Canan Aritman mı? Arıtman mı?

canan-aritman

Aşağıdaki yazı bir takım internet sitelerine bu hanım milletvekilimizin soyisminde sürekli olarak yapılan fahiş hatayı düzeltmeleri için yollanmıştır. Ancak dediğim dedik çaldığım düdük diyen “matbuat” ve “ netbuat” ısrarla İzmir Milletvekili Canan Aritman’in soyadını Arıtman olarak yazmaya devam etmektedir. Hulasa başka birinin etnik kökenini, emmisini dayısını, ninesini, ebesini Yalçın Küçük nasyonel faşistliği ile merak edebilen birinin kendi soyisminin sürekli olarak Arıtman olarak anılmasından rahatsızlık duymaması da celbi nazardan kaçmamaktadır.Soy sop araştımaya merakıyla tanınan Soner Yalçın ve Yalçın Küçük Beyler ise hanım milletvekilimizin kocasının ne  masonluğu ve bağlantıları ile ne de soyisminde yer alan –man takısını ilgi alanlarına almadıklarına göre diyebileceğimiz tek şey milletvekili ve eşinin beyaz Müslüman olmadıklarıdır. Buna rağmen şahsi kanaatimizi ifade etmemiz gerekirse biz Aritman ailesinin beyaz Türk olduğunu da düşünmeyip tam aksine ”ozon suyuna yatırılmış” kara Türklerden olduğu hissine sahibiz…

 

Öncelikle basınımızın ve siz değerli internet haber sitesi sakinlerinin bu hanım milletvekilinin soyadı konusunda mutabakata varması gerekiyor. Hanımefendinin kendi internet sitesinde soyismi “Aritman” olarak yer almasına karşın bütün medya sözleşmiş gibi “Arıtman” yazmakta diretiyor.

 

Bu milletvekilin soyadı ARİTMAN’dır ARITMAN değil. Önce bu konuda bir anlaşalım.

 

Yok anlaşamadık diyorsanız 3836265056X kimlik numarasını bir kontrol ediniz. Kendisi izmir/karşıyaka/bostanlı nüfusunda 6 cilt no, 1462 sıra no, ve 2 aile sıra nosu ile yer almaktadır. Ana adı Zahide, Baba Adı Kemalettin olup zaten bilinmektedir.

 

1 numara ise 1941 doğumlu Mehmet’ten olma Fethiye’den doğma, Mason olduğu söylenen eşi “Mustafa Yetkin Aritman’dır”. ARITMAN değil.

 

Oğulları 1979 doğumlu “Mehmet Aritman” Mimar… Kızları 1975 doğumlu “Melis ARITMAN Alp” (kayıtlarda Aritman değil) ise İstanbul’da özel bir hukuk bürosunda avukattır. İnternet taramalarında avukat hanımın önemli şirketlerin vekilliğini yaptığı da anlaşılmaktadır ve bir çocuğu vardır.

 

Aritman Ailesi nüfus kütüğünü İzmir’e aldırdığı için soylarında!!! kim var kim yok bulamadık. Mernis kayıtlarında tipik bir anne-baba ve 2 çocuktan oluşan çekirdek aile görünümü vardır ki bu da zaten nüfus kütüğünün bir yerden bir yere nakil olmuş olduğunun göstergesidir.

 

Kim nereden ne maksatla kütük taşımış konumuz olmadığı için bu da sizin işiniz olsun deyip geçerken; Aritman soyisimli İsrailde yaşayan musevi vatandaşlarımız ya da İsrail vatandaşları olduğunu da hemen Yalçın Küçük ve Soner Yalçın beylere hatırlatalım. Keza konuyu takip edenlerin bileceği üzere yakın zamanda Yalçın Küçük içimizdeki İbranileri kutluyorum diyerek imza kampanyasıyla 1915 olaylarından özürdileyenlere de göz kırpmıştı… Sanki ülkede sabetayist olduğunu kabul eden, açığa vuran birileri var da… Onlar ermeni tehcirini gerçekleştirmiş olacak… Ve dünyaya Yalçın Küçük açıklayacak :  “Türkler masumdur bu işi yapanlar İbrani kökenlilerdir”.

 

Yani : Okkanın altına gidecek olan yine kimdir, kimler olacaktır dersiniz?

 

 

Önemli Not: Milletvekilimizin kimlik numarasına değerli eşleri “M Yetkin Aritman” ın Resmi Gazete’de yayınlanan Key Hesapları Listesinde yer alan kimlik numarasından ulaşılmıştır. Ki bu konuyu İlhan Selçuk  bahsinde işlemiştik.

Reklamlar
Published in: on Aralık 19, 2008 at 10:57 am  Comments (5)  
Tags: ,

The URI to TrackBack this entry is: https://kendihalinde.wordpress.com/2008/12/19/canan-aritman-mi-aritman-mi/trackback/

RSS feed for comments on this post.

5 YorumYorum bırakın

  1. Yalcin Kucuk gibiler bulmuslar gariban Anadolu Halkini dalga geceriyorlar. Daha acikcasi (da$$ak) geciyorlar. Zavalli beyni ve midesi igdis edilmis Anadolu halki. Seni ne kurtaracak bu yamyamlarin elinden ???

  2. Sabetayci Dayanisma mi ?

    Rahmi Bey İlhami Bey’i seviyor – Taha Kivanc / Yeni Safak
    Daha önce dikkatimi çekmemiş bir Mevlâna beytini eski Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök aktardı da öğrendik. Anlamsız tartışmaların içine çekilmek istenen herkes bu beyti rahatlıkla kullanabilir.

    Okuyalım: “Suskunluğum asaletimdendir. Her lâfa verilecek bir cevabım var; lâkin, bir lâfa bakarım lâf mı diye, bir de söyleyene bakarım, adam mı diye…”

    Ne güzel, değil mi? Mevlâna kendi döneminde bu sözlerle kimi kast etmiştir, bilemem, ama tekrarlayan Org. Özkök’ün muhatabı belli: İlhami Erdil… Bir ara Deniz Kuvvetleri Komutanı idi İlhami Erdil; Askerî Mahkeme usulsüz harcamadan kendisini suçlu bulup mahkum etti. Genelkurmay da bunun üzerine rütbesini ve emekliliğini iptal etti…

    Hürriyet’te çıkan bir yazıda Erdil’in aktardığı eski bir olaya ne cevap vereceğini merak eden bir meslektaşımıza “Yanıtımı Mevlâna’dan bir şiirle vereyim” dedikten sonra o beyti okumuş Org. Özkök…

    Hani, “Şapka kime uyuyorsa o giysin” denir ya, o türden bir cevap bu…

    Anlaşılıyor ki, İlhami Erdil başına gelenden dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Özkök’ü sorumlu tutuyor. Konuyu gündeme getiren yazıyı bir daha okudum; “Kararı kabul etmiyorum, AİHM’ne götürdüm” demiş, ama esas kafasına taktığı, yargılandığı mahkemeye kameraların girmesine izin verilmesi… “Onur ve gururum incindi, bu benim için hicran yarasıdır” diyor.

    Konu sağda-solda komutanlar arasındaki ilişkiler temelinde ele alınıyor… Hilmi Özkök içki içer miymiş? Komutanlar birbirlerine önisimleriyle mi, yoksa “Komutanım” diye mi hitap ederlermiş? Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu kendisinden sonra Genelkurmay Başkanı olacak Hilmi Özkök’e, “Hilmi, şarap iç” der miymiş?

    Beni ise farklı bir konu ilgilendiriyor: Yıllarca hizmet verdiği kurum tarafından rütbeleri elinden alınan, Askerî Mahkeme tarafından suçlu bulunup mahkum edilen biri nasıl oluyor da önemli toplantılara çağrılabiliyor? Yakın geçmişte çenesinin altında bir tutam sakalla fotoğrafını gördüğümde, “Tebdil-i kıyafet etmesi akıllıca” diye düşünmüştüm; şimdi bir büyük gazetenin yayın yönetmeniyle aynı masayı paylaşabiliyor; Deniz Kuvvetleri Komutanlığı yapmış Oramiral Orhan Karabulut ile yanyana oturabiliyor.

    Cezaevinde ‘yolsuzluk yaptığı’ iddiasıyla hapis yatarken kendisini üç eski bakan, dört orgeneral ve 24 general ziyaret etmiş; 164 de sivil tanıdığı… Org. Yaşar Büyükanıt da “Geleyim” demiş, ama o istememiş… Rahmi Koç ise tam üç kez ziyaretine gelmiş…

    Ne kadar ilginç…

    Marmara Grubu Rahmi Bey’in ablası Suna Kıraç’a ödül verirken İlhami Erdil de çağrılmış işte; o da gitmekte mahzur görmemiş… Oysa hiç değilse AİHM’in hakkında vereceği kararı bekleseydi, iyi ederdi.

    Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Ora. Orhan Karabulut özel sektörü içinden tanıyan bir isim; Aydın Doğan’ın yakın arkadaşı ve Doğan Holding’in bazı şirketlerinde yönetim kurulu üyesi olarak yer alıyor… Hürriyet gazetesinin yönetmenini o sebeple aynı masaya oturtmuş olmalılar… İlhami Erdil ile yanyana düşmesini ‘şansına’ bağlıyor yayın yönetmeni…

    Sabah gazetesi yayın yönetmeni Ergun Babahan her FB derbisinden sonra önemli bir komutanın şeref tribününde yanlış insanlarla birlikte olmasını ve kritik anlarda ‘çak’ işareti yapmasını dile getiriyor. “Kim o insanlar?” soruma, “Askerî ihalelerde yolsuzluk yaptığı iddiasıyla yargılanıp mahkum edilen bir müteahhit” dedi.

    Şaşırdım kaldım…

    Bir insanın askerî ihalede yolsuzluk iddiasıyla yargılandığını en iyi kim bilir? Elbette aynı dönemde ‘sorumlu koltuklarda oturan askerler’ bilir… Belki yargılanmalarını isteyen, ya da yargı sürecini başlatanlar da onlardır…

    İyi de, kısa süre öncesine kadar Genelkurmay Başkanı unvanını taşıyan bir komutan askerî ihalede yolsuzluk yapan bir müteahhit ile -‘çak’ işareti yapacak kadar samimiyet sergilemesi bir tarafa- nasıl olur da yanyana gelebilir? Bazen istemediğim kişilerle yanyana oturtulduğumda ilk fırsatta yerimi değiştiriyorum; buna vesile olana da ânında tepkimi bildiriyorum.

    Demek ki, askerler benden daha bağışlayıcı…

    Aklım daha önceki bir bilgiye takıldı kaldı: Yaptığı yanlışlıklar sebebiyle rütbesi elinden alınan bir eski komutana, yargı süreci sonunda mahkum edildiği halde, cezaevinde yatarken, Rahmi Koç gibi önemli bir işadamı neden ziyarete gider? Bir asker ile bir işadamı arasında ne tür bir ‘ilişki’ vardır, dersiniz?

    Siz isterseniz bu konuyu ‘içki’ boyutuyla ele almaya devam edin: Komutanlardan hangisi viski, hangisi şarap içermiş? Bir komutanın kola içmesi neye delâlet edermiş? Komutanlardan kim, kime, nasıl hitap edermiş?

    Bu soruların cevapları bende yok; ilgilenmiyorum çünkü…

  3. 2001 veza 2002 zılında Tarıh ve Demokrasi forumunda bu Aritmanların akrabaları arasında acıkalınlar vardı diye hatırlıyorum.

  4. http://www.acikistihbarat.com/Haberler.asp?haber=7317

    Canan Arıtman bile eşinin mason olduğunu kabul ederken eşi yalanlamazken hangi mason locasına kayıtlı olduğu hangi mason localarında görev yaptığı belliyken kraldan daha fazla kralcı olma arzunuzu anlayabilmiş değilim.
    Canan Arıtmanın eşinin bmason olmadığını ispatlamaya çalışma telaşınızın sebebi nedir?
    Sizin değerli diye bahsettiğiniz şahıs 33 derecesli masondur ne güzel değerleriniz var…

  5. Ülkemizde nedense bircok tanınmış ünlü kişiler ve markalar genelde hep yahudi menşeylidirler.Kiminin kocası mason,kiminin karısı sebataist kimi ailece hatta sülalece öyledir. Şimdi bu insanlar yani soyu sopu yahudilige dayanan bu insanlar bır müslüman aile profiline bürünüp ve tabiri caiz ise çakma müslüman yani hic müslümanlıkla alakası olmayan bir tür azinlik diyecegimiz topluluk bircok manevi degerlerimizlee,örf ve adetlerimzle hep oynamıslardır.aritmanlar


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: