TR Forum ( Sabatay Forumu ) Webmasteri Sayin Faruk Bey ile Yalçın Küçük, Soner Yalçın, Istanbul Sevi, TR Forum ve Sabetay Mevzuu Üzerine Yaptığımız Mail Yollu Yazışmalar – 1

 

Ben, Faruk Bey’e bu onurlu davranışından ve yaptığımız görüşmeleri internet ortamına taşımama izin vermesinden ötürü teşekkür ederim. Kendisi hakkinda zaman zaman oldukça olumsuz düşüncelere kapılsamda son dönemde göstermiş oldugu yapıcı tutumlar onun bu işlere gerçekten Allah rızası için girdiğinin bir göstergesi niteliğindedir.Hatasız kul olmaz. O’nun izin vermesi sayesinde bende Inter-Turk Forumda vermiş oldugum sözü yerine getirmiş oluyorum. Kendisinin bir an evvel sağlığına kavuşması en büyük temennimdir. Tekrardan geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Nisan 2006 tarihinde TR Forumda başlayan “kayıkçı kavgamız” Faruk Bey ile son bulmuştur. Diğerleri ile olan kavga devam edecektir.Meseleye vakıf olmayanlar için aşağıda tr-forumda sorduğum soruları noktasına virgülüne dokunmadan tekrar yazıyorum. gerçi o günden bu yana köprünün altından çok sular akıp çok farklı gelişmeler oldu, hatta yeni yeni sorular da gündeme geldi ama hepsini buraya taşımanın anlamsız olduğunu düşünerek bu kadarla yetinmeyi uygun görüyorum. Önemli olan ve asıl üzerinden düşünülmesi gereken hadise Sabetay meselesinin Ülkemizi hangi mecralara çekme girişimin bir parçası olduğudur. Zaman içinde bende oluşan esas kanaat bunun bir siyonist osmanli projesi oluşturmak yada Ülkemizi bölmek arasinda halkimizin bazi tercihler yapmaya zorlanması yönündeki izlenimlerimdir.

Asagidaki 20 maddede sıralan sorular yaklaşık 8 ay önce tr-forumda ( sabatay forumda) sorulmuştur. 

1- Bu forum ve buna bagli site hangi amacla kurulmustur.Maksadi nedir, neyi hedeflemektedir?

2- Forumda sürekli bir bilgisayar problemi oldugundan dem vurulan sayin Faruk bey’in parsimony icin ödedigi domain ücreti nedir?Kimlerden destek almaktadir.Arkasindaki olusum neyi planlamaktadir.Yoksa vatana millete hizmet icin ferdi mi takilmaktadir.Eger öyleyse kendisini bu konuya ilgi duyduran sebebler nelerdir.

3- Faruk beyin hastaligi icin gecmis olsun dileklerimi ve Allahtan acil sifa temennilerimi kendisine iletirken,Bu hasta haliyle kendisini forumun yeniden basina geciren elzem sebebler ve aniden sifreli sisteme gecme nedenleri nedir.
Wap olayinada girmek güzel bir haraket olup bunun ekstradan maddi bir külfeti yokmudur.

4- Bu forumda daha önce bana yapilan muamelenin esi ve benzeri baska birini yapilmismidir, Bana yapilan malayanicedir bunlar elestirilerinin ardinda yatan gercek sebeb nedir.

5- Döndüm deyip ama dönmedigi söylemlerinden ve eylemlerinden belli olan IS efendinin kabalistik dua ve ritüelleri ( sefirah tifereti cagirmak gibi) forum ortamina aktarmasinin gizemi nedir.

6- Faruk bey ile IS arasindaki iliskinin boyutu nedir, Kendisiyle yüzyüze görüsmüsmüdür,sesini duymusmudur, neredeyse 6 yil boyunca gizemli kalan bu zata güveni nereden gelmektedir.Keza “Aksamci”nin bir yazisina karsilik Is efendiyi arkasina aldigi acik ve net belli olan Faruk bey, OL@’nin yazdiklari icin ne diyecektir.( Zannimca hüsni zan olayi coktan asilmis,sadakat baglari kurulmustur)

7- Bu forum ve bagli sitede Sabetaylari desifre ediyoruz posetlemesiyle Sabetaylarin yasayislari, dualari, gelecekteki amaclari legal bir cerceveye mi oturtulmaya cabalanmaktadir.reklamin iyisi kötüsü olmaz amacimi güdülmektedir.

8-Benim Türkiye icinde AKBABALIK calismasi , Küresel manada AKRABALIK calismasi dedigim calismalar, Yahudilerin genlerle ve DNA calismalari ile ilgili bütünlesme calismalarinin bir yan ürünümüdür.Neden bu calismalarda sadece soyisimler yer almaktadir.
Saf müslümanlar okusun görsün soyadlari varsa bu listede kendi soylarindan endise etsin amacimi güdülmektedir.
Amac teorik bir düsünce KAOS’u yaratmakmidir.

9- Sistemli bir sekilde olur olmaz tüm yerli ve yabanci forumlarda sabatay.kimdir HAHAMBASILIK sitesinin reklaminin yapilmasi ve dünya yahudileri ile kaybolmaya ve asimile olmaya baslayan sabetaylarin yeniden dirilis hamlesimidir.Bu forum buna mi öncülük yapmaktadir.

10- Lozan mubadilleri derneginin kurulma amaci ( 99 da calismalar baslanmis 2000 de kurulmustur ) ile sabetaylarin bütünlesme calismalari arasinda bir bag varmidir.
Bu forumda IS efendi tarafindan daha önce bu sitenin kuruculari ve amaclari hakkinda müspet veya menfi bir arastirma yapilmismidir. Yapilmadiysa neden yapilmamistir.1000 yil önceki ibrani kökenliler arastirilirken lozancilarin amaclari raki icmek gibi sudan, arpadan sebebler ile aciklanabilir mi.Fellik fellik sabetayci arayanlar bu vakfa neden pek bi hosgörülüdür.

11-Lozan mubadil derneginin 500. yil vakfi ile bir baglantisi olup olmadigi arastirilmismidir yoksa buda incelemeye deger bulunmamismidir.

12-Asil amaci sabetay ekseninde dönen bu forumda neden bir Allahin kuluda cikip yanik koza ve HAHAMBASILIK sitesindeki kelebek benzerligini sorgulamamisdir.Bu siteye tasimamistir. Nasil Bir Sabetay forumudur burasi. Ölü topragimi örtülüdür herkesin üzerinde.

13-Bu kelebekler ile Yalcin Kücügün kelebekleri arasinda bir bag olup olmadigini sorgulamak neden kimsenin aklina gelmemektedir. Ki IS efendi tempo mulakatinda kendi calismalarinin YK tarafindan kullanildigini söylemistir. Bu calismalari kendisimi ona vermistir, Yoksa YK intihal mi yapmistir. Yoksa NEEEE????

14-SY/YK/IS ve tayfasi arasinda organik bir bag varmidir, Neden hep ayni grubun dergileri ve yayinlari bu konuya ilgi göstermektedir.

15-Sabetaist gercekler neden son 7 yildir türkiyenin gündemini ciddi ciddi isgal etmistir. Burada dikkat edilmesi gereken hususlardan biride Avrupa Birligine giris arefesinde olmamiz ve Lozan antlasmasina hala ABD nin imza atmamis olmasidir.Ne tesadüf ama ??????
Hemen bir kac satir asagida yazili olan AB istedi lozan delindi yazisida dikkate alinmamalimidir.

16-Acaba IS efendi ve tayfasi kapsamli bir sekilde sabetaizmi AB’ye giris arefesinde legallestirmeye mi calismaktadir.AB ile bütünlesme asamasinda patrikhane gibi bir baski unsurumu olmak amaclanmaktadir.

 17-Ülkenin batisinda havra acma projesi ile IS efendi neyi aciklamaktadir.malumu aliniz oldugu üzere Tayfasi tarafindan da Orta anadolunun ibrani kökenli müslümanlarina sürekli dem vurulmaktadir. Ha birde Juda-Kürtler vardir.Ha birde Hazar yahudileri ile cerkezleri de isin isine katarsak.
BATIDA SABETAYLAR, ORTADA IBRANI KÖKENLILER hatta kalvinistler, DOGUDA Judaist-KURTLER
Zaten heterojen bir yapilanmaya sahip olan ÜLKEMIZDE homojen ODAKLANMALAR pesindemi kosulmaktadir.YADA Hic kimsenin aklina Vaadedilmis Topraklar gelmemektemidir.

18-Akademik oldugunu iddia eden Zat-i SAHANE IS efendi, daha saatlar önce bu foruma Oylesinelafet arkadasimiz tarafindan asilan soykütügü arastirmalarinin yüzde kacini bu arastirmalarda referans almistir. ( NOT: bu konulari arastiran birine bundan 2 yil önce bilinmeyen biri tarafindan telefonla YETER artik uyarisinin geldigini bilen biri olarak IS efendi bu haliyle nasil gizli kalabilmistir)

19-IS efendi ne zaman sabetay oldugunu ögrenmistir, cocuklugundan berimi bilmektedir, madem babasi sabetay degildir, annesi ile evlendirilme amaci nedir,mason olmayi kabullenmeyen bir baba ile sabetay kökenlerini ön plana cikaran bir ogul arasindaki iliski nasildir.Evde hakim olan görüs nedir.Annenin IS üzerinde sabetaycilik konusunda bir etkisi olmusmudur.Havralardan gizli mabedlere kadar hatta hahambasilarina kadar bildigi TEMPO mulakatindan anlasilan IS nereye kosmaktadir.

20-Kimse unutmasin ki Sabetay Zvi de döndüm deyip dönmeyenlerdendi, Ektigi tohumlar bugün bile basimiza bela niteligindedir. Kimse ZWI ile IS arasindaki amac benzerligine neden kafa yormamaktadir.

*21/8/2006 tarihinden itibaren yukarda sorulan sorulara Faruk Bey tarafından aşağıda yer alan cevaplar verilmeye başlanmıştır.

TR Forum ( Sabatay Forumu ) Webmasteri Sayin Faruk Bey ile Yalçın Küçük, Soner Yalçın, Istanbul Sevi, TR Forum ve Sabetay Mevzuu Üzerine Yaptığımız Mail Yollu Yazışmalar

Mon 08/21/06 09:32 PM

 Sayın Telekom,

Bana şu ana kadar demediğin kalmadı. Herşeye rağmen içimde sana karşı husumet beslemedim ve sabrettim, belki haklı olabileceğin noktalar olabileceği ihtimalini göz önüne alarak mail yoluyla haberleşebileceğimiz ümidini taşıdım. Buna niyetlendiğimde, bir yazında çok iyi sır sakladığını ve mezara kadar seninle gittiğini belirtiyordun, ona inanmıştım.  Ama gördüm ki benim maili interde resmiyle yayınlamakla pek sır verilecek adama benzemiyorsun. Aslında herşeyden ve herkesten şüphe eden bir kişi kendisine itimat edilmesini beklememeli. İçimde sana karşı ufak da olsa beslediğim hüsnüniyete sebep, başka bir yazında “sanki biz hasım mıyız” gibi bir ifade geçiyordu ki, aleyhimde yazdıklarının düşmanlık hisleriyle değil de, inanmak istediğim sendeki dini ve milli hassasiyetler olduğunu düşünüyordum. Ama küfürlü olmasa da  bütün yazılarında hakaretamiz ifadeleri pervasızca kullanmışsın. Üst perdeden ve itham edici ve sorgu hakimi edasıyla yaptığın hitaplara cevap vermemi bekleyemezdin, arada olabilecek diyaloğu ilk baştan bloke eden sen oldun. Bu tartışmaların sonucu nefisleri konuşturmak olurdu ve bütün milletin önünde iki müslümanın kavgasına dönüşürdü ki benim en çok kaçındığım husustur, bundan istifade edecekler İslam düşmanlarıdır. Yoksa şimdi yazdığım gibi forumlarda yazmak zor bir iş değildi, ne var ki hastalığım sebebiyle fazla strese girmemem gerekiyordu, sinir harbine tahammül edemezdim. Tabii senin için öyle şeyler egal.  Sana cevap vermeyişimdeki öteki sebep, senin inatçılığındır, ne yazarsam yazayım ikna olmamaya ve inanmamaya başından kendini şartlamışsın ve herhalde enaniyet duygusuyla olsa gerek mutlaka haklı çıkmak istiyorsun. O halde niye boşuna kalem oynatayım. Üstelik herşeyi menfi olarak yorumlamaya kendini öyle kaptırmışsın ki, en masumane söz ve davranışlardan olmadık manalar çıkarıyorsun. Bak, sana TR-Forumda, cevap verirken müslümanın anlayacağı dilden kestirmeden “fisebillilah” dedik, bunu diline doladın, yazmaz olaydım, tek parmak yazdığımı söyledim, bunu dilinden düşürmedin. Bunun gibi daha neler. En azından ayıp ettin. Ve eğer bir davanın peşindeysen, bu tür alaycı ifadeler, dalga geçmeler bir dava adamına yakışmaz. Küçük noktalardan büyük neticeler çıkarmak istiyorsun. Hele ilk başta sorduğun sorular öylesine basitti ki, ben onlara cevap vermekten aciz değildim, bir kısmına da bilmiyorum diyecektim, çünkü gerçekten bilmiyordum. Ama dediğim gibi ta başından inanmayacağını ilan ettin, o halde cevap için o kadar ısrar niyeydi? Bir ara cevap verecek oldum, neye, arkadaşın Hüseyin’in 600.000 TL’den benim nemalanacağımı iddia eder tarzdaki yazısına. En çok ağırıma giden o oldu. Ben hayatımda şerefimle ve namusumla yaşadım ve haram lokmadan azami derece kaçındım, ömrümde çalışmamın karşılığı olmayan hiçbir kuruş almadım. Beni aynı klikten göstermek istediğiniz o adamların hiçbirini tanımam, görmedim, görüşmedim, nerde kaldı ki kazanacakları paradan pay alacağım! Bunu yazarken hiç rahatsız olmadınız mı? Böyle bir şey hiç mesnetsiz uluorta söylenir mi? Sana birisi aynı ithamı yapsaydı razı olur muydun? Ama ben sabrımı zorladım, Allah’a havale ettim, sineye çektim. Bir tek forumu dışarıya kapadığım zaman yazdım, okuyan da üç-beş kişiydi. Ha onu da yazayım, senin için de bir forum almıştım ve hediye edecektim. Madem ben müslümanları kandırıyorum (böyle bir hatadan Allah’a sığınırım) bu işi doğru yapmıyorum, o halde bu işin doğrusu nasılsa buyrun siz yapın diyecektim, ardından forumu temelli kapatacaktım. Ama anlaşılan senin meselen sabatayların deşifresi filan değil. Bunu bir yazında kendin yazmışsın. “Benim kimsenin soy-sopuyla, diniyle bir işim yok, bazıları bu meseleyle neden ilgileniyor, onun peşindeyim” mealinde ifaden var. Bunu da okuyunca düşündüklerim akim kaldı. Senin derdin sabataycılarla uğraşanların gerçek niyet ve kimliklerini açığa çıkarmak ve belki de sansasyon yapmak ise, yanlış bir adrestesin. Benim hiçkimseyle gizli bir hesabım, anlaşmam filan yok, bilerek kimsenin maşası falan da olmam. Forumda yazanların bir kısmıyla da sonradan tanıştım, pek çoğunu da hiç tanımadım. Tıpkı seni ve Hüseyin’i tanımadığım gibi. Daha önce kaç rumuzla yazdın, buna niye ihtiyaç duydun, hiç açıkladın mı? Yaptıysan, böyle birşey başta beni kandırmak değil miydi? Eğer gerçekten sabataycılıkla ilgileniyorsan, onların deşifresinin milletin hayrına olacağına inanıyorsan, bu şüphecilikle daha faydalı çalışmalar yapabilirdin. Ortaya yeni bilgiler, fikirler atabilirdin. İstersen bir yandan da -meseleye zarar vermeyecek tarzda- deşifrecileri deşifre etmeye uğraşabilirdin. Sen onun yerine bilhassa da beni yıpratma kampanyası açtın. Sonuç ne olur? En fazla aradan çekilirim, kim yaparsa yapsın der, işime bakarım. Böyle netameli bir işe kafa yormak zevk mi veriyor sanıyorsun? Esas o zaman “bu iş müslümanlara bırakılmayacak kadar ciddi” diyenler kazanır. Soneri yerden yere vuruyorsunuz, iyi de hani müslümanların bu husutaki kitapları? Mesele onların tekeline geçmek üzere. İş yapmayıp sadece tenkitle, hakaretle bir yere varamayız. Var mı Sonerin kitabına bir “Reddiye” yazabilecek babayiğit? Benim bütün çabam, damgalanmadan, etiket yapıştırılmadan bunların incelenmesine yol açabilmek, bir ortam hazırlayabilmekti. Forumdaki pek çok kişiye de, belki içinde küçük bir cevher bulunur, bulduğu ufak bir bilgiyi bizimle paylaşır diye tahammül ettim. İstedim ki bu bilgiler bir araya toplansın, değerlendirmesini yapacak müslüman ilim adamı, yazar çizer bulunur, milleti aydınlatırlar. Ama öyle olmuyor, yeni bilgiler foruma akmıyor, bazıları yazmak için değil yazdırmamak için bekleşiyor, kimileri yazanların üstüne çullanıyor, yazılmış bazı bilgilerden faydalanıp kitap yazanlar başkaları, bize köstek olanlar da bizimkiler. Neyse, şimdilik bu kadar. Bu bir başlangıç oldu, Devamı etmesi, ederse nasıl olacağı sana, uslubuna ve tavrına bağlı.Haydi hayırlı sabahlar.Faruk  

 

2006/8/22 

Sayın Faruk Bey,

Anladigim kadariyla sizi oldukca üzdük. Ama hic kusura bakmayin bunda sizin de katkiniz oldukca buyuk. Oncelikle acik ve net olarak sunu belirtmek isterim ben bir  Müslüman ve Turk milliyetcisiyim. Hic bir yerle ne bir bagim nede baglantim var. Kurdugum blog’un da isminden anlasilacagi üzere kendi halinde biriyim ( https://kendihalinde.wordpress.com). Benim rahat hareket etmemi gonlumce yazabilmemi saglayanda bu baglantisizlik. Her ne kadar kimseyi inandiramasakta bu boyle. Hikayeye en basindan baslayalim, bunu daha once size izah etmeme ragmen bu aciklamayi yeniden yapmakta da fayda goruyorum. Evet ben profesyonel bir sabetaist avcisi degilim. Ciddi anlamda da kimsenin soyu sopu beni enterese etmiyor. Kendine Müslüman diyen birinin de insanlarin soyu sopu ile ugrasmasini abesle istigal etmek gibi gorsemde gerek Mehmet Sevket Eygi, gerekse kendisinden cok haz almadigim ama fikirlerine onem verdigim A. Dilipak ve benzeri Müslüman yazarlarin yazdiklari soylediklerinin zihnimde olusturdugu gerceklik payina ve sabetaist bir yapilanmanin olabilecegine inancim dolayisiyle ve tabii ki medya da 2004-2005 yillarinda estirilen sabetaizm konusunun gundemi isgal etmesi neticesiyle her merakli insan gibi konuya ilgi duydugumu soylemek istiyorum. Teknolojinin nimetlerinden faydalanan her insanin ilk basvuru kaynagi olan internet de sizin yapmis oldugunuz sitelere erismemi bu baglamda saglamistir. Sabetaizm konusunda “dogru” veya “yanlis” ne ogrendiysem de bunda sitelerinizin katkisi buyuktur ( sizin sitelerinizdeki yazilardan sonra da konu ile alakali kitaplari maddi imkanlarim olcusunde almaya basladigimi bilmenizi isterim. Elbette daha cok eksigim var). Sitelerinizi incelerken, ki degisik basliklar altinda ve daginik bir sekilde sabetay konusunu isleyen bir kac sitenizden sadece birinde verdiginiz link yardimiyla 2005 yili icinde tr-foruma ulastim. Uzunca bir müddet forumda yazilanlari hayranlikla takip ederek arsivlerde ki yazilari okumaya basladim. Hatta ve hatta yine daha once belirtmeme ragmen sizin nedense inanmak istemediginiz bir konuda İstanbul Sevi’nin dönüyorum demesi ve forumda estirilen bayram havasindan bile etkilenerek ona karsi bir sempati bile besledim. Bu hadise bir müddet devam etti ve ben gerek forumun havasindan gerekse foruma yazanlarin Müslüman kimliginden etkilenerek neden ufak capta da olsa katkida bulunmuyorum diyerek bazilarinin copy-pasteci bazilarin aktarmaci demelerine dahi kulak asmadan ne bulabildiysem sizinde belirttiginiz gibi gercek arastirmacilara bir nebze katki olur düsüncesiyle foruma tasidim. Bunlari yaparken ne bir küfre bulastim, nede kimseyle dalastim. Sadece ve sadece bulduklarimi tasimaya gayret ettim ( Ha arada bir kac din düsmani ile bir kac Turk düsmanina farkli nickler altinda laf yetistirdim ama bu nickler asla kalici olmadi). Bu tasima hadisesi ve aktarmacilik  bir müddet devam etti, ta ki yazilanlarda söylenenlerde kendimce tutarsiz noktalar oldugunu  hissedene kadar. Ortada bir danisikli dövüsün olabilecegini düsünmem ile birlikte sizin forumu bir vekile teslim ederek ortadan kaybolmaniz ve forumun seklinin degismesi de bunda etkili oldu. Ama dogruyu soylemek gerekirse Telekom nickinin forumda ciddi manada agresif olarak boy gostermesi Yalcin Kücügün haber10 sitesinde yer alan bir mulakatinin hemen akabinde,   İstanbul Sevi’nin kelebek logosunun, Yalcin Kucugun kelebek ekibi ile alakali olabilecegini düsünmem hareket noktasi ile ve asil amaci sabetayizm olan bir forumda yanik koza ile Sevinin hahambasilik  sitesinde yer alan kelebek benzerliklerinin bahsinin bile gecmemesini garipsemem ve kuskulanmam  neticesindendir. Webmaster vekiliniz ve Doda tarafindan malayinilikle suclanmam ve sorgulanmam sordugumuz masum sorularin silinmesi de kiliclarin cekilmesinin baslangicidir. Siz o dönemde vardiniz yada yoktunuz bunu bilemem ama taniklik ettiklerime benimle birlikte forumunuzu takip edenlerde taniklik etmislerdir.O dönemde de sordum yine soruyum neden bir baskasi degilde Telekom sorgulandi? Tek bir küfür dahi etmedigi halde neden Telekom sifresiz birakildi. Küfre ve porno resimlere hatta din düsmanlarina hatta konu ile alakali tek bir kelime yazmayan laf cambazlarina, hatta Türklügü kücük görenlere ses cikarilmazken onlara musamahali davranilirken İstanbul Sevi’nin hezeyanlarina dayanarak Telekom nicki   dislandi.Burda asla su manayi cikarmayin, ha Telekom dislanmis ha baska biri bu hic onemli degil ben bunun pesinde degilim ama orada sorulan sorularin sizin gözünüzde en ufak bir degeri bile yokmuydu? Dislanan bir nickname degil, sorulan sorulardi.   Diyecegim o ki masum sorulara cevap vermemek ile gerek İstanbul Sevi gerekse siz bu isi hicte fisebilillah yapmadiginiz kanaatini bende olusturdunuz. Bilmem farkindamisiniz ama baslarda benim problemim IS efendi iken siz onun sözde avukatligina soyunarak yükü omuzladiniz. Simdi bu durumdan sikayetci olmaniz icin ben bir neden göremiyorum.Ayrica forumu kapatarak belli sahislarin yazmasina izin verdiginiz donem zarfinda da hakkimda soylediklerinizi bende unutmus degilim. Keza üzerine basa basa tekrar ettiginiz İstanbul Sevi’nin kimligini desifre etme amacimiz oldugunu soylemenizde benim tarafimdan hadiseyi baska mecralara kaydirmak niyeti tasidiginizi düsündürdü. İstanbul Sevi’nin Gokyuzu denilen sahisla bulusmasinin Yeni Harman’da Gokyuzu tarafindan aciklanmasi da İstanbul Sevi’nin aslinda bir kimlik problemi olmadiginin farkli bir gostergesi degilmidir. Gokyuzu ile hemde Gokyuzunun bu islerden elini etegini cektigi bir donemde bulusmanin gerceklesmesi ve Gokyuzunun ifadesine gore İstanbul Sevi’nin ona herhangi bir bilgi dahi vermemesi sizce de garip degilmidir. Madem bilgi belge vermeyecektin neden bulustun be adam diye sormamiz yada hani bu kadar saklaniyordun nesine guvendin de bulustun Gokyuzu ile dememiz garipmidir? Keza kendisine kucak acan sizin forumunuz olmasina ragmen eger hafizam beni yaniltmiyorsa sizde Sevi’yi sadece internetten taniyorsunuz. Sizinle gorusmeyen birinin Gokyuzu ile gorusmesini nasil degerlendirmemiz gerekiyordu acaba? Elbette gariplikler bununla da sinirli degil, İstanbul Sevi’nin Aksamciyi yeni forum kurduk oraya gel diye cagirmasi da TR-forumun sadece sizin marifetinizle acilmadigina taniklik eder gibi gorunmektedir. Elbette bunlar varsayimlar üzerine cikarilan sonuclardir. Size gore basitce cevabi verilebilecek sorularda varsayimlar neticesindedir.Ama aradan aylar gecmesine ragmen sorulara cevap vermek yerine cevap vermemeyi tercih etmeniz nedeniyle sizinde güvenilirliginiz  sahsim nazarinda sarsilmistir. Uzunca bir donem oylesinelaf ve aradabirci isimleri ile yazan ve ayni kisiler oldugunu düsündügüm sahsin sizin hakkiniz da olumlu söylemleri de üzerinize daha fazla gelmeme engel teskil etmistir. Ki son dönemde yazdigi yazilari ile ve sizin mailinizi ve kendi mailini internet ortamina tasimasi, oylesinelafinda size olan guvenini yitirmeye basladiginin bir gostergesi degilmidir. Ayrica en basindan beri savundugum carsaf carsaf asilan soyisim listelerinin gelecekte forumunuzu okuyacak insanlarin kendilerinden suphelenmesine neden olabilecegi, saf ve masum Müslümanlarin kandirilmasi ile isi cingenelerin sabetayligina kadar vardiran bir anlayisin doguracagi tehlikenin farkinda olmamanizi da yadirgadigimi belirtmek isterim. Akrabalik listesi adi altinda yapilan bu calismalarin genele degil özele hitap etmesinden yana oldugum icin ad-soyad olarak verilmeyen listelerin benim gözümde artniyetli oldugunu AKBABALIK calismalari yapildigini da defalarca dile getirdim. Bu söylediklerimi Yalcin Kücügün son mulakatlari isigi altinda da degerlendirecek olursak Ezici cogunlugu Müslüman olan Türk Milletinin toptan Ibrani kökenli yapilmaya calisildigini görmemek icin   kör olmak gerekmektedir. Birbirlerinin kitaplarini önceden okuyup görenlerin, ey Müslümanlar inandiginiz din sabetaistler tarafindan yozlastirilmis “Sabati bir dindir kitaplarina” ön hazirliklarin yapildigi forumlarin ne kadar iyi niyetli oldugunu düsünmemizi bekleyebilirsiniz. Keza ayni yazar cizer takimi söylemlerinde ve eylemlerinde sözde sabetaylari ortaya cikarirken onlar olmasaydi bu ülke kurulamazdi benzeri soylemlerle bir bakima sabataizm ve Yahudi propagandasi yapmamakta midir.  Soner Yalcinin kitabina reddiye yapabilecek bir babayigitin cikmasi temennimdir elbette. Ama ne yazikki bu noktada da mangalda kül birakmayanlar sözde Müslüman oldugunu söyleyenler kitabi eglenceli bulanlar ile yillarca bu konuya kafa yoran sevimli köse yazarlarimiz sadece laga luga ile hadiseyi gecistirmektedirler. Beni derinden üzen   noktalardan biri de budur. Digeri ise forumunuzda Müslüman kimligi ile yazan sahislarin biz Inter-Turk’te bangir bangir bagirirken Soner Yalcin kitaplarina methiyeler düzmesi Sevgili Sevi’nizin Yalcin efendiye tesekkürlerini sunmasidir. Size daha öncede söyledigim gibi yaptiginiz is iki ucu keskin bir bicaktir ve bicagin sivri ucu müslümanlarin kalbini yavas yavas hancerlemeye baslamistir bile.   Yazdiklariniza ise bire bir cevap vermeyi su an icin uygun görmüyorum. Hadiseyi nefs mücadelesine döndürmek istemiyorum. Ama cevap hakkim bakidir bunu da unutmayin. Bu baslangici görebilmek icin O mail yayinlanmak zorundaydi. Bence bundan gocunmaniz Allah rizasi icin calisan biri icin yersiz. Ben sizin yerinizde olsam daha detay aciklamalari forumunuzda yapardim. Ama sizin tercihiniz boyle ise simdilik buna da sesim cikmaz.      ( Sizin tavriniza göre bende beklemedeyim. Mecbur kalirsam mailinizi ve kendi yazdiklarimi da aciklayacagimi size simdiden söylüyorum- Hayir yayinlama derseniz sadece kendimin cevabini foruma tasiyacagim. Huseyin konusuna gelince o benim icin bir internet arkadasidir ve hakkinda iyi niyet beslemekteyim, ama günler ne getirir ne götürür bilemem.Sizi nasil tanimazsam onu da tanimam. Diger herkesi tanimadigim gibi. Eger kötü niyetli olsam isminiz-soyisminiz üzerinden sizi yipratmaya calisirdim bunu da göz ardi etmeyin.Agresif, inatci ve hakaretamiz yazsam da kalleslik yapmadim yapmamda. Bir diger nokta da arsivlerinizde göreceginiz üzre sizin hararetli dediginiz tartismalarin ve hakaretlerin baslangicini sevgili sevi’niz yapmistir, ayni diger forumlarda yildirmayla korkutmayla insanlarin telefon numaralarini acikladigi gibi. Ayrica sabetaizm konusunun gündeme hep sabetaylar tarafindan getirildigini ve bundan kimlerin neye hizmet ettiklerini ,bu adamlarin tasidiklari esas niyeti ve gercegi ogrenmeye calismak sizce onemli degilmidir. Yoksa koyun gibi soyisimler üzerinden ülke insaninin cogunun sabetay kökene sahip oldugu kuskusunu yayanlarin pesine takilmanin hangi müslümana faydasi olacaktir. Inter-Turk arsivini ve olmadiginiz dönemde kendi forum arsivinizi okumanizi tavsiye ederim. Bu dediklerimi de göz önüne almaniz dilegiyle )  

Hayirli günler.     

Tue 08/22/06 02:41 PM

Sayın Telekom,
Cevabınız için teşekkür ederim. Benim gibi geciktirmediniz, interdeki uslubunuzu tekrarlamadınız, o da memnuniyet verici. Evet şimdi oldu. Bu seviye ile her zaman her şey konuşulabilir. Bundan “benim kazandığım” gibi bir netice çıkarmayın, hakikatler kazansın.
Şimdi nereden başlamalı? Yazdıklarınız daha önceki  suallerinizin, tereddütlerinizin ve şüphelerinizin hülasası mahiyetinde. Çok uzun cavaplar gerektiriyor (mecburen yazmak durumunundayım) tek parmak yazmak çok zaman istiyor, bu uzun zamanda yazacaklarımın bir kısmını da unutuyorum. Olabildiğince kısa yazmaya gayret edeceğim. Unutmadan şunu belirteyim, ilk mailiniz başkasına yazılıp yanlışlıkla bana gelen bir yazı olsa gerek. Bazı isimler geçiyor. Herhalde benim bunları açıklayacağım zannıyla, interde aradabirci ile aranızın limoni olduğunu peşinen söylüyorsunuz ki, anladığım kadarıyla bir ifşa halinde “ben zaten bunu açıkca yazdım, bunda bir sır yoktu” diyecektiniz. Bunu yazmaktaki maksadım suçlama için değil. Ben hayatta yalan söylemem ve sır ele vermem. Bunların münafıklığın alameti olduğunu iyi bilirim. Ameldeki nakısamıza bir de itikatta eksiklik ilave olsun istemem. Forumda yayınladığım mailler ise şahsi sırlar olmayıp, konuyla alakalı, bazan da aleyhime olacak cinsten.
İsterseniz baştan başlayalım. Bu siteleri  ve forumu açarken, hiç kimseyle beraber çalışmadım, tamamen kendi irademle, müstakil olarak ve maalesef kimseden yardım almadan kör topal işe başladım. ………………………………………….
hepsi o kadar. Dolayısıyla İstanbul Sevi ile beraber açmadık forumu. Onun hemen forum açıldığında yazmaya başlaması, devamlı benim siteyi ve internetteki konuyla ilgili yazıları takip etmesi sebebiyle olmuştur. Onun Akşamcı’ya bizim foruma gel demesi ortak olduğu için değil, rahatça yazabildiği bir ortam saydığından olsa gerek. Üstelik T&D forumda aynı zamanlarda yazılarımız oldu, oradan ismen o beni ben onu tanımış oldum, hatta onun ismini ndan önce ben biliyordum, çünkü konuyla ilgili nette arama yaptığım zamanlar ilk onun adıyla karşılaştım. T&D forumdaki ilk yazımda zaten hemen deşifre oldum, Takıyyeciler sitesini yapan kişi olduğumu başından açıklayıverdiler, haliyle Sevi de bana ilgi gösterdi. Bu zamana kadar birbirimize hiç kırıcı olmadık, benim de ona bazı sorularım oldu, cevap alamadığım oldu, hoş gördüm. Maksadım üzüm yemekti. Siz istihza ediyorsunuz ya Sevgili Sevi deyişime, peki bana hep “abi” diye hitap eden birisine ne demeliyim, bu insani bir davranış değil mi? Benim şahsen hiç sabataycı tanıma şansım olmadı. Onların halet-i ruhiyesini merak ediyorum ama tahmin de edebiliyorum. Siz Türkiye’de bu imkana sahipsiniz, bir sabataycıyla tanışıp psikolojilerini, davranışlarını tetkik ve tahlil edebilirsiniz. Benim Sevi’de gördüğüm tipik bir dönme tavrıdır. Bunu Kadri bey de yazmış. Asırların verdiği çift hüviyetle yaşama mecburiyeti neticesi korkak, ürkek, çekingen, alıngan, şüpheci tedirgin insanlar olmuşlar, ruh sağlıkları da pek mükemmel değil. Bu hallerini elde ettikleri servet, mevki ve şöhretle kapatabiliyorlar. İki dinden olmayı taşıyamayanlar da ateist olmuş, sözde kurtulmuşlar. Meseleye bir de bu yüzünden bakmak gerekmez mi? Sabataycı ol, onların imtiyazından mahrum kal, müslüman ol, kimse inanmasın, kendi cemaatin seni dışlasın, müslümanlar destek vermesin. Böyle bir insanın üzerine gitmek, deşifre edilme korkusu vermek doğru olur mu? Karakaşzade Rüştü’nün sonunun ne olduğunu bilen var mı? Ben öldürüldüğünü biliyorum, tabii Sevi de. Böyle bir insan birkaç nick kullanırsa çok görmemek lazım. Yani onun özel bir durumu var. Peki böyle olmayan insanların her yazıda rumuz değiştirdiğine ne demeli? Sonradan inceledim, hiç sebep yokken durmadan mahlas değiştirenler olmuş.Tabii kendilerince bir sebebi olmalı. Forumda şimdi bile “görevli” olanların bulunduğunu düşünüyorum, elimde bir delil olmadan birşey deyip kimseyi töhmet altında bırakmak istemiyorum. 1 dakkada iki mesaj yazmayı nasıl becermiş, sormadım bilemiyorum, ama bana yazısını sildiğim için darılmadıysa sorarım. Bundan ne çıkar, belki bir başkasıyla iki ayrı computerden yazdığı. Organize çalıştığını zannetmiyorum, o da benim gibi yalnız. Ben o tekniklerden pek anlamam. O zaman ne diye bu işlerle uğraşıyorsun demiyorsunuzdur herhalde. Küçük de olsa bir hizmet için bu eksiklik bir mani teşkil etmez. Bizimki de bu kadar olur. Fıkıhta bir hüküm var; “İctihad eden bir âlim isabet kaydederse iki sevap, yanılırsa bir sevap alır” diye, biz yarım sevaba da razıyız. Yaptığım şeyi pek öyle önemli filan da görmüyorum, ama yine bir şeylerin kıpırdadığını hissediyorum. Yine Sevi’ye dönelim; o kelebek meselesini de ne araştırdım, ne de anlayabildim. Sabataycılıkla ilgili bir siteye yine uygun semboller koymak normal birşey. Yalçın Küçük’le hiç irtibatı olmamıştır diyemem. Bu ilk kimin tarafından istendi, onu da bilmiyorum. Belki Sevi sabataycılıkla ilgilenen, kitap yazan, arkası kuvvetli biriyle tanışıp bilgi vermek veya bilgi almak istemiş olabilir. YK gibi kurnaz bir tilki böyle fırsatı kaçırır mı? Burada yeri geldi, niye onu savunduğum sorusunun bir diğer cevabı olarak yazayım: Sevi yazdıklarından çok daha fazlasını biliyor, yazamıyor, bazan da bilmesi gerekenleri şeyleri bilmiyor, bize soruyor. Belki yazamadıklarını güçlü birisinin yazmasını istiyor. Kendi cemaatinin içinde hâlâ Türk ve İslâm düşmanlığı aşılandığına şahit oluyor. Bazı şeyleri yazarsa (sadece o bildiğinden) yazıyı onun yazdığı anlaşılacak ve rahat çalışamayacak. Ne yaptığını görüyorsunuz, birkaç soyadı yazıp bırakıyor, bunlar sabataycıdır bile diyemiyor. Haddinden fazla çekingen. Bütün bildiklerini yazıncaya kadar bekleyeceğiz. Gökyüzü’yle bile bir defa görüşmüş ve birşey anlatmamış. Ben bunların yani YK, SY, Gökyüzü ve Sevi bir olup organize bir şekilde, dediğiniz şekilde bir hedef güttüklerini zannetmiyorum. Ama yanılıyor da olabilirim. SonerYalçınKüçük için birşey diyemem. Neye ve kime hizmet ediyorlar, (cüzdanlarına ettikleri mâlum) bayağı zor mesele. “Onlar nasıl olsa solcu-komünist, maksatları vatana millete, İslâm’a düşmanlık etmektir” demek kolaycılıktır. Ortaya elle tutulur deliller koyabilmek lâzım, yoksa iddialar kolayca çürütülür, inandırıcı olamazsınız (genel olarak). İşe ideolojik olarak baksaydım, solculuk kokusu aldığım kimseye selâm bile vermezdim, ne de olsa eski ülkücülerdeniz. Ama bu bize bir şey kazandırmıyor. Doğruyu kim söylüyorsa kabul etmek lâzım. “Hikmet müslümanın yitik malıdır, nerede bulursa alır”. Bu şiara herhalde siz de katılırsınız. Ama gerçeği alıp başka emellere kulanacaklara ne siz ne ben fazla birşey yapamayız. Bakınız Soner kitabında forumdan isimler alıp biraz derinlemesine araştırmış, hükümler veriyor. Çaktırmadan kendine yontuyor. Dediğim gibi yazılanlar ilmen çürütümeli, cevaplar verilmeli. “Ey millet bu adam zaten gizli emellere hizmet ediyor, dine düşman, ona inanmayın” demek ancak acziyetin ifadesi olabilir.  Bu devirde kimse kimseyi kolayca kandıramaz. O zaman insanların vicdanı, irfanı, idraki devreye girer. Hele hele müslümanları kandırmaya Allah şahidim- ne niyetim ne kaabiliyetim yoktur.
Ama çok rahat da değilim. İsimler yayınlayarak herkesi kendinden şüphe eder hale getirmek aklımdan geçmez. Buna rağmen bazı mailler alıyorum ki, adımız listede geçiyor, biz sabati miyiz diye soranlar veya adım şu, bana soy kütüğümü çıkarabilir misin diyenler oluyor. Hepsine cevap veremiyorum. Sabataycılığı hiç duymadığı halde bir isim benzerliği yüzünden şüpheye kapılanları ikna etmek mümkün olabiliyor. Zaten o kuralı koyduk, lakin herkese duyuramadık. “Sabataycılar bu adları taşıyorlar, amma bu isme sahip herkes sabati değildir”. Bunu hep tekrar edeceğiz. Veya işin daha kolayı var; bütün siteleri ve forumu kapatacaksınız, o takdirde sabataycılar rahat eder, olmayanlar da kendilerinden şüphe duymazlar. Siz hangisini tercih ederdiniz? Klasik bir laf “hamama giren terler”. Biz terliyoruz, ayağımız kayıp düştüğümüz de oluyor. Bu işlerle uğraşıp hata yapmamaya, hadiselerin sizin (kelime aklıma gelmedi) isteğiniz dışında inkişafını önlemeye imkan yok. Ben bu endişeye daha önce kapılıp sitede bir anket açmıştım. “Sizce bu siteyi kimler hazırladı” diye. Maksadım, nasıl anlaşıldığımızı ölçmekti. Bizi sabati sananlar olduğu gibi, çoğunluk “hakikati arayan sade müslüman” şıkkını işaretlemiş. Siz de dahil bazıları bu forumu yönetenlerin sabataycılara hizmet eden bir ekip olduğunu zannediyor. Başka nasıl ifade edilir bilemiyorum: Böyle birşey yok. Bunu illâ ikna olasınız diye yazmıyorum. İnanıp inanmamak size kalmış. Hem bu iddiayı biraz “somutlaştırmak” gerekmez mi? Nasıl, ne şekilde bir ekip olmuşuz? Gökyüzü internetle alakayı kesti, hiçbirşeyi okumuyor, YK ve SY nın okudukları aşikar, bir tek Sevi yazıyor. Bunun haricinde ne oluyor da “ekip çalışması” diye bir yafta yiyoruz? Teklif ve tenkit başka mesele. Öylesinelaf foruma bir arama motoru al diye teklifte bulundu, ben de yaptım. Şimdi OL@ forumun yöneticilerinden mi oldu? Bir sohbet odası açılması Avcı’nın teklifiydi, ta o zaman açtım. Diyebilir miyiz Avcı forumun idareci sınıfından. Şifreyi isteyenlerde başkasıydı, geç de olsa yaptık. Yani teklif ve tenkitler geliyor, karar veren ve uygulayan tek başıma benim. Sizin şifre meselesini sona bırakalım. Ondan önce size bir sorum olacak. Chat odasının ilk açıldığı zaman siz sohbete katılıp Sevi ile görüşme yaptınız mı? Bu sorunun cevabından sonra bazı şeyleri açıklayabilirim.
Evet çok yazdım ve fazla birşey anlatamadım. Aradan saatler geçti ve yorulmuş haldeyim. Şimdilik burada kesiyorum. Devam etmek üzere hayırlı sabahlar.
Faruk  

 

 2006/8/23 

Sayin Faruk, Bitiris cümlenize atifta bulunarak  evet cok yazmissiniz ama daha cok yazmaniz dilegiyle diyorum. Fazla birsey anlatmadiginiz konusunda ise hemfikiriz.Interde ki uslubumu tekrarlamak iyi niyetle bazi konulara aciklik getirmek isteyen birine asla yapilmaz ve yapilmamalidir. Maksadimiz bagci dövmek degil üzüm yemektir.Eger üzüm koruk cikarsa  bagciyi dövmek de her zaman tasarrufumuzda olacaktir. Aradabirci konusu Inter forumu takip eden herkesin bilgisi dahilinde ve herkesin gözü önünde cereyan eden hadiselerdir ki bunun gizlisi ve saklisi yoktur. Interin arsivine bakarsaniz durumu sizinde kavrayacaginizi saniyorum(diger mail konusunda haklisiniz size yanlislikla postalanmistir).  Yazinizi dikkatle okuyup zihnimde karsi cevaplar yada sorular hazirlarken ve ilk mailimde bahsi gecen konularin tam acikliga kavusmadigini düsünürken sizin sorunuzu gördüm. Ama sorunuzu cevaplamadan once hadiselere cok yumusak baktiginiz, bardagin hep dolu kismindan degerlendirmeler yaptiginiz görülüyor dersem sanirim yanilmis olmam.Belki benim tabiatim geregi genellikle negatif degerlendirmeleri ön plana cikarmam da sizi olaylara ve insanlara daha pozitif yaklasimlar sergiler görmeme neden oluyor.Bu baglamda mailinizin belkide satir satir cevaplanarak bardagin bos kismiyla alakalı olan yerlerini söylemem gerekiyor.   Fakat simdilik sadece sizin sordugunuz soruya cevap vermekle yetinecegim. Dogrusunu söylemek gerekirse bazi seyleri aciklamanin bu sorunun cevabi ile ilintilendirilmesi bana ilginc gelse de mutlaka sizin de kendinize has öncelikleriniz olabilecegi kanaati ile sorunuza cevap veriyorum. Ben TR forumda chat odasi acildiktan sonra oraya sadece ve sadece bir kere ugramis ve topu topu maksimum bir dakika kadar kalmisimdir. Hatta ugradigim esnada vlad3, siz, ve sifreliden sonra ortaya cikan yeni bir nickin su an tam hatirlamiyorum ya celal ya kadri oldugunu gordum. Bu bir dakika icinde ne bir yazismaya ne de extrem bir duruma sahit oldum ve ayrildim. Fazla kalmama nedenlerimden biri de IP guvenligimi dusunmem sebebiyledir. O donemlerde vampir arkadasimiz hicte guven telkin etmedigi gibi israrla sifreli foruma gecildikten sonra chat davetleri yaptigi icin bu bende kusku uyandirmisti. Keza sonradan vampir arkadas vampirligini Inter forumda gosterdi. Buna sizde sahitsinizdir. Yani diyecegim  o ki Istanbul Sevi ile asla herhangibir gorusmem olmamistir. Olmasi icin bir nedenimde yoktur. Belki merak edersiniz diye ben sizden önce bir aciklama yapayim kesinlikle sizden baska bir nick adi altinda sifre talebim de olmamistir.  Uzun uzun yazmaniz dilegiyle… Hayirli günler.

  

Wed 08/23/06 08:25 AM

 Sayın Telekom,

 Şimdiki cevap ve açıklamam kısa olacak ve işin mantık yönünü uzatmayacağım. Bahsettiğim chat hadisesi şöyle olmuş: Dediğim gün, benim oturuma ara verdiğim bir zamanda (ismi mahfuz) bir kişi Sevi ile uzunca bir sohbet yapıyor. Önce gayet güzel muhabbet ettikten sonra, birden ağzını bozuyor ve galiz küfürler savuruyor. Arkasından da “Telekom benim” diyor. Bunun üzerine Sevi, böyle bir kişiyle aynı ortamda olamayacağını beyan etti ve ben bir tercih yapmak zorunda kaldım. Neticede tercihimi Sevi’den yana yapmak durumunda kaldım. Şifre meselesi için ben bir formül ararken, siz de biraz aceleci davranıp karşı atağa geçtiniz. Belki bu soruyu o zaman sorabilirdim ama interdeki ilk çıkışların sertliği, benim resmimin asılması filan açık kapı bırakmadı. Size şifre vermezsem olacakları tahmin ettim ama bu dozda ve bu mahiyette olacağını kestiremedim. Sabataycılık meselesini İntere taşıyacağınızı, varsa TR Forumdaki kadronuzu oraya taşıyacağınızı zannetmiştim. Bundan da memnun olurdum. İllâ ben veya TR olması şart değildi, daha iyi yapabilenler yapsın da kim olursa olsun diye düşünmüştüm. Olaylar başka türlü gelişti. Ha, bir de blog açmışşınız, tebrik ederim, onu da dün gördüm. Arşivleri karıştırmak için de çok zaman lazım, hele interinki çok zor, yazıların haddi hesabı yok. İnterde sizin aleyhinizdeki yazı ve resimlerde de benim hiçbir dahlim yoktur, evet yazılanlardan rahatsız olduğumu arkadaşlara bildirdim ama işin uzamaması için onların birşey yazmamasını rica ettim hatta mani olmaya bile çalıştım (WM Gürbüz bey buna şahittir).
Şimdilik ara vereyim ve devam etmek üzere hayırlı günler dileyeyim.
 Faruk
 

 

 2006/8/24 

Sayin Faruk, 

Istanbul Sevi ile sizin mailiniz de bahsettiginiz sekilde benim bir vukuatim olmamistir. Onunla forumda yer alan yazismalar disinda da bir hadisem yoktur. Elbette Interde yazdiklarimi söylemiyorum.Isin mantik yönünü ben ele alayim, sizin de arasira bahsettiginiz onun az yazmaktan hoslanmasi ile chat ortaminda tanimadigi biri ile fikri bir münazaraya girmesi de hayrete sayan olmakla birlikte bu konuyu fazla da desmiyorum. Ama burada enterasan olan hadiselerden biri de chat ortami yaratildiktan sonra ne zaman tam olarak sifreliye gectiginizi hatirlamama ragmen hararetli tartismalarin ardindan Istanbul Sevinin beni forumdan attiracagi yonunde ki beyani da silinmediyse forumunuz arsivlerinde duruyordur.  Yani chat olayindan once sevgili seviniz bunu zaten kafasina koymustur.Sizin olmadiginiz bir anda cereyan eden bu küfürlesme hadisesinin de kaynagi Istanbul Sevi olunca insan haliyle durup bir düsünüyor. Ayrica  o küfrü edenin ismi mahfuz demekle neyi kastettiginizi de tam olarak anlamis degilim.Gercek ismi mi yoksa forumda yazdigi ismimi bu net ve acik degil.Buradan da su yargiya varmam olasi olabilir mi? Vlad3 ün Inter ortamina tasidigi Jitem kimlikli sahistan mi bahsediyorsunuz acaba..Eger oyleyse o askeri sahis ve ailesi hakkinda yer alan bilgilerin o forum ortamina tasinabilmesi de nasil gerceklesmistir bu da baska bir merak konusudur.Daha fazla detaya girip daha da fazla cikarimlari yapmayi da uygun gormuyorum.Ama baslayacak olursam elbette pek cok teori de uretmek mumkundur. Mailiniz de bahse konu olan duyarli davranis icin tesekkur ederim. Bugün tarihli forumunuza yazi yazanlar hakkinda kisaca bir yaziyi Inter foruma yazdim.Benim merak ettigim konulardan biride bu yeni nicklerin sabahin belli bir saat diliminde yazilar yazmasinin bir tesadüf olup olamayacagidir. Endiselere mahal birakmamak amaciyla art niyetli olduklarini düsündügüm bu kisilerin  kontrollerini yapmaniz eger ayni sahislar ise geregini düsünmez temennisiyle.  Hayirli Günler dilerken kisa kisa degil daha detay ve derinlikli yazilarinizi bekledigimi de tekrar size belirtmek isterim.

   

Thu 08/24/06 09:18 AM

 Sayın Telekom bey,

 Forumdaki yazınızı ve mailinizi okumadan önce ben aynı konuyu yazacaktım. Zira bu durumdan -belki de haklı olarak- şüphe duyacağınızı tahmin etmiştim. Ama ondan önce şu meseleye bir açıklık getireyim: İsmi mahfuz demekten maksadım, Sevi’ye küfür ettiği iddia olununan kişinin adı (tabii nick adı) bende saklı demek istiyorum. Aynı kişiyle ben de sohbet ettim, bende çok iyi bir intiba bıraktı ki, Sevi’ye böyle birşey olamayacağını yazdım. Bana aynen onunla da önce güzelce sohbet edip sonra galiz küfürler ettiğini ısrarla tekrarlayınca inanmak zorunda kaldım. Not olarak yazayım, Sevi’nin sohbetleri de öyle uzun cümlelerden oluşmaz, zaman olarak belki uzayabilir. Siz bu noktalarda yanılıyorsunuz, yani yazıyı kısa yazanın sohbetinin uzun olamayacağını tasavvur ediyorsunuz. Mesela benim konuşma dilim böyle değildir, yazı diliyle konuşacak olsam sıkılırım ve hemen kendi şivemle konuşmaya başlarım. O zaman siz, bu aynı adam değil mi diyeceksiniz? Neyse, şifre meselesinde bir nokta daha var ki onu sonraya bırakıp şu taze meseleye gelelim.  Forumda yeni isimlerin görünmesi benim foruma gelmemle alakalı değil, en azından benden zuhur etmiş bir durum değil. Bu isimler çok önceden şifre almış kimseler. İçinde şifresiz dönemde yazmış olanlar da var, mesela Azra Sevisoy. Şifre aldıkları halde şimdiye kadar neden yazmadıklarını hep merak ettim. Amma tutup da “madem şifre aldınız öyleyse yazın” diyemezdim. Sadece ima yollu yazabiliyordum, “neden bu konuyla ilgili yazı yazılmıyor” filan diye. Şifre alanların sayısının 30′dan fazla olduğunu yazmıştım, kısa bir zaman sonra  müracaat edip alanlarla birlikte 40′ı buldu. Şifresi olup hala hiç yazmamış olanlar da var. (Bunu geleceğe bir yatırım olarak düşünmemeniz için isimler de verebilirim ama bu asla doğru olmaz, önceden açıkladığım için misal olarak Marangoz’u zikredebilirim).  Peki bu şahıslar kim diyeceksiniz? Ben onu bilemem, çünkü tanımıyorum. Belki bir gruptur, belki aynı şahıs. Peki maksatları ne? Onu da ancak yazılarını okuduktan sonra anlayabiliriz. Verdikleri ilk ipucu SonerYalçınKüçük taraftarı oldukları yönünde. Ve bazı verilere dayanarak şahıs veya toplulukları İbrani farzetmeye meyyaller. Bütün bunları ben de görüyor ve anlamaya çalışıyorum. Bazı şeylerin elbette ben de farkındayım. Yalnız sizinle metodta ayrıldığımız nokta, siz aceleci ve hatta kusura bakmayın biraz peşin hükümlüsünüz, ben sabırlıyım. Daha ilk yazısında adlarına bakıp hemen üzerlerine gitmek ve rencide edici ifadeler kullanmak üç şeyi getirir: Ya -eğer art niyetleri varsa- daha temkinli ve dikkatli davranırlar açık vermezler, ya aynı şekilde tepki verip kavgayı nefisler savaşına dönüştürürler veya ortadan kaybolurlar ne olduğunu katiyen öğrenemeyiz. Benim tercihim kimseyi ürkütmeden incitmeden anlayıp dinlemek. Yiğitlik yapılacak zaman ayrı. Maalesef bu işler sabır ve tahammül gerektiriyor. Ayrıca webmasterlik denen iş kolay olmuyor. Adamlar 350 senedir ensemizde boza pişirmişler, kendilerini saklamışlar. Hemen üç-beş senede açığa çıkmak istemezler. Biraz deşifre olmaya başlayınca elbette bazı oyunlar çevirecekler. Faruk gibi saf birini bulduk onu kullanırız diyorlarsa aldanırlar, evelallah mayamız sağlamdır. Belki bir müddet aldatmaları mümkündür ama ben de uyumuyorum.  Tamam, Soner’in kitapta yazdıkları hep forumda işlenmiş konular. Amma kitaplara malzeme olsun diye neden bu forumu kullansınlar? Buna ihtiyaçları mı var? İstedikten sonra onlar her kaynağa ulaşma imkanına sahipler. Ben de onları başka yerlerden topladım. Bana ait orijinal Turco meselesi vardı, Soner onu da aparıvermiş. Üstelik buralarda yazılanları hep YK ve SY mı okuyor? Bizim müslüman yazarlar nerede, onlar da faydalansın kitaplar yazsınlar. Zaten benim istediğim de oydu.Aldığım ilaçlardan mıdır nedir konsentrasyonumda zaaflar var. Unuttuğum şeyler oluyor. Şimdilik bu mailler aramızda kalsın. Tabii bu sefer de kimileri gizli pazarlıklar yapılıyor zehabına kapılırsa bir de onlarla uğraşmak zorunda kalırız. Millete laf anlatmak kolay değildir. Uğraştığımız işler öyle girift ve muamma ki, kimin ne hesabı var bilemiyorsunuz. Çok sabır, dikkat ve çalışma istiyor. İnşallah zamanla bütün gerçekler anlaşılacaktır. Allah utandırmasın diyelim ve bu günlük burada hitam bulsun.  Selam ve hayırlı akşamlar dileğiyle. Faruk     

 

2006/8/25 

Sayin Faruk Bey, 

Bugün Inter forumda yer alan talihsiz yaziyla benim hicbir alakam bulunmamaktadir. Ne ben yazdim bu yaziyi, ne de yazdirttim baska birine. O yaziyi yazan arkadasin kendi tasarrufunda yazdigi bir yazidir.Bunu bilmenizi istedim. Herkesin bir ailesi colugu cocugu ve sosyal yasami oldugu idraki icinde oldugumu bilmenizi isterim. Benim derdim kisilerle degil hadiselerle.  Sahsim adina hicbir dahlim olmamasina ragmen bu olaydan oturu sizden ozur dilerim. O yaziyi yazan sahsa da durumu buna benzer ifadelerle acikladim. Insaallah bi daha boyle bir sacmalik yapmaz. Bu talihsiz hadisesin tekrarlanmamasi icinde elimden geleni yapacagimi ama sanal ortamda kimsenin amiri yada emir vereni olmadigimi da anlamanizi isterim. Ben bagimsiz girdim bu yola cok gerekirse selami sabahi herkesle keser kendi yoluma kendi halimde devam ederim. Ama sunu da belirtmemde fayda var, daha once ol@ size soylemis, bir kez de ben soyleyim internette kisisel bilgilerinize herkes rahatca ulasabilir. Eger saklanmayi uygun goruyorsaniz gecmiste hazirladiginiz siteleri gozden gecirmenizde fayda var. Kendi karikaturlerinizi forum ortamina tasimamaniz da fayda var. Bilen zaten sizin kim oldugunuzu biliyor. Ama herkesin de bilmesinin geregi yok diye dusunuyorum. Umarim bu hadise sizden gelecek aciklamalarin kesintiye ugramasina neden olmaz. Cunku benim daha size soracagim ve aydinliga kavusmasina ihtiyac olan detaylar var. Saygilarimla   

Fri 08/25/06 09:56 AM

Sayın Telekom Bey, 

O yazıyı ben de görünce, ufak bir şüpheye kapılır gibi oldum, ama kendimi toparlayarak buna sizin ihtiyacınız olmadığını düşündüm, zaten mahlasınızla herşeyi yazıyordunuz. O yazıyı yazan şahıs biraz da gözdağı vermek ister gibi “bak ben seni tanıyorum, gerekirse daha fazlasını da yazarım” demeye getiriyor. Bunu açıkladığınız için teşekkür ederim. Ben dün maili yazdıktan sonra, kısa bir açıklama daha yazmak istiyordum, şimdi yazıyorum; Ben sizinle mailleştiğimi hiç kimseye duyurmuş değilim. MSNi filan kapalı tuttuğum için kimseyle görüşmem olmuyor. Şu olabilir; sizin benim maili interde yayınlamanızdan sonra konu hakkındaki yazılarınıza ara vermeniz, mailleşebileceğimiz ihtimalini akla getirmiş olabilir.
 Hani bir söz vardır “Viran olası hânede evlâd-i iyâl var”. Benim yüzümden hiçbir şeyden habersiz olan çocuklarımın başına bir hâl gelmesini istemem, bunu kimse istemez. Evlâtların feda edileceği değerler çok daha ulvî olanlardır. Bu münasebetle saklanma konusuyla ilgili tavsiyenize teşekkür ederim. Amma zannımca iş işten geçti, her yerde iz bıraktık. Bildiğinizden fazlası var. Neden derseniz (ve kendine yontuyorsun demezseniz), benim sabataycılıkla ilgili site yapmaya karar verirken hiçbir art niyetim yoktu ki. Konuyla ilgilenmeye ve karşıma isimler çıkmaya başlayınca, İslâm düşmanlığının arkasında birebir bu dönmelerin olduğunu gördüm ve tamamen dinî ve millî duygularla “dur şunları internet ortamına taşıyayım da millet tanısın, belki onlar da biraz şenaatlerinden geri dururlar” diye düşündüm. Kitaplar edinmeye, nette durmadan aramaya başladım, ne bulduysam siteye taşıdım. Eğer organize, plânlı, su-i niyetli bir hareket olsaydı, ta başından kendimi de gizlemeyi ihmal etmezdi(k)m. Eğer arkamda gizli bir güç olsaydı bu hatalara asla meydan vermezdi. Siz herhalde bu noktalardan şüphelendiniz ve “bunun arkası kuvvetli olmasa böyle cesurâne iş yapmaz, isminin açığa çıkmasına fırsat vermezdi” şeklinde düşündünüz. Hâkeza “bu siteleri yapmak için birileri maddi destek mi sağlıyor” diye aklınızda oluşan istihfam, bu gizlenme işine gerekli dikkati göstermeyişimden oldu. Şimdi herkes beni adımla, adresimle tanıyor, ben kimseyi tanıyamıyorum, iyi mi? Benim elimi kolumu bağlayan foruma anonimys girilmesi oldu. İlk baştan ona da dikkat etmedim, o zamanlar gerçek IP noları görünüyordu. Herkesi adıyla değil yazdığıyla değerlendirmek taraftarıydım. Ne zaman ki “şu nickle şu nicki kullananlar şu kişidir” gibi iddialar çoğalınca gözüm açıldı. Çok daha sonraları kontrol edip araştırdığımda gördüm ki, çok az insan bir tek rumuzla yazmış, diğerleri çok sayıda mahlas kullanmış. Kimisi de kendi itiraf etti. Size tuhaf gelecek ama Sevi bu husuta en mâsum olanlardan. Ama aynı kişiler zannedilerek (nickler yanyana yazılarak ve = işareti konularak) yapılan tahminlerde isabet hemen hemen hiç yok. Yanımda komputer tekniğinden iyi anlayan birileri olsaydı, ortaya enteresan bilgiler çıkarmak mümkün olurdu. Ne yaparsınız ki ben “mecburen” webmasterim.  Kopuk kopuk da olsa kusura bakmayın, bunun kabahatlisi biraz da çekmecede duran bir tomar fatura. Neyse, aklıma şu gelmişti: Bugünkü İnterde çıkan yazıda sizin de sansürlenmesini istediğiniz kelime neydi? Yoksa ………….mi? O benim soyadım ve “………..” demek, zamanında ağızdan çıktığı gibi yazılmış, hepsi o kadar. Bunda şüphelenilecek ne var? İşte ben bundan rahatsız oluyorum. Böyle şeyleri görünce diğer iddiaların da ciddi olmayacağı kanaatına varıyorum.  O arkadaş madem benim kim olduğumu katiyetle biliyor, onları bir tarafa bırakıp, öz Türkçe ama nadir bulunan bir soyadından (ben de soyismimi sevmem) mı bir mânâ çıkaracak? Bu şuna benziyor, bazı sabataycıların deşifre olmanın verdiği kızgınlıkla muhatabına ”bak ben de seni sabataycı yaparım ha, adın kriterlere uyuyor” demesi gibi. Tabii bu demek değil ki o kişi dönmedir. Böyle kolaycılıklara kaçmak istemem.  TR-Forumda yeni yazanlarla ilgili de şunu söylemek isterim, ben takip ediyorum, siz de izlemeye devam ediniz. Acaba sabataycı olacağı intibaı verecek mahlaslar kullanmalarının sebebi ne? Bir sabati söylerse daha inandırıcı olur diye mi, gerçekten necip ırktan oldukları için mi? Siz bizi deşifre ederseniz işin ucunu ta size kadar çıkarırız tarzı bir gözdağı mı var? Yoksa arkadaş(lar) alenî kavm-i necipten mi? Müslümanmış gibi yazıp, araya sıkıştırsa da âşikâr bir şekilde Yahudilik propagandası yapan, İslâm’ın israiliyyat hurafeleryle dolu bir din olduğu izlenimi verecek ifadeler kullanan yazar da hiç gözümden kaçmadı. Şu an aklıma gelen bunlar. Yalnız efendice yazıyorlar, verilecek cevaplardaki sert çıkışlar bir kısım insanın gözünde onları haklı çıkarabilir. Biraz da onlara mühlet vermek lâzım ki bazı şeylerden emin olabileyim. Bu arada İnteri de unutmamak lazım. Orada da birşeyler dönüyor olabilir.  Şu çok da uzun olmayan yazı epeyce zaman aldı. İnşallah yine yazmaya devam edeceğim. Sizden ricam bazı bilgilerin sizde kalmasıdır.  Bilmukabele saygı ve selamlarımı sunarım. 
Faruk 

 

 2006/8/29 

Sayin Faruk Bey, 

En son mailinizden sonra Interde malumunuz olan bir siteden aktarma yapilmasi nedeniyle bir süre sessiz kalmayi tercih ettim. Sonuc itibariyle hadisenin ustune gitmek kimin ne zaman ne yapacagi belli olmayan sanal alemde sizin adiniza tehlike arzedebilir düsüncesiyle konuyu fazla kasimamanin  bir müddet en dogrusu olduguna karar verdim. Fakat buradan cikan bazi gercekleri de yadsiyamayiz. Gerek sizden once bu konunun islendigi forumlar ve siteler ile gerek sizin forumunuzun ve sitelerinizin de gercekten masum olan belki 10 gobek evvellerinde boyle bir hadise(avdetilik) olanlari veya hic olmayanlari sadece soyisimleri ile degerlendiren Istanbul Sevi’nin akrabalik calismalarinin da ne kadar iyiniyetli oldugunun sorgulanmasini gündeme getirir kanaatini tasiyorum.Keza az yazan Istanbul Sevi, Abdullah Salihoglu mahlasi ile yazan sahsa benim yaptigim calismalarin bir benzerini de sabetaycilar yapiyor demistir.Burada onemli olan kimin kimden daha once bu calismalara basladigi degil, bu calismalarin kime ne fayda getirecegidir. Sizin sadece soyisminize bakilarak degerlendirilmeniz ne kadar yanlis ise Istanbul Sevi ve benzerlerinin yaptiklari da bir o kadar yanlis ve tehlikelidir. Ha keza sizin ilk adiniza ve soyisminize bakarak YK’nin isimbilim zirvaligini ve   soylemlerini de yanyana koyarak sizi de rahatlikla formule uydurmak mumkundur.Keza ciktiginiz merkezde zamanin mevlevi tekkeleri ile unludur. Hepsini alt alta koydugunuz zaman suphe  yada iftira ile bu ülkede sabetaist köklere sahip olmayan kimse kalmayacagi da aciktir. Boyle bir giris yapmamda ki maksat takdir edersiniz ki sizin gibi sabetayci kökenlerle   alakasi olmadigini düsündügüm insanlara ne kadar rahat iftira atilabilecegini gormeniz icindir.Meseleyi yine Istanbul Sevinin onlarda benzeri calismalar yapiyor sözüne getirirsek, onlar gizli kapakli bu isleri yaparken Istanbul Sevi aleni olarak yapiyor anlamini cikarmak sanirim yanlis degildir.Peki burada kim kazancli cikmaktadir. Asimile olmaya baslayan Sabetaycilar mi yoksa Istanbul Sevi ve benzerlerinin yaptigi calismalar ve desifrasyon palavrasi ile sosyal bir paranoya yaratmaya calisanlar mi? Dusunulmesi gereken bir diger gercekte acaba Istanbul Sevi de bu gizli oyunun sahte bir oyuncusumudur olmalidir. Siz ve ben avdeti bir aileye mensup oldugumuzu sans eseri ogrensek ama   asimile olmaya baslayan köklerimizi de bilmek istesek, akrabalarimizi bulmaya calissak  yapmamiz gereken ilk is nedir acaba? Internete girip ilk arastirmalari oradan yapmak degilmidir? Karsilasacagimiz ilk site hahambasilik sitesi degilmidir. O siteden sade müslümanlarin ogrenebilecegi ne vardir acaba Faruk bey? Ben size soyleyim sadece endise duyar o siteyi goren müslüman… Israil bayraklari, davud yildizlari, yedi kollu samdanlar, kurulmasi planlanan sabetayci havralar, dualar, ritüeller vesaire. Hani ne söyleyim bir sabetayci icin kendi geleneklerini ogrenmek icin ideal bir basvuru kaynagidir o site.Benim sinirimi bozan noktalardan biri de budur iste. Sitenin varligindan cok, Istanbul Sevinin islami argümanlari kullanarak müslümanlarin kalbine hancer gibi saplanmasi endisesidir.Ki onlari desifre etme hadisesini de kendi ifadeleri ile babasina yapilanlara baglamaktadir ama buda hic inandirici gelmemektedir. Arsiviniz de hala gecmis tartismalar durmaktadir. Bir diger noktada Istanbul Sevi’nin forumda bazi nicklere hemen tesekkur etmesidir. Benim dikkatimi ceken ozelliklerden biri de bu nickler “isim soyisim” olarak yazarak kendilerince degerli olan bilgilerini Sevi ile paylasmislardir. Burada iki ihtimal vardir, ya Istanbul Sevi bu insanlari mail-yada baska yollardan tanimaktadir yada pis bir komplonun aktorleri olan bu sahte isimler arasinda bizim bilemedigimiz sifreli bir haberlesme vardir.Forumunuz da cok daha farkli iddialar ortaya atanlara nedense Istanbul Sevi herhangibir sekilde sicak davranmadigi gibi sadece uzaktan izlemeyi yeglemistir. Benim buradan cikardigim sonuc Istanbul Sevi tanimadiklarina mesafeli durmus olup tanidiklarina ise her türlü sevgi gösterisinde bulunmustur.Oysa herkes sabetayciligi desifre etmiyormuydu? Foruma bilgi veren bu insanlarla Sevi acaba neden kontak kurma gayreti icine girmemistir? Bi de anlamadigim konulardan biri Istanbul Sevi’nin masumlugudur ki ayni Istanbul Sevi   Sandal forumda yada T&D forumda telefon numaralari aciklayarak masumiyetini zaten göstermemismidir.Canli sahitler mesela Oylesinelaf arkadas bunu surekli iddia etmektedir. Ayrica yillarca gizli kalmayi becerebilen Istanbul Sevi’nin gerek T&D ve gerekse diger forumlarda IP korumasi olmadan nasil gizli kalabildigi elbette muammadir. Ibrahim SEVEN ismiyle yazan sahsin iddiasi da Gokyuzunun, Istanbul Sevi oldugu yonundedir ki bu bana nedense uzak bir ihtimal gibi gelmemektedir. Eger siz canli kanli Istanbul Sevi ile yüzyüze tanismadiysaniz elbette. Zannedersem Seviyi tek gorme sansina Gökyüzü erismistir. Ne mutlu ona…Ama ilginc olan nokta bu aciklamanin tamda TRforum’un kan kaybedip Istanbul Sevi’nin guven yitirmeye basladigi esnada yeni harman da yapilmasidir.Ayni dergide YK’da Istanbul Seviye destek cikmistir.Bunlar hep adim adim yapilmistir.Once hahambasilik sitesi ve yanik koza logosu, ardindan Istanbul Sevinin iyi bir arastirmaci oldugu ve YK’nin Sevinin calismalarina güvendigi, ardindan Gokyuzunun Seviyle tanisma fasli. Merak ediyorsaniz hem Interde hem de T&D forumda Gokyuzunun yazisi jpeg dosyasi olarak durmaktadir. Ozellikle T&D forumda o yazida söylenenlerin yalanlamasi da vardir.  Bir diger nokta ise forumlarin bir önhazirlik yeri olamayacagi yanilginizdir. Belki herseye onlar rahatlikla ulasabilirler ama unutmayin ki alistira alistira konularin gündeme tasinmasi bu forumlar sayesinde olmustur. Efendi –2 kitabi elinizdeyse lütfen kaynaklar kismina bakiniz. Internet siteleri kisminda ilginizi cekecek yerler varmi acaba? Ya da yeni harmandan efendi-2 ye ve SY’ye yükselen seslerin amaci ne idi? Dikkatinizi cekerim kitapta yazilanlar degil yazilanlarin kaynaklari hakkinda elestiriler yükseldi.Masum dediginiz Sevi’de Efendi-2 ye methiyeler düzdü. Forumunuzda yazanlarin sizinde farkettiginiz sekilde SYK taraftari olduklari acikken Istanbul Sevi’nin onlardan olmadigini rüyanizda mi gördünüz acaba? Hele hele YK, Seviyi överken, Sevi SY’yi methederken …..Hele hele Sevinin Tempo mulakati kabak gibi dururken ve orada YK benim calismalarimi kullanmistir derken.Ki bununda tartismasini sevi ile trforumda bizzat ben yaptim.Kendisi boyle birsey yok yalanlamasi yaparken tempo mulakati hicte oyle demiyordu.Sizinde gordugunuz gibi genelde bilgi ve belge bulmakta zorlanmayacak sahislar özele indikce forumlara ve orada yazan saflarin bilgilerine ihtiyac duymaktadirlar.Ayrica sefirah tiferet ile ani mispar arba gibi soylemleri foruma tasiyan Sevinin ne yapmaya calistigi ciddi merak konusu olmalidir.Yazacak birseyi olan cikar ve acik acik net bir sekilde yazar.Ne demek istedigini ne soylemek istedigini millette anlamis olur….  *** Peki bizim müslüman milliyetci yazarlar nerede? Bende bu konuyu cok merak ediyorum dogrusu. Neden ortaya cikipta kapsamli bir arastirma ile bu adamlara agzinin payi verilmez. Ya da verilemez mi? Isin suyu cikmadan birilerinin sesini yukseltmesi gerekmektedir. Sapla samani ayirip aciklamasi lazimdir.Ayrica son bir kac gün icinde malum sahislara verdiginiz arastirmaya dayanan cevaplarin devaminin gelmesini temenni ederim. Sizin gibi milliyetci-muhafazakar cizgide olan birinden beklenecek tarzda davranmaniz sahsim adina beni sevindirmektedir.Umarim bu tarz yazilarinizin devami gelir ve kalici olur.Ama forumda yer alipta seyirci kalanlar ile müslüman gözüküp hicbir is yapmayanlari da kiniyorum.Hem interi hemde trforumu takip etme konusunda ise hic endiseniz olmasin, zaten aylardir takip ediyoruz. Takip etmeseydik bu noktaya zaten gelinmezdi.  

“Neyse, şifre meselesinde bir nokta daha var ki onu sonraya bırakıp şu taze meseleye gelelim”  diyerek biraktiginiz cümleyi de tamamlamaniz dilegiyle.   Saygilarimla Hayirli Günler.          

Tue 08/29/06 07:36 PM

 Sayın Telekom Bey,

Bizim forumda yer alan malum yazılara birkaç satır cevap vermek için önce kitaplarda sonra nette saatlerce kaynak aradım. O kadar çok yazı kopya edip okudum ki, yazacaklarımı da unuttum. Tatmin olmadığım bir nokta kaldı. Şahsıma bir hakaret olsaydı cevap kolaydı. İş dinimize, peygamberimize, peygamberlerimize kadar uzayınca, canım o kadar sıkılıyor ki. Kesin, kaynağı sağlam belgeli okkalı bir cevapla susturmak istiyorum. Kendim yetersiz kalıyorum, verilen cevaplar da benim arzu ettiğim nitelikte değil. Valla şu an yorgun ve gergin bir haldeyim. Devam edeceğimi bildirerek size hayırlı sabahlar diliyorum. Faruk     

 

2006/9/2 

Sayin Faruk Bey,

Umarim aradan gecen günler kendinize gelmenizi saglamistir. Gecen mailimde bahsettigim konuyla paralel sagolsun Istanbul Sevi beni mahcup etmiyor. Ona tesekkurlerimi iletirseniz sevinirim. Sayesinde sabetayci zikr nasil olur nasil yapilir sadece ibrani kökenliler ile ibranice bilenlerin okuyabilecegi jpg dosyasi sayesinde ogrendik. Hahambasilik sitesi bahsettigim konularda daha da zengin bir icerik almaya basladi.Ne mutlu biz Müslüman Türklere….Forumunuzda yazan kisilerinde sizin aktardiginiz yazilara refleksleri gayet hos elbette.Ilgiyle takip etmeye devam ediyorum.Ama bilmenizi istedigim bir nokta varki ben sifre olayindan bu yana  Inter Turk forumda  2 nick haricinde nick kullanmadim.

Biri Telekom’dur digeri de “c.t.”dir.Bunu soylemekten kastim ben diyecegimi derim 50 tane nick arkasina saklanmaya ihtiyacim yoktur.Ve elbette baska birini yonlendirip bu yazilari yazdirmaya da…Bu konularla alakali bir kisi ile maillesiyorum O da son gunlerde kayip…Yani forumunuz ile alakali Interde cikan yazilardan asla mesul degilim. Fakat kim ne maksatla yazarsa yazsin yazilanlarin hepsine katilmadigim anlami da cikmasin. Kalbinizde supheye mahal vermemek amaciylada bu aciklamalari üzerine basa basa tekrar ediyorum.Umarim ayni hassasiyeti sizde gösterirsiniz. Devam edeceginizi bildirmenize ragmen sizden de ses seda cikmamasi nedeniyleanlayisiniza siginarak bu maili yazmak zorunda kaldim.   Saygilarimla   

Sat 09/02/06 08:27 PM

Sayın Telekom Bey,

Geçen günler kendime gelmemde maalesef bir fayda sağlamıyor. Bunun bir kısmı şahsi problemlerimle ilgili. Doktor, avukat, hastahane, resmi daireler vs. arasında bocalayıp duruyoruz. Cevap yazdıkça rahatlayacağımı düşünüyordum, öyle olmadı nedense. Gerek foruma gerek size yazarken zorlanıyorum. Bugün Akşamcı yazmış, bıktım diye, bende de aynısı mı oluyor, şevkim mi kırıldı bilemiyorum. Hayırlısı olsun deyip iki satır daha yazayım. Aslında yazacak çok şeyler birikti, nereden başlayacağımı bilemiyorum. İsterseniz Soner’den bahsedeyim. Kitabı bitirdim sayılır. Tabii yeni baştan ve dikkatlice okumam lazım. Vardığım netice şu; bunlar bizim susmamızı istiyorlar. Sizler bu meseleyi kurcaladıkça, işin ucu size kadar uzar, diye sinyalleri daha önceden vermişler, bunun blöf olmadığını da ikinci kitabıyla gösterdi. Yani meseleyi müslümanların elinden alarak, kendi istedikleri yöne çekmeyi neredeyse başardılar. Mesele ta cumhuriyeti kuranlara kadar uzamasın diye, usta bir biçimde bu tartışmaların önünü kesmekti niyetleri. Kitapta gördüm ki bizim forumda işlenen konuların hepsi yer almış. Bana ait şeyler de var. Bundan şöyle bir netice çıkar mı? Siz bu adamlara malzeme verdiniz. Kendi adıma söyleyeyim ki, benim asla öyle bir niyetim olmadı. Kitaba konu olan yazılar birileri tarafından yazılmış. Mesela Said Nursi, Muhyiddin Arabi hakkında yazılan yazılar var. Ben o yazıları gördükçe hem şaşırdım, hem de karşı çıktım. Forumun arşivinde duruyor o yazılar. Meğer bu konular önceden tasarlanmış, foruma konulup reaksiyonlar ölçülmüş, sonunda resmen kitapta yazılmış. Veya Soner “demek böyle şeylerden bile şüphe duyuluyor, ben biraz daha araştırıp bunları yazayım” diye düşündü. YK neler yazmış, haberim yok, son kitaplarını almadım, o parayı o adama yedirmek istemedim. İzinde korsan bulsaydım alacaktım, olmadı, bizim oralarda böyle kitapları bulamazsınız. Şunu demek istiyorum, Soner bizden almış, biz ona vermedik, daha doğrusu ben. Hatta ÖylesineLaf’ın (yanılmıyorsam) koyduğu Barbaros’un sancağı bile kitapta var. İyice incelenirse belki sizden bile birşeyler bulabilirsiniz. İlk benim resmini koyduğum Davud Yıldızlı Osmanlı banknotunu falan yazmış. Bektaşilerdeki geyik-tavşan sembolüyle sabataycılıktaki benzerliği falan ben yazmıştım, hepsini güzelce kendine göre yorumlarla kitabına koymuş. Suudi Arabistan dönmeleri yazısını kitaptan “tek” parmakla ilk ben foruma asmıştım, oradaki dönmeyi “sabetayist” yapıp son sayfaya koymuş, güya kaynak da vermiş. Biz bunları müslümanların bilgilenmesi için, onların kullanması için yaptık, nereden bilirdik ki, evirip çevirip kendilerine malzeme yapacaklarını. “Ameller niyete göredir” diye İslam’da bir kaide vardır, Allah biliyor ki, benim bütün niyetim bu meselenin müslümanlar tarafından bilinmesi, İslâm düşmanlığının içimizdeki müslüman görünümlü Yahudiler eliyle yapıldığına dikkat çekmek, dönmelere de “yaptıklarınızın farkındayız, vazgeçin” mesajı vermekti. Bunda bir dereceye kadar fayda gördüğümüzü gelen mailler teyid ediyordu. Bir prensibim de şuydu ki, mesele antisemitizm imajı yaratmasın, tek taraflı bir grubun görüşleri gibi görülmesin. Bunun için konuyla ilgilenen her görüşten insan yazsın ki, müslümanlar bir yere toplanıp Yahudi düşmanlığı yapıyor denmesin diye düşünmüştüm. Netice şu ki istediğim gibi olmadı. Hani siz diyorsunuz ya, “bir ekip” çalışması diye, düşünüyorum da keşke bir ekip oluşturabilse idik ve başından planlı olarak ve strateji çizerek meseleyi ele alabilseydik (Avcı teklif etmişti) daha doğru çalışmalar yapılırdı. Biz dalkılıç meydana atıldık, hesapta olmayan hatalar yaptık, biraz da desteksiz kaldık.  Ben hala şuna kesinlikle inanıyorum ki, sabataycılık tarihimizin en mühim vakalarından birisidir, onu çözmeden yakın tarihimiz anlaşılamaz. Bunu yapacak adam tabii ki ben değildim, ilk sitenin ilk sayfasında yazdığım gibi, bu konuda araştırma yapacaklara ipucu vermekti maksat. Orada eksik olan kelime “müslüman araştırmacılar” idi şüphesiz, onu da açıkça yazmadım, anlayacağınız gibi hemen damga yememek için. Kendi ülkemizde en rahat kullanacağımız kelimelerden bile imtina eder olduk, bunları düşününce sebeplerini sorgulamak bizi bu yola itti. Ha, o ipuçları Soner gibilerine yaradı, şimdi mesulu benmişim gibi bir intiba doğdu.  Gerçi ÖylesineLafın tahminleri oldu ve dile getirdi. Sanki Sonerin kimleri sabataycı yapacağını önceden biliyor gibi yazılar var. Ama o da bu isimlerin dönme olamayacığını kesin delillerle ortaya koyan makaleleri olmadı, şöyle secereli, tarihten misal filan vererek. Bakın şimdi o yapılıyor, Sonerin yanlışları ortaya dökülüyor. İnşallah OL bloğunda iddiaların aksini isbat eder.  Başta bu forumun kaale alınacağını bile düşünmemiştim, doğru dürüst reklamını bile yapmadım, hiç kimseye de gel bizim forumda yaz diye davet etmedim, keşke yapsaymışım. Hem daha çok bilgi, belge edinirdik, hem kaliteli yazılar olurdu, hem de daha az hata yapardık.  Bu yazılar size cevaptan ziyade benim düşüncelerimin samimi ifadesidir. Sorularınızdan aklıma gelen ikisini yazayım. Lozan Mübadilleri Derneği ile 500 yıl Vakfı arasında bir münasebet var mı? diye soruyordunuz. İnanın hiç dikkat etmedim ve bilmiyorum da. Eğer siz bu konuda bilgiler bulabilirseniz ben de öğrenmiş olurum. Ben o derneğin sitesine ilk zamanlar giriyordum, bazı resimler dışında işe yarar birşey bulamamıştım, şimdi ne halde haberim yok. Yine de bakarız. Öbür sorunuz, sabataycılığın konuşulmaya başlamasıyla, AB sürecini girmemiz arasında bir bağ olup olmadığı şeklindeydi. Bir düşünce olarak olmaz diyemem, ama bunu nasıl araştıracaksınız ve kimden öğreneceksiniz? Böyle bir şeyi isbat öyle güç ki. Eğer şuurlu olarak başlatıldıysa, ki perde gerisinde gizli güç olması lazım, kim düğmeye bastı, neden, gerçek maksatları nedir gibi pek çok sualin araştırılıp bulunması gerekir ki, pek kolay iş değil. Zaten siz bu soruyu -her ne kadar bana yöneltmişseniz de- ortaya atınca kimse bir şey yazmadı. Bilinmesi zor (en azından benim için) bir mevzu. Bir de şu var, sabataycılık pek de yeni bir konu değil, önceden biliniyor, bazan yazılıyormuş ama bizim haberimiz yokmuş. Gündeme oturmasının bir değil pek çok yönü olması lazım gelir (siyasi, iktisadi, mali) ve tabii birazcık demokrasinin mesafe katetmesi müessir oldu. İnterneti ve 28 Şubatı da unutmamak gerekir. Benim ve sizin gibilerin ilgisi de milli ve manevi hassasiyet ve kaygılar ve gerçeği öğrenme isteği dolayısiyle. Başkalarının başka türlü hesaplarının olduğunu da en azından tahmin etmek zor değil.  Bugün Sonere cevap yerine size yazmayı tercih ettim. Fırsat bulursam, onun yaptığı gibi küçük noktalardan atış yapacağım. Ben onların silahını kendilerine çevirmek için, müslümanlara uydurdukları Takiyyeci kelimesini siteye isim olarak vermiştim, galiba biraz da tutmuştu, ama onlar bizden yaman olmalı ki yeni taktiklerlerle taarruza geçti. Allah doğruların yardımcısıdır, inşallah hilelerini başlarına çalar. Sabrımı biraz daha zorlayacağım, olmazsa bizim gibi bir gariban gider yerine davayı hakkıyla yürütecek Allah kulları çıkar. Bu temenniyle yazıya burada noktayı koyuyor ve hayırlı sabahlar diliyorum.  Bilmukabele saygı ve sevgiler.Faruk  

Mon 09/04/06 03:22 PM

Sayin Telekom Bey,

Fazla zamanim olmadigi icin cok sey yazmayacagim, yarin yine hastahane yolcusuyuz. Ilgimi ceken biraz önce okudugum yaziyi sizin foruma asmis olmanizdi. Ben birsey bulamadigim icin orada biraktim. Yalniz birazdan ilk defa bir belgeyi foruma asacagim. Soner herkese sormus cevap alamamis, fazla merakta kalmasin. Hayirli geceler.Faruk 

Tue 09/05/06 11:33 PM

Sayin Faruk Bey,

Fazla bir zamaninizda ve elbette hastane dönüsünde maillerinizin devamini bekledigimi size belirtiyorum. ben yazida birseyler buldum ama elbette direkt olarak efendi-2 ile alakali degildi.Yazinin asilmasini hicte o cemaatten olmamama ragmen gelebilecek dil uzatmalara bir önlem niteligi olarakta algilayabilirsiniz. Sonucta lider kadrolar ne olursa olsun tabanda hepimizin ayni oldugunu düsünüyorum.Ve bu yüzden elimden geldigince birseyler yapmaya calisiyorum.Ayrica astiginiz bilgileri ve resimleri de gördüm.Ciddi anlamda su aralar efendi-2 ile mesgul oldugunuzu düsündügüm icin mail trafiginide hem olani biteni izlemek hemde sizi biraz rahatlatmak adina yavaslattim.Zannimca bazi konulara cevap vermekte endiseleriniz oldugundan bu sorularin cevaplarinin zamanla sizin tarafinizdan verilecegini umuyorum.Sözün özü sanki bekleyip görme ve olaylari daha iyi analiz etme sansini kendinize taniyorsunuz ki buna da hakkiniz elbette vardir.Son yaziniza gelen Aker isimli kisinin tepkisine interden cevap yetistirmeyi de uygun bulmadim bunu size biraktim.Ama sunu söylemek mümkün siz tespitlerinizde haklisiniz.Soner , kitabinda acik ve net bir soru soruyor ama sizin kadar acik ve net bir cevap vermiyor.Siz ay gün yil olarak bu tarihi bizlere bildirdiniz. Yazarin kitabin 385inci sayfasinda “ezanin Türkçe okunmasina karsi cikanlarin Kurani Kerim’in Latin alfabesiyle Türkçe yazilmasindan haberi bile yoktu “ deme aymazligini göstermeside yazara has bir durum olsa gerek.Kimlere sordunda cevap alamadin diye sorarlar adama. Beyaz Hocaya sorduysa, yada Turan Dursun, İlhan Arsel gibilerin kitaplarina basvurduysa elbette cevap alamaz. Ama Soner Efendi bunu kitabinda ilahiyatci arkadaslar bile hemen cevap veremedi diye nitelendiriyor.Breh Breh Breh…Kimler ki bunlar…         Diger bir noktada Latin alfabesi ile yazilan bu Kuran 1 temmuz 1936 tarihlidir.18 temmuz 1932 tarihinde Diyanet Reisliginin ezanin türkçe okunmasi hakkinda bir genelgesi vardir.30 ocak 1932 tarihinde ise ilk türkçe ezan hafiz rifat bey tarafindan fatih camiinden okundu ve bu durum DP iktidara gelene kadar devam etti.Ayrica arastirmaci yazar Soner Efendi 4 Şubat 1933 tarihinde, müftülüklere ezanı Türkce okumalarını, buna uymayanların kati ve siddetli bir sekilde cezalandırılacaklarını bildiren bir tamimden de habersizdir.Tüm bu olup bitenlerden sonra latin alfabesi ile bir Kuran basiliyor ve buna o zamanin alimlerinden karsi gelmesi isteniyor.Sanirim Soner efendi emirin demiri kestigini unutuyor. Bunu istemek icin ya saf olmak yada yazar gibi art niyetli olmak gerekiyor..Yazarin gözden kacirdigi bir noktada ne tesadüftür ki bugün ayasofya müze olarak kalmalidir diyenlere cevabi bir tokat niteligi tasir. 3 Şubat 1932 tarihine denk gelen Kadir Gecesi’nde de, Ayasofya Camii’nde Türkce Kuran, tekbir ve kamet okunmustur. Fakat ne yazikki türkce Kuran, tekbir ve kametin reklaminin yapildigi Ayasofya da 1 Subat 1935 tarihinde müze haline getirilmistir. Tarihlere bakacak olursaniz yine Latin alfabeli Kuran’dan öncedir.  Tüm olup bitenleri alt alta koydugunuz zaman yazarin bahsini ettigi ve toplumda infial yaratmasini bekledigi Latin alfabeli Kuran yazimi da zurnanin son deligi oluyor.  Ki bence biraz akli basinda olan sabetay avcisi arastirmaci bir yazar bozuntusu bile Maarif kitaphanesinin sahibinin kim oldugunu bu Kuran’in hangi amacla yazildigini arastirmasi gerekirdi. Sen her tasin altindan sabetayci ararken bu kitaphaneyi ve arkasindakileri görmezden geleceksin. Yok öyle yagma ….Haydi bakalim Soner efendi arastir su maarif kitaphanesinin sahiplerini demek gerekiyor. Elbette burada sunu da unutmamak gerekiyor ilk kitapla ikinci kitap arasinda baglari kuvvetlendirip DP iktidarinin arapca ezana dönüsünü de “aydinlanmanin” baslangicina vurulan sabetaist bir hamle gibi gösterme cabasindan kaynaklaniyor bu söylemler.Elbette konu daha da derin ama benden simdilik bu kadar. Ha bide su var  ben kendi kendime bir blog kurdum 50 kisi 100 kisi haberdar oldu  yazdiklarimi okudu. Gün oldu devran döndü ve insanlar bunu unuttu yada hic ciddiye bile almadi. Bu Latin Alfabeli Kuran meselesi de böyle birsey iste. Ha bide latin alfabeli kurandan bahseden soner efendi ilk türkce incil ile ilk türkce tevrat ne zaman basilmis bunu biliyor mu acaba. Sahsen Ben bilmiyorum.Siz biliyormusunuz? Sagliniza kavusmaniz temennisiyle hayirli günler dilerim.

 

  2006/9/6

Sn Faruk bey
her ne kadar cevabi size biraktım desemde sonra hastaneye gittiginiz aklima geldi bende kendimce bir cevap verip blog’a tasidim. haberiniz olsun saygilarimla   

Mon 09/11/06 06:14 PM

Sayın Telekom Bey

,Birkaç satır yazıp bırakacağım. Sorularınız arasında yoktu, ama bir ara İnterde Hüseyin’le yazışmıştınız, nicklere verilen renkler hakkında. Evet kısmen haklısınız, bazı isimlere fikriyatına göre renk vermiştim, nasılsa bir renk kullanmam gerekiyordu, ben de ölçüyü böyle alayım demiştim. Tabii herkesi fikren tam tanımıyordum, bazan da tahminen renklendirme yaptım. Ama görüyorum ki yanıldıklarım da olmuş. Ben de şaştım. Kimileri ne olduklarını sonraya bırakıyor herhalde. Alın şimdi de NFK meselesi ortaya atıldı, biliyorum tatmin edici bir cevap çıkmayacak. Ben çok iyi bilmediğim şey hakkında yazmak istemem. Bu sefer de niye suskun kaldın diyen olacaktır (kastım siz değilsiniz), ama ne yapalım ağzına yüzüne bulaştırmaktansa sukut etmek yeğdir. Bilmukabele selam ve muhabbetlerimle.Faruk

  2006/9/17

Sayin Faruk Bey,

Gördügüm kadariyle müthis bir sabriniz var hadiselere karsi.. Bekleyip zaman icinde degerlendirmeyi uygun goruyorsunuz ki sizin adiniza guzel bir davranis. Ben ne yazik ki sizin kadar sabredemiyorum ve dusunduklerimi de hemen soyluyorum. Son donemde efendi-2 ile ilgili yazdiginiz yazilari ilgi ile takip ediyordum ki sizde ara verdiniz. Elbette bunun bir sebebi vardir diye dusunuyorum fakat bu sebebin ne oldugunu da pek tahmin edemiyorum.Gayet guzel giden calismalariniza ara vermenizi ilginc buluyorum ve acaba bu ara vermede size gelen/gelebilecek bazi tepkilerin yada bazi mesajlarin mi etkisi oldu diye dusunuyorum.   Sunu da yeri gelmisken soylemekte fayda var sanirim..Evet kitap bastan asagiya kadar bir provakasyon kokuyor ama elbette icinde dusunulmesi gereken, arastirilmasi gereken bolumlerde var. Fakat bu is soner gibi yk gibi ne idügü belirsiz adamlarin isi olamaz. Forumunuz da yazanlar konusu ise ayri bir muamma. Ben supheyle yaklastigim nickleri zaten inter forumda acik ve net bir sekilde yaziyorum. Ama benim yazmam pek bir sey ifade etmiyor cunku suyun basini siz tutuyorsunuz. Son donemde yine dozu artan sekilde devam eden nurcu-fetullahcı-ibdaci kavgasinin da alaninda tek olan trforumda olmasi hem müslümanlara zarar veriyor hem sabatay konusunu isleyen forumunuza zarar veriyor. YSB, B.Tahir ve benzeri konulara ise hic girmek dahi istemiyorum.Hatta nors konusuna da girmek istemiyorum zaten cikmaz sokaga girdiler ve orada kaldilar.Forum sizin forumunuz kim neler yaziyor neler yapiyor kim hangi IP numarasini kullaniyor, proxy kullananlar kimler vesaire gibi ayrimlari yaparak ne olup bittigini cozmek elbette sizin isiniz… Istanbul Sevi konusu ise her zaman sizin cevap vermekten kacindiginiz bir konu oldu ben izlemeye devam ediyorum sizde izleyin…Dönme amentüsünü de sayesinde ogrenmis olduk , vatana millete hayirli olsun diyeyim.Sifre konusunda ise aciklayacaginiz  bir husus vardi umarim beni fazla merakta birakmazsiniz .Ayrica forumuzda kendihalinde den bahsetmenize de tesekkur ederim. Fakat belki farkindasinizdir belki degilsinizdir reklama ya da övülmeye ihtiyacim hic bir zaman olmadi.O blog karsi bir durus sergilemek ve konu ile alakali yazilari bir araya toplamak icin kuruldu.Sade bir müslüman,vatansever, türkün tepkisi olarak internette boy gösterdi. Elbette soyleceklerim bunlarla sinirli degil ama bende beklemeyi uygun goruyorum.  Saygilarimla hayirli günler dilerim.    

Thu 09/21/06 08:05 PM

  Sayın Telekom Bey,

Şu papa meselesi beni çok meşgul etti ve yordu. Bu yüzden sabrınızı zorladım. Özür dilerim. Devam edeceğim inşallah. Hayırlı sabahlar ve cumalar.Selam ve saygılar.Faruk

   

Sat 09/23/06 11:02 PM

Sayın Telekom Bey Kardeşim, 

Önce Ramazanı Şerifinizi tebrik ederim. Sakın ola, bazı mazeretler öne sürerek sizi oyaladığım zehabına kapılmayınız. Takip ettiğiniz gibi bizim forumda yazılan malum yazılar beni cidden çok rahatsız ediyor. Çünkü sinsi, kurnazca yazılmış. Biliyorum bunlara hak ettikleri cevap verilmeyecek. “Sus zındık” demekle bu iş çözülmüyor. Bunu kazara toy bir genç okuyup imanına toz konsa biz mesuluz. O yüzden akli, ilmi ve mantıki deliller arıyorum. Kendi bilgim kıt, kaynaklarım sınırlı. O gördüğünüz kısa yazıları yazabilmek için saatlerce arama yapıyorum. Eldeki kitaplara bakıyorum, en zoru da kitaptan aktarma. Yazmadığım yazılar için harcadığım mesai de cabası, yani istediğim gibi bulamayınca, foruma koymuyorum, halbuki saatlerce aramıştım. Kimse kaale almasa da ben cevap vermeye çalışacağım. Çünkü önceden yazmışlar, gerekli cevap verilmemiş, bu sefer aynı şeyi tekrar yazıyorlar, biliyorlar ki, cevabını bilen yok. Siz ekip filan diyorsunuz ya, bazan kendimi çok yalnız hissediyorum. Şu ortaya atılan bozuk itikatlı yazıların çoğunu ben ilk defa duyuyorum. Seneler önce şu Yaşar Nurinin bir konferansına gitmiştim, duyduklarım karşısında çok şaşırdım, anlattıklarını evde not edip, soracak adam aradım. Günlerce uykuma mani oldu. Gerçi Allah’a şükür imanımdan bir taş bile oynatamadı ama, akıllı uslu gördüğüm bazı arkadaşların ona inandığına şahit oldum. Bu yazılar da ona benziyor, pek çoğu çok eskiden savunulmuş batıl görüşler olsa da, pekçoğumuz yeni duyduğumuz ve hazırlığımız olmadığı için tereddüde düşebiliriz. Bunu hesaba katarak cevaplar arıyorum, netice ortada, tam tatmin edici değil. Son yazıdaki M. Arabi konusu tamam, ötekiler hala açıkta. XXX’ in……………………………………ilgili yazısına cevap verilmemiş olması içimde hala bir ukte. Cevap bekleyen pekçok yazı var. Bunlara tam istediğim gibi cevaplar vermedikçe içim rahat etmeyecek. Buna sizin sorular da dahil tabii. Ama öbürleri cevapsız kalınca kabul görülmüş sayılır. (NFK meselesi de ortada kaldı, 1-0 mağlubuz.) Şimdi sigara içmeden yazmanın zorluğu da var. Ben burada keseyim. Ha, Amentü meselesi de, yeni değil. İ. A. Gövsa’nın ve diğer yazarların kitaplarında, bizim site ve forumda eskiden beri var. Sevi aklına gelip bir daha yazmış. İnterdeki pis yazıyı da gördüm. Zannederim birisi sizi bana karşı tahrik ediyor. Demek ki kavga etmemizden menfaati olanlar var. Sizin blogları da takip ediyorum. Bilmem üçü de sizin mi? Avcı’nınki açılmıyor okuyamıyorum. Ama OLA çok sevdiği bloguna pek birşey yazmıyor. Anlaşılan bir müddet daha ben forumu açık tutacağım. Neyse, beynim şu an durdu. Burada keseyim. Selam ve muhabbetler.Faruk

2006/9/25 

Sn. Faruk Bey,

Bende sizin ramazanı şerifinizi tebrik ederim. Beni oyalayip oyalamamaniz konusuna ben girmek dahi istemiyorum. Takdir edersiniz ki kac aydan beri vehimlerden yola cikarak bazen sabirla bazende sabirsizlikla tatmin edici cevaplar bekledim.Elbette konuya ilgi duyan diger sahislarda mutlaka bu cevaplari beklemislerdir.Ama son dönem icinde tr-forum’un en azindan webmasterinin iyi niyetli calismalari hem beni sevindiriyor hemde umarim konuya ilgi ve alaka duyan akli selim müslümanlari sevindiriyordur.Yazilan yazilarin sinsi ve kurnazca oldugunda sizinle hemfikiriz. fakat beni üzen noktalardan biri forumunuzu takip edipte yillarca bu sinsi yazilar altinda ezilerek sadece höt lan demekle istigal edenlerin durumudur.Lafa gelince mangalda kül birakmayan sahislar artik nefs mi desem gurur mu desem bu adamlara bilgilerle ve belgelerle cevap vermek yerine bunlarin yazdiklarini ya görmezden gelmislerdir ya da dediginiz gibi höt bre zindik deme yoluna gitmislerdir. Toy bir genc bu yazilari okuyup imanina zarar gelse biz mesuluz diyorsunuz ya iste bu noktada cok haklisiniz . Meseleyi biraz daha acalim isterseniz. Bu SYK denen tayfanin kitaplari binlerle ifade edilecek sayida satmaktadir, genis kitlelere ulasmaktadir ve zamani gelince de ozellikle SY kitaplari internete pdf olarak sürülmektedir.YK ise her sözü olay, her iddiasi manset olan bir adamdir. Bu ikisini topladiginiz zaman bu adamlarin fikir ve görüslerinin ne kadar büyük bir kitleye ulastigini tahmin etmek hicte zor olmaz sanirim. Peki bu adamlar bu isleri yaparken, sinsice sabetayizm üzerinden islama ve onun kutsallarina ve onun degerli sahsiyetlerine pervasizca saldirirken hani lafta müslüman olan dindaslarimiz ne yapmaktadir. Ne kadar genis bir kitleye seslerini duyurmaktadir. hangi iddiaya adam gibi cevap verip bunun kavgasini en azindan inandigi din icin Allah icin Peygamber icin yapmaktadir. Ne yazikki ben pek bir sey göremiyorum. Gördüklerimide ses getirmeyen ciliz cirpinislar olarak adlandiriyorum.Bu adamlar meczup zaten kolayciligi ile bir yere varamayacagimiz gibi sonunda olan dediginiz gibi hatta avci’nin dedigi gibi toylara ve ahmak müslümanlara olacaktir.Bu toyluk ve ahmaklik hadisesinden kendimi de ayirt ettigimi sanmayin sakin. Zaten bu islere inatla girmemde ki sebeblerden biride budur. yani ben nasil kandiysam yada okudugum kitaplardan kalbime süpheler geldiyse -ki ben kendimin özünün saglamligina inanan biriyimdir- baskalarinin ne hale gelecegini varin siz hesap edin. Müslüman birbirini yer, tarikatlar birbirini yer, ayni dine inanipta farkli yollari secenler biz daha iyi müslümaniz derse ortalikta islam ve türk düsmanlarina kalir elbette. Liderler üzerinden yapilacak saldirilarin temelinde islama saldiri vardir.Ben bu hususta müslümanlarin uyanik olmasi, oyuna gelmemesini tercih ederim ama ne yazikki hersey gönlümüze göre olmuyor.Faraza lider yada liderler zirkafir bile olsa yillarca kendi cemaatlerini uyutmus bile olsa bu adamlar ölene kadar beklenip sirf islama zarar gelmesin müslümanlarin kalbine süphe düsmesin insanlar hayal kirikligi yasamasin diye zemzem suyuyla yikanarak  haketmedikleri halde onlar taclandirilabilir.Umarim ne demek istedigimi anlamisinizdir.Baska bir metodda uygulanabilir ama bunu izah etmek epey uzun sürer o yüzden bahsetmeyi uygun görmüyorum. Aslina bakarsaniz bu adamlarin derdi sadece islamda degildir, MK üzerinden de ciddi bir dezonformasyon kampanyasi yürütmektedirler ki genelde buna sagolsunlar hemen müslümanlar atlamaktadir.Ve haliyle ortam da gerilmektedir.Sonra da kendileri ortaya cikip hayir biz oyle birsey demedik diyebilme cesaretini ve aymazligini gösterebilmektedirler ve yine el üstünde tutulan, yine mansetlere cikan, yine kitaplari binlerce satan onlar olmaktadir. saf müslümanlarimiz da meselenin ardinda yatan gerceklerin ne oldugu muhasebesini yapmadan sembollesmis isimler üzerinden kisilerle ugrasmayi yeglemektedirler. Sonucta yine kim zarar görüyor varin bunu da siz hesap edin.  Sunu acik ve net soyleyim her ne kadar aram bozukta olsa dediginiz sahislarla, ben onlardan ciddi bir hamle bekliyordum ki hic bir sey yapmadilar desem yeri var. umarim bu konuda ben yaniliyorumdur ve gelecek yakin zaman icinde birseylerini görürüz. Ben sizinde ifade ettiginiz gibi bilgi ve belge bulma sikintisi cektigim icin ciddi manada zorlaniyorum.Isin boyutlari akademik olarak ele alinip kutuphane kutuphane gezmekle ve belki de gunlerce tugla kalinliginda kitaplar okumakla, ve iddialari cevaplandiracak baglantilari bulmakla belki bir nebze olsun hafifletilebilir. Ama kimsenin yani yazar-cizer hani müslüman olan entellektüel ve dahi akademik zatlarin da bu konuya hic ilgi duymamasi bana enterasan gelmektedir.Ya korkmaktadirlar ya da bizim bilmedigimiz baska sebebleri vardir.Sonuc olarak her halukarda müslüman-türk sessiz kalmayi yeglemektedir ki ben buna fena halde bozuluyorum.Kendihalinde biri sade bir vatandas olarakta benim elimden ancak bu kadari geliyor ne yazik ki.Bu baglamda sizinde sikintilarinizi anlayabiliyorum. Istanbul Sevi benim icin hala muamma, ve soru isareti. Hele hele YK onu overken. O, SY nin kitaba methiye düzerken . Ben de bunlari görüp Seviye iyi niyet besleyecegim ki bu simdilik cok zor bir ihtimaldir.Elbette dahasi da var ama size zaten dahasini daha önce ki maillerde izah etmistim.  

İnternette gördügünüz 3 blog + netpano daki blog’u da ben yaptim. İlk iki blog yapildiktan sonra hosuma gitmedigi icin wordpress te daha eli yüzü düzgün bir blog olusturmaya gayret ettim.Diger sahislarin bloglari icin birsey diyemeyecegim. Belki papa ya “gelme seni istemiyoruz” bildirileri yazmaktan firsat bulamadiklari icin sesleri soluklari cikmamaktadir ki NFK hakkinda ki iddialara da asil cevap vermesi gereken onlardir yada NFK fikriyatini benimseyen yayin organlaridir.Üstadlarina olan sevgileri belki de bu kadardir diye elestirsem bilmem siz ne dersiniz. tekrar ediyorum ben onlardan daha ciddi ve kapsamli calismalar bekliyordum ki ne yazik ki dag simdilik fare dogurdu. Yada zaten ortada bir dag falan yoktu. Benim icin elbette tüm bunlar muamma ve zandan öte bir bilgiye sahip degilim.  Sizinle kavga etmek icin ben simdilik bir neden göremiyorum. Umarim bu durumda bir degisiklik olmazForumun acik-yada kapali kalmasi sizin takdirinizdir.Vebal sizindir. Forum hangi sartlar altinda nasil ilerleyecek yada yasamini sürdürecek buna siz karar vereceksiniz.Fakat bilin ki bicak ters dönmüstür ve müslüman-türkleri hedef almaktadir.Konusunda tek olan forumunuzun nasil bir strateji izleyecegine de siz karar vereceksiniz.ha unutmadan tempo mulakatinda YK grupseks kitabindan once bir kitabi araya sokacagini ifade etmektedir. Dikkatinize derim. Benim basindan takip ettigim kadariyle bu cerkez yahudiler hakkinda olacak.  Kusatma tek tarafli degil sayin Faruk bey, bu ülkenin her vatandasinin kaninda ibranilik oldugunu hissettirene kadarda devam edecek gibi gözüküyor.Meczup bunlar demekle bu is kapanmiyor ne yazikki. Gündem de onlar var. Bir adama 40 kere deli derseniz adam kendini deli hisseder ya. Bunlarin ki bu hesap iste. Bu halka yavas yavas ama sinsice sürekli bir propaganda ile yahudisiniz derseniz, islam judaiktir derseniz gelecekte olabilecekleri de sizin takdirinize birakiyorum.  Saygi ve hürmetle hayirli ramazanlar dilerim   Not: Aşagidaki mailde sır olarak bahsi gecen konunun ben sırdan cok Istanbul Sevinin bir takiyyesi olabilecegini düsündügüm icin herhangibir sansurlemeye gitmedim. Bu yüzden Faruk beyden özürdilerim. 

Sun 09/24/06 07:14 PM

Sayın Telekom Bey,
Yazınızda mutabık olduğumuz pek çok noktanın olmasından memnuniyet duydum. Hatta Sevi’nin bir muamma olduğu konusunda da hemfikiriz. Onu şahsen tanıma fırsatım olsaydı belki daha sağlıklı tahlil yapmamız mümkün olurdu. Yalnız şundan eminim ki, Sevi bu konuyu kim geniş kitlelere duyuruyorsa, ona destek çıkıyor. Eğer onu müslümanlar kazanırsa, bildiklerinden müslümanlar istifade eder. Ve kanaatim odur ki, bizden bir yazar çıkıp onunla işbirliği etse, konunun mecraı bizim tarafa akabilir. Benim onu savunuyor olmam bu yüzdendi, ama ne çare ki elimizde imkân yok ki kitap filan çıkaralım da sabataycıların din düşmanı taifesinin sırlarını ifşa edelim. Ben onun daha önceden SYK tayfasıyla beraber olduğunu zannetmiyorum, MŞE ile bile temasa geçmek istediğini ama sırf çekindiği için bunu gerçekleştiremediğini biliyorum, bu da bir sır olarak aramızda kalsın. Ki MŞE kimseyle görüşmüyor, ben dahi buna muvaffak olamadım. Ben ne kadar objektif davransam da, asıl hedefim sabataycıların din düşmanı olan grubudur, yoksa çoktan asimile olmuş hatta dine-millete hizmeti geçmiş olanlarla bir işim olmadığı gibi, yeni sabataycı icad etmek gibi de maksadım hiç olmadı. Yazdım mı bilmiyorum, forumda, yalnız Sevi değil, sabataycılıkla ilgili yazan hemen herkese karşı çıkan, alay edenler vardı. Ben bunları hala çözemedim, acaba gocundukları birşey mi var. Hem sabatilerle ilgili hiçbir şey yazmayacaksın, hem yazanlara karşı çıkacaksın. Bundan hep şüphe ettim ve hassasiyet gösterdim. Kimse açık kimliğiyle yazmıyor ki, nereden bileceksin kimin ne olduğunu ve ne maksatla forumda bulunduğunu. Bu yüzden bilhassa sabatileri sayıca çok az ve önemsiz gösterenlerin ne hesapları vardı, bugün bile bilemiyorum. Yâni ifrat-tefrit meselesi. Size de ilk başlarda yazmak istediğim şuydu ki, meseleye bir de ters yönden bakıp, “hiç yoktur” diyemeyenlerin, sayıyı birkaç bine indirmesinin bir sebebi olabilir mi? diye kafa yorsanız, bildiğiniz şeyler varsa, hiç değilse sizde kalmak üzere, konuyu böyle de değerlendirseniz diye. Sabataycıları tasnif etmek yanlış bir fikir değildi, yapılamadı. Sabataycılarla ilgilenenleri de tasnif etmeli diye düşünüyorum. Belki bizim bilmediğimiz daha değişik ve karışık hesaplar var. Şahsen benim bunları çözmeye kapasitem yetmez. Forumda yalnız olduğumu da görüyorum.  Şu tefrika meselesi de siz gibi benim de en rahatsız olduğum bir konu. Onca düşmanı bırakıp, müslümanların birbiriyle didişmeleri ne kadar hazin. Çok kere üstü kapalı yazdımsa da anlamak istemiyorlar. Forumu tatil etmeyi düşünmem biraz da bundan. Ben kimsenin borazanı olmak istemiyorum, siyasi bir görüşe filan da angaje değilim, ama ehven-i şer meselesi var. Dini bizden iyi bilenler, ortaya öyle şeyler atıyor ki, hayret ediyor ve üzülüyorum. Dinen hiçbir meşru kaynağı olmayacak şeyleri savunuyorlar, ya kime zarar verdiklerinin farkında değiller, veya kasten yapıyorlar. Küfür ve hakaretten başka birşey bildikleri yok. Bakın adamlar çalışmış, İslam aleyhine olacak şeyleri, cevap verilmeyeceğini de bildikleri için cesurane yazıyorlar. Onlara cevap verme yerine, onu şunu tekfir etmekle meşguller. Ve bu arkadaşlar cemaat ve tarikatları da, en azından benden iyi tanıyorlar. Ne forumda, ne SY nın kitabında yazılanlara cevap vermeye tenezzül etmiyorlar. Yazsınlar biz de rahat edelim. Zorla bulabildiğimiz bir kaç delil kafi değil ki. Elde yeterli kitap yok, entelletüel çevremiz yok. İnternetin de yetersiz kaldığı hususlar var. Sadece bu adamlar şöyle-böyle demekle olmuyor. Bakın Mevlâna meselesi hala muallakta. Bende sadece onun mesnevideki hikayelerinin bulunduğu küçük bir kitap var, nasıl cevap verebilirim. Geçen sene yine bir kitaptan alıntı yaparak cevap vermeye çalıştım, kafi değil. Kimse bu iddialara cevap vermemiş mi de, aynı iftiralar tekrar ediliyor, foruma bu cevaplar asılmıyor? Anlamıyorum. Mahir İz’den iktibas ettiğim yazıya da kimse mukabele etmeyecek biliyorum. Halbuki çok önemli, birileri tutup bunu istismar edecek diye endişe ediyorum. Bizden çıt çıkmayınca, Soner gibiler bunları kitaplarına taşıyıp kullanıyor. Kendimizde de kabahat aramalıyız. Dedik ya Soner forumdan çok şey aşırmış diye. Biz onları SYK için yazmadık ki. Bizimkiler sahip çıkıp değerlendirseydi. Çok enteresan değil mi, forumda benim ve diğerlerinin yazdığı bazı yazılar hiç kaale alınıp cevap bile verilmemiş, ama Soner’in kitabında görüyorsunuz. Bunları da bir zaman yazacağım inşallah.  Herhalde konuyu dağıttık. Şimdi müsaadenizle, foruma bir iki şey yazmak için burada noktalayayım. Size hayırlı sahurlar. Birazdan burada da hazırlık başlayacak.Selam ve muhabbetlerimle.Faruk

 

 2006/9/26 

Sayin Faruk Bey, 

Mailinizdeki ilk satirlardan cevaplamaya baslayim hemen. Seviye bu kadar güvenmenizi ben hala anlayabilmis degilim öncelikle bunu belirtiyim.Eger  Sevi bu konuyu daha genis kitlelere kim duyuruyorsa ve onun yaninda oluyorsa ben burada bazi art niyetlerde ararim. Gecmis maillerimde bu konu ile ilgili tereddutlerimi size bildirmistim. Ve hala ayni kanaati tasimaktayim. Cok ilginc bir ifadeniz var ki bu bence üstünde durulmasi hatta sizinde üstünde durmaniz gereken bir konu. Eger Sevi ile tanisabilseydim diyorsunuz ki bunu basaran sadece Gökyüzü. Burada   akla su sorular geliyor Sevi neden Gökyüzü ile bulustu, Sevi neden görüsmek icin Gökyüzünü tercih etti, Sevi neden Gökyüzü elini etegini cektikten sonra böyle bir görüsmeyi uygun gördü, Bu görüsme talebi Seviden mi geldi yoksa Gökyüzünden mi geldi. Sevi kendi güvenligi acisindan yillarca gizli kalmayi uygun görmüsken korkmadan Gökyüzü ile nasil görüsebildi. Sevi ile sizin aranizda abi-kardes iliskisi varken, Sevi yada sizden karsilikli bir görüsme talebi gelmedi mi. Eger sizden yada seviden böyle bir talep geldiyse neden bu görüsme yillardan beri gerceklesmedi. Yoksa böyle bir görüsme talebi ne sizden ne de onun tarafindan yapilmadi mi. Yapilmadi ise neden yapilmadi. Abi-kardes iliskisinde en cok güvenmesi gereken kisilerin basinda kendisine tüm forum imkanlarini taniyan Faruk beyin olmasi gerekmezmiydi. Bu sorular daha da uzayabilir hatta isin icine YK, SY de katilabilir. Hatta efendi-2 baglaminda ele alinirsa aaron kandiyotinin sirlarini ifsaa eden gizemli sahis tr-forum gibi bir forumdan habersiz miydi? Daha önce bu harun hoca konusu neden hic gündeme gelmedi. Oyle ya tr-forum gibi bir maden varken soner yalçını bulup konusmakta neyin nesiydi. Yoksa bu bilgi zaten sürekli vardi ama soner efendi kitabina uygun bir düzmece ile baslayabilmek icin bu bilginin forum ortamina tasinmasina izin mi vermedi. Istanbul sevi bu harun hoca olayina ne kadar vakif? Eger sabetaist bir aileden geliyorsa ve yillarca bu konu üzerine kafa patlatiyorsa bunu bilmesi gerekmez miydi. Ayrica Istanbul sevinin ismini verdigi ender yassitepe isimli sabetaist haham gercek bir sahismidir. Onca curcuna icinde neden bu kisiye kimse ilgi göstermez yada röportaj yapmak icin ugrasmaz. Eger Sevinin dedigi gibi cok önemli bir adamsa bu nerede yasar ne icer varmidir bir cismi? Siz Sevinin SYK taifesi icinde yeralmadigini düsünüyorsunuz ama YK hic oyle düsünmüyor. Ayrica unutmayin ki forumunuzda yazan DD üstü örtülü bir sekilde Sevi efendiyi YK’ya mail yollu sikayet edeceginide belirtmemismiydi. Ayni DD sonra cevir kazi yanmasin yapip mail hadisesini mektup olayina da cevirmemismiydi. O günlerde bunlara cevap dahi vermedim ama bir kenara not ettim. Baska not ettigim ayrintilarda var ama belki zamani gelince aciklarim.   Gelelim Seviyi müslümanlarin kazanmasi hadisesine… Eger Sevi forumlardan kovulup en son adres olarak müslüman-milliyetci bir foruma geliyorsa ve sesini buradan duyurabiliyorsa ve siz onun ifadesi ile Abi oluyorsaniz ve hala müslümanlar onu kazanmali diyorsaniz, Sevinin takiyyeciler forumunda cok usturuplu bir takiyye yaptigindan bahsetmemiz de sanirim pek yanlis olmaz. Eger Sevi kendi sözleri ile Muhammed ahlakini benimsediyse gecmiste yaptiklari ile söylediklerini nasil degerlendirmemiz gerekir ve dahi Efendi-2 kitabi gibi islami ve müslümanlari yerden yere vuran tüm degerlerimizi judaizedir palavrasi ile alasagi etmeye calisan bir kitaba neden övgüler düzer. Neden konunun sözde icerden bir “uzmani” olarak bazi aciklamalar getirmez. Tempo dergisine mülakat verebilen birinin Efendi-2 kitabindaki yanlislarida göstermesi gerekmezmiydi. Ki eger Sevi bunlari yapmiyorsa bu pacavra kitaba sesini cikarmiyorsa hangi Muhammed ahlakindan bahsedebiliriz hangi müslümanliktan bahsedebiliriz. Keza sevinin ha döndüm ha dönücem gibilerinden sözleri ile kandil mandil kutlama yazilarini da takiyyenin en babasi olarak görmekteyim.     Mutabik oldugumuz konular elbette olacaktir. En son bu aksam bekci murtazanin yazisini gördükten sonra ne kadar yalniz kaldiginizi bir kez daha anladim. Ama burada da sorulmasi gereken soru sudur. Neden OLA ve sözde ekibi sizi desteklemek yerine kenara cekilmeyi tercih etmistir bu da benim icin baska bir muaammadir. Ki gördügümüz kadariyla hem istanbula hem üsküdara bilgi-görgü yönünden hakim olan, cemaat cemiyet baglantilari olan hatta pekcok dönmeyi taniyan, özellikle bir dönem dönmelerin ilgi duyduklari hat sanatlarini bu kadar yakindan takip eden ve o camianin icinden sahislari isimcek taniyan   bu zat yada zatlarin size karsi olan tavirlarinin biraz ters olmasidir.Ayrica ilginc olan bir baska konuda ola-abc vesairenin Mali hakkinda pekte iyi seyler düsünmemesine ragmen, ve Malinin Efendi-2 ile ilgili yazisi forumunuzda kabak gibi dururken sizin onla ve Ola’nin kavgali oldugu Kadri ile samimi halleriniz mi size tavir almalarina neden olmustur.Ki ben burada uzaktan bakan biri olarak ne Kadri, nede Maliden ve onlarin yazip-cizdiklerinden cokta haz alamadigim gibi onlarida sebekenin bir parcasi olarak düsünme egilimi icinde oldugumu da size söylüyorum. Eger birileri forumda karsilikli birbirlerine yikama yaglama cekiyorsa ben orada bir durup düsünürüm. MSE konusuna ise hic girmek istemiyorum, MSE ile görüsmek isteyen illa bir yolunu bulur.Unutmayin ki MSE o alemin en ünlü dönmesi Ilgaz Zorlu ile birlikte olmustur. Neden Sevi ile olmasin. Yani söyleminiz bana mantikli gelmemektedir. Ve MSE ‘de gizemli biri degildir. En son gercek hayat dergisi adamin evine kadar gidip mulakat yapip resim cekebiliyorsa , daha gecen sene MSE kanal 7 televizyonunda program yapabiliyorsa ve milligazetede yazilari cikabiliyorsa ona ulasmanin zor oldugu fikri benim pek aklima yatmamaktadir. Hani saka yollu sunu soyleyim size eger inat edersem zorlaya zorlaya MSE ile kontak kurarim. Yani demek istedigim MSE ile kontak kurmak isteyen kurar. Azim olmasi yeterli Faruk Bey.İlla yüz yüze olacak diyede bir kaide yoktur bu konuda telekomünikasyon ne güne duruyor.Ki ben cok iyi hatirlarim MSE bir yazisinda bir bayanin ona telefon acip agzina geleni söyledigini dahi yazmistir ki demek ki bu adam ulasilmaz biri degildir.   Ayrica ben sabataylarin ne cok az ne de cok fazla olduklari kanaatini tasiyorum. Bu konularda arastirma yapan birine “höt lan” yeter artik telefonu geldiginide kendisinden dinleyen biri olarak sayinin kücümsenemeyecek boyutlarda oldugunu onun soylemlerine dayanarak biliyorum. Elbette o kisinin elindeki mevcut bilgilerin kaynagi nedir ve ne kadar güvenilir buda baska bir muammadir.Ama ciddiye alinmasi gerekir ki bizde zaten ciddiye aliyoruz. Ama her zaman soyledim, toptancilik baslamistir, is sulanmistir. Bicak ters dönmüstür. Merhaba Judaize Islam söylemleri artik dozunu coktan asmistir. Tehlike canlari calmaya baslamistir.   Diger yazdiginiz hususlarda ise sizinle hemfikiriz, bende ibretle ve hayretle olani biteni izlemekle mesgulum. Ayrica bu Adonay konusu baskalarinin ilgisini cekmeden cok önce benim ilgimi cekti hatta yazilari alip almama tereddutu icine girdim fakat bu ismin bir müstear oldugu kanisina vararak yazinin asil sahibinin 2023′te yazan biri olabilecegini düsünmeye basladim. Adonay ismini elestirenler önce kendi müstearlarina baksinlar derim ben.Ki Adonay  efendi islami savunurken müslüman olduklarini iddia edenler forumunuzda islama sinsice saldirmaktadir. Fark buradadir iste.

 Saygi ve hürmetlerimle hayirli sahurlar dilerim.

Wed 09/27/06 07:38 PM

Sayın Telekom Bey,

Bugünkü yazılanlar moralimi epey bozdu, uykularım kaçtı. Bir iki sayfalık yazılar için de yine saatler harcadım. Yazıları hep resimlerle tamamlamak istememden dolayı, bir resim aramak epey zaman alıyor, onu da bulamadım zaten. Sahur vakti de geldiğinden, yarın da doktor randevusu var, kısa kesmeden önce, ve cevaplar baki kalmak üzere, şunu söyleyivereyim: Bu işe
devam edeceksek, bir strateji çizmek gerekiyor. Sizin de fikirlerinizden faydalanmak isterim, tabii uygun görürseniz.Şimdilik hayırlı sabahlar, Selam ve mıhabbetlerimle.Faruk  

Mon 10/02/06 01:57 PM

 Sn Faruk bey

 Öncelikle tekrar gecmis olsun. Insaallah kisa surede tedaviler sonuc verir. Strateji cizme konusunda haklisiniz. Bu konudaki acizane goruslerimi ileriki bir tarihte size detaylica izah edicem.cevaplarinizin baki kalmasi umuduyla hayirli günler dilerim  

 

Thu 10/19/06 04:40 PM 

Sayin Faruk Bey,  

Uzun zamandir forumda gözükmediginiz icin bende size göndermeyi düsündügüm maili sizin gelisinize kadar bekletmeyi uygun gördüm. Umarim ortalikta gözükmemenizin ciddi saglik problemleri ile bir alakasi yoktur. Ayrica kadir gecenizi de tebrik ederim   Son mailiniz de sordugunuz soru üzerine yogunlasacak olursak sanirim bunun cevabini tam anlamiyle verebilecek henüz pek kimse cikmadi ülkemizde. Büyük bir sirlar yumaginin cözülmesi icin yapilan gayretleri iyi niyetle karsilasam da gözlemledigim kadar bu iste ipin ucunun kacirilmis olmasidir. Sabetaycilari desifre ediyoruz söylemi gelmis bir yere dayanmistir. Bugüne kadar yapilanlar, meselede elbette cok yol katedildiginin göstergesidir. Ama tüm bu yapilanlar yeterlimidir degilmidir iyiniyetlimidir kötüniyetlimidir tartisilmasi gereken hususlardir.   Öncelikle konu baslarda müslüman cevrelerin tekelinde iken YK ve SY sayesinde ipler solcularin eline gecmistir. Konu hakkinda pek cok lehte ve aleyhte yazi yazilmistir. Ucundan kiyisindan sabetay mevzuuna bulasan herkes kendi fikirlerini ve görüslerini ya aciklamistir yada aciklar gibi yapmistir.  

1-       Bu desifrasyon calismalari icerden bilgi ve belge olmadan ve devletin arsivleri incelenmeden gercegi yansitmaz.

2-       Desifrasyonu yapanlar tarihimiz boyunca hep sabetay kökenliler olmustur ki en önemli hususta budur. Sorulmasi gereken soru Neden onlar olmalidir.

3-       Müslüman fikir adamlari gizli yahudiler kavramini ortaya atarken kesin ve net deliller ortaya koymamismidir yoksa koyamamismidir, MSE nin korkak tavirlari bende hep degisik izlenimler birakmistir.

 4-       Sol mihraklar basta YK ve SY olmak üzere asure corbasi yapar gibi akillarina ne geldiyse dogruluguna yanlisligina bakmadan herkesi sabetayci yapmaya calismaktadir

5-       Baslarda YK ve SY ye verilen pirim neticesinde bugün onlara siz bu isi carpitiyorsunuz demek zorlasmistir.

6-       Malum bir medya grubundan destek alan SY, ile ayni malum grubun bir gazetesinin YK ya saldirmasi yada saldiriyor gibi gösterilmesi süphe edilmesi gereken bir husustur. Ayrica tüm bunlar yapilirken gerek sabetaizm gerekse siyonizmin zannimca farkli bir sekilde propagandasi yapilmaktadir. Bundan kimin kazancli ciktigi üzerinde de özellikle durmak gerekir.

7-       MSE, IZ, AD ve digerlerinin yakinlasmasi neticesinde gün isigina cikarilan hususlarin devami gelmemistir.Ya da gelememistir. Takip ettigim kadar IZ nin sesi solugu son dönemlerde hic cikmamaktadir.Digerleri de kacak dövüsmektedir. 

8-       Konunun güncel aktörleri IZ, MSE, IS, G, SY, YK ve basta sizin forumunuz olmak üzere diger forumlardir.Elbette konu hakkinda yazilan yerli ve yabanci kitaplari bir kenara birakacak olursak.Hatta bu kitap yazarlarindan bugün hayatta olanlar ile olmayanlarin basina neler gelmistir bu da iyi arastirilmalidir. (SY ile YK haric)   Bu kisa ve genel bir özetlemeden sonra peki ne yapilmalidir sorusuna yanit aramak en dogrusu olacaktir.  

1-       Sabetayistligi kesin olan sahislar öncelikle desifre edilmelidir. Ama bu desifrasyonda uyulmasi gereken kurallar ne olmalidir iste burasi cok önemlidir. Milliyetci ve muhafazakar kesim ile Ateist Sol kesimin öncelikleri farkli farklidir. Sabetayist desifrasyon yapilirken kisilerin bu vatana olan hizmetleri yada hainlikleri neye ve kime göre iyi veya kötü olacaktir ve desifre edilen sabetaycilar hangi kategoride degerlendirilecektir. Sag kesim bunu din düsmanligi cercevesi icinde ele alirken  sol kesim ise tam tersi bir tutum sergileyerek dindar kesimi hedef almaya baslamistir. Sabetayizm tartismalarinin artik bir tabu olmaktan cikmasi ve konusuluyor olmasi güzel bir gelisme olarak degerlendirilse de belki de asimile olacak bu insanlarin yeni bir bilinclenme ile kuvvet kazanmasi ihtimalide gözardi edilmemelidir.

 2-       Bu konunun desilmesinde ince ince irdelenmesinde kar zarar hesabi cok iyi yapilmalidir. Bu isin sonunda kimler karli cikacaktir bunlar teker teker öngörülmelidir. Son 6-7 yildir siddetli bir sekilde üstüne gidilen bu konuda ve yapilan desifrasyonlar neticesinde ne olmustur yada ne olmasi beklenirken konu hangi cizgilere kaymistir bu düsünülmelidir. Konunun sadece vatanimizi ilgilendiren yönü haricinde dis baglantilari da arastirilmalidir.Sabetazim meselesinde hangi ülke yada gizli örgütlerin ekmegine yag sürüldügü ve hangi büyük planlarin kücük parcasi olabilecegi gelecekte ülkeye ne gibi zarar ve fayda getirecegi uzun uzun hesaplanmalidir.

3-       Sag cepheden bakacak olursak sadece sabatayist avina cikmakta yetersiz olacaktir. Bunun masonu fasonu dinlisi dinsizi sermayeyi elinde tutup halki kölelestireni ve iletisim araclarini elinde tutanlar da unutulmamalidir. Takdir edersiniz ki YK ile dalga gecilse de belli basli tüm internet siteleri ve medya organlari bu adamin sözlerini mansete cikarmaya dünden heveslilerdir ki bu bile bana ilginc gelmektedir.Yalnizca sabetaizme odaklanmak diger ser gruplarinin isine gelecegi gibi bundan nemalanmalari da yüksek bir ihtimaldir. 

4-       Bu konu akademik, tarihsel, sosyolojik boyutta ele alinmalidir ama bunu ele alacak akademisyenler, tarihciler, sosyologlar kimler olmalidir ve kimlerin ipi ile kuyuya inmek lazimdir bu belirlenmelidir. Sabetaizm arastirmalari yapilirken mezarliklar, vefat ilanlari, isimbilim ve atmasyon bilgiler disinda kaynaklar ne olmalidir veya bu kaynaklara nasil ulasilmalidir.

5-       Bu kaynaklara ulasabilmenin yolu devletin icinde bu konuya ilgi duyan devlet arsivlerinde, nüfus dairelerinde, tarih kurumunda, hatta genelkurmayda, disislerinde görevli personeller olmalidir ki bu kisilere ulasmak ise oldukca zordur. Konunun bir baska yönüde zaten bu kurumlarin bir kisminda hep onlarin hakimiyeti oldugu yönünde ki söylemlerdir ve bu isi daha da zor kilmaktadir. Elbette konu ile alakali bilgi ve belgeleri güc sahipleri zamaninda yok etmedilerse. Sözün özü devletin gizli belgelerine ulasabilecek saglam truva atlarina ihtiyac oldugudur. Belki varlik vergisi uygulamasinda o sürekli bahsedilen  ‘D’ listelerine ulasabilecek kimselere ulasabilmek hadisenin büyük kismini cözebilecektir.

 6-       Yine cogunlukla devletin kasalarinda saklandigina inandigim mübadele ile ilgili tüm kayitlarin ortaya cikarilmasi, bu noktadan referansla daha sonraki göc hareketlerinin incelenmesi ve tabi nüfüs dairelerindeki kayitlar cok önemlidir. Tüm bunlar ince elenip sIk dokunduktan sonra kim ne yapmis vatana hizmeti neymis, dine katkisi ne olmus, yada  hainlikleri ve soysuzluklari olmus mu degerlendirilmesine gecilmesi gerekir ki iste bunu yapacaklar kimler olacaktir. 

7-       Yukarda saydigim hususlardan da anlasilacagi üzere bugüne kadar yapilanlardan millet nasil fayda saglamistir bu belli degildir.Sermayeyi elinde tutan büyük ve zengin ailelerin sabetaist olduklari icin önlerinde bir engel olmadigi görüldügü gibi islerini de hala tikir tikir yürütüp gerek tüsiad gerekse müsiad icinden ülkeye yön vermeye devam etmektedirler. Eger ortada ciddi bir rahatsizlik olsaydi sizce bu kadar yaygara kopmasina ragmen bu adamlar hala koltuklarinda rahat oturabilirlermiydi yada haklarinda yapilan onca anti-proragandaya ragmen sessiz kalmayi yada görmezden gelmeyi tercih ederlermiydi. Ben burada hep IS in sizin forumunuza yazdigi onlarda bu tip arastirmalari yapiyorlar sözünü hatirlarim. Yani bir bakima farkinda olmadan forumlar ve internet siteleri de onlara destek olmaktadirlar. Hatta bundan gocunmadiklari gibi belki de mennun bile olmaktadirlar.   Aklima gelen detaylar simdilik bunlar. Sizin görüslerinizi ve diger  cevaplarinizi da istirham ederek Hayirli sahurlar dilerim.    

Tue 10/24/06 11:57 AM

Sayin Faruk Bey,

  Öncelikle hayirli bayramlar dilerim. Bu mailim oldukca kisa ve öz olucak. Latin alfabesi ile ilk Kur’an ile ilgili yazinizda verdiginiz resimler görünmez olmustur. Sizden istirhamim o resimleri yenilemeniz veya elinizde ise bana göndermeniz yada link adreslerini vermenizdir. Yine ayni konu ile alakali olarak buldugum kisa bir yaziyi da sizinle paylasmak istedim umarim bir faydasi olur  1924’de çıkan SEBILUR RESAD isimli mecmuanın yazdığına göre; Kuran-ı Kerim’i tercüme etmek moda haline gelmişti. Eli kolu kalem tutan, anlayan anlamayan, dini bilen ve bilmeyen herkes tercüme etmeye kalkışmış ve bunlardan biri olan (Zeki Meganım) isimli Arap asıllı bir Hıristiyan ilk Kuran’ı Türkçe tercüme eden kişi olmuştur. Daha sonrası ise, cihan kütüphanesi sahibi olan Ermeni asıllı Mihran Efendi isimli bir şahıs yapmıştır ve Türkçe Kuran diye dağıtılmıştır.  Diger bir hususta sizce de mahsuru yoksa görüsmelerimizi ben internet ortamina tasimak istiyorum. Elbette sizi zor durumda birakacak cümleleri sansürlemek kaydiyla. Bu konu da fikrinizi bekliyorum. Benim sahsi görüsüm konuya  sicak bakmaniz yönündedir. Aciklik ve dürüstlükten ödün verilirse gizlenmeye calisan gizli yahudilerin de yaptiklarini hos görmemiz gerekir ki sanirim kimse böyle birsey istemez.   Hayirli bayramlar.   

Thu 11/23/06 04:07 PM

Sayın Telekom Bey,

 Aradan epeyce bir zaman geçti, cevap vermekte bu kadar geciktiğim için önce özür dilerim. Bunca zaman ortalıkta görünmeyişimin sebebi duçar olduğum rahatsızlık. Hiçbir hafta yoktur ki, ya doktora ya hastahaneye gitmemiş olayım. Allah’a çok şükür yatalak hasta değilim. Buna rağmen bazı işlerde zorlanıyorum. Son doktor muayenesinde,………………………………………………….tesirinden hemen kurtulamıyorum. Bunlar bir yana, ……………………………………….duydum, haliyle moralim bozuk. Son 6 haftadır ne forumları takip ediyorum, ne mailleri okuyorum. TR Forum’a ise sadece göz atmakla yetiniyorum. Zaten yazılar oldukça azaldı, bibir kısım yazarlar forumdan ayrıldı. En etkili ilacın moral olduğu bu hastalıktan kurtulmak için, biraz geri çekildim, bu arada birkaç kitap okudum, biraz da komputerde resim çalışmaları yaptım. Bu konuyu uzatmam mümkün, zira dertleşmeye ve içimi dökmeye ihtiyacım var, sizi kendi meselemle rahatsız etmemek için bu kadarla iktifa ediyorum.  DD’nin yazısını bugün gördüm ve kısa da olsa cevap vermezsem haksızlık olacağını düşünerek bunları karalıyorum. Son uzun yazınız doğru tesbitlerle dolu. Yapılacak çalışmalarda bunlara dikkat edilmesi gerekir. Bunu sadece ben değil, mevzu ile ilgilenen herkesin yapması gerekir. Belki benim atacağım fişek kalmadı, devam edemeyebilirim. Ne hikmetse, diğer siteler de açılmıyor. Hizmet veren serverin teknik problemleri varmış, inşallah hepten kaybolmaz. Siteleri yeniden yapabilecek enerjiyi kendimde görmüyorum. Her ne kadar bu işleri sırf Allah rızası için, millete bir faydası olur diye yaptı isek de, bu yolda bir çok düşman da kazandık. Hepimiz insanız, içinde bulunduğumuz şartlardan ve menfi tavırlardan mütessir olmamak imkansız. Bir meslek icabı ve maddi karşılık bekleyerek yazmadığımız için, dışarıdan gelen aleyhteki tepkiler çalışmaları olumsuz yönde etkiliyor. Sizin nezaket gösterip sorduğunuz soruya şöyle cevap vereyim; milletin hayrına olacağına inanıyorsanız, yazışmaları internet ortamına taşıyabilirsiniz. Yeter ki özel bilgiler ihtiva etmesin. Bunu da sizin hassasiyet ve dikkatinize bırakıyorum.  Yorgun ve mecalsiz halimle bu kadar yazabildim. İnşallah devamı gelir.
Şimdilik selam ve muhabbetlerimi sunar, hayırlı geceler dilerim. 
 Faruk

Reklamlar

The URI to TrackBack this entry is: https://kendihalinde.wordpress.com/2006/11/25/tr-forum-sabatay-forumu-webmasteri-sayin-faruk-bey-ile-yalcin-kucuk-soner-yalcin-istanbul-sevi-tr-forum-ve-sabetay-mevzuu-uzerine-yaptigimiz-mail-yollu-yazismalar-1/trackback/

RSS feed for comments on this post.

4 YorumYorum bırakın

  1. Faruk beye acil şifalar diliyorum ve ümit ediyorumki kendisini en kısa zamanda aramızda görebiliriz.

    Ayrıca orienternet.de adresindeki sitenin Sabetaycılık mevzusuyla ilgilenen insanlar için çok önemli bir kaynak olduğunu düşünüyorum.Pek çok yerden toplanan bilgilerden oluşmuş olan bu site bence hem Yalçın Küçük’ün hem de Soner Yalçın’ın kitaplarını gereksiz kılıyor.Yalçın Küçük’ün kitaplarında bu sitede verilen bilgilere ek olarak bazı ibranice isimler hakkında daha fazla bilgi verilmiş o kadar.Kitaplarının geri kalanı kendisinin politik görüşlerinin propagandası durumunda.Bence Sabetaycılık mevzusu bu kişilerin politik görüşlerine alet edilmeden ele alınmalı.

    Saygılarımla

  2. tarih ve demokrasi forumunda gökyüzü müstearıyla yazılar yazan kişinin veda yazısında şöyle bir pasaj dikkatimi çekti.

    “A.Kadir Kocadağ’a

    Değerli Abdülkadir Bey,

    Ben dünyada herkesin istediği gibi yaşamasının özgür bırakılmasını savunuyorum. Değil Kürtler, Safranbolular bile ayrı yaşamak istiyorsa yaşamalılardır. Ben sosyalizmi savunuyorum ama sosyalizm istemeyen insanları zorla sosyalizm içinde yaşamalarına dahi karşıyım. Benim kendi doğrularımı insanlara dayatmaya ne hakkım olabilir ki? Üstelik bir Kürt, ben Türklerle beraber yaşamak istemiyorum diyorsa, ben hangi hakla, hangi yüzle “benimle beraber yaşayacaksın” diyebilirim. Böylesine bir şey onursuzluktur her şeyden önce.”

    şimdi sormak istediğim bir kaç soru var.

    öncelikle bu A. Kadir Kocadağ http://home.arcor.de/osoysal/tar.htm adresindeki bir yazısında Türklere dünyada hiçbir ulus için dahi genelleme yapılmamasını gerektirecek kadar aşşağılık benzetmeler yapan, mesnetsiz suçlamalar yöneten kadir kocadağ ile aynı kişimidir.

    ikinci olarak yukarıdaki yazışmaları yaptığınız faruk bey gökyüzünün bu yazısını överken Kadir kocadağın kim olduğundan haberdarmıdır.

  3. Sayın Telekom ve sayın Faruk bey’ler bu sitede “sabatay”dan başka konu üzerinde tartışan arkadaşlar ve konular yokmu?.
    Konunun yabancısı olduğum kadar siteyede misafir olarak katılıyorum.Sanırım iki kişi arasında arenadaki çarpışmadan ibaret.Malum arenada haklı olan değil bileği güçlü zekası kuvvetli olan ,yüreği korkusuz olan ,cesur ve atik olan kazanır.Bu söz duellosundan çıkacak olanda arenadan galip gelen cengaverin zaferiyle irtibatlandırabiliriz.
    Her iki cengaverede arenada başarılar dilerim.
    Azatbey

  4. Birkaç yıl öncesine kadar TR Forum’u takip edebiliyordum. Normal adresinin haricinde bir de uzunca bir adresi vardı, bu adresle Türkiye’den girilebiliyordu.Yardım edebilirseniz sevinirim.


Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: