BOP Sıkıntıya mı Düştü? / Ve ilgili Yalçın Küçük haberleri,

Bizi rahat bırakın!

Cevdet Batu , kaynak: iyibilgi.com


Soner Yalçın‘ın Efendi 2 kitabı… Yaşar Büyükanıt Paşa hakkındaki asılsız iddialar… Atatürk’e iftiralar ve Yalçın Küçük’ün “itirafları”… Neden şimdi? Hepsi rastlantı mı?

Soner Yalçın‘ın Efendi 2 kitabı… Hakkında birçok eleştiri çıktı. Kitabın başka yerlerden toplama olduğu, zorlama bağlantılar kurmaya çalıştığı söylendi. Kitap yine de istediğini elde etti. Kitabın ana konusunu oluşturan “Beyaz Müslümanların büyük sırrı” “deşifre” edildi. Birçok “önde gelen Müslüman” Sabateistti.Soner Yalçın‘ın iddiaları yeni değil aslında. Türkiye’de ne kadar çok Yahudi ve Sabateist olduğunu vurgulayan diğer bir isim de Yalçın Küçük… Elbette aralarında bir fark var. Soner Yalçın, daha çok evlilikler ve ortaklıklar yoluyla kurulmuş bağlardan yola çıkarak sonuca ulaşıyor. Bu yöntem herkesin aklını çalabilecek cinsten. Biraz da uğraş gerektiriyor.

Küçük işin kolayında

Fakat Küçük’ün işi daha kolay. İsim ve soy isimlerden yola çıkıyor ve hemen sonuca gidiyor. Belki de hakkında konuştuğu kişinin ailesinin nereden gelip nereye gittiğini hesaba katmadan. Bir ara Küçük öylesine ileri gitti ki ben orada çöktüm artık: Gülben Ergen de Sabateistmiş…

Şimdi Yalçın Küçük yeni bir iddia ile ortaya çıkıyor. Küçük, bir dergiye verdiği röportajda Kurtuluş savaşında birçok Yahudi ve Kürt kahramanın ön planda olduğunu söylüyor. Dolayısıyla Türkiye, Kürtler ve Museviler ile iyi geçinmek durumundaymış. Bu tespitte bir problem yok. Nihayetinde Türkiye’nin ırkçı bir devlet olduğunu kimse söyleyemez. Fakat tespitin zamanlama açısından problem yok mu? Bence var!

“Suçlama” doğru değil!

Küçük’ün diğer problemli yanı, birçok kişiyi Sabateist ve Yahudi olarak nitelemişken İbrani kökenli olabileceğini ifade etmiş olması. Bu “suçlama” kelimesi de kimi basın kuruluşlarına ait. iyibilgi haberi verirken, “birçok kişinin Sabateist olduğunu iddia eden” ifadesini kullanmıştı. Zira Musevi olmak suç değil. Fakat burada medya da kabahatli değil. “Suçlama” intibaını üzerinde bırakan Küçük’ün kendisi.

Çizmeyi aşmadınız mı?

Küçük’ü bir kenara bırakıp diğer bir konuya geçelim. iyibilgi bu haberi de duyurmuştu. Habere göre Jewwatch adlı bir site, Atatürk’ü önde gelen Yahudi devlet adamları arasında görüyordu.

Bu haberler ile paralel olarak Orgeneral Yaşar Büyükanıt hakkında, Ağustos ayı öncesinde ortaya atılan asılsız iddiaları hatırlayın. Sonra hepsini alt alta koyun, toplayın

Bakalım ne çıkacak?BOP sıkıntıya mı düştü?

Ne oluyor? Birileri bu devletin (ve evet milletin) çok değer verdiği sosyal ve siyasal kurumları ne gibi bir şeyle yaftalama çabası içerisinde? Dünyadaki hangi gelişme bunu tetikledi?  Ortadoğu’daki gelişmelerin bunda bir etkisi var mı? Peki BOP’un? Ne oldu? Bu iddialar olmaksızın BOP yürümedi mi? Kim düğmeye bastı da ayrı ayrı kaynaklardan ayrı ayrı asılsız iddialar ortaya atılır oldu? Bu şekilde mi sevdireceksiniz, silahla kabul ettiremediğinizi? Hadi ordan!

Küçük: Apo ile yakınız

Birçok kişinin isminden yola çıkarak Sabataist ve Yahudi olduğunu iddia eden Yalçın Küçük “Kurtuluş Savaşı’nı Kürtler ve İbranilerin desteğiyle kazandık” dedi. Apo ile yakın olduğunu söyleyen Küçük: Dedem Fransız işbirlikçiydi


Türkiye, Prof. Yalçın Küçük’ü bireylerin isim ve soy isimlerinden yola çıkarak etnik kökenlerini araştırması ile tanıyor. Etnik kökenler ise Küçük’ün analizlerine göre Yahudi ya da Sabataizm’e dayanıyor. Küçük, Türkiye’de birçok kişinin Sabataist olduğunu iddia ediyor. Özellikle “ünlülerin.”“Büyükanıt Paşa ile akrabayım” iddiası!
Küçük Aktüel’e verdiği röportajda yeni tartışmalar başlatacağa benziyor. Basın konunun üzerine eğilmeye başladı bile. Gazeteler ve haber portalları Küçük’ün özellikle “İbrani kökenli” ve “Büyükanıt Paşa ile akraba” olmasına indirgedi. Fakat Küçük’ün röportajında yer alan diğer ifadeler yenilir yutulur cinsten değil.

Dedesi Fransız işbirlikçi!

Küçük röportajında kendisi ve ailesinin geçmişi ile ilgili önemli açıklamalarda bulunuyor. Örneğin Küçük’ün baba tarafından dedesi bir Fransız işbirlikçisiymiş. Küçük de zaten Fransız vatandaşı olarak doğmuş.

“Apo ile yakınız”

Bu Küçük’ü suçlu hale getirmez. Zira Küçük’ün dedesinin işbirlikçi olması, kendisinin suçu değil. Fakat Küçük, sadece bunları söylemekle kalmıyor. Ayrıca terörist başı Öcalan ile yakın olduklarını söylüyor. Küçük “Öcalan’la yollarımız ayrılmış değil” diyor. Dahası söylediğine göre, 1995–96 yıllarında PKK kamplarına da gidip geliyormuş.

Küçük Yahudi mi?

Dananın kuyruğu asıl Küçük’ün etnik kökeni ile ilgili kopuyor. Küçük: “araştırıyorum, büyük olasılıkla da İbrani kökenliyiz” diyor. Problem Küçük’ün Musevi olup olmamasında değil. Problem, bugüne kadar Musevi olmayanların Musevi olduğunu keşfetmiş olan Küçük’ün, İbrani olduğunun yeni farkına varması. Acaba gerçekten böyle mi? Yoksa Küçük İbrani olduğunu biliyor muydu? Yok canım, neden saklasın. Peki, acaba Küçük’ün İbrani olduğunun bilincine varmasının zamanlama olarak bir anlamı var mı? Ya da Küçük’ün “herkesi” İbrani yapma çalışmalarının, kendi kökeni ile ilgisi? Baksanıza, ona göre “Kurtuluş savaşını İbraniler ve Kürtlerin desteği ile kazandık. Onlarla barışık olmalıyız.”

“Kuzey Irak’a girmeyelim!”

Küçük bunca “itiraftan” sonra bir de uyarıda bulunuyor: kuzey Irak’a asker göndermemeliyiz. Küçük şöyle devam ediyor: “Yazıktır askerlere. Kızıldereli gibi avlanırlar. Kuzey Irak’ta örtülü mücadele için Kürtlerle işbirliği şart.

iyibilgi haber merkezi

Evet, muhtemelen ben de İbraniyim

Ardıç AYTALAR/İSTANBUL

Türkiye’de pek çok kişiyi “Sabetaycı” olmakla niteleyen Prof. Dr. Yalçın Küçük, Chronicle Dergisi’nde yer alan kendisinin de “İbrani kökenli” olduğuna dair iddiaları “İbrani olma ihtimalini yüksek tutuyorum. Bundan da hiç rahatsız olmam” dedi.TÜRKİYE’de birçok kişinin ve ünlü ismin “Sabetaycı” olduğunu öne süren Prof. Dr. Yalçın Küçük, Chronicle Dergisi’nde yer alan “Ailesinde İbrani kökenliler var” iddiasına cevap verdi. Ada Beyazıt tarafından kaleme alınan yazıda bazı yanlışlıklar olduğunu söyleyen Yalçın Küçük, “Fransız işbirlikçisi olmakla suçlanan Abdullah Sabuni değil, Ahmet Sabuni. Benim dedem değil annemin dedesi. Sabuniler, Halep’in en geniş ailesi. İskenderun Halep’in limanıydı. Annemin dedesi de İskenderun Belediye Başkanıydı. Benim dedem Osman Yanış’tır. Ahmet Sabuni’nin damadıdır, ihtilalcidir, İstiklal Madalyası sahibidir” dedi.

HER KAVMİN İBRANİSİ

Kendisiyle ilgili araştırmaların sonuçlarını kendisinin de açıkladığını söyleyen Prof. Küçük, şunları söyledi:

“Eniştelerimin İbrani olduğunu söyledim. Bunda hiçbir sakınca görmüyorum. Küçükefendi dedem çok zengindi ama ailemizde bize anlatılanlara göre işbirlikçiydi dedim. Ama anne tarafından dedem İstiklal Madalyası sahibidir. Sabuniler muhtemelen Çerkez Gürcü’ydü. İlerki kitaplarımda Çerkez Yahudileri açıklayacağım. Her kavmin İbranisi vardır. Sabuniler Arjantin’de bile var. İbrani olma ihtimalini yüksek tutuyorum.”

Bundan hiç rahatsız olmayacağını söyleyen Prof. Küçük, “Sol eğilimli insan için en güzel yan melez olmaktır. En güzel kadınlar, erkekler melez erkeklerdir. Yahudiler tarihlerine sadıktır ama biz o kadar sadık değiliz. Bizden de sadık olmayan Kürtlerdir” dedi. Sabetayistlerle ilgili çalışmalara başladığında, “İyi ki varlardı. Büyük yazarlarımız İbrani asıllıdır. Büyük şairlerimiz İbrani asıllıdır” dediğini söyleyen Yalçın Küçük, “Bu bir tekzip değil teyittir. Ben millici olmayan hiç kimseyi teşhir etmedim. Ben hak etmeyen kimseyi teşhir etmedim. Burayı yurt olarak olarak kurtardılar. Çoğunluğunun kalbi İsrail için çarpmasa, suyun başında bulunup diğerlerine kapatmasalar bunlara hiçbir itirazım yok” dedi.

Süperpoligon kaş yaparken göz çıkardı!

Özelikle Türk medyası içinden verdiği haberlerle internet dünyasında popüler bir yere sahip olan “Süperpoligon” sitesi, 14 Ağustos 2006 günü sitesinde yer verdiği (haber hala yayındadır) bir haberle önemli bir(çok) gafa imza

attı

“Özel” mahreciyle verilen ve “Amerika’daki Hristiyan gruplar siyonizme savaş açtı… Amerikalılar hazırladıkları sitede Yahudilerin sırlarını deşifre ediyor…İşte o site…” spotuyla duyurulan haber, “Çalışmanın bir Amerikan gizli servisi tarafından yürütüldüğü şeklinde iddialar da var. Geçmişte CIA ve FBI içindeki bazı gruplar antisemitik çalışmalar yapmakla suçlanmıştı” iddiasıyla sürüyor. Zımni biçimde siteye ilgi çeken haber, “bomba” olarak duyurduğu haberinde ne yazık ki birden çok konuda hata içeriyor. Bunlardan en basiti sitenin ne yeni oluşu ne de bilinmeyişi. Türkiye’de dahi konuyla ilgilenen bir çok kişi bu siteyi biliyor ve çalışmalarında alıntılar yapıyor. Yani ortada yeni birşey yok. Zaten sitenin geçmişi 2003 sonlarına değin uzanıyor. Dahası Süperpoligon’un sitenin arkasındaki isim olarak gösterdiği Frank Weltner, sert Irkçı fikirleri olan bir kimse ve bir Nazi örgütlenmesi olan National Alliance üyesi.  Dahası bu kurum Türkleri de düşman olarak görüyor.

Süperpoligon’un neredeyse Yahudilerin neler yaptığını takip etmek için referans site olarak gösterdiği Jewwatch’a ilişkin en büyük hata ise sitenin yeterince iyi biçimde « taranmamış » olması.

Çünkü site aynı zamanda «Yahudi Liderler, kompocular ve güç lordları » isimli bir başlık içeriyor ve bu başlığın altında yüzlerce önemli isim ilan ediliyor. İşte bu listenin 3. sırasında Türkler için çok önemli bir isim de « Yahudi liderler » başlığı altında gösteriliyor… Mustafa Kemal Atatürk!

Kuşkusuz meslek içinden insanların emek verdiği dışarıdan da yine meslekten insanların bilgi aktardığı bir site olan Süperpoligon’un « kasıtlı » biçimde bu sitenin reklamını yaptığını söylemek adil olmaz. Ama şu adil olabilir… Yapılan habere biraz daha özen göstermek en azından « ne yazıyor » burada diye bakmak meslek ilkleerinden olsa gerek. Çünkü siteye bu haberden hareketle giren sıradan okur için bu bilgilerin hangi amaçla yazıldığını çözmek her zaman kolay olmayabilir.

Reklamlar
Published in: on Eylül 2, 2006 at 4:55 pm  Comments (2)  

The URI to TrackBack this entry is: https://kendihalinde.wordpress.com/2006/09/02/bop-sikintiya-mi-dustu-ve-ilgili-yalcin-kucuk-haberleri/trackback/

RSS feed for comments on this post.

2 YorumYorum bırakın

  1. Atatürk Masonluk ve Yahudiler

    İslâm coğrafyası ABD’nin taşeronu İsrail tarafından ateş altında tutulduğu,Müslümanların kan revan içinde inlediği acı günleri yaşamaktayız.Eğer şimdi Türkiye Cumhuriyeti devletini RTE’ın AKP’si yönetmiyor olsaydı,iktidardaki bu kafa her Cuma çıkışında yeri göğü inletip iktidarda bulunan kimselere “İsrail işbirlikçisi” mason” Yahudi uşağı” gibi karlamalarda bulunup evlerimizin kapı aralıklarından bildiriler atıp halkı hükümetin aleyhine kışkırtmazlar mıydı…

    TC hükümetini oluşturan siyasi ekip; Atatürk,Türk Silahlı Kuvvetleri aleyhtarlığı yaparak bu güce erişmemiş miydi?

    İşgalci güçlerin kanlı çizmeleri altında ezilen Irak Müslümanları ve İsrail bombardımanı altında feryat eden Filistin Müslümanlarının ahları göğe çıkarken ve Lübnan’da insanlar havadan zehirli gazlar atılarak telef edilirken hiç adam yerine koyulmuyor zannettiğimiz hükümetimiz için “yoksa bu AKP ve paralelindeki düşüncelerin ana kaynağı “Siyonizm”mi diye aklımıza gelmeden edemiyoruz.

    Peki bütün bunların Atatürk’le ne ilgisi var diyeceksiniz.Sabredip aşağıda yazacaklarımı sabırla okursanız nasıl bir ilişki kurarsınız onu sizin vicdanlarınıza bırakıyorum.

    Gazi Mustafa Kemal Atatürk iki zümreyi hiç sevmezdi.Bunlardan birincisi “dönmeler” ikincisi de “masonlar” dı.

    Bir gün başyaveri ve Adliye Vekili Mahmut Esat Bozkurt’u yanına çağırdı.Masonların teşkilat yapısını,fikirlerini,görevlerini anlatan bir kitap vererek; ”bunu iyice tetkik et ve bir rapor hazırlayarak Halk Partisi Grup başkanlığına ver.Grupta da bunlara şiddetli bir biçimde hücum et ve grupça kapanmasına delalet et,seninde bu işte büyük şeref payın olacaktır” dedi.
    Gereği yapıldı.Mahmut Esat Bey’in önerisinde; “masonluk kökü dışarıda bir Yahudi tarikatından başka bir şey değildir,bizim memleketimizde ne işi vardır,bunu grup kararıyla kapatalım” deniyordu.

    Meclisteki masonları bir telaş aldı.Masonların sözcüsü Şükrü Kaya kürsüden; “masonluk bir hayır müessesesidir” demesiyle birlikte salonda bir kıyamet koptu.Grubun üyeleri hep birden haykırdılar; “yalan söylüyorsun,in aşağı! ”.
    Mahmur Esat BOZKURT kürsüden,masonluğun kökü dışarıda,gizli,memleket ve millet için muzur bir tarikat olduğunu ve her yerde umum reisleri yani meşrık-ı azamların Yahudi olduklarını bir çok vesika göstererek ispat etti.

    Şükrü Kaya,Kazım Özalp,Mahzar German gibi masonlar son çare olarak Katib-i Umumi Recep Peker’e yalvarmaya başladılar.Grup hayli elektriklendi.KAPATALIM! sesleri yankılanmaya başladı salonda.

    Recep Peker söz alarak:“Arkadaşlar,çok mühim bir iş üstündeyiz.müsaade buyurun bu işi bir defa da devlet reisine götürelim,onun da reyini alalım,gelecek hafta bugün tekrar huzurunuza getireceğim”dedi.
    Bir hafta sonra Recep Peker kürsüye çıkarak şu müjdeyi verdi:
    “Arkadaşlar,bugünden itibaren Türkiye^de Masonluk kalkmıştır ve bütün locaları kapatılmıştır”Salonda bir kıyamettir kopar,alkışlar,bağırmalar,kahrolsun Yahudi uşakları sesleri tavanları çınlatır.
    Grup dağıldıktan sonra masonlar Dr.Mim Kemal ÖKE’yi önlerine katarak Reisicumhura çıkarlar.Ve derler ki;
    “efendim,biz zaten maiyeti devletinizdeyiz.fakat siz meşrık-ı azamımız olursanız,biz pervane gibi etrafınızda dönüp dolaşırız”
    Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal:
    -Peki siz Avrupa’da hangi locaya bağlısınız ve medbuunuzun adı nedir?
    -Biz Cenova’ya tabiyiz ve reisimiz de Barca Mişon cenaplarıdır.
    Bunun üzerine küplere binen M. Kemal Paşa onlara hitaben:
    -Haydi defolun buradan! Cehennem olun gidin! Yahudi uşakları Benim milletim bana kahraman sıfatını verdi,ben sizin gibi cıfıtYahudiye uşak mı olacağım? Bu gece sabaha kadar Türkiye’deki localarınızı kapatmadığınız takdirde yarın teşkil edeceğim Divan-ı Harbi Örfi’ye hepinizi verip astırırım.Haydi defolun karşımdan!

    Rahmetli Gazi M.Kemal Çanakkale’ ye giderler.Halk çoşku içerisindedir. O kalabalığın içinden Yahudi vatandaşlardan birisi ileri doğru atılır,Atanın önünde durur.Muhafızlar mani olmak isterler.Atatürk:
    _Bırakın gelsin! der
    Bu Musevi vatandaş ellerini açarak:
    -Paşam,bizi kovuyorlar.Biz ne yapacağız? der.
    -Sen kimsin?
    -Ben Paşam,Çanakkale Musevilerinden Avram Palto.
    -Sizi kim kovuyor? Hükümet mi Kanun mu? Polis mi? Jandarma mı? Bana söyle?
    Bu musevi vatandaş duraklar,şaşalar.Biraz sonra kendini toparlayarak cevap verir:
    -Hayır Paşam halk kovuyor.
    Atatürk adamın yüzüne dikkatle bakarak biraz da gülümseyerek:
    -Halk isterse beni de kovar.Der ve yürür.

    Yorum siz değeli okuyucularımındır.
    Türk’çe düşünün, hayalleriniz Türk’çe olsun…

    Dursun Elmas

  2. ne masal masal anlatiyorsun hani tanimasak aglariz.sen onu gecte son cumlen dogru halk isterse yapar o donemde herkes dar agacina goturuluyordu ama simdi oyle degil artik halk en dogru karari verebilecek seviyede


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: