Sandıklı Yahudi Kaplıcası

Sandıklı Yahudi Kaplıcası

Makale Yazarı: Faruk Tarih, gün ve saat : 10. Eylûl 2006 02:33:25:

jjj

Attığım bu başlığı görünce hayret ettiğinizi tahmin ediyorum. Öyle ya, Sandıklı’da birkaç kaplıca olduğunu duymuşsşnuzdur da, bu isimde olanına rastlamamışsınızdır. Bu da nereden çıktı demeyin, Soner Yalçın’ın kitabında öğrendiğim bir bilgi ışığında, bir şifa kaynağımızın adının diğer mânâsını yazdım. Bakınız SY kitabı Efendi-2’nin 366. sayfasında derin araştırmalarının neticesinde neyi bulmuş:

“Hüdayi” mahlasını, hilafetnamesini aldığı şeyhi verdi.
Niye bu mahlası vermişti acaba? [İlgili sitelerde anlatılıyor, okumamış mı? F.]
Tevrat’ın Aramca çevirisi Targum’da “Hüdayi”, “Yahudi” demekti, ama onunla bir ilgisi yoktu herhalde. [Sonunda tashih ederek vebâlden kurtulmak için ekliyor. F.]
“Hüda” Osmanlıcada, “doğru yolu gösterme; Tanrı; Kutsal Kitap” anlamlarında kullanılıyordu. Sanıyoruz, bu daha akla yakın…”

Neymiş; Hüdayi Yahudi demekmiş. Şeyhi, Aziz Mahmud’a -çaktırmadan- tabii Tevrat’ın İbrânîcesiyle yetinmeyip, Ârâmîce olanını da hatmettikten sonra bu ismi koymuş. Şimdi Soner, “ben böyle demedim” diyecektir ve son cümlelerini misâl vererek tasrih ettiğini beyan edecektir. Peki, öyle de be kardeşim, hiç alâkası yokken, ne diye Hüdayi’nin Yahudi demek olduğunu yazarak imâ yollu bir isnadda bulunuyorsun. Sonradan da “yok canım olamaz, şu mânâ kastedilerek bu tesmiye yapılmiştır” diyerek te’vil yoluna baş vuruyorsun? Hangisinde samimî olduğunu nereden bileceğiz? Yâni hem müddeî, hem müdafî rolündesin.

Şimdi sormak istiyorum; Soner Yalçın bu Talgum denen kitabı okumuş mu, Aramca’yı nereden öğrendi? Hüdayi’nin Yahudi demek olduğu hangi kaynakta yazılı? Veya, Ahd-i Atik’in Türkçe tercümesinde Hüdayi diye bir kelime geçiyor mu, varsa bu kelime bir zahmet yerini bildirsin, elimizdeki kitaptan kıyas edelim. Netice: Bu bilginin serahati oldukça şüpheli.

Bugün de kullanılan [Hüdaverdi, Hüdainabit, Hikmet-i Hüda] Hüda kelimesine gelince, aslı Farsça Huda olup, bütün lügatlarda mânâsı açıkça yazıyor: “HUDA f. Rabb. Sâhib. Cenab-ı Hak. Hâlık. HUDAY f. Allah, Rabb. HÜDA Doğru yol göstermek. * Doğruluk. Hidâyet. * Kur’ân-ı Kerim’in bir ismi.”

SY’nin buralara baktığı anlaşılıyor. Aynı yerde şu açıklama da var: “HUDAYÎ f. Hudâlık, uluhiyyet. Allah’lık. * Allah’a mensub.” İyi ki, buradaki mânâsını alıp, sık sık bahsettiği Vahdet-i Vücut’la -bir punduna getirip- irtibat kurarak, Aziz Mahmud Hüdaî’ye bu mahlâsın ulûhiyet izâfe etmek için konulduğunu fian yazmamış. Aslında kelimenin doğrusu Hüdaî olmalıdır, Türkçe’de iki sesli harf yanyana gelmediğinden konuşma dilinde araya “y” konularak telâffuz edilir (örnek: cezaî/cezayi). Kelime böyle yazılırsa hakiki mânâsı da, “Cenâb-ı Hak ile alâkalı, Allah’a dâir. Cenab-ı Hakk’a aid ve müteallik.” şeklinde olmak icab ader. Bunun Yahudi ile filan alâkası yoktur.

Sandıklı’daki kaplıcanın adı da işte böyle bir kelimeden geliyor olsa gerek. Yerden fışkıran bu şifâlı şuyun, Allah’ın bir nimeti olduğuna inanan insanlarımız, ola ki “Hüdainabitten gelen su” ifadesini zamanla kısaltarak “Hüdaî” diye tesmiye etmişler. Sizce de mantıklı olan bu değil mi?

http://f27.parsimony.net/forum67623/messages/21930.htm

Pireli Koyun Kavalacısı

Makale Yazarı: Faruk Tarih, gün ve saat : 10. Eylûl 2006 23:18:59:

Soner Efendi-2’de, sayfa 208’den itibaren Kavala meselesine el atıyor. “Göz ardı edilen Kavala tarihi” diye başlık attıktan sonra, devamında;

“Hayır, yanıldınız: Kabala değil, Kavala! Gerçi Yunan alfabesinde “b” (beta) “v” okunuyor. Yâni “Kabala yazılan, “Kavala” diye okunmaktadır!
Efendim, Türkiye’de sözcüklerin etimolojik kökenleriyle ne yazık ki bir iki düşünür dışında kimse uğraşmaz. Onlara da “deli” gözüyle bakar bizim aydınımız…
Geçelim.”

Böyle dese de geçmiyor ve sahifelerce Kavala/Kabala/Mısırlı Ailesi hakkındaki araştırmasını değerlendiriyor. Etimolojiye kafa yoranların azlığından hayıflanırken, “deli” nazarıyla bakılan düşünürden YK’ü kastediyor. Tam yeri gelmişken bu benzerlikleri ilk farkeden ve yazan kişileri zikredebilirdi. Niye herşeyi kendine mâleden bir edâ ile kalem oynatıyor? Biz kitapta yazılanları daha önceden internette okumuştuk. Emek sahiplerinin hakkını vermek kadirşinaslıktır, o bunu yapmıyorsa, biz bu eksikliği tamamlarız. Sayın Dr. Hakkı Açıkalın tarafından kaleme alınan ve ciddî bir araştırma mahsulü olduğu anlaşılan yazıyı aşağıya aktarıyorum.

“Selanik-Kavala

Θεσσαλία (Thesalìa): Yunanistan anakarasinin, Makedonia, Ipiros ve Stereas bolgeleriyle Ege denizi arasinda kalan cografi bolum. Karditsa, Larisa, Magnisia (Yunanistan’in Manisa’si) ve Trikala illerini ihtiva eder. Ayni bolgedeki mumbit bir ovanin da ismi.

Etimolojik olarak ;

Θεσσαλός (Thessalòs), Θετταλός (Thettalòs), Πετθαλός (Petthalòs) kelimelerinden turedigi biliniyor, etimolojisi ise bilinmiyor.

Θεσσαλονίκη (Thesalonìki / Selanik): Yunanistan’in kuzeyinde bir sehir.

Etimolojik olarak;

Miladdan Evvel, 316-315 yillari arasinda hukum suren Makedonya krali Kàssandros’un esi Thessaloniki’nin isminden mulhem. Thessaloniki, Makedonya krali Buyuk Iskender’in uvey kizkardesi.

Νίκη (Nìki): Yunanca; zafer manasina.

Thessaloniki: Thesalia’nin zaferi manasina.

Kaynak: Yunan dilinin etimolojisi, Babiniotis, sayfa 757.

Mathousàlas (Methuselàh): Hz. Nuh’un babasi, Tevrat’a gore 962 sene yasamistir. [Mathousàlas, Sami dillerinde (muhtelif formlarda), ‘Bereketli, semereli’ manasina geliyor, uzun omrune atfen. Υ.Ν].

Τουσάλ (Tusàl) veya Θουσάλ (Thusàl) yukarida mezkur bolgede (Teselya) bir nehir ve [Bu da eski Guney Arabcasi’nda ve Tigrinia lisaninda (Merkezi Ethiopia bolgesi) ‘Semereli, bereketli su, nehir manasina, Y.N], Buradan Θασσάλα (Thasàla) ve bilahare de Θεσσαλία (Thesalìa) seklinde evriliyor. Yani kelimenin koku Semitik lisanlara iniyor.

Kaynak: Nikolaos Eleftheriados, ‘Pelasgoslar’ isimli eserinden, sayfa 264.

Kavala…

Καβα (Kava): Yunanca, Mahzen. Latince, ‘Magara, Oyuk, In, Kehf’ manalarina gelen ’Cavum/Cavus’ kelimesiyle alakali. Kava, Cavus ve Kehf kelimelerinin menseleri ortak ancak hangisinin hangisinden alindigi mechul.

Καβάλα (Kavàla): Dogu Makedonya bolgesinde bir sehir. Kavala ilinin merkezi sehri. Bu sehirden olan erkeklere ‘Kavaliòtis’, hanimlara ‘Kavaliòtiça denir. Selanik’in 159 km. dogusunda, Iskece’nin 56 km. batisinda, Gumulcine’nin 112 km. batisinda, Turkiye sinirina 215 km. mesafededir.

Καβάλα (Kavàla): 1-Atcilik, 2-Yunan argosunda; cinsi munasebet.

Etimolojik olarak;

Καβάλλης (Kavàllis): At. Latince, ‘Caballus’ (At) kelimesinden Yunanca’ya girmis.

Καβάλλα (Kavàla), καβαλλώ (kavalò) veya καβαλλάρης (kavalàris): Kavalye, suvari, atli. Fransizca’ya ‘Cheval’(Şöval) [At] ve ‘Chevalier’ (Şövalye) [Atli] ve Italyanca’ya ‘Cavallo’ (Kavallo) [At] ve ‘Cavaliere’ (Kavaliere) [Atli] biciminde gecmistir.

Καβαλαρία (Kavalarìa) veya Καβαλερία (Kavalerìa): Atli ekip, atli takim.

Καβαλάω (Kavalào) veya Καβαλώ (Kavalò): Atla bir yere cikmak/tirmanmak.

Καβάλα (Kavàla) veya καβαλισμός (kavalismòs): Kabbala kitabi ve ogretisi, Qabbalah=Ibranice ‘Gelenek’manasina.

Καβάλος (Kavàlos): Pantalonun, apisarasina denk gelen bolgedeki dikis yeri.

Kavala sehrinin, Latince ‘Caballus’tan (At) geldigi iddiasi varsa da, asil ve krif(p)to manada Kabbalah kitabi ile alakasi konusunda, ehlinin hicbir subhesi yok, ben de bu yonde gorus bildiriyorum.

Selanik sehri, Yahudilik’in ve Sabbatayizm’in en buyuk tarihi merkezlerinden biri. Aziz Paul, Selanik’te o donemde 22 sinagog’tan (havra) bahsediyor. 1908 senesi itibariyla da Selanik’te 37 havra oldugu tesbitli. 2001 senesi itibariyla Selanik’in nufusunun 1.2 milyon oldugundan yola cikarsak, o tarihler icin bu rakamin cok buyuk oldugunu tesbit edebiliriz.

Su anda da en buyuk kapitalistleri yahudi olub, Benfredolar, Bembenakiler, Eliezerler, Ben Aroyalar, Rozakisler, Karakashiler, Naumlar, Cennler buranin en ilerileri ve Turkiye’nin buyuk sermayedarlari ile cok yakin iliskileri mevcud. Sabbatay Sevi’nin takibcilerinin merkezi de burasi oluyor. Karakaslar, Yakubiler vs. burali. Seferad yahudilerinin bir bolumu buraya geliyor ve ticaretin onemli bir bolumunu ellerinde tutuyorlar.
Incil’de Selanikliler’e 1. ve 2. mektublar var ve sehrin onemine isaret ediyor. [Επιστολαί του Παυλου / Pavlos’un mektubati].

Turkiye Cumhuriyeti tarihine bakildiginda da bircok muhim figurun buradan geldigini goruyoruz; Ipekci ailesi (Ismail Cem, Cemil, Abdi vs), Simaviler, Doganlar, Dinc Bilgin, Maliye eski bakanlarindan Djavid Bey (Cavid / David Bey) ki Kemal Dervis’in buyuk dedelerindendir. Kemal Dervis de orali.

Saygilarimla

Dr. Hakkı Açıkalın”
http://www.geocities.com/drhakkiacikalinupto/makcoycevab2.htm

Reklamlar
Published in: on Eylül 10, 2006 at 2:52 am  Comments (4)  

The URI to TrackBack this entry is: https://kendihalinde.wordpress.com/2006/09/10/sandikli-yahudi-kaplicasi/trackback/

RSS feed for comments on this post.

4 YorumYorum bırakın

  1. ben bu yazıyı gec gordum. Soner yalcını daö yalcın hocayı da zevkle okuyorum. kendı ulkeme dair bılmediğim ne kadar gercek varmıs diye de hyıflanıyorum. Yalnız Faruk beyin söylediğine de katılmamak elde degil. Hakkı Acıkalın ismini internetten ve ibdacıların sitelerinden izleyebiliyorum. Bu adam eger yazdıkları dogruysa çok ileri biri olmalı. Ama neden o zaman ondan alıntı yapmıyorsunuz? Simdide Kavalayı baska turlu ogrenıyorum. Osman Kavala buralımıdır? Soner hocama selamlar.

  2. Yukardaki yazıyı okudum ve içim cız etti. Ben Dr. Hakkı Açıkalın’ın bir öğrencisiydim, tıp’tan. O zamanlarda hiç kimsenin anlayamadığı bir hocaydı o. Şimdi bakıyorum ismi yine ruh gibi dolaşıyor. Böyle adamlar neden ülkemizden gidiyorlar? Soner Yalçım heralde devlete yakın olduğu için tanınıyor ve ünlü oluyor. Hakkı Açıkalınla ilgili bilgisi olan var mı, ona ulaşmak istiyorum. Hızır Alimoğlu.

  3. doğru bu ülkrnin yüzlerce beyni dışarıda. Dr. Hikmet yıllarca dışarıda süründü, Nazım desen öyle, Ylmaz Güney, Ahmet Kaya yaban topraklarda dinleniyorlar. Orhan Pamuk da kovuldu. Garbis Altınoğlu, Recep Maraş, Gaspar Gasparyan, Selami Türker, Reşat Berdan, Murat Karakadılar ve daha yüzlerce sağdan soldan büyük insanlarımız. Yazık etme konusunda bir numarayız.

  4. efsane arkadaşıma selamlar. soner moner hikaye, açıkalın kaya minik’e de bir ton bilgi veriyor. kaya minik kitaplarında bunları yazıyor. çakma entellere ders veren bilgin çocuk, helal sana.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: