Sabataycılık Kavgası

ÜNLÜ YAZARLAR ARASINDA “SABETAYCILIK” KAVGASI!…

Türkiye’nin gündeminden hiç çıkmayan “Sabetaycılık” meselesi, bu kez iki yazarı karşı karşıya getirdi.
07 Mayıs 2004 Cuma 16:25

Sabah yazarı Ahmet Hakan 30 Nisan tarihli Sabah Gazetesindeki, “TEZ VE ANTİTEZLERLE SABETAYCILIK OLAYI!” başlıklı yazısında konuyu İslami kesimin alışılageldik bakışının dışında bir tarzla işledi.  Hakan’ın yazısına Mehmet Şevket Eygi’den Milli Gazetenin bugünkü sayısında “SABETAYCISEVERLERİN TEDİRGİNLİĞİ” başlıklı yazıyla oldukça ilginç bir cevap geldi… 

İŞTE, HER İKİ YAZARIN YAZILARI:

 AHMET HAKAN/ SABAH (30.04.2004) TEZ VE ANTİTEZLERLE SABETAYCILIK OLAYI! İttihat ve Terakki’den beri bıkmadık şu Sabetaycılar’ı tartışmaktan..
Eskiden Cevat Rifat Atilhan bu işin başını çekerdi, bugünlerde bayrağı Yalçın Küçük devralmış görünüyor. İslamcılarımızın ise bir ara değişmez ana gündemiydi bu mevzu.. Tam “unutuldu” derken 2004 yılında nisan yağmurlarının tam ortasında yeniden patlak verdi Sabetaycılık tartışması.. Yine “büyük tezler” ortaya atılıyor, yine “dehşetengiz komplolar” üretiliyor..
Yıllardır Sabetaycılar üzerinden anlatılan “öcü masalları“na maruz kalmışlığımın bıkkınlığıyla bu balona bir iğne batırmanın zamanı geldi diye düşündüm, hemen “tezler“i ve “antitezler“i ardı ardına sıraladım.
Ortaya bana göre basit, yalın gerçekler çıktı:
TEZ: Sabetaycılar iki kimlikli ve iki dinlidirler..
ANTİTEZ: Sana ne! TEZ: Sabetaycılar çok güçlüdür. En tepeleri ele geçirmişlerdir. Eğitimli ve zengindirler. Türkiye’ye istedikleri gibi yön vermektedirler..
ANTİTEZ: Başkalarının gücünden yakınarak kendi acizliğine bir gerekçe oluşturmak yerine sen de eğitim al, sen de örgütlen, sen de güçlen. Elini tutan mı var?

TEZ: Alkent’te bir daire kiraladılar. Orada ayin yapıyorlar.

ANTİTEZ: İbadet özgürlüğünü ne çabuk unuttun?

TEZ: Ama benim ibadetime, inancıma karışılıyor, onlarınkine müdahale eden yok. Bana baskı uygulanıyor, ona ise sınırsız

özgürlük tanınıyor.

ANTİTEZ: Ne yani, sana müdahale ediliyor diye onlara da mı müdahale edilsin. Sana yönelen baskılara karşı mücadele edeceğine, “Madem ben baskı görüyorum, o halde herkese karşı baskı yapılmalı” mı diyorsun? Peki “mücadele ahlakı” diye bir şey yok mu?

TEZ: Ben onların inançlarına karışmıyorum. Benim söylediğim onların hangi inanca sahip olduklarını açıkça ortaya koyup, iki dinli olmaktan vazgeçmeleri.

ANTİTEZ: Bir kişi ister iki dinli olur, ister tek dinli. Hem “hiç kimse benim din anlayışıma karışamaz, nasıl istiyorsam öyle inanırım” diyeceksin, hem de başkalarının nasıl inanmaları gerektiği konusunda oturup ahkam keseceksin. Böyle şey olur mu? Kur’an, “Senin dinin sana, benim dinim bana” demiyor mu?

TEZ: Sabetaycılar hem Müslüman olduklarını söylüyorlar, hem de gizlice Yahudi inanışına göre hareket ediyorlar. Müslüman mı, Yahudi mi olduklarına karar versinler ve sonra bunu çıkıp topluma açıklasınlar!

ANTİTEZ: Sen adamın dininin zabıt katibi misin? İster gizli Yahudi olur, ister açık Müslüman. Bu bizi ne ilgilendirir. “Hiç kimse inancını açıklamak zorunda değildir” cümlesi, en temel insan hakkıdır, unuttun mu?

TEZ: İyi ama Müslüman olarak gözüküp, benim dinimin aleyhine işler çeviriyor.

ANTİTEZ: Bir adamın senin dininin aleyhine işler çevirmesi için ille de “iki dinli” olması mı gerekiyor? Dindarların önüne türlü engeller çıkaranların hepsi “iki dinli” mi?

TEZ: Başımıza gelen felaketler Sabetaycılar’ın faaliyetinden kaynaklanıyor. Onlar olmasa biz çok daha iyi durumda olurduk.

ANTİTEZ: Başına gelen felaketlerin nedenini öğrenmek için aynaya bakmalısın. Sorumluluğu başkalarının üzerine atmak insana rahatlık verir, bunu anlıyorum. Ama artık rahatın kaçmalı! Unutma ki diriliş, rahatı kaçan adamlar sayesinde gerçekleşir! Mehmet Şevket Eygi/ MİLLİ GAZETE(07.05.2004) SABATAYCISEVERLERİN TEDİRGİNLİĞİ GEÇENLERDE Sky-Türk televizyonunda Sabataycılık konusunda beyan ettiğim bazı fikir ve görüşler birtakım Sabataycıları ve Sabataycı-severleri

rahatsız etmişe benziyor. Bu husustaki tenkit ve itirazlara verdiğim cevapları aşağıda okuyacaksınız:

 1. Sabataycılık konusunu kurcalamaya, araştırmaya ne hakkınız var? Cevap: Bilgi edinmek, incelemek, araştırmak, yasal sınırları aşıp taşmamak şartıyla tenkit etmek insanların ve vatandaşların temel haklarındandır. Ülkemizde Sabataycılık diye önemli bir mesele vardır. Merak ediyoruz, inceliyoruz, araştırıyoruz, tenkit edilecek tarafları varsa -kendimize göre- tenkit ediyoruz. Bunda gocunacak, tedirgin ve rahatsız olacak ne var? 2. Sabataycılar birtakım gizli sinagoglarda ibadet ediyorlarsa bundan sana ne? Adamların gizli hallerini araştırmak ahlâka ve din hürriyetine aykırı değil midir? Cevap: İslâm, Hıristiyanlık, Musevilik, Budizm, Hinduizm gibi dinler hakkında araştırma yapılıyor mu? Bu konuda yüzbinlerce kitap, makale yazılmış mıdır? Sabataycılık da bir dindir, onunla ilgili araştırma yapılması, bilgi edinilmesi de çok tabiîdir. Böyle bir şeyin ahlâka aykırı hiçbir tarafı yoktur. Aksine, insanlar bilgilendirildiği için ahlâken tebrik ve takdire şayan bir çalışmadır. 3. Sabataycılarla niçin ilgileniyorsunuz?Bırakın adamlar huzur ve rahat içinde kendi dinlerine göre yaşasınlar… Cevap: Mesele o kadar basit değildir. Çünkü onlar iki kimliklidir. Dıştan Türk ve Müslüman görünüyorlar; asıl kimlikleri ise Yahudiliktir, yani Gizli Yahudidirler. Onların bu ikili kimliği biz Müslümanları çok yakından ilgilendiriyor ve itiraf etmek gerekirse tedirgin ediyor. Hepsi için söylemiyorum ama onların bazılarının cuma günü camide namaz kıldıkları, cumartesi günü ise gizli sinagogların da Sabataycı, Yahudi âyini yaptıkları söyleniyor. Tabii ki, böyle bir durum bizi yakından ilgilendirir ve rahatsız eder. Bu gibi kimseleri tanımak isteriz. Onların gizlenmek hakları varsa, bizim de bilmek, aydınlanmak, öğrenmek hakkımız vardır. Yeter ki, insan haklarına, adalete, ahlâka aykırı bir şekilde olmasın. 4. Sabataycılar sizin camilerinize, namazlarınıza karışıyor mu? Cevap: Öyle bir karışıyorlar ki… Ezan Türkçe okunsun, namazda Kur’ân okunmasın, Türkçe tercümesi okunsun diyenler kimlerdir? Yakın tarihimizde Müslümanların temel haklarını, din ve ibadet hürriyetini, inandığı gibi yaşamak hakkını ihlâl edenler çoğunluk itibarıyla Sabataycılar ve onların kendilerine benzetmiş olduğu “Benzetilmişler” değil midir? Büyük bir ilimizde, üzerinde ayetler, kutsal kelimeler yazılı tarihi mezar taşlarını lâğım kapağı olarak kullandırtan meşhur bir vali ve belediye reisi onlardan değil midir? Gazetelerde, televizyonlarda bu milletin din ve inanç hürriyetine saldıranlar onlar değil midir? Onlar böyle yaparken suç olmuyor da biz Müslümanlar onları tanımak, içyüzlerini ve asıl kimliklerini araştırmak istediğimiz zaman niçin suç oluyor, kabahat oluyor? Efendiler biraz mâkul olunuz! 5. Sabataycılar, 70 milyonluk halkın içinde küçük bir azınlıktır. İşi fazla büyütmüyor musunuz? Cevap: Onların kelle sayısı önemli değildir. Önemli olan nitelik, ağırlık,

tesirdir. Onlar sayıca azdırlar ama bütün köşebaşlarını, bütün subaşlarını ele geçirmişler, bütün temel müesseselerde kontrolu sağlamışlardır. Medyada, üniversitelerde; büyük iş, finans, bankacılık, iktisat faaliyetlerinde, fikir ve kültür hayatında ezici ve baskın hakimiyetleri bulunmaktadır. Her taşın altından bir Sabataycı çıkmaktadır. Burada açıkça zikr edilmesi sakıncalı olan birtakım kurumlara da sızmışlardır. Onların önemi, ağırlığı, tesiri hakkında ne söylenilse azdır. Yakın tarihimize damgalarını vurmuşlardır. Devletimize, halkımıza, ülkemize zarar veren müzmin din-devlet zıtlaşmasını ve kavgasını onlar çıkartmışlardır, onlar körüklemektedir, onlar sürdürmektedir. Dünyada hangi medenî, ileri, hukukun üstünlüğünü tanımış, temel insan haklarına bağlı ve saygılı, demokrat ülkede böyle bir kavga vardır, sürmektedir? İddia ediyorum: Sevgili Türkiyemizin çok vahim, çok zararlı, çok tahripkâr genel bir kriz içinde bulunması Sabataycıların siyasetleri ve stratejileri yüzündendir. Ciddî ve objektif araştırmalar yapıldıkça bu konu daha da açığa ve aydınlığa çıkacaktır.

 6. Sabataycılar laiklik taraftarı ve âşığıdır. Sen ise laikliğe karşısın, bu yüzden o zavallılara çatıyorsun, düşmanlık ediyorsun… Cevap: Dünyada bin türlü laiklik bulunmaktadır. Stalin, Enver Hoca, Kamboçya kasabı Pol Pot, Mao da laiklik taraftarıydı, onların da kendi laiklikleri vardı. Laiklik devletin dine, dinin devlete karışmamasıdır. Sabataycıların laikliği nasıl laikliktir? Bu hususta fazla konuşmaya lüzum yoktur, manzara ortadadır. Bu ülkede laikliği saptıran, çığırından çıkartan, uygulamada din düşmanlığı haline getirenler Sabataycılar ve onlara benzetilmiş olanlardır? 7. Sabataycıları kıskanıyorsun, onlar yüksek makamlara çıkıyor, iyi para kazanıyor, onlara haset ediyorsun… Cevap: Evet yüksek makamlara çıkıyorlar ama nasıl çıkıyorlar? Ehliyetleri, liyakatları olduğu için mi, yoksa birbirlerini destekledikleri ve köşebaşlarına hep kendilerinden olanları getirdikleri için mi? Çok kazandıkları, bu ülkenin rant ve nimetlerinin kaymağını onların yediği de mâlumdur. Nüfusları belki yüzde birdir, belki de bu yüzde birin bile altındadır ama Türkiye’nin rantının, gelirinin yüzde altmışını onların kazandığı söylenmektedir. Ülkemiz gelir dağılımı bakımından dünyanın en adaletsiz, en dengesiz ülkelerinden biridir. Bu adaletsizlikte, dengesizlikte Sabataycıların tuzu biberi çoktur. Onlara haset etmiyorum; onları tanımak, öğrenmek, istiyorum. Ülkemin, devletimin, halkımın, haklarını korumak istiyorum. Kendi kimliğimi, millî kültür ve kişiliği, toplumdaki sosyal uzlaşmayı, millî barışı sağlamak istiyorum. Tarihî ârızaları ve kazaları gidermek, tâmir etmek istiyorum. 

Netice olarak şunu beyan etmek isterim: Sabataycıları incelemek, araştırmak, onlar hakkında sağlam ve ciddî bilgiler edinmek, bu konuda istihbarat ve çalışma yapmak kanunen suç değildir, ahlâken çirkin bir şey değildir. Aksine ülkeye ve kültüre hizmettir. Biz farklılıklara, çeşitliliğe, temel insan haklarına karşı değiliz, taraftarız. Ancak her şeyin açık ve şeffaf olmasını isteriz. İki kimlikliliğe, gizli kapaklı işlere; ülke, halk ve devlet üzerinde kurulmak istenen hegemonyalara hakimiyetlere, saltanatlara karşıyız. Noktaların, (i)lerin tam üzerine konulmasını isteyenlerdeniz. Kendi halinde Sabataycılarla bir alıp vereceğimiz yoktur. Lakin militan, agresif, jakoben, fanatik ve kültürü dejenere etmeye çalışanlarla, ülkenin rantlarını adalete ve insafa aykırı olarak elde edenlerle, emanetleri ehil olanlara değil, kendilerinden olanlara verenlerle alıp vereceğimiz vardır

Reklamlar
Published in: on Ağustos 27, 2006 at 11:36 pm  Comments (3)  

The URI to TrackBack this entry is: https://kendihalinde.wordpress.com/2006/08/27/sabataycilik-kavgasi/trackback/

RSS feed for comments on this post.

3 YorumYorum bırakın

  1. Ahmeti iyi anlıyorum bu çağdaş münafıklık hareketinin deşifre edilmesi onu rahatsız eder. çünkü çıkar ilişkisi var. Eyginin de dediği gibi bu karanlık mihraklar memleketin köşe başlarını tutmuşlar ve arasıra etrafa yağlı kemikler dağıtırlar Hakan da bu kemiklerden nasibi alanlardan

    bir de kendisi sabataistmidir bilemem ama bir zamanların ünlü ikiyüzlülerinden olduğu için böyle bir harekete arka çıkması doğaldır.

  2. bence ahmet hakanı artık kaale almamak lazım o şaşırmış bi insandır

  3. Sabetayları. Tenkitedenlrın. Cogu. Atatürk. Düşmanı ve. Arab. Hayranı.dır


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: