Yalçın Küçük ile Aramızda Çok Paralellik Vardır

SABETAYCILIK KONUSUNDA YALÇIN KÜÇÜK İLE ARAMIZDA ÇOK PARALELLİK VARDIR

KendiHalinde sorar: “Nasıl yani? Ya da Hala mı? Eminmisin? Efendi-2 yi okudun mu? Okuduysan niçin tek kelam dahi etmedin? Son dönemde olan bitenler hakkında ne düşünüyorsun? Birileri Islama sinsice saldırırken,Sen bu işin öncülerinden olarak meselenin gideceği boyutları tahmin mi edemiyorsun,tahmin etmek mi istemiyorsun?Kimlere destek çıktığının farkında mısın? vesaire vesaire…”

mse 

Sabetaycılık konusundaki yazılarınızdan dolayı sizi ‘İslami kesimin Yalçın Küçük’üne benzetiyorlar… Sabetaycılık konusunda Yalçın Küçük ile aramızda çok paralellik vardır. Hatta bu konuda Yalçın Küçük bizi fersah fersah geçmiş vaziyettedir. Bunun dışında inanç, dünya görüşüyle itibariyle hiçbir paralellik yok aramızda.Yazılarınızda Yalçın Küçük’ü Sabetaycıların maskesini düşürüyor diyerek övüyorsunuz. Küçük, son olarak Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ü Sabetayist ilan etti. Sizce Yalçın Küçük bu konuda abartılı hareket etmiyor mu? Hayır. Yalçın Küçük sadece Abdullah Gül için değil birçok kişi için Sabetaycıdır diyor. Yalçın Küçük’ün Sabetaycıdır dediği kimselerin yüzde 50’si bile Sabetaycıysa yeter. Bir de şu var. Sabetaycılık, Türkiye’nin en büyük bilinmeyenidir. Bilinmeyene ışık tutuluyor. Birçok yanlış olabilir. Bu yanlışların Yalçın Küçük’ün çalışmalarını gölgede bırakacağını düşünmemek lazım. Karalama amaçlı kullanılabilir ama…Sakin karşılamak lazım. Hiç sinirlenmeden “Benim soyum sopum budur. Yedi ceddim Müslüman’dır. Yahudilikle hiçbir ilgim yoktur” dersiniz iş biter efendim. Sabetaycılık konusunda ifrat, tefrit ve bir de orta yol var. İfrat herkesi Sabetaycı göstermek. Tefrit, Türkiye’de hiç Sabetaycı yoktur, bunlar paranoyakça iddialardır demek. Orta yol ise Türkiye’de Sabetaycılar vardır, bunlar gizlidir, araştırılması lazımdır demek.

Son dönemlerde birçok yazınızı Sabetaycılara ayırdınız. Sizce Sabateycıların tahakkümü altında mıyız?

Sabetaycılar maalesef Türkiye’ye hakim vaziyetteler. En büyük güçlerini de gizliliklerinden ve bilinmezliklerinden alıyorlar. Gizlilik faktörü, bilinmez oluşları izale edildiği takdirde de tedirgin oluyorlar. Nüfuslarının az olması bir şeyi ifade etmez. Kaldı ki nüfusları da zannedildiği kadar az değildir. Yahudi cemaatinin ileri gelenlerinden biri Sabetaycıların Türkiye’deki nüfuslarının 1.5 milyon olduğunu söyledi. Pazar günü Bursa’ya gittim. Orada bir dostumuz Bursa’daki nüfuslarının on bin kadar olarak tahmin edildiğini söyledi.

Siz bazı ilahiyatçıların da Sabetaycı olduğunu söylüyorsunuz… Aşırı reformcu, resmi ideolojiyi din gibi benimsemiş ilahiyatçılar… Mesela mensuplarından biri ABD’deki bir kilisede bir kadın imamlık yapınca hemen ‘çok doğru davranış’ diye beyanat verdi. Tabii isim vermeyeceğimMEHMET ŞEVKET EYGİ: Müslümanlığı yeterli buluyorum, benim kahraman olmaya ihtiyacım yokYargıtay, Milli Gazete yazarı Mehmet Şevket Eygi’ye bir yazısından dolayı verilen 20 aylık hapis cezasını onayladı. Eygi’nin normal şartlar altında cezaevine girmesi gerekiyordu. Fakat 1 Haziran’da yürürlüğe giren yeni TCK, Eygi’nin durumunda değişikliğe neden oldu. Yeni kanun metninde sanık lehine değişiklikler var çünkü. Eygi davanın yeniden görülmesi gerektiğini düşünüyor. Durum henüz netleşmiş değil. Eygi, mahkumiyet kararıyla uğraşırken telefonuna bazı meçhul kişiler musallat oldu. Telefonu durmadan kesiliyor. Eygi, çareyi hattını kapatmakta buldu. Eygi ile hapis cezasını, ‘kulaklarına erimiş kurşun aksın’ diye beddua ettiği telefonunu dinleyen meçhul kişileri, son günlerdeki yazılarının temel konusunu oluşturan Sabetaycıları ve rüküşlüğü konuştuk. İlginç bir sohbet oldu.

Yargıtay Ceza Dairesi, 20 aylık cezanızı onayladı. Mahkumiyet kararıyla ilgili son durum nedir?

Mahkumiyetim 2000 yılında yazdığım bir yazıdan dolayı. Milli Gazete’de 14 seneden beri yazıyorum. Dava falan açılmıyordu. 28 Şubat’ta kısa bir zaman dilimi içerisinde altı dava açtılar. Dördünden beraat ettim. Birinden 20 aya mahkum oldum, ertelendi. Mevzubahis davada da 20 aya mahkum oldum ve ertelenmedi. Ertelenmemesi tamamen subjektif. Yargıtay önce cezayı bozdu, başsavcı itiraz etti. Usul icabı Yargıtay Ceza Daireleri Genel Kurulu’nda görüşüldü. Beş saat süren fırtınalı bir celse sonucunda 4 üyenin muhalefet şerhiyle 20’si mahkumiyetin tasdikine karar verdi. Adliyeye toz kondurmam ama medya davayı yargı sahasının dışına çekecek yayınlar yaptı. Manşetlerden verdiler. ‘Rövanş’ kelimesi kullanıldı. Yargı memleketin en ciddi kurumudur. Futbol, basketbol müsabakasında kullanılan terimlerin mecazi de olsa kullanılması hafifliktir. Medya bu davayı siyasi platforma çekmek istedi. İdeolojik kavgalara alet etmek istedi.

Selahattin Aydar’a yine Milli Gazete’de yazdığı bir yazıdan dolayı verilen mahkumiyet kararı bozulmuştu. Sizin için aksi istikamette bir karar çıktı. Size yönelik bir şey mi var? Hayır. Benimle ilgisi yok. Bu tamamen yargının hukuk anlayışından ileri gelmektedir. Mahkumiyetimle neticelenen 24 hakimlik kurulda 4-5 saat boyunca şiddetli münakaşalar yaşandığını gazetelerde okuduk.Bundan sonra ne olacak, cezaevine mi gireceksiniz?Biliyorsunuz 1 Haziran’da yeni TCK yürürlüğe girdi. Yeni kanun metninde sanık lehine değişiklik var. Tabii normal olarak davanın yeniden görülmesi gerekir. Ama ben Türkiye’de bir takım sürprizleri görmüş kimseyim. Binaenaleyh bekliyorum. AİHM’e müracaat etmeyi düşünüyor musunuz?O infazı durdurmaz ama tabii ki müracaat edeceğim.Hürriyet Gazetesi Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, sizin mahkumiyet kararınızı yorumlarken “İslamcı bir kahraman doğuyor” dedi. Gerçekten bir kahraman mı olacaksınız?Ertuğrul Özkök malum çağdaş cephenin tanınmış gazetelerindendir. Onlar sadece gazetecilik yapmazlar. Kendilerine göre manipülasyon dediğimiz yönlendirmeler de yaparlar. Birtakım kimselere mesaj veriyor. “Yahu siz bu adamı durup dururken kahraman haline getiriyorsunuz. Biraz daha insaflı, biraz daha itidalli hareket edin” demek istiyor. Ben bu konuda bir yazı bile yazmadım. Çünkü kahraman olmaya ihtiyacım yok. Ben Müslüman bir insan olarak Müslümanlığı kahramanlıktan çok daha önemli ve yeterli buluyorum. Kahramanlığa ihtiyacım yok.

KUTULAR TELEFONUMUDİNLEYENLERİN KULAKLARINA ERİMİŞ KURSUN AKSINSık sık telefonunuz kesiliyormuş. Dinlendiğinizi düşünüyorsunuz. Nasıl vardınız dinlendiğiniz sonucuna?Kullandığım telefon her gün günde üç saat kadar kesiliyor. Meşgul veya arızalıdır sesi de çıkmıyor. Tamamen suspus. Bir ay, iki ay, üç ay değil… Tepem attı. İptal ettirdim. İki şık var. Telefon korsanları hata giriyor olabilirlerdi. Fakat korsan girerse fatura yüklü gelebilir. Çünkü çok uzak yerlerle konuşabilir, pornografik yayınlara girebilir. Fatura yüksek de gelmiyor. MİT’i tenzih ederek söylüyorum. Türkiye’de sürü sepet istihbarat vardır. Demek ki bu istihbaratlardan biri teknik konuları iyi bilmemesi dolayısıyla bir arıza meydana getiriyor.

 Siz ne yaptınız? Hattı tatil ettirdim, bir tane cep telefonu aldım.Belki arıza vardır. Postaneye bildirseydiniz. Onlar geldiler, baktılar. Resmi bir başvuruda bulunsaydınız dinleyenlerin ortaya çıkarılması için…Ben yorgun bir adamım. Bunlarla uğraşacak halim yok, gücüm yok. Beddua ediyorum yalnız. Telefonumu dinleyenlerin inşallah kulaklarına erimiş kurşun aksın. Çok ağır bir beddua değil mi bu?Ama bizi rahatsız ediyorlar. Bizim bu memleketi sevmediğimizi zannetmek çok büyük bir aptallıktır. Benim dindar olmamla memleketi sevip sevmemem arasında olumlu-olumsuz bağ kuranlara şaşmak lazım. İnsan dindar olur memleketini sever, fazla dindar olmaz veya dinden kopmuş olur yine vatansever olabilir. Türkiye’nin hiçbir rantını yemiyorum. Hak etmediğim hiçbir nimete, maaşa talip olmuyorum. Daha ne istiyorlar benden?TÜRKİYE’DE EN BÜYÜK İSTİHBARAT MASRAFI DİNDARLARI TAKİP İÇİNDİR Peki dinlendiğinize emin misiniz?Yüzde yüz değil. Ama bugün Türkiye’de en büyük istihbarat masrafı Müslümanları, İslamcıları, dindarları takip içindir. Gizli komitalar dini ve dindarları Türkiye için en yakın bir tehlike ve tehdit olarak görmektedir. Kıdemli, eski bir dindar gazeteci olduğum için tabii ki beni de dinleyecekler. Binlerce eleman çalışıyor. Çok büyük paralar harcanıyor. Muhakkak bir büro, bir eleman bu hususta rapor hazırlayacak. Rapor hazırlaması için de telefon dinleyecek. Artık nasıl rapor hazırlarlar bilmiyorum. Bayram haftası dediğimize sandal tahtası da diyebilirler ama hazırlayacaklar. Yoksa maaşları kesilir. MİT’i tenzih ediyorum dediniz. Yabancı bir istihbarattan mı şüpheleniyorsunuz? ABD, 11 Eylül hadiselerinden sonra bütün dünyayı dinliyor. İnsan havsalasının almayacağı kadar korkunç bir teknik kullanıyorlar. Dünyadaki binlerce dildeki birtakım anahtar kelimeler, dehşetli sofistike bilgisayar ağlarıyla dinlenmekte. “Mallar geldi mi?”, “Çocukları gönderiyoruz” gibi rumuzlu olduğu anlaşılan kelimeler hemen kayıtlara geçiriliyor ve istihbarat yapılıyor. Tabii şimdi ABD, Türkiye’deki Amerikan aleyhtarlığından son derece tedirgin ve rahatsız vaziyettedir. Delile falan lüzum yok. Akıl mantık yeterlidir. ABD düşmanlığı yapanların elebaşlarını fişliyorlar. İki dostum Üsküdar’da başı örtülü, göbeği açık bir kadın gördüler. RÜKÜŞ DİYE BAĞIRMAYIP DA NE YAPACAĞIM? Başörtülüleri rüküş giyiniyorlar diye eleştiriyorsunuz. Rüküşler sadece başörtülüler mi?Müslüman olduğumuz için başörtülü hanımlar ve genç kızlar bizi yakından ilgilendiriyor. Onlar bizim din kardeşlerimiz, yakınlarımız. Tabii şer’i ve fıkhı açıdan ele almıyorum ama kültür ve sanat açısından seksi olmamak, teşhircilik yapmamak şartıyla çok güzel, estetik kıyafetlere bürünmelerini istiyorum. İslami kesim kırsal, gecekondu, taşra ve varoş kültürüyle zihniyetine sahip olduğundan, Müslümanları bu konuda çekip çevirecek bir uzman sınıf da bulunmadığından birkaç seneden beri her tarafta cırtlak renklerle tesettürlü hanımlar ve kızlar görüyorum. Mesela Pazar günleri bu Sultanahmet civarında tesettürlerde dehşetli bir pembe görülüyor. Halbuki pembe pek sanatlı bir renk değildir. Çok frapan olduğu için tesettürlü bir hanımın kullanmaması lazım. Tesettür renkleri nelerdir? Mat renklerdir, fazla göze batmayan renklerdir. Cırtlak ve frapan renkler değildir. Tabii bunları yetiştirmek lazım. Biliyorsunuz İslami kesimde moda ile ilgili sanat da gelişmiş değil. Orada da bir taşralılık hakim. Bazen dayanamıyorum. En son iki dostum Üsküdar’da başı örtülü, göbeği açık bir kadın gördüler. O zaman rüküş diye bağırmayıp da ne yapacağım? TESETTÜR FİRMALARI RÜKÜŞLÜĞÜ ARTIRDI Son yıllarda bazı tesettür giyim firmaları modacılarla anlaşmalar yaptılar. Çeşitli defileler düzenliyorlar. Rüküşlük giderilemedi mi?Aksine artırdılar. Geçen sene bir tesettür moda defilesi yapıldı. Üç yüz kıyafet seçildi. Bir tek milli kıyafet yok. Avrupa’nın elbisesi, Avrupa’nın tayyörü, Avrupa’nın pardesüsü üzerine alacalı bulacalı bir eşarp konulmasını tesettür zannediyorlar bunlar. Kadın modası diye bir şey vardır. Bu modanın merkezi Paris, Milano, Londra, New York, Tokyo gibi birtakım şehirlerdir. Türkiye’nin bu sahada esamisi okunmuyor. Müslümanlar 20 sene önceden harekete geçerek bir takım tesettürlü hanımları Paris moda okullarında dünya çapında kıyafet uzmanı, moda uzmanı olarak yetiştirseydiler bu duruma düşmezlerdi. Ama hala böyle bir çaba görmüyorum. Bugün bir gazetede gördüm. 30 YTL’lik yardım için insanlar saatlerce kuyrukta bekliyorlardı. Ekonomik şartlar böyleyken insanları rüküş giyiniyorlar diye suçlamak ne kadar doğru? Her zaman söylüyorum. Fakir fukaraya, geçim derdiyle kıvranan insanlara rüküş demek haysiyetsizlik olur, vicdansızlık olur. Ben multimilyarlarla oynayan, ikiyüzelli milyarlık ciplerle gezen, bir milyon dolarlık meskenlerde oturan yüksek tabaka tesettürlüleri kastediyorum. Onların da hepsine rüküş demiyorum. Rüküş olanlarına rüküş diyorum.http://www.gercekhayat.com/dusuncealemi/icsayfa.php?newsid=0000000135&catid=24

Reklamlar
Published in: on Eylül 12, 2006 at 6:19 pm  Comments (1)  

The URI to TrackBack this entry is: https://kendihalinde.wordpress.com/2006/09/12/yalcin-kucuk-ile-aramizda-cok-paralellik-vardir/trackback/

RSS feed for comments on this post.

One CommentYorum bırakın

  1. selamun aleyküm.Rabbim sizleri basımızdan eksik etmez inşaallah.Selametle kalınız.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: