Soner Yalçın’ın Üstad Anlayışı / Ve Beria

Makale Yazarı: Faruk Tarih, gün ve saat : 04. Eylûl 2006 03:41:22:

Soner Yalçın’ın Efendi-2 kitabında pek çok soru var. Emin olamadığı yerlerde, yahut kafalarda istihfam bırakmak için sualler yöneltmiş, cevabını okuyucuya bırakmış. Halbuki bunlar araştırması hiç de zor olmayan şeyler. Kitapta dipnot da sıkça kullanılmış.

Kitabının 348. sayfasında İsmail Fenni Ertuğrul’u anlatırken, -özellikleri babında- sonunda şöyle bir cümle geçiyor:

“Şeyhine “Üstadım” diye hitap ediyordu.”

Sanki “Rahmetli babam bana hep ‘oğlum’ derdi” gibi bir cümle bu. Bunu zikretmeye değer mi? Ona kalırsa evet, oradan varmak istediği bir nokta var; bağlantı kuracak. Yine kitabın 263. sayfasında Tarikat-ı Salahiye’den bahsederken en yüksek derecedeki şeyhe “üstad-ı âzam” dendiğini yazıyor ve kiminle nasıl bir irtibat kurduğunu aşağıdaki dipnotta açıklıyor(!):

“18. Türkiye’deki İslamcılar arasında da “üstat” hitabı-sıfatı son dönemlerde sıkça kullanılır oldu. Örneğin, Nurcular, Said-i Nursî’ye niye “üstat” diye hitap ediyorlar ? (Bkz. Aksiyon Dergisi, 6 Şubat 2006.) Masonların hitabı olan “üstat” Türkiye’deki İslam terminolojisie ne zaman, nasıl, kim tarafından sokulmuştur ?”

Delilini de ortaya koymayı ihmal etmeyip, dergi ismi filan veriyor. Şimdi buyrun, buna ne demeli? Bilmeyen zanneder ki, “üstad” kelimesini ilk defa masonlar icad etti, Türkçe’ye kazandırdı, sadece biraderlerin terminolojisinde olan bir kelime. Birisi bir başkasına saygı ifadesi olarak “üstadım” derse, hemen onların masonluğundan mı şüphe edeceğiz? Gayet tabiidir ki, yerli malı olmayan bu gizli tarikat, ilk defa Osmanlı ülkesinde yuvalanmaya başladığında, kendi aralarında kullandıkları kelimelerin Türkçe karşılığını dilimizden almışlar, bizde olmayan kelimelerin de aslını muhafaza etmişler. Üstad daha önceden lisanımızda mevcut olan bir kelime ve kısaca mânâsı şu:

“ﺪ ﺎ ﺗ ﺴ ﺍ (üstâd) Farsça isimdir.
1.Muallim, öğretmen, usta, sanatkâr.
2.Bir ilim veya sanat alanında üstün yeri olan kimse.
(Ferit Devellioğlu-Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Sözlük’ten alınma.)

Not: Bazı kelimeler yabancı dillerden Türkçe’ye geçtikten belirli bir dönem sonra, kelime sonu d-t değişimine uğrayabilir.

Usta: Farsça Üstad kelimesinden gelir.
Bir zenaatta maharet sahibi olmus, tabir-i diğerle meleke kesbetmiş, bu maharetini söyleriyle değil yaptıklarıyla göstermiş kimselerdir. Ayrıca yeniçeri ortalarında yüzbaşı derecesindekilere usta denilirdi. Bir meslek erbabında veya sanat kolunda çıraklık, kalfalık ve sonra ustalık gelirdi. Çıraklık ve kalfalığı geçip tek başına çalışanla da yine usta denilirdi. Ve bilindiği üzre: ‘Ustanın işine karışılmaz’.”

Demek ki dilimize Farsça’dan geçmiş, bugün de sadece bizde değil, Afganlılar’da ve Pakistanlılar’da aynı anlamda kullanılıyor. Hâkezâ birader kelimesi de Farsça asıllı ve kardeş yerine geçiyor. Şimdi kalkıp Soner Yalçın “yapma birader!” filan diyen birisine masonluk isnadında mı bulunacak?

Onun mantığıyla gidersek biz de benzetmeler yapabiliriz. Sabataycılık hakkında kitap yazanlardan birisi Abdurrahman Küçük, diğeri de Yalçın Küçük. Ne tesadüf değil mi? Aynı konuda yazıyorlar ve soyadları da aynı! Gelin bunları ister kardeş yapalım, ister baba-oğul, isterseniz aynı ideolojinin mensubu. Halbuki birbiriyle kat’iyen alâkası olmayan benzetmeler bunlar. Böyle pamuk ipliğine bağlı irtibatlar kurmak hiç de inandırıcı olmuyor Soner Efendi!

İsterseniz kaldığımız yerden devam edelim. Soner Yalçın’ın kitabında anlatılanları mutlak doğrular gibi kabul edemeyiz. Bu demek değil ki, kitaptakiler baştan aşağı yanlış. Ama görünen o ki, kitapta isim, tarih, terim ve benzetmeler vs. konusunda azımsanmayacak yanlışlıklar var. Kitabına koyduğu “Efendi” adı bile yaygın olmayan bir kanaatten doğmuş. Tarihimizde sabataycılara verilen en meşhur sıfat “dönme” veya “avdetî” iken, Soner Yalçın, sadece Münevver Ayaşlı’nın bir hatırasında annesinden naklettiği hadiseye dayanarak onların tümünü “Efendi” olarak tesmiye ediyor. “Bize hükmedenler” mânâsına bu adı seçmişse, bir şey diyemeyiz, haklılık payı var.

Soy kökünün Rumeli’ye dayanması dolayısiyle ben, Süleyman Hilmi Tunahan’a “dönme” isnadı yapılabileceğini bekliyordum, bir yazımda da bunu belirttim. Tahminimde yanılmadığımı Soner’in kitabında görüyorum. SY kesin bir hüküm vermemekle birlikte, bir-iki soru sorarak, telâffuz etmediği kelimenin okuyucu tarafından “zan edilmesini” bekliyor. Bu hususta bulduğu tek delil S. H. Tunahan’ın kızına verdiği bir isim. Sözü kendisine bırakalım, kitabın 107. sayfasında şöyle yazıyor:

“Örneğin, Süleymancılık olarak bilinen dinî cemaatin kurucusu Silistreli Süleyman Hilmi Tunahan, neden kızına, Türkçe’de bulunmayan İbranîce “Yaratılış” anlamına gelen “Beria” ismini koymuştu?”

Dipnotunda biraz daha açıklama yapıyor:

“48. “Beria” adı için dört örnek:
1) Sabetay Sevi’nin on sekiz maddelik emirlerinde “Beria” sık sık geçer.
2) Sovyetler Birliği’nde Stalin döneminde KGB’nin ünlü polis şefinin adıydı: Lavrentiy Pavloviç Beria!
3) 5 eylül 1999 tarihli Radikal gezetesinin haberine göre, Nedet-Paul Bollam çifti çocuklarına “Mina Jasmin Beria Bollam” adını koymak istiyor; nüfus müdürlüğü “Jasmin” ve “Beria”yı kabul etmeyince, kızlarının adını nüfus cüzdanına “Mina Bollam” diye yazdırmak zorunda kalıyorlar!
4) Kabala’ya göre dünyanın dört hali vardır: Azilut, Beria, Yezira, Asiya.”

İbranîce’de böyle bir kelime olmasından yola çıkarak birkaç isim bulmuş, incelemeyi derinleştirse daha fazlasını bulabilirdi, hatta ta Çin, Japonya, Hindistan, Vietnam, Lâtin Amerika’da aynı kelimenin kullanıldığını görürdü, tabii konu dışında olduğu için gerek yoktu. Soner Yalçın kesin olarak Beria ismini “Türkçe’de bulunmayan İbranîce” kelime olarak kabul ettiğinden kafasında hükmünü vermiş. Gerçekten çok nadir bir isim olmasına rağmen kelimenin Arapça veya Farsça’dan dilimize geçmiş olabileceğini hesaba katmamış. Halbuki dilimizde öyle Arapça ve Farsça kelimeler var ki, ya zamanla veya Türk ağzıyla telâffuz edilmesinden ötürü hafif değişikliğe uğramışlardır. Arapça’daki “a”ların bizde ekseriyetle “e”ye dönüştüğünün sayısız misâli vardır. Soner bu açıdan baksaydı ve bu adın aslının “Baria” olabileceğini tahmin etseydi, bu isim Türkçe’de yok demezdi, hiç değilse adı internete geçmiş Prof. Dr. Baria Öztaş’la karşılaşırdı. Bunun gibi Araplar arasında Baria M. Abdur-Razzaq, Yemane Baria (was an Eritrean singer, artist and political hero. He died of natural causes in 1997), Baria Yassin, Baria Wehbe (Lübnanlı), Mohammed Baria gibi isimleri görerek, sadece Kabala’da geçen Beria kelimesine takılıp kalmazdı.

Kaldı ki Beria Osmanlıca’da bulunan bir kelime. Nette ne mânâya geldiği bâriz bir şekilde açıklanmış:
BERİA: Akılda güzellik, zekâda ve kıyasette emsalinden üstün olan. (Bak: Beraa)
BERAA: (Beria, Berua) İlim ve fazilet ve cemalde üstünlük (mânâsına fiil kökü.)
Arapça bilmem, yalnızca tahminen söyleyebilirim, Beria herkesin bildiği ve kullandığı Beraat kelimesinden türemiş olabilir, lügat mânâsı şöyle: BERAAT: 1. Temizlik, arılık. 2. Olgunluk, güzellik.

Şimdi düşünelim; bal gibi Türkçe’de bulunan ve mânâsı ilim, erdem ve yüz güzelliği demek olan Beria kelimesini Süleyman Hilmi Tunahan’ın kızına ad olarak vermesinden daha tabii ne olabilir? Anlamı “yaratılış” olan Beria mı isim olarak bir kız çocuğuna yakışır, yoksa güzellik ifade eden Osmanlıca Beria mı? İslâm’ın boğulmaya çalışıldığı bir devirde hangi “dönme” çıkıp, bütün belâları göze alarak insanlara Kur’an-ı Kerim öğretmek için ömrünü bu yola harcar? Ancak avdetîlerin fanatik ve din düşmanı olan taifesi, İslâm’ın yükselişe geçtiği dönemde “din âlimi” filân gibi maskelerle sinsice çelme takmaya uğraşır, akla yatkın olanı budur. Aranacaksa bu grup içinde sabataycı aransın.

http://f27.parsimony.net/forum67623/messages/21843.htm

Reklamlar
Published in: on Eylül 4, 2006 at 12:02 pm  Comments (8)  

The URI to TrackBack this entry is: https://kendihalinde.wordpress.com/2006/09/04/soner-yalcinin-ustad-anlayisi/trackback/

RSS feed for comments on this post.

8 YorumYorum bırakın

  1. allah razı olsun Sy ye mükemmel bir cevap..

  2. diğer yorumlarında beni belki çok eleştirdiniz ama ben size kötü demiyorum ki.sadece objektif olmaktan biraz kaçınıyorsunuz.aslında görüşlerimiz tamamen aynı…saygılarımla

  3. Neresi mukemmel bu cevabin simdi… Soner Yalcin en azindan bir yere baglamis konuyu;

    Bir Islam alimi kizina Kuranda gecen bir isim koyabilirdi… En basitinden bu beklenirdi… Yani yahudilerin Kabalasinda gecen bir isim degil… Biz bile Ayse, fatma, Hatice vs koymayi dusunuyoruzda o’mu dusunemedi…

    Bilinen/görunen bir sey varsa oda sudur;
    -Bana cocugunu göster senin nasil biri oldugunu soyluyeyim
    -Ikincisi; her insan cocuguna en cok onu o an ne etkiliyorsa oyle bir isim koyar; (Turkcem ancak bu kadar) ama örnek vermek gerekirse… Mesela örnek1: Hava, Sarah gibi isimler… En cok kimler koyar bu isimleri… Hiristiyanlara Sirin görunmek isteyenler… Berk, Can… Kendini modern göstermek isteyenler… Birde Arada kalanlar; iki isim korlar Fadime Havva gibi mesela ne anneyi kizdirmak ne de sirinligi elden vermek gibi… örnek2: Ilk cocugunun adini Fatih, Oguz(han) koyupta sonraki yaslardaki cocuklarin isimlerini birden ikili musluman isimleri vermeye baslayan cok aile var… Fatih, Ayse diye giderken birden Selahhadin Eyyubi, Halid bin velid… YANI ISIM ÖNEMLI… Bu kadar basit bir cevap yetmez… Cocuklarini tanimiyorum… Suleymancilarida eh iste tanimak istemiyorum diyelim daha dogru…
    Uzun konu; tek söylemek istedigim burayada bir soru isareti koymakta fayda var??? Veya gercekten kalbi temiz bir muslumansan… O zatta öyleyse, öyledir… Bizi su an icin neden ilgilendirsin…??? Illa o zaati tanimaklami/sevmekle/tasdiklemekle musluman olunuyor???

  4. suleyman hilmi tunahan efendinin kizinin adi beria degil..hatice bedia sultandir…

  5. Süleyman Hilmi Tunahan’ın kızının adını bilmekten, öğrenmekten ve araştırmaktan aciz kişi, kalkıyor bir de kitap yazıyor. Bu adamın hangi yazısına kim inanır..! O isim Beria değil, Bedia… Çok uzağa gitme, internette bile arasan bulursun. Soner Yalçın bir dezenformasyon makinesidir. Milleti tarihi, dini ve soyu hakkında şüpheye düşürmek için kendisine görev verilmiş…! Ben gülmek için okuyom onun yazılarını..

  6. Elimde EFENDİ’nin 2. baskısı var. Soner Yalçın kitabını yazarken gerçekleri ne kadar özenle araştırmış ve doğru cümleler oluşturmuş bilemiyorum. Eleştiri gerekirse akıcı bir üslup kullanmış. Fakat sizin SY’ye ön yargıyla yaklaştığınız gibi yaptığınız hatayı görmeniz için fazla araştırmaya gerek yok. Beria, bu baskının 140. sayfası Beşinci kısımın 2. cümlesinde Evliyazade Refik Efendi’nin kızı ve Doktor Nazım’ın eşi olarak açık bir cümle ile ifade edilirken aynı sayfada dip not olarak anlamı üzerindeki tahmin yer alıyor.

    Lütfen eleştirilerimizde daha dikkatli olmaya çalışalım.

    Bu halde başımızdaki politikacılar gibi kısır döngüden kurtulamayız.

  7. Süleyman efendinin kızının adı Beria degil Bedia bunu bikere ögrenelim simdi sy daha burda tuş oldu ama sy nin çalışmaları demek degilki hepsi yanlış gercekten çok güzel çalışmaları vardır yalnız biz şüpheci yaklaşamadıgımız için hemen inanıveriyoruz bennde bu yanlışı araştırıırken bu bloğu buldum demekki synin kitaplarını daha cok ararştırmamız geekiyor

  8. S.YALCIN BEY GALİBA (D) HARFİ İLE (R) HARFİNİ TANIMIYOR.
    SULEYMAN HİLMİ TUNAHAN EFENDİ HAZRETLERİNİN KIZININ İSMİ BEDİA DIR BERİA DİYEREK İSMİ BAŞKAYERLERE ÇEKİP ÖKÜZ ALTINDA BUZAĞI ARAMAK OLMASIN KALDIKI O ZAT BASİT BİRKİŞİ DEĞİL KENDİ KAFASINDAN İSİM KOYACAK BİR ZAT DEĞİL MANAVİYATI SONDERECE YÜKSEK BİR ZATTIR YANINA GELEN KİŞİLERİN NE NİYETLE GELDİĞİNİ NE İSTEYECEKLERİNİ MANEVİ OLARAK BİLEN VE KİŞİNİN SORU SORMADAN CAVABINI ALIP GİDEN KİŞİLERLE DOLU OLDUĞUNU BİLİYORUZ O NE İSİM KOYARSA KOYDUN EN GÜZEL İSİMLERİ KOYAMUŞTUR.
    BAKIN SİZLERE BEDİA İSMİNİN ANLAMINI ARAŞTIRDIM
    Bedia İsminin Anlamı Nedir?

    Güzellik, üstün değerli olan. Beğenilen, değeri bilinen yeni şey. Estetik değeri yüksek olan sanat eseri.
    Bedia İsminin Özellikleri
    Cinsiyeti: Bayan
    Kökeni: Arapça

    Bedia İsminin Analizi Sonucu

    Önsezileri güçlü, üzüntü ve sevinci bir arada yaşayan, kırılgan, algılaması yüksek, mantıklı bir kişilik enerjisi verir.
    Bedia İsminin İstatistikleri ve Yaygınlığı
    BEDİA Türkiye’de en çok kullanılan 1396. isim (… 1394. barkın, 1395. baycan, 1396. bedia, 1397. beray, 1398. berceste, …). Ülkemizde yaklaşık her 14,724 kişiden birinin adı BEDİA ve ismin yaygınlık oranı binde 0.07.
    BEDİA adının yaygınlık oranının Türkiye’nin resmi nüfus sayımı sonuçları ve günlük ortalama nüfus artış hızına orantılarsak ülkemizde 07-05-2013 04:29 itibariyle yaklaşık 5,386 kişinin isminin BEDİA olduğu ve BEDİA isimli kişi sayısının her yıl ortalama 83 kişi arttığı tahmini yapılabilir.
    Bedia İsmi İle İlgili Örnek Akrostiş Şiirler
    Benim için rabbim, seni özenle yaratmış?
    Ezele kadar sadece seni sevmek yazımda varmış.
    Dünyalar dolusu aşkı yüreğime ısmarlamış
    İsminin anlamına umut ve sevgi saklanmış
    Aşk gerçekten de yaşayabildiğin kadarmış


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: