Sabetaycılar; Yeni Günahkarlar, Yeni Hedef mi?

dds

Sabetaycılar; yeni günahkarlar, yeni hedefmi?
Tamamiyle irkci kılıflarla gelişen emperyalist hakim siniflar,globalizme geciş süreci içinde, ?tembel?, ?modernleşmeğe karşı? ?çağ dışı?, ?yönetme yeteneği?,?liderlik karizması? olmayan, “diğer” dünya milletleri ni , (bu ülkeler içindeki en entellektüel kitlelerin bile bilinç altında) yaratarak, kendi ırki üstünlüklerini evrensel bir gerçek olarak yaratma peşindeler ve büyük ölçüde bunda başarılı oldular.

Emperyalistlerle ezilen dünya halkları arasındaki mücadele sadece sosyal, politik ve askeri alanda değil, psikolojik alandada başlangıcından bu yana devam etmektedir.

Yıllardır süregelen ?Masonluk? tartısmaları ve günümüz Türkiyesinde güncelliğini taşıyan ?Sabetaycılar? tartışmaları bu ?psikolojik savaşın? bir parçasıdır, yada üretim araçlarının yanında ?düşünce üretim araçlarına? da sahip olan bu Globalist hakim sınıflar tarafından psikolojik savaşın bir parçası haline getirilmistir.

Politik ve askeri olarak emperyalistler kendi politika ve uygulamalarına amaçlarını saklıyan, haklı gösteren, ve onaylayan, kulağa hoş gelen isimler vermişlerdir. Bu isimler ?Yeni kıtalar arama?, ?keşifler?, gibi bilimsel kılıf yanında, ?vahşi ve barbar?lara ?medeniyet götürme? sosyal ırkçı kılıflardan, günümüzde ?demokrasi ve özgürlük götürme? politik ırkçı kılıfına kadar uzanmıştır.

Sosyal olarak kendi kültürlerinin ?üstünlüğü? temelinde , işgal ettikleri ülkenin halkını ?medeni? yapma kılıfı adı altında, kendi sözde ?üstün? kültürlerini bölge halkına zorla kabullendirmişler, bölge halkının kültürel değerlerini, yaşam biçimlerini, yaşam değerlerini, dilleri ve dinlerini, kendi ?üstün? değerleri ile değiştirmişlerdir.

İşgal ettikleri ülkelerin ve halkların gelişmesini engelleyen emperyalistler, ırkçılıklarının sonucu bu ülkeleri (biz geldikten sonra gelişen) ?az gelişmiş?, yada ? gelişmekte olan ülkeler? olarak isimlendirmişler. Ekonomik anlamda ?sanayileşmemiş? demek olan ? az gelişmişlik? , sosyal olarak bu ülkelerin halklarına, onları oluşturan bireylere indirgenmiş böylece de ?az gelişmiş, yada gelişmekte olan diğer ırk/millet leri yaratarak, bunları ?yönetmesi? gereken kendilerine ait olan , ?üstün ırkı? da yaratmışlar.

Bu ırkçılık , günümüzde , bu ?az gelişmiş? ülkeler içinde ?azgelişmişliğe? has! olamayan Liderlerin çıkması halinde, özellikle artık sağ olup onlara cevap veremeyecek olan bu liderlerin , aslında ?üstün ırka?, yani kendilerine ait olduğu teorilerini yayarak , ?psikolojik? savaşlarını devam ettirmekteler. İlginçtir şu anda sağ olmayan kapitalizm dönemi Tarihine (ve hatta evveline) adı şu ve ya bu şekilde geçmiş, yani tarih yaratmış her birey , ya Mason (bir anlamda Sabetayın tersi işlevi görenlerin birliği) olarak, yada Anglo-Saxon olarak sunulur. Kimisi bunu açıkça savunur, kimisi komple teorileri olarak. Sonuçta beslenen, güçlenen ?anlayış? bu ırkın üstünlüğü, onlardan başka hiç bir milletden/ırkdan Tarih yaratacak nitelikte ?bireyler? in çıkamayacağı anlayışı dır ???

İlginç olan diğer bir yan, bu ?buluşları? komple teorisi olarak, aslında onlara karşı bir amaçla getirenler bile farkında olmadan bu ?ırkçı? teoriyi kabulleniyor ve bu teorinin ?onaylanması ve kabullenmesine? hizmet ediyorlar.
Emperyalistler için ?sınırsız?, ezilen halklar için ?emeklerinin sömürüldüğü üretimhanenelerle , kazandıklarını harcadıkları supermarketlerle, boş vakitlerini! geçirdikleri TV kutusuyla ?sınırlı? bir dünya kurma peşinde koşan Globalistler , ilk sömürgeci dönemin ?ırkcı? kılıflarını , ve gene o dönemin ?işgal? poltikasını gelişmiş teknolojileri ile yeniden hayata geçiriyorlar.

Yeni-Demokrasi ve Yeni Dünya düzeni başlıklı yazımın , Neo-Demokratik-Sömürgeciliğin doğuşu bölümünde belirttiğim gibi Globalizm ?üstünlük? ırkçı kavramının teknolojik ve sosyo-ekonomık gelişmeler sonucunda yeniden şekillendirilip yeniden yaratılmasıdır. Değişim, o zamanlar ülkeler temelinde ve özelinde olan ırkçılık (kılıfı), Globalizmle, bütün dünyayı ve dünya uluslarını içine alan , ?üstün ırkla?, ?diğerleri? arasındaki bir çatışma, bölgesel-kültürel (kılıfı) haline gelmesidir.

Şimdi bu gelişim, yada değişim ?sınıflar arası? çatışmanın yerini ?ırklar arası (üstün olan ırklarla üstün olmayan ırklar arası)? çatışmaya mı bıraktı? Ülkeler içindeki ?üstün ırkdan? Genelde Masonlarla (Bılderberg vs), (Türkiye özelinde sabotaycılarla ) , onlardan olmayan ?diğerleri? arasındaki bir çatışmaya mı dönüştü?

İlk bakışta bugün Uluslarası Şirketlerin çoğunluğunun Siyonist/evangelist olması, ülkeler içinde yönetici yada yünetimde etkin, söz sahibi, belirleyici olan kesimlerin bir şekilde bunlarla ilşkileri olması bu görüntüyü verebilir. Ki zaten emperyalistlerinde yaratmak istediği anlayış , ve şekillendirmeye çalıştığı ?tavır alma? tamamıyle bu.. Sınıfsal bir çatışma yok?Irksal, kültürel çatışma var?.

Gelişme ve değişim sınıf mücadelesinin ortadan kalkması değil , tam tersine sınıf mücadelesinde

1-Gelişim, ?emperyalistlerin tekelleri ve karar verici odağı merkezileştirerek ?güçler dengesini? kendi sınıf çıkarları doğrultusunda kaydırması,

2-Değişim, artık ?ulusal? olan hiç bir şeye tahammülü kalmayan emperyalistlerin, uzantıları ve işbirlikçileri vasıtasıyle , sadece uzaktan kumandayla yetinmemesi,
temelinde , özde değil biçimsel/taktiksel bir değişim/gelişim dir.

??Içinde bulunduğumuz dönemde özellikle geri bırakılmış devletlerinin kontrolunun inanılmaz bir hızla uluslarası şirketlere transfer edildiğine şahit oluyoruz. Ülkelerin Devletleri ve kurumları bu uluslarası şirketlerin paravan kurumlarina, önderleride ?vatansız?, ?milli ? kişiligi ve niteliği olmayan , uluslarası paravan kuruluşların sadık üyeleri haline dönüstürülüyor.””

Neo-demokratik sömürgeciler , komprador burjuvazi , yani yabancı şirketlerin bir uzantısı, şubesi olan şirketlerinin ülke ekonomi ve politikasina hakimiyetleri ile yetinmiyor lar artık. İnsan hakları, demokrasi, özgürlük , medeniyet vs hipokrasisi, yani iki yüzlülüğü ile ülke içinde sivrilen ve sivrilebilecek, yaşamin her alanından, her türlü ?önderleri? bu paravan kuruluşlarının sadık ?üyeleri? haline getiriyor.???? .

Emperyalistlerin sömürü ve işgallerine sürekli ?ırkçı kılıflar? kullanması, işgal ettiği ve sömürdüğü ulusları ?alt/aşağı ırk? olarak yaratması, bunun alternatifi olan kendisini ?üstün ırkı? yarattı. Bu nedenle emperyalistlerin ırkçı kılıfları, aslında onların ırkçılığının en belirgin örneği ve isbatı oldu.

Bu gerçekten yola çıkarsak, Masonluk, Sabetacıyan vs tartısmasını ?sınıf mucadelesi? konumu dışına çıkarmadan, ve buna bağımlı olarak incelememiz gerekir. Yukarda bahsettiğim ?sadık üyeler?in genellikle kendileri gibi ?üstün ırkdan? seçilmesi, yada yetenekli ve önderlik yapabilecek bireylerin ?alt ırkdan? olamıyacağı! varsayım ve ırkcı anlayısla ?transfer? edilmesi, yada edilme çabası, emperyalistlerin ırkçılığının kaçınılmaz bir sonucu olarak görülmesi gerekir.

Sivrilmiş, liderlik nitelikleri taşıyan, kitleleri etkileyebilecek yetenekleri olan Türk, Kürt, Ermeni yada Süryani aydınlara Masonluk, yada onun alt örgütlerine üye olma teklif ve önerileri, sadece ?ekonomik/politik teklif? olma yanında, bu ?üstün ırkın? yarattığı karşıtı ?aşağı ırktan? kurtulma ?sosyo-psikolojik? bir tekliftir. Ve çoğunlukla teklif edilenlerin ?Türk, Kürt, Ermeni yada Süryani olmadıkları? ecdadlarında muhakkak bir ?üstün ırk? olasılığı iddiası yatar..

Günümüz emperyalizminin ırkçı teorileri, ülkelere saldırılarını ve işgallerini haklı çıkarabilmek için, özünde ezilen halkların değerleri olan özgürlük, eşitlik, ırkçılığa karşı olma vb gibi özellikleri kendine mal edecek kılıfları taşımak zorundadır. Irkçılık tarih boyu her zaman hakim sınıflar tarafından, dikkatleri başka yöne çekmekden, sınıf mücadelesinde karşı güçleri bölerek, güçler dengesini kendi yönüne kaydırmaya kadar değişik amaçlarla kullanılmıştır , kullanılmaya devam ediyor, ve edecektir.

Gelinen yerde mücadele, dünyada kendileri için sınırı olmayan, kendilerine ait tek bir devlet, tek bir ordu, tek bir kültür düzeni kurarak , dünya halklarını köleleştirme peşinde koşan emperyalistlerle , buna karşı olan yurtsever, devrimci ve anti-emperyalistler arasındaki mücadeledir. Dil, din, kültür, ecdad, ırk farklılıklarının emperyalistler ve onların uzantıları tarafından kullanılması , mücadelenin özünü ve hedefini değiştirmez. Gönüllü olarak bir Mason örgütüne (Bilderberg vb) bağlılık yemini eden bir Türk, Kürt, yada Yahudi ile, dedesinin dedesi Yahudi olan bir insan ayni kılıfa konulamaz. Modern Siyonizmin orijinin, (kişisel olarak da aynı sonucuna vardığım) Sabatai Zeviye atfedilmesi, Sabetayların siyonizmin artık pekde gizli olmayan Mason localarında tarihi önderlik ve aktiflikleri, nekadar gerçekse, dindar müslüman olanlardan tut , laik Türkünden , Kürdüne kadar bir sürü ınsanında Mason olduğu (yani siyonizme hizmet etmeğe yemin ettiği) ve olmak için sırada beklediği de bir gerçektir.
Sonuç olarak, anti-emperyalist Demokrasi mücadelesinde alınması gereken hedefin ırkı yada dini değildir belirleyici olan. Belirleyici olan bireylerin ideolojisi, ve bu temelde ve pratikte anti-emperyalist demokrasi mücadelesinde hangi saflarda yer aldığıdır.

Yıllarca ırkçılığı, gerek yaratarak, gerekse bu duyguları besleyerek ve provoke ederek ekonomik ve politik çıkarları doğrultusunda kullanan emperyalistlerin özünde dini bir kişilikleri olmadığının en çarpıcı örneğini, Sözde Yahudi olan Siyonistlerin yıllar boyu süren, ve özellikle ikinci dünya savaşı öncesi ve süreci içinde barizleşen Anti-semit provokasyonları ve kışkırtıcılığı göstermektedir.* Siyonist bir İsrail Devleti kurma temelinde Natzilerle anlaşan ve sadece gençlere ?ya İsrail yada toplama kampları? seçeneği veren Siyonistler Holokostdan ayni derecede sorumludurlar.

Anti-semit liğin en çarpıcı özelliklerini pratikte gösteren bu Siyonistler ayni zamanda bu kavramı ?tekellerine? alarak Medyadan tut yaşamın her alanında bu kavramı çıkarları doğrultusunda, gerek politik, gerekse psikolojik baskı olarak kullanma hipokratlığını göstermekteler.

Siyonist/Evangelist Emperyalistlerin başarıyla içeriğini değiştirdiği anti-semitizm kavramı iğrenç bir şekilde gene onlar tarafından çıkarları doğrultusunda, katliamlarına kılıf geçirmek ve hedef şaşırtmak için kullanılmaktadır.**

???Gelinen yerde ?? Yahudi dini bir terim, Siyonist Politik bir terim, Semit ırki bir terimdir???.

Her Arap Müslüman, her müslüman da Arap değildir
Her Arap Halifeci, her Halifeci de Arap değildir..

Ayni şekilde Her Semite Yahudi, her Yahudide Semite değildir.
Her Yahudi Siyonist, her Siyonist de Yahudi değildir.

Siyonizme karşı olmanın anti-semitizmle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Bu ?karşı olma? bir ırka yada yahudi dinine değil ?politik? bir görüşe karşı olmakdır???? İşin ilginç yanı Yahudi dindarlara göre en eski ve en tehlikeli, zararlı anti-semitler siyonistlerdir???.???The concept of Anti-Semitizm, its implications and abuse, A.Erdogan

Günümüz neo-kon görüşlerine ve onun uluslarası konumda pratiğini uygulayan Bush a karşı olmanın hemen ?Anti-Amerikan? damgası vurulmasıyla, Siyonistlerin Filistinde ve Orta doğuda uyguladığı politikalara karşı çıkmanın ?anti-Semit likle damgalanmasının arasında ne özünde ne biçiminde hiç bir fark yoktur. Gelecekte bir gün İsrailde sınıf mücadelesi yükseldiğinde, dikkatleri başka yöne çekmek, karşı güçleri zayıflatmak için, İsrailde bir grup insanların (Aşkenazilerin , özellikle Rus yahudilerinin) dedelerinin dedesinin Semit değilde Hazar Türkleri olduğu belge ve “dedikoduları” çıkarsa hiç şaşmamak gerek.(antı-semit kavramının içeriğini istedikleri gibi kullanılabilmesi için halı altına süpürülen ve Tarihten silinen bir Tarih) [11]

Sonuç olarak bireylerin dedelerinin dedesinin Yahudi dininden olması onları ?Türkiyeyi peşkeş çekme gizli serüvenleri içinde olan? Siyonist işbirlikçiler yapmaz. Ama Türkiyeyi açıkça peşkeş çekme pratiğinde olan ve dedelerinin dedesi ?müslüman? olanları Siyonist işbirlikçiler yapar.

Sorun Irk yada Din değil , sınıfsal çıkarlar sorunu. Ve bu temel sorun içinde kendi yerini arama, seçme ve bulma , kimlik, kişilik, ve psikolojik olarak yaratılmış, ve bunu kabullenmiş ?alt ırktan? bireylerin , ?üst ırka? , emperyalizme sadık üyelik arama sorunu. Türkiye yi peşkeş çeken bu hakim sınıfların ne dini, nede ırkı, ne mücadelenin özünü, ne de hedefini değiştiremez. Tam tersine emeperyalistlerin ve onların Türkiye içindeki uzantılarının belirleyici özelliğinin din yada ırk değil, sınıfsal karakterde olduğunun bir başka belgesidir?

Yazmayım diyordum ama dokunmadan gene edemiyeceğim; sözde Marksist Kürt Şövenist Milliyetci önderlik başından beri Türkiye hakim sınıflarının Türk değilde Sabetaycı olması durumunda, yarattıkları Türk (halk) düşmanlığı nedeniyle halktan özür dilerlermi aceba? .. diye soracaktım ama cevabını biliyorum. ?Hayır? olacaktır, çünki onların ulaşmak istedikleri hedef, Kürt halkının bir ?ulusu? değil, emperyalizmin güdümünde Kürt burjuvazisinin ?ulusu? dur. Ne tesadüftürki siyonistler bir sürü ?Yahudi Kürt? yarattılar, ve her ihtimale karşı New York Metropolitan Müzesine kadar ?Tarihi olarak !? kayıtlara bile geçirdiler???

Irkçılık, sonunda bireyin kendi “kandaş”ından nefret etmesiyle sonuçlanır demişmi birisi, yada benmi uydurdum bilmiyorum ama sonuçta olan bu. Ve bu arada, bu Irk oyununu iyi oynayan hakim sınıflar , yarattıkları nefret ortamında halkları köleleştirme ve kanlarını emme vampirliklerine rahatca devam ediyorlar? …tam bitirecektim aklıma geldi…..doğruya “düşmanımın düşmanı en iyi dostumdur” anlayışınıda vurgularlar bu şövenist ağbabalar , efsanevi hikayesinde Wallachya prensi (Drakula) Vlad ın Türkleri öldürmesi ve kanlarını içmesi ile doğan! Vampirlerin Türk Düşmanı olması, ?Vampirlerle ? dost olmak içinyeterli nedendir belkide?.hangi sınıftan oldukları önemli değil???

http://neodemocracy.blogspot.com

Erdogan Ahmet
10 Ağustos, 2006
Viedolar
Jews Who Oppose Israeli Violations of Human
Rabbi Against The State Of Israel Zionizm

* Siyonizm Alman SS ve Gestapo tarafından desteklendi. [1] [2] [3] [4] Hitlerin kendisi siyonizmi birey olarak destekledi. [5] [6] 1930 lu yıllarda (savaştan once), Alman otoritelerle dayanışma ile Siyonistler Alamanyanın değişik yerlerinde 40 ın üzerinde eğitilmek ve Filistine gönderilmek üzere kamplar kurmuşlardı.

1933 lerde uygulanan, Alman yahudilerin Filistine göçünü öngören Transfer antlaşması, Hitler Almanyası ile Uluslarası Siyonizmin ilişki ve yardımlaşmalarının bir diğer örneğidir. [10] Bu antlaşmayla Hitler hükümeti Siyonist İsrailin kurulmasında o zamanki hiç bir ülkenin yapmadığı yardımı yaparak Siyonist İdeolojiye en büyük katkıda bulundu

** Aralık 7, 1938, de, Siyonist İsrail in ilk başkanı olan Ben Gurion, ? Eğer bilseydimki Almanyadaki bütün (Yahudi) çocukları İngiltereye getirerek kurtarma olasılığı vardı, ve sadece yarısını İsraile getirerek kurtarma olasılığı vardı, ben ikinci seçeneği seçerdim? [7]
Siyonist ülkeye tek yaygın biçimde akın sadece yabancı ülkelerde Anti-semit tehlike ve saldırılar başladığı dönemlerde oldu. [8]?
Amacına ulaşması için, Siyonizm yahudilere temel olarak düşman olan hükümetlerle işbirliğine girmeyi ümit eder.?. [9]
[1] Francis R. Nicosia, The Third Reich and the Palestine Question (1985), pp. 54-55
[2] Jacob Boas, ?A Nazi Travels to Palestine,? History Today (London), January, 1980, pp. 33-38.
[3] Janusz Piekalkiewicz, Israels Langer Arm (Frankfurt: Goverts, 1975), pp. 66-67.
[4] F. Nicosia, The Third Reich and the Palestine Question (1985), pp. 56-57
[5] On Hitler?s critical view of Zionism in Mein Kapf, see. Esp. Vol. 1, Chap. 11.
[6] David Yisraeli, The Palestine Problem in German Politics 1889-1945 (Israel: 1974), p[1]
[7] Yvon Gelbner, ?Zionist policy and the fate of European Jewry?, in Yad Vashem studies (Jerusalem, vol. XII, p. 199).[8] Institute for Jewish Affairs of New York, quoted by Christopher Sykes in ?Crossroads to Isarl?, London 1965,
[9] Lucy Dawidovitch, ?A Holocaust Reader?, p. 155.
[10] E. Black, The Transfer Agreement (1984), pp. 328, 337.
[11] Arthur Koestler, 11th Tribe

http://f16.parsimony.net/forum28507/messages/162297.htm

Reklamlar

The URI to TrackBack this entry is: https://kendihalinde.wordpress.com/2006/11/29/sabetaycilar-yeni-gunahkarlar-yeni-hedef-mi/trackback/

RSS feed for comments on this post.

2 YorumYorum bırakın

  1. yorumsuz…

  2. birbirinden 500 yıldan beri rahatsız olmayın iç içe geçmiş kültürleri birbirine karışmış insanların huzur ve barışını sarsacak güvensizlik ve paranoya yaratacak eserlerin son 5-10 yıl içinde soğan cücüğü gibi çoğalması sanıyorum hayra alamet değil belliki dışarıdan bişeyler var kaynaklar var (yalan yanlış)


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: