Efendi 2 Dönme Meselesi

Yine “Dönme” meselesi

Dönmeler konusu eskiden beri muhafazakâr kesimin ilgi ve merakla yaklaştığı bir “bilgi alanı” ola geldi. Devletin yönetim kadrolarında –özellikle güvenlik ve istihbarat sahalarında– yer alanların da bu konuda bir hassasiyet içinde oldukları malum.
Ama yakın zaman öncesinde “patlayan” Sabetayizm konusu farklı bir ilgiyi hak eder görünüyor.
İlginç bir biçimde tam da 28 Şubat süreci dediğimiz dönemde ve hiç de beklenmeyecek isimler tarafından –yeniden ve eskisinden bir hayli farklı şekilde– ortaya atılan bu konunun hangi amaçlara hizmet için kullanılmaya çalışıldığı bazılarımızca kavranamamış görünüyor.
“Bütün kötüler Dönme olamaz, bütün Dönmeler kötü olamaz” diye bir yazı yazmıştım vaktiyle. Aldığım yegâne tepki Yalçın Küçük’ün “İbrani Kiras’a” gönderdiği selam oldu. İslamcı kesim, yüz senedir ensesinde boza pişirenlerin Yahudi dönmeleri olduğu fikrine nedense sıcak bakıyor. Ülkenin kaymağını yediklerini düşündüğü kaymak tabakasının farklı bir kökenden gelen ve gizli bir teşkilat biçiminde faaliyet gösteren karanlık zevattan müteşekkil olması daha makul, daha katlanabilir, daha tercihe şayan geliyor bizimkilere.
Ama İslamcı/milliyetçi kesimlerde uzunca zamandır bir tür züğürt tesellisi gibi varlığını sürdüren Sabetayist edebiyatının, şimdilerde bu taraklarda bezi olacağına ihtimal veremeyeceğimiz birtakım kişiler tarafından yeniden ısıtılıp servise konulmuş olmasında bir bit yeniği aramak durumundayız.
Açıkçası, Sabetayizm konusunun –en azından bugünkü haliyle– Türkiye’nin gündemine getirilmesi iyi niyet mahsulü bir girişim olamaz.
Peki, ne olabilir?
Benim aklıma iki ihtimal geliyor:
Sabetayizm edebiyatı,
1. “Başımıza gelenlerin” sebebini idrak ve izah edemeyişimizin tevlit ettiği bir günah keçisi olarak, günah keçisine ihtiyacın her zamankinden fazla hissedildiği bir dönemde farklı bir ambalaj içinde tüketime sunuluşu olabilir.
2. Sabetayist kökenlilerin Türk toplumu içinde eriyip gizli dinî kimliklerini kaybetmelerini yani asimile olmalarını önlemek isteyenlerin “tedbiri” olabilir.

İSLAM BÜYÜKLERİ HEDEFTE
Bu türden gayret(keşlik)lere yeni bir örnek daha eklendi yakınlarda.
Türkiye’deki İslami hareketlerin hemen tamamının Yahudi kökenlilerin kontrolünde olduğu biçimindeki komik “tezi” yalan dolanlarla ispatlamaya çalışan bir kitapla da karşılaştık sonunda.
Kitabın –okumayan ve okumayacak olanlar için– ciddiyet derecesini anlatmak için, kendilerinden “dönme” olarak bahsedilen zevatın büyük çoğunluğunun dönmelikle alakasının olmadığı bilgisini vermek yeterli olacaktır.
Haddizatında işlediği konunun içyüzüne nüfuz edebilmesi için yeterli bilgi ve donanımdan da yoksun bulunan yazar affedilemez bir hata daha yapmış: Teknik olarak çok farklı anlamlara karşılık gelen “mühtedi” ve “dönme” kavramlarını da birbirinin yerine kullanmış.
Bunun neticesinde Hıristiyanlıktan Müslümanlığa geçmiş bir ailenin çocuğu Yahudi kökenli diye gösterilmiş. Yahudi kökenli olup sonradan Müslümanlığı kabul etmiş olanlar ise yanlış şekilde Sabetayist diye anılmış.
Birçok isim için de Yahudilik kökeni uydurulmaya çalışılmış.
İfadeler hep şu düzende: “Filancanın Ankara’da doğduğunu biliyoruz. Ankara eski çağlardan beri Yahudilerin yoğun olarak yerleştiği bir yerdir. Ancak filanca Yahudi kökenli midir, bilemiyoruz.”
Çamur atarak iz bırakmaya yönelik bu “mantık” düzenini kullanarak neredeyse herkesin Yahudi kökenli olduğunu ispatlamak mümkün değil mi?
Yazar da bunu yapıyor. Türkiye’nin İslami hareketleri içinde öncü rolü olan hemen herkesi birtakım imalarla zan altında bırakmaya uğraşıyor.
Bunu yapmaktan muradı nedir, meçhul. Ama söylenenlerin hepsinin doğru olduğunu varsaysak bile böyle bir durum Müslümanlar için hiçbir şey ifade etmeyecektir.
Türkiye’nin İslam kimliğini korumak ve İslam imanını yaymak üzere en zor şartlarda mücadele vermiş, bu uğurda gerektiğinde can vermekten kaçınmamış maneviyat önderlerini ve dava büyüklerini saygıyla ve bağlılıkla anmaktan vazgeçmeyecektir bu ülkenin Müslümanları.

“SURET-İ HAKTAN GÖRÜNENLER”
Ne yazık ki Müslümanların İslam anlayışına da Türklerin millet telakkilerine de son derecede aykırı bir tutumun tezahürü olan köken araştırma işini İslam büyüklerinin ve dava önderlerinin nesebini kurcalamaya kadar vardıranlar yalnızca İslam düşmanları değil.
Her zamanki gibi “suret-i haktan görünenler” daha fazla.
İslami hassasiyet sahibi kimselerin hazırladığı izlenimini veren bir internet sitesinde Sabetayist kökenli “ünlülerin” listesini gördüm. Liste “Yüz Türk Büyüğü Ansiklopedisi”nin “içindekiler” sayfalarından farksız.
Kimi sorarsanız var.
Zaten bu tür yayınların bir amacının da toplumun algısına “Türkiye’de Sabetayist kökenli olmayan adam yok” yargısını yerleştirmek olduğu anlaşılıyor.
Ne var ki burada ismi geçenlerin önemli bir kısmının aile kökenleri biliniyor.
Hem devlet arşivlerinde hem de ciddi araştırmacıların eserlerinde kayıt altında olan ve zaten yakın tarihle az çok ilgisi bulunan hemen herkesin vakıf olduğu malumata dayanarak söylemem gerekirse söz konusu geniş listenin yaklaşık yüzde doksan dokuzu Dönme değil!
(Ne Talat Paşa ne Ali Fuat Başgil ne de Celal Bayar veya Fahri Korutürk soyu bilinmeyen isimler. Ne Ziya Gökalp, ne Ömer Seyfettin, ne de Burhan Özfatura veya Ahmet Ağaoğlu Sabetayist kökenli. Ayrıca olsalar ne yazar!)
Peki neden böyle listeler hazırlanıyor?
Yine iki tür açıklama yapılabilir:
1. Sabetayist kökenli ama Türk toplumu içinde asimile olmak üzere bulunan kişilere “bakın, sizin mensup olduğunuz cemaat ne büyük, ne kudretli” mesajıyla kimlik kazandırma gayreti…
(Zayıf bir ihtimal…)
2. Bu toprakların çocuğunun kendilerine saygı ve sevgi beslemesi, örnek alması, hatta varlıklarıyla gurur duyması beklenecek olan bir kısım şahsiyetlere karşı –tam aksine- mesafeli durması, soğuk bakması, hatta düşmanlık duyması için.
(Bahsettiğim listede ve benzeri listelerde yer verilen öyle isimler var ki insan bu ikincisinden başka bir izah bulunabileceğine ihtimal veremiyor.)

DÖNMELER SÜTTEN ÇIKMIŞ AK KAŞIK DEĞİL
Bu yazıya şöyle bir göz atanların bir kısmının “nereden geliyor bu Dönme sevgisi birader?” diye soracaklarından adım gibi eminim. Onlar için bir küçük açıklama yapayım:
Şahsen, yakından tanıdığım bir Sabetayist olmadı. Arkadaşım, dostum yok bu zümrenin mensupları arasında. Dolayısıyla özel veya genel anlamda bir sempatim de yok.
İnançlarına saygı duyabilirim, ama inançlarını ve inanç kimliklerini saklamalarını saygıya değer bulmam imkânsız.
Siyasi düzlemde ise, bu cemaatin temsilcileri –veya mensupları– bugüne kadar Türkiye’nin hayrına olan işlerin içinde değil, karşısında yer aldılar çoğunlukla.
Evet, Türkiye’nin Sabetayistleri sütten çıkmış ak kaşık olmayabilirler. Ama (hangi zümre öyle değil?) başımıza gelen her türlü felaketin kaynağı da değiller. Bu ülkenin düşmanı, bu milletin hasmı olduklarını söylemek de ne kadar gerçeğe uygun olur? En azından hepsi için böyle bir yargıda bulunmak insafsızlık olmaz mı?
Sabetayist kökenli herkesin Sabetayist olduğunu düşünmek çok da akıllıca görünmüyor. Bu soydan gelenlerin büyük bölümünün tarih içinde Türk ve Müslüman kimliği potasında eridiğini düşünmek daha mantıklı. (Bugünkü gayretlerin kısmen bu kesimi yeniden kazanmaya yönelik olduğu söylenebilir.)
400 yıl boyunca Türk toplumu içinde asimile olmadan kalmış olanlarının da –olağan cemaat dayanışması haricinde– yekvücut biçimde hareket ettiklerini söylemek pek inandırıcı olmasa gerektir.
Emperyalizmin küresel planlarının içerideki işbirlikçilerinin Sabetayistlerden ibaret olduğunu söylemek de çok büyük haksızlık olur.
İslamcılığın veya tasavvufi hareketlerin Yahudi kökenlilerin kontrolünde olduğu iddiası kadar.

Sözün özü şu:
“Bütün kötüler Dönme olamaz, bütün Dönmeler kötü olamaz.”

İbrahim Kiras

Reklamlar

The URI to TrackBack this entry is: https://kendihalinde.wordpress.com/2006/07/28/efendi-2-ve-pornografi/trackback/

RSS feed for comments on this post.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: