Yahudi Kültür Emperyalizmi

 hhh

Şunu kabul etmek gerekiyor: Ülkemizde henüz İslam, laiklik, cumhuriyet,teokrasi, devlet ve şeriat gibi kavramlar halk kitleleri tarafından tam anlaşılabilmiş değil. Hatta aydınlarımızın bile tam anladıklarını söylemek mümkün görünmüyor. Mesela, kendilerini ‘laik’ olarak nitelendiren aydınlar, daha çok Avrupa’yı ve Hıristiyanlığı bildikleri için, Avrupa ve Hıristiyanlık tarihine bakarak yaptıkları genellemelerle ülkemizdeki kavram kargaşasını daha bir içinden çıkılmaz hale getirmektedirler.

Bu satırları yazmamın nedeni, bir önceki yazıma bir okurun verdiği tepki. Okurumuz şöyle diyor: “Üçüncü ve en tehlikeli türban taraftarları yani islamın sadece iman ve ibadetten ibaret olmadığını, islamın devlet yöneten, sosyal hayatı yönlendiren kurum ve kurallarının bulunduğunu (islam terminolojisi açısından bu yaklaşım doğrudur) bilen ve bunu anadolu topraklarında Türkiye Cumhuriyetini yıkarak teokratik bir islam devleti ile gerçekleştirmek isteyen ve laikliğin bu konuda önlerindeki en büyük engel olduğunu bilen marjinal kesim de bilmelidir ki, bu emellerinin karşısında, 1055 yılından beri din ve devlet işlerini birbirinden ayırabilmiş bir devlet geleneği olan, arap kültür emperyalizmine karşı cumhurriyet ile bir duvar gibi durabilmiş biz anadolu insanları, kadınları ve Türkiye Cumhuriyetinin güzüde silahlı kuvvetlerini karşılarında bulacaklardır. Buna müsade etmeyeceğiz.”  

Doğrularla yanlışların harmanlandığı bu ifadeleri düzeltmek için neresinden başlamak gerekir bilemiyorum. Okurumuz, 1055 yılından beri devam eden bir “devlet geleneği”nden söz ediyor. Bu devlet geleneğinin en önemli halkası Osmanlı. Osmanlı’nın neyi neyden ayırdığını herhalde en iyi yine kendisi bilir. Öncelikle Osman Gazi’nin ifadelerine bakmak gerekiyor. Aslında, Osman Gazi’den II. Abdülhamid’e kadar Osmanlı padişahlarında Osmanlı Devleti’nin ‘misyon’u konusunda genel bir fikir birliği bulunduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu misyonu, TBMM tarafından yapılan ilk anayasalarda, yani 1921 ve 1924 Anayasalarında da bulmak zor değildir. Osman Gazi’nin, kurduğu devlet için belirlediği misyon ve vizyonu, oğlu Orhan Gazi’ye yönelik nasihatleri ortaya koymaktadır: “Ey oğul! Her işten önce din işlerine dikkat et. Zira farizaya [Allahü Teala’nın kesin emirlerine] dikkat, din ve devletin güçlenmesine sebeptir. Din işlerini; dikkatli olmayan, itikadı bozuk ve doğru yoldan ayrılmaya yönelen, büyük günahlardan kaçınmayan, helala-harama dikkat etmeyen sefihlere ve ayrıca tecrübesiz kişilere bırakma, devlet idaresinde bu gibi kişilere iş verme!.. Zira Yaratan’dan korkmayan, yaratılandan hiç korkmaz. Büyük günah işleyen ve bunu devam ettiren kimsede sadakat olmaz.

“Böyle kişilerin sadakati olsa ümmeti olduğu Peygamber-i Zişan’ın [Şan sahibi Peygamber] sadık tebligatı [doğru bildirileri] üzere hareket eder de şer’i şerifin [Şerefli Şeriat’in] dışına çıkmazdı. Zulümden, bid’atten [Şeriat’e aykırı yeni uygulamalardan] sakın. Zulme ve bid’ate teşvik edenleri devletinden uzaklaştır. Çünkü böyleleri seni zevale uğratmış olurlar. Daima cihad ile devletini genişletmeye çalış. Çünkü uzun zaman sefer olunmazsa askerin şecaatine; reislerin ve kumandanların bilgi, tedbir ve malumatına ağırlık ve noksanlık gelir. Böyle sefer işlerini bilenler ölür gider de yerine tecrübesiz kimseler gelir, bu yüzden de bir çok hatalar meydana gelir ki, bundan da devlet büyük zararlar görür. “Beytü’l-mali koru! Devletin servetini çoğaltmaya çalış!.. Şer’i şerifin ölçüsüne göre sana ait olana kanaatle, ihtiyaçlarından ve gerekli olanlardan başka lüzumsuz yere telef etme, israftan kaçın. Askerinle, malınla gururlanma. Zira onlar Allah yolunda cihad için milletin işlerinin yerli yerinde görülmesi ve cihana adalet ve fazileti yayman için vasıtadırlar. “Sadakatle Allah rızası için çalışan devlet erkanını koru! Vefatlarından sonra böyle kimselerin çoluk-çocuğuna bak, ihtiyaçlarını karşıla.!..Halkından hiç kimsenin malına tecavüz etme!.. Hak edenlere yardım ile iltifat elini uzat, böylelerinin yakınlarını sıkıntıdan kurtar. Askeri erkanı iyi koru! Alimler, fazıllar, sanatkarlar, edipler; devletin bedeninin gücüdür. Bunlara iltifat ve ikramda bulun. Bir kemal sahibi işitince onunla yakınlık kur, dirlikler ver ve ihsan eyle!.. Hükümetinde ulema, fazıl kimseler, erbab-ı maarif çoğalsın, siyaset ve din işleri nizam bulsun!.. Benden ibret al ki, bu diyarlara zayıf bir bey olarak gelip haketmediğim halde bunca inayet-i celile-i Rabbaniye’ye mazhar oldum. Sen de benim yolumdan git ve bu Din-i Muhammedi’yi ve ashabını, başka sana tabi olanları koru. “Allah’ın hakkını ve kulların hukukunu gözet!.. Ve senden sonrakilere böyle nasihat etmekten geri durma. Ve adalet ve insafa riayet ile zulmü kaldırmaya devam ile her bir işe teşebbüsde Allah’ın yardımına güven. Halkını düşman istilasından ve zulme uğratılmaktan koru! Haksız yere hiç bir ferde layık olmayan muamelede bulunma! Halkı taltif et, hepsinin rızasını kazan.” (http://tr.wikisource.org/wiki/Osman_Gazi%27nin_Orhan_Gazi%27ye_vasiyeti) Bu metinden şunu öğreniyoruz. Osman Gazi’ye göre devleti zevale, yıkıma iki şey götürür: Birincisi, adaletsizlik. “Adalet mülkün (egemenliğin) temelidir” sözü bunu ifade eder. İkincisi, bid’atler, yani Şeriat’e (İslam hukukuna) aykırı uygulamalar. Devletin misyonu ise şudur: Allah yolunda cihad, milletin işlerinin yerli yerince görülmesi ve cihana adalet ve fazileti yaymak. Osman Gazi’ye göre, başarıları inayet-i celile-i Rabbaniye’dir, Allahü Teala’nın yardımının, lütf u ihsanının sonucudur. Orhan Gazi’ye, “… her bir işe teşebbüsde Allah’ın yardımına güven” diyor. Dolayısıyla, damarlarındaki asil kana güvenmek gibi laik ve milliyetçi bir ideolojiye sahip olmadığını söylemek mümkündür. Burada kimseyi yargılamıyoruz, bir tespitte bulunuyoruz. “Türk övün, çalış, güven” ama, kime güven? Burada Osman Gazi’nin farklı bir yaklaşımı benimsediğini anlıyoruz: Allah’ın yardımına güven! Gelelim “teokratik İslam devleti” lafına. İslam’da ruhban sınıfı bulunmadığı için teokratik bir devlet yapısı İslam’da yoktur. İslam’ın öngördüğü devlet sistemi laik değildir evet, fakat teokratik de değildir. Teokrasi, Hıristiyan Batı’ya özgü bir yönetim modelidir. Laiklik ile başörtüsü arasında kurulan ilişki konusunda da şunu söylemek zorundayız: Başörtüsü yasağı gerçekte laikliğe aykırıdır. Çünkü başörtüsü yasağı ile, başka din mensupları lehine olarak Müslümanlar’ın din özgürlüğü kısıtlanmaktadır. Halbuki laik bir devlet, farklı din mensupları arasında tarafsız kalmalı, hepsine eşit özgürlük ve hak tanımalıdır. Müslümanlar için başörtüsü yasaklanıyorsa, İsrailli hahamlarda gördüğümüz fötr şapkanın da aynı gerekçeyle kamusal alanlarda yasaklanması gerekmez miydi?! Türkiye’de başörtüsü yasağı yenidir, böyle bir yasakçı yasa hiçbir zaman çıkmadı, bunu hükme bağlayan ‘yönetmelik’ 1980’lerde yayınlandı. “Arap kültür emperyalizmi”ne gelince, bu, “Türk Ruhu” ve “Kemalizm” gibi kitaplar yazan Tekin Alp’in tezidir aslında. Türk Ruhu kitabını ben, bir kütüphanede bundan 27-28 yıl önce görmüştüm. Tekin Alp adı bana albenili gelmişti, “Alp Er Tunga öldi mü….” dizelerini hatırlatıyordu. Bu şahsın asıl adının Moiz Kohen olduğunu sonradan öğrendim. Bu topraklarda Arap kültür emperyalizmi lafını icat edenler, yani “Türk Ruhu”nu Yahudilik’le dolduranlar, böyle bir Kemalizm vücuda getirenler, ne yazık ki Parvus Efendi ve Moiz Kohen gibi isimlerdir. Ben, kendisini Tekin Alp olarak gösteren Moiz Kohen’i değil, Osman Gazi’yi hürmet ve hayranlıkla izlemek gerektiğine inanıyorum. Yahudi kültür emperyalizminden kurtulmanın zamanı gelmiş ve geçmektedir. Namık Doruklu

 www.dorduncukuvvetmedya.com
E Mail: doruklunamik@yahoo.com

Reklamlar
Published in: on Eylül 26, 2006 at 8:07 pm  Comments (1)  
Tags: , , , , ,

The URI to TrackBack this entry is: https://kendihalinde.wordpress.com/2006/09/26/yahudi-kultur-emperyalizmi/trackback/

RSS feed for comments on this post.

One CommentYorum bırakın

  1. ya daha fazla bilgi olsa iyi olur ama bence yeterli deil güzel ama olsun ok byeeeee


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: