Soner Yalçın’ın Tatar (Nogay) Düşmanlığı mı var?

Aşağıda bir arkadaşımın yolladığı ilginç ama bana göre önemli bir maili ekliyorum .Mail aylardır tvde reklamları yapılmış SAĞIR ODA dizisi ile ilgili…Dizinin tekrarı yayınlanınca özellikle vakit ayırıp seyrettim. Bir tatar ailesinin şerefsizce işlere konu edilmesi çok canımı sıktı. Adı nogayhan olan birinin insanların yatak odalarına gizli kamera koyan bir tip olarak kamuoyuna yansıtılması, dizinin daha başında müslümanların ve tatar ailesinin vatan haini pislikler olarak gösterilmesi bu diziyi mailler vasıtasıyla protesto etmek için yeterlidir diyorum. Konuyu takdirlerinize sunarım..Bana gelen mail şu: (daha&helliip;)

Reklamlar

Yahudilerin Hainlikleri

Ortadoğu’da yanan ateşi söndürmek için en fazla çaba harcayan ülkelerin başında gelen Türkiye, savaştan kaçanların da ilk sığındıkları liman olarak tüm dünyanın takdirini topluyor.
Tarih boyunca, zulme uğrayanların sığınacakları ilk kapı olarak gördükleri Türkler, bugüne kadar yüzbinlerce mazluma kucak açtı.
Din, dil ve ırk ayrımı yapmadan, gördükleri zulümden kaçan binlerce kişiyi bağrına basarak insana verilen değeri en iyi şekilde  sergileyen Türkler, örnek tutum ve tavrıyla tarihteki en büyük insanlık derslerini veren millet oldu İspanya’da zulme uğrayan Müslüman ve Yahudiler, Osmanlı Devleti’negönderdikleri bir elçi ile içler acısı durumlarını anlatır ve yardım isterler.
Katliamdan kaçış

Osmanlı Devleti, 1505 yılında İspanyol sahillerini vurmak için Kemal Reis kumandasında bir filo gönderir, zulme uğrayan bir kısım Müslüman ve Yahudi Türkiye’ye getirilerek ve katliamdan kurtarılır. İspanya’daki insanlık dramı ve yapılan zulümler iyice artınca Kaptan-ı Derya ve Cezayir Beylerbeyi Kılıç Ali Paşa’ya gönderilen bir fermanla İspanya’da zulme uğrayanlara yardım edilmesi emredilir. (daha&helliip;)

Published in: on Ekim 17, 2006 at 9:49 pm  Comments (12)  
Tags: , , , ,

Soner Efendi Üç Korner Bir Penaltı Etmez – 3

Türker ADONAY
16.10.2006

Üç bölümlük yazı dizimizin bu son yazısında; araştırmacı-gazeteci-yazar, eski Aydınlıkçı, bir zamanların “kudretli uyuşturucu baronu”nun hâtıra tutucusu Soner Yalçın’ın, iyi bildiği “alengirli” işlerle uğraşmak yerine milletin din büyüğü olarak bildiği kişilere saldırmayı tercih etmesinin yanlış olduğunu, bu tür bir teşebbüsün onun “boyunu çok aştığını”, çünkü bunu yapabilmek asgarî düzeyde bir din bilgisinin gerektiğini kısa ama çarpıcı örneklerle göstermeye çalışacağız.


Koyu Cehâlet Örnekleri 1)

Kitabının 107. sayfasında “Süleymancılık olarak bilinen dinî cemaatin kurucusu Silistreli Süleyman Hilmi Tunahan, neden kızına, Türkçe’de bulunmayan İbranîce ‘Yaratılış’ anlamına gelen ‘Beria’ ismini koymuştu?’ diye soran ve bu cümleyle ilgili dipnotta ünlü KGB kasabı Lavrentiy Beria’dan Sabetay Sevi’nin 18 maddelik emirlerinde bu kelimenin sıkça geçmesine kadar bir sürü ilgisiz detayı sıralayan Soner Yalçın, bu kelimenin Arapça karşılığının ne olabileceğini araştırma zahmetine katlansaydı ve Süleyman Hilmi Tunahan’ın Arapça’ya çok iyi vâkıf olduğunu dikkate alsaydı, ne bu kadar kelime israfına girer ne de cehâletini açığa vurmuş olurdu. “Beria” kelimesi Arapça’da “olgunluk ve güzelliğiyle akranlarından üstün olan, bu hasletleriyle dikkat çeken” anlamlarına gelmektedir. Muhtemelen Süleyman Hilmi Tunahan da kelimenin İbranîce karşılığından dolayı değil, Arapça karşılığından dolayı kızına bu ismi koymuştur. Hay Allah sana akıl fikir versin Soner Efendi e mi! (daha&helliip;)

Külünçler ve Kulunçlar – Yalçın Güccük,Gürkan Haco Postproduction İftiharla Sunar

Bir Gürkan Haco-Yalçın Güccük Mülakatına daha hoş geldiniz sayın kapalı devre izleyicilerimiz. Yeni Sarman dergisinden ayrılırken yediğimiz potin izleri hala tazeliğini ve sıcaklığını korurken biz kendimizi Sıkay televizyonuna zor atmış bulunmaktayız. Özellikle bu deli-vizyon kanalını seçmemizde  çok değerli arkadaşımız bülbülderesiyle mezkur Gökyüzü yoldaşımızın da katkıları büyüktür. Nede olsa sıkay dimek gökyüzü dimektir aziz saçma severlerimiz. Bu haftaki konuğumuz her hafta olduğu gibi kızıl kaşkollu  pirimiz yala yala bitiremediğimiz yaladıkça lezzetine vardığımız üstadımız Yalçın Güccük hocamızdır. 

  

  • -Hocam bir mülakat verdiniz ortalık yine karıştı.
  • -Heh heh heh, ben yaptım dimi
  • -Evet hocam siz yaptınız, yardım almadan sadece kendi beka ve bilginizle başardınız
  • -Heh heh heh , hep yaparım zaten Haco, yoksa kuşkunmu vardı
  • -Aman hocam o nası söz, yalarız bilirsiniz.. hemde iyi yalarız
  • -Hadi Haco sadede gel canım
  • -Hocam Timpo isimli dergide grupseks üzerine çok ilginç açıklamalarınız vardı, bizden bile sakladınız ya aşk olsun hocam
  • -Heh heh heh, senden benden gayrı 2 kişi daha bulursan aşkolur Hacocum. Eril dişil farketmez maksat grup olsun. Bak Haco ben ne dedim grupseks Sabetay Sevinin emridir dedim. Bu işin öncüsüde Hülya Yavşar’dır dedim. (daha&helliip;)

Soner Yalçın’ın Kankası ‘Oray Eğin ve Üçüncü Kuşak Beyaz Türkler’

‘Oray Eğin ve Üçüncü Kuşak Beyaz Türkler

 

Türkiye’de ‘Beyaz’ dendiğinde kimlerin kast edildiği üç aşağı beş yukarı herkesin malumu iken, ‘Siyah’ vasfının (ya da vasıfsızlığının) bahis mevzuuna bağlı olarak değişim göstermesi, örneğin Kürt sorunu söz konusu olduğunda Kürtlerin, başörtüsü sorunu söz konusu olduğunda İslami kesimin akla gelmesi, hakim (ya da resmi) olan otoriteryen yapının niteliği hakkında epey fikir verici mahiyette. Ancak resmi ideolojinin kendi doğruları ekseninde çizdiği sınırların dışında yer alanları yok sayan iki boyutlu tasavvurunun uzun yıllardır Türk siyasi geleneğine damgasını vurmuş olması nedeniyle, özgürlükler (ve dolayısıyla mağduriyetler) konusunda ciddi bir yanılsama yaşanıyor. (daha&helliip;)

Orhan Pamuk-Hiçbir Müslüman Yazar Nobel Alamadı

Atılgan Bayar: Hayır efendim, hiçbir Müslüman yazar Nobel ödülü almadı henüz.Necib Mahfuz da Orhan Pamuk da Müslüman Değil!

Atılgan Bayar/Haberturk

  jhk

Belleğin zalimliği, unutkanlıkla dağılıp giden şeyleri hatırlamakta gösterir kendini. Necib Mahfuz
Orhan Pamuk’a Nobel Edebiyat Ödülü’nün verilmesinden sonra, kimi televizyonlarda ve gazetelerde Pamuk’un ‘ödülü alan ikinci Müslüman yazar’ olduğu okudunuz.
Ya cehaletten kaynaklanıyor, ya da ‘wishful thinking’, yani olmasının arzulandığı gibi düşünme alışkanlığından.

Ama her nedense…

İki kere yanlış veya yalan!

Örneğin Yeni Şafak gazetesi haberi şöyle verdi: (daha&helliip;)

Published in: on Ekim 14, 2006 at 11:28 pm  Comments (3)  

Orhan Pamuk Kendisi Bir Türk-Sabetay Edebiyatçıdır

Kendisi Bir Türk-Sabetay Edebiyatçıdır

ddd

Orhan Pamuk’tan bir edebiyatçı çıkaranın Yahudi soykırımından Ermeni soykırımı çıkarmasına şaşmamak lazım.

ŞARK KURNAZI PAMUK ve  KURNAZLIĞIN FRENKÇESİ
Behiç Gürcihan  

Tarih;bir çok açıdan, “Batı”‘nın “Doğu”‘yu çalıp, kendine maletme tarihidir. “Doğu”‘nun tutsaklığı bu tarihi intihalin (aşırtma) bir uzantısı olarak sırıtır yüzümüze. Descartes’tan 705 yıl önce cebir üzerine kitap yazan; “sıfır”ı matematiğe kazandırarak ondalık sistemi işlevsel kılan ve hesap metodunu konu eden ilk bilgin olan Harezmi; İ.S. 780-850 yılları arasında yaşamıştır. Kendisi bir Türk-İslam Matematikçisidir.

El-Harezmi; Latince’de “Alkhorizmi”‘ye, buradan “Algorisime” ‘ye ve son olarak Fransız’ca Algorithme ‘a dönüşmüş ve bildiğiniz Algorithma’yı “Batı” kendine maletmiştir.

“Doğu”dan Batı’ya intihal olur da “Batı”‘dan Doğu’ya intihal olmaz mı… (daha&helliip;)

Published in: on Ekim 14, 2006 at 11:25 pm  Comments (2)  

Rabin -Sabetay Sevi Bağlantısı?

Rabin – Shabbatai Tzvi Connection?

“Shabatai Zvi had married his third, and last wife,, Yocheved, in order to establish an alliance with an important Izmir family- the Filosofs. When Zvi died, Yocheved announced that her brother, Yakov Filsof, had inherited his soul.” (p.168 of “The Jewish Messiahs” By Harris Lenowitz)

Is the Filosof family connected to the political leadership of the Sabbatean State of Israel?

Perhaps it is just coincidence but the daughter of the late Prime Minister Yitzchak Rabin married a Filosof. See Dalia Rabin-Pelossof (Filosof) (http://www.knesset.gov.il/mk/eng/mk_eng.asp?mk_individual_id_t=231

Do Sabbateans rule the U.S.?

Can they assassinate a President and get away with it?

According to Leah Rabin’s autobiography, her husband Yitzchak was in Dallas on November 22, 1963.

Was there Sabbatean influences behind the JFK assassination? (daha&helliip;)

Published in: on Ekim 2, 2006 at 8:14 pm  Yorum Yapın  
%d blogcu bunu beğendi: