire” olarak anlayabilecek kapasite bir adam olan İlhan Arsel’in meddahı olmaktan, “İlahiyat fakülteleri”nin “teolojik arastırmalar fakültesi” gibi, inanmayan ama öğreten bir noktaya gelmesindeki “sembollerden” biri olarak, papagan kuşu gibi “ille de türbana karsıyım!”cı, “aydin bir müslüman kadın ve aydın bir din bilimci” laflariyle ileri sürülmesinden gayri ne gibi bir husûsiyeti vardı?; “yürüttürmeye” müsait idi, o kadar!.. Veya Ugur Mumcu; devletin, işte bugün “gitmeye” hazırlanan kesiminden “beslenerek” kitaplar yazan “cuntacı” bu adam, bende Fatih Sultan Mehmet Han ile büyük veli Akşemseddîn Hazretleri arasındaki “münasebeti” bile “dubur” seviyesindeki zekasiyle “başka” yerinden anlama kapasitesi gosteren biri izlenimini bırakmıstır; “karanlık” iliskileri sebebiyle de öldürülmüş ve bir kısım “zavallı” da “Kahrolsun Şeriat!” diye “yürütülmüştür”… M. Ali Kişlalı ve M. Aksoy’un yaptıklarını yazarak mevzuyu uzatmak istemiyorum; kısaca söylemek gerekirse, BU MEMLEKETTE İSLÂM’A ÂDÎCE LAF ATAN GÖNDERİLMEKTEDİR “EFENDİLER”, şu veya bu şekilde, haberiniz olsun diyorum.

Fakat “gönderilen”lere bakarak “gönderenler”in ILLÂKİ müslümanlar oldugu zannına kapılmayın; en basitinden U. Mumcu’nun ağabeyi Ceyhan Mumcu, kardeşinin “uğurlar olsun uğurlar ossuunn!” diye “gönderilmesinde” müslümanları değil, DEVLETİN BİR KADEMESİNİ sorumlu tutmaktadır. (bkz. Mehmet Ağar ile yaptığı bir görüşme sonrasında Ceyhan Mumcu’nun basına söylediği sözler…)

Küçükeynlerden Soner de, yazdığı bu kitapla (“Efendi-1” değil, bu kitab) “YÜRÜTTURMEYE” COK MÜSAİT BIR ADAY olduğunu ortaya kendiliğinden koymuştur!..

Fakat bu sözlerimiz üzre hemen, “tehdit ediyor… öldürülmesi gerektiüini süylüyor” ve hatta daha da ileri giderek “fetva veriyor!” gibi “dübürsel” cikarımlara girecek olanlara diyelim ki; bu yazar(!), basit, sıradan, en âdî dedikoduları bile “ciddiye” alabilecek ve sonra da “tarihî sırların üzerindeki örtüyü kaldıran bir kitap yazdım!” diye ortada gezinen biri; müslümanların BÖYLE YARATIKLARI KÂALE ALMAYA VAKİTLERİ YOK; ama dediğim gibi, cok “nazik bir siyasî konjektur” geregi en namlı adamlarını bile “yürütmek” için “kurban” edenler, ülkedeki siyasî dengeleri ZORlayabilmek için “her türlü yolun meşrûluğu”na Cuntacıların eşliğinde “cevaz” verilmişken, böyle bir “şey” olursa, müsebbib, “çılgın türkler cemaati” içinde aranmalıdırlar; sadece bunu söylüyorum!..

Bu sebeble, Küçükeynlerden Soner’e (ve hatta –“beş taşcı”- Yalçın’a da) ve AKP’lilere bir uyarıda bulunmayı görev addettik ve kitap içindeki “hakikat katliamları”na değinecegimiz makalelerimizin ilkini –muhtemel- “ZOR’LAMAK İÇİN YÜRÜTTÜRME OPERASYONU”na ayırdık!

Simdi, şöyle bir ifadeyle, “- Konu konuyu açıiyor, ama, Türkiyedeki tarikatlar arasındaki “farkları” bilmek için Mevlana Halid Bağdadî’yi yakından tanımak gerekir. Bagdadî’yi bilmezseniz, gerek “Erbakan hareketi”nin gerekse AKP’nin Doğu ve Güneydoğu’da neden çok oy aldığını anlayamazsınız! Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın danışmanlarının hemen hemen hepsinin neden Kürt olduğunu da analiz edemezsiniz!” diyerek, “tarikat”den, Mevlana Bağdadî Hazretleri’nden, “siyaset”den ne kadar anladığını ortaya koyarak, işi bilenleri “ma’badlariyle güldüren” Küçükeyn Soner’in yazdığı “Efendi-2”nin tenkidîne geçebiliriz, gönül rahatlığiyle… 24.6.2006. Vatan

AVCI

sasmazavci@mynet.com

sasmazavci@yahoo.com.my

(Devam edecek)

EFENDI 2- devam( Soner Yalcin)

INTER-TURK FORUMU

Yazar Telekom at 29. Haziran 2006 11:45:34:

Aha iste simdi reklam yapiyom ve soneri arayip reklam ücreti isteyecem:)))

Gecmiste yazdiklarim baki kalmak kaydi ile ve zerre kadar o düsüncelerimde degisme olmamakla birlikte;

sayfa 126 ile sayfa 147 arasinin iyi degerlendirilmesi gerektigine inaniyorum.
her ne kadar yine bazi cümlelere gicik kapsamda bunlari görmezden geliyorum.

Soner Yalcin diyorki:” Sorularin yanitlarini Türk milliyetcileri ve Islamcilari duygusalliktan arinip vermelidir…
Bu bir görevdir bunu günah cikarma veya affettirme icin degil önünü görmek icin yapmalidir”

Bende diyorumki Akli-i Selim SAMIMI müslümanlar göreve.
Bu isi cözecek birileri varsa, bu %100 samimi vatansever özü sözü bir müslümanlar arasindan cikacaktir.Ve bunlar medyayla, siyasetle,ekonomik cikarlarla kirlenmemis olmalidirlar.
Bu is dinsizlere,cift kimlikli sabetaistlere,ýrkcilara,ne idügü belirsiz bir takim cemaatlara, amaci belirsiz cemiyetlere,iki yüzlü tarihcilere, sermaye kucagindaki solculara,ajan-provakatör komünistlere birakilamayacak kadar önemlidir.
Elbette cözüme katkisi olacak önyargisiz vatansever demokrat her vatandastanda yardim alinabilir.
Bu baglamda eger 3000aile sitesini hazirlayanlar özü sözü dogru insanlardan olusuyorsa onlarada destek verilmelidir.
Ama kimse unutmasinki bu is iki ucu keskin bir bicaktir.
Kas yapacagiz derken gözden de olmamak icin akillica davranilmalidir.

Reklamlar

The URI to TrackBack this entry is: https://kendihalinde.wordpress.com/2006/07/27/efendi-2-ve-palavralari-3/trackback/

RSS feed for comments on this post.

2 YorumYorum bırakın

  1. cozum nedir peki

  2. NİHAL ATSIZ
    YK Göre sabatay ancak bu da onların yalanlarından biri. Düşünce yapısı olarak ırkcılığa karşıyım. Bununla beraber Nihal beyin Sabataycı olmadığını öğrenmek hoşuma gitmedi desem yalan.
    Çok yaşlı bir doktorla konuştum bayramda. Üstelik o dönemdeki olayları yaşamış ve Nihal Beyi yakından tanıyan bir büyüğümüz. Olgun ve son derece kültürlü bu beyle çok lezzet aldığım bir sohbetimiz oldu.
    Nihal bey Tortum-Gümüşhaneli. Çiftcioğullarından.Bu konuda araştırma yapan DP mebuslarından Sait BİLGİÇ. Gümüşhane hakimi iken Tortuma gidip Nihal Beyin aile ve yakınlarını araştırıp tetkik etti.
    Nihal Beyin babası Bahriye Yarbayı Hüseyin Bey. İstanbula gelişi babasının mesleği nedeni ile.
    YK nın Nihal Beyi Sabatay olarak değerlendirmesinin sebebi onlara ait vakıf okullarında Nihal beyin görev yapmış olması. İşte yalan buradan başlıyor ve Türk milliyetciliğinin en büyük isimlerinden olan bu insanımızın sabatay olduğunu iddia ediyor. Oysa işin aslını YK gavur gibi bilir. Nihal beyin ilk görevi deniz erbaş okulunda öğretmenliktir. İstanbul sultanisini bitiren Atsız Askeri Tıp fakültesine girer ancak 3. sınıfta ayrılak zorunda kalır bir üstü ile ettiği bir kavga sonucu. Daril Fünun yani Türk Edebiyatı bölümüne girer ve Köprülü Fuatın en gözde öğrencilerinden biri ve asistanı olur. Milli eğitim Bakanı Dr. Reşit Galibin yapılan tarih kongresinde Türklerin Ortaasyadan göç sebebinim kuraklık olmadığı ile ilgili Zeki Velidi TOGAN’ın tezine destek verdiğinden Köprülü Fuat ile ters düşer. Oysa kuraklık tezi Atatürkünde desteklediği tezdir. Fuat Köprülü onu asistanlıktan azleder. Zeki velidi Togan ayrıca incelenmesi gereken ilginç hayatı olan çok önemli bir kişiliktir.
    Atsız, O. Şaik Gökyay,Şükrü Güllülü (Güllüoğlu baklavalarını bilirsiniz), Kamil Su, Adnan Ötügen bu beş kişi birlikte hareket eden arkadaşlardır.
    Atsız önce Malatya sonra Edirneye sürülür. Bir süre öğretmenlik yaptırılmayan Atsız Orkun mecmuasını çıkarır. Atsız artık her devrin menkubu yani istenmeyen kişisidir. Zorla boğaziçi lisesinde öğretmenlik bulur. 1944 yılında Turancılar davasında tutuklandığında bu okulda öğretmendir.
    Yani devlet okullarında kendisine görev verilmediğinden terakki vakfı okullarında görev yapmak zorunda kalmıştır Atsız Sabatay olduğundan değil.
    YK nın bir yalanı daha size.
    Sevgilerimle


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: