Bilim ve Şarlatanlık

Yakın çevremdeki bazı arkadaşların “yüksek sesli başarılı tezahüratları” sonucunda; Soner Yalçın’ın yeni kitabını satın aldım: “Soner Yalçın; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı : Efendi-2; Doğan Yayıncılık, Haziran 2006”. Uygun bir zamanda okuyacağım. Ama yeni aldığım her kitapta olduğu gibi, sayfaları şöyle bir karıştırdım. 1-2 sayfa, birkaç paragraf okudum. Önyargılı olmayayayım ama kitabın tahmin ettiğimden de farklı olmadığı kanaati uyandı bende. Kitabı okuduğumda; hâlâ canlı bir konu olmaya devam ederse, düşünce ve izlenimlerimi yazarım.

Bugün; bu kitabı karıştırırken, bana hatırlattığı bir konudan söz etmek istiyorum. Bilimin metodolojisinden… (Metodoloji, karşılığı olarak “yöntem bilimi” ifadesi de kullanılıyor. Metodoloji, felsefe ve bilim alanlarında yöntem / yaklaşım konuları ile ilgilenir; yeni yöntemler yaratmak için ilkeler geliştirir.)

Bilimin kullandığı genel yaklaşımlar arasında “veri toplama + analiz, genelleme ve soyutlama” sürecinin özel bir yeri vardır. Bilim; araştırıp topladığı verileri analiz ederek bunlar arasında genel özellikler bulmaya; ardından bunları bir teori (bir bilimsel model) olarak biçimlendirmeye çalışır. Böyle bir yaklaşım ile gezegenlerin hareketi, canlıların evrimi, toplumların davranışları ve benzerleri gibi değişik konular üzerinde teoriler üretilir. Ancak bu teoriler, kalıcı ve değişmez değildir. Zaman içerisinde bilim insanları, çalışmalarını sürdürürler ve daha önce kurulmuş teorik yaklaşımları sınarlar. Bunlar arasında yeterliliği uygun olmayanlar veya hatalı kurgulanmış olanlar varsa, gerekli değişiklik ve düzeltmeler yapılarak (veya tümden kaldırılıp yenisi kurgulanarak) devam edilir.

Psikoloji (ruhbilim) ve sosyoloji (toplumbilim) gibi sosyal temelli bilim dallarında ise kullanılan yaklaşımlardan birisi, üretilen varsayımın (yapılan deneylerle veya elde edilen araştırma sonuçları ile) doğrulanması veya reddedilmesidir. Örneğin uyuşturucunun, canlı bedeni üzerindeki etkilerini gözlemek için laboratuvarlarda değişik deney hayvanları üzerinde “çok sayıda” deney yapılır. Bu deneylerin sonuçları kaydedilir. Kayıtlar üzerinde genelleştirilebilecek “güvenilir” yönelimler / eğilimler bulunmaya çalışılır. (Bu örnekte çift tırnak arasında alarak vurguladığım iki ifadeye dikkat çekmek isterim.)

Sosyal bilimlerin kullandığı yaklaşımlardan bir diğeri, kamuoyu araştırması yapmaktır. Örneğin insanların gelir düzeylerinin konut edinme eğilimlerine nasıl yansıdığını öğrenmek için incelenmek istenen topluluğu “tam olarak” ifade edebileceği düşünülen “yeterli” sayıda kişiye anket uygulanır. Araştırma sonunda her anketin tutarlılığı yanında, elde edilen toplam sonuçların “güvenilirliği” konusunda çalışmalar yapılır. Sonuçlar yeterli bulunursa, ön sürülen varsayımın kabulü veya reddi söz konusu olur.

Yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığım türden disiplinli bir bilimsel eğitim almış kişiler tarafından üretilmiş eserler, şu veya bu oranda bilimsel bir öz içerirler. En azından, konunun hangi yaklaşımlarla ele alındığı hakkında bir fikrimiz olur. Buna karşılık kulaktan dolma bilgileri, dedikoduları veya kanıtsız söylentileri, bize “gösterişli gerçekler” olarak sunmaya çalışan bazı kitaplar da vardır. Bunların pek çoğu, tekil olayları, genel yönelim gibi sunarak bizi yanıltmakta ustadırlar. Eğer bu kitaplara “inanma” ihtiyacıyla yaklaşırsak, yanılma ihtimalimiz son derece yüksek olacaktır. Bilimin ve sanatın gerçek anlamda bilimsel, sosyal ve kültürel filtrelerden geçmediği ülke ve toplumlarda sözünü ettiğim türden yanılsamaların haddi hesabı yoktur

Tabii ki; okuduğumuz her kitabın, bir bilimsel eser olmasını bekleyemeyiz. Sosyal söylentileri, dedikoduları veya tekil olayları da birer ipucu olarak kullanılıp gidebileceğimiz yerler vardır. Ama bunların bir bölümünün söylentiden ibaret olduğunu (veya kötü niyetli kişiler tarafından üretilmiş olabileceği gerçeğini) akıldan çıkarmamamız gerekir. Bilimsel kuşku duygusu kaybedildiğinde, çok daha ciddi olumsuzluklara yol açabilir. Bitirirken; kütüphanemden, bu konuları ayrıntılı olarak ele alan bir kitabı – baskısı var mı, bilmiyorum – önereyim: “Hüseyin Batuhan; Bilim ve Şarlatanlık; Yapı Kredi Yayınları, 1993”. Abuk subuk iddia ve tezlerle nasıl yanıltıldığımızın bir resmi adeta…

(09.07.2006)
Gürcan Banger

Reklamlar
Published in: on Eylül 18, 2006 at 9:58 am  Yorum Yapın  

The URI to TrackBack this entry is: https://kendihalinde.wordpress.com/2006/09/18/bilim-ve-sarlatanlik/trackback/

RSS feed for comments on this post.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: