Donörlerin Efendisi Soner Yalçın

Aslında kendisi de bir Donör olan, Donörlerin Efendisi Soner’imden bir özür borcum var. Vakti zamanında kendisinden yola çıkıp İlhan abinin soykütüğüne bir bakış fırlattığımı, bunu yaparken de Soner’i çokta ciddiye almanın anlamsız olacağını düşünmüştüm… Ancak olaylar öyle bir hale geldi ki İlhan abi tutuklandığında kopartılan gürültü ile şimdi çıkarılan gürültünün kıyaslanması dahi mümkün değil. Bu yüzden diyorum ki toprağı bol olsun İlhan abim de kimmiş; Sonerim Donörüm varken… Anlaşılan İlhan abim, toprağa kavuşmazdan evvel, Donörlerin efendisine Güzel Amerikalı kitabını miras bırakmış olmalı ki okyanus ötesinin temsilcisi Türkçe bilen zat, bir anda donör hamisi kesildi… Eh artık bu kadarı olur… Eğer sizde kaleminizi, ruhunuzu, elinizi, dilinizi  ve dahi benliğinizi bağışlarsanız, Donörlük etiği gereği sırtınız sıvazlanır… Ancak bu sıvazlayış, sanmayın ki bildiğiniz manada oluyor… Türkçe bilen zat, sağ gösterip sol vurarak Donörler üzerinden Esas Efendiye ince mesajlar yolluyor… Bir bakıma timsah gözyaşları da desek yeri var.

*****   ******    *****

soner yalçınSONER YALÇIN’I ELEŞTİRMENİN DAYANILMAZ AĞIRLIĞI!

DR. FİKRİ TAKİP

Soner Yalçın’ın gözaltına alınması çok sayıda gazeteciyi ayağa kaldırdı. Henüz ortada net bir bilgi yokken, azımsanmayacak sayıdaki köşe yazarının, meslek örgütünün olayı ‘Özgür Basına baskı’ şeklinde ele alması ve bunu bir psikolojik harekata dönüştürmesi ne kadar inandırıcı?
Birkaç gün önce Radikal’in manşetinde Star Gazetesi yazarı Mehmet Metiner’e yönelik bir suikast girişimi vardı. Habere göre, Metiner’e yönelik suikast girişimi son anda polis tarafından ortaya çıkarılmıştı.

Nedense Radikal ve internet siteleri dışında olaya pek ilgi gösteren olmadı…

Yine önceki gün Zaman Gazetesi’nin bütün muhabirleri Ergenekon haberlerinden dolayı adliyelerdeydi.

Haklarında Ergenekon haberleriyle ilgili açılan davaları takip etmek için…

Oysa Basın Özgürlüğünü işlerine geldiği zaman hatırlayanların hiçbirini bu gibi konular ilgilendirmiyor.

Gazetecilik örgütleri ise işi gücü bırakıp, Odatv’nun ofisinde basın toplantıları yapıyor…

Onlar için basın özgürlüğü Soner Yalçın, Ergenekon’dan tutuklu bulunan Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan’dan ibaret…

Akif Beki, Radikal’deki yazısında Mehmet Metiner’e suikast girişimine sessiz kalanların Soner Yalçın olayında ortalığı ayağa kaldırmalarını şöyle değerlendirmiş.
Bir tarafta canına kastedilen yandaş bir kalem, diğer tarafta yasal suç takibine uğrayan muhalif bir gazeteci. Muhalif için kıyametler koparılıyor da yandaş için kılını kıpırdatmıyor kimse. Basın özgürlüğü, adalet, vicdan ve benzeri tüm yüksek değerler muhalifin emrine verilsin, yandaşın payına da kurşunlar düşsün, öyle mi?  (Radikal-17 Şubat 2011)

Bu noktada Akif Beki’nin yazdıkları anlamlı…

“Bir tarafta canına kastedilen yandaş bir kalem, diğer tarafta yasal suç takibine uğrayan muhalif bir gazeteci. Muhalif için kıyametler koparılıyor da yandaş için kılını kıpırdatmıyor kimse. Basın özgürlüğü, adalet, vicdan ve benzeri tüm yüksek değerler muhalifin emrine verilsin, yandaşın payına da kurşunlar düşsün, öyle mi?” (Radikal-17 Şubat 2011)

PSİKOLOJİK BASKI

Açıkça psikolojik baskı yapılıyor…

Soner Yalçın’ın gazetecilik anlayışını eleştirenler sindirilmeye çalışılıyor. Soner Yalçın’a layık görülen eleştiri hakkı, onu eleştirenlere gösterilmiyor..

Örnek mi?

Nagehan Alçı, 15 Şubat tarihli Akşam gazetesindeki yazısında,”Yahu tetikçiliğin, hedef göstermenin, manipülasyonun ismi ne zamandan beri muhalefet oldu? Şayet Soner Yalçın ve sitesi adam gibi muhalefet yapıyorsa o zaman o sitede neden aslında pek yakından tanıdığımız isimler hep takma adlarla yazıyorlar? (15 Şubat 2011)” diyerek Soner Yalçın’ı eleştirmesi, yine aynı gazetenin yazarı ve Soner Yalçın’ın yakın arkadaşı Oray Eğin tarafından hiç de hoş karşılanmadı.

Bakın Eğin, Soner Yalçın’ı eleştirenler hakkında neler yazdı:  “Çok değil, sadece birkaç sene içinde bu insanların da gözümüzün önünden yok oluşunu göreceğiz… ‘Abi beni affet’ diye kapımıza dayanacaklar. ‘Ben tövbekarım’ diye iş isteyecekler. ‘Ne olursun yardımcı ol’ diye dilenecekler. Hatta bugün tapındıklarının bütün kirli çamaşırlarını dökmek için ‘itirafçı’ bile olacaklar. O gün de gelecek. Ama o gün bu medya onları ‘geçici olarak kullanmak’ için bile tutmayacak. Siz hiç merak etmeyin.” (16 Şubat 2011)

Alçı buna rağmen geri adım atmadı: Elbette bugün, Yalçın’ın dikte ettirdiği yalanları ve nefret söylemlerini köşesinde yazan, Yalçın’ın emri doğrultusunda tetikçilik yapan zihniyet kendi çete liderini savunacak, savunuyor da zaten. Kısa zaman sonra yok olacağını bildiği için son zavallılıklarını yapıyor. (Akşam. 17 Şubat 2011)

Başka bir örnek Sevilay Yükselir’in Sabah’taki köşesinde (16 Şubat 2011) yazdıkları… Yükselir’e ağzının payını verme görevini bu sefer Hürriyet’ten Cüneyt Ülsever üstlenmiş…

Sevilay Yükselir’in; “Mutluyum. Çünkü şimdi yıllarca kalemini neden bir silah gibi kullandığının, hizmet ettiğikaranlık güç ve düşünceler için tehlike arz eden herkese neden bel altı vurduğununhesabını verecek adalete!” şeklindeki cümlelerine karşılık Ülsever şöyle yazmış…

“Ben de Sevilay Hanım’a ters bir soru sorayım: Eğer, Soner Yalçın ve arkadaşları aklanırlarsa sizin hakkınızda yaptıkları densiz suçlamalar bu sefer de doğrulanmış mıolacak? Sonra kalkar da; “Sevilay Hanım hakkındaki iddialarımızdan aklandık” derlerse çok daha fazla üzülmek zorunda kalmaz mısınız? Ne olur, duygularımızdan arınmadan hukuk üzerine yazmayalım!”

ULUSLARARASI PROPAGANDA

Bazı Türk gazeteciler, tanıdıkları ve ilişkide oldukları yabancı gazeteciler ve medya kuruluşları aracılığıyla uluslararası bir propagandaya girişmiş durumda…

Özellikle ABD Büyülelçisinin ‘Odatv baskınına anlam veremiyorum’ mealindeki sözleri ve ABD Dışışleri sözcüsünün Büyülelçiye destek vermesi dikkat çekici bir durum.

Ulusalcı bir yayın çizgisine sahip olan Odatv’nin Amerika aleyhine yayınlar yapması yayın politikasının bir gereği…

Hatta hedefe koydukları çoğu insanı eleştirirken kullandıkları en belirgin sıfat “Amerikancı”  sıfatı değil miydi?

Şimdi ise Odatv’nin manşetlerini Amerika’nın resmi görevlilerinin sözleri süslüyor…

Soner Yalçın’ın yazarlık yaptığı gazete Hürriyet’in Amerika Büyükelçisi’nin sözlerini sürmanşetten vermesi ve soruyu Hürriyet muhabirinin sormasına da dikkat etmek gerekiyor.

Hal böyle olunca insan sormadan edemiyor… Ne iş?

Soner Yalçın’ın deyimiyle “Geçelim”…

AHU ÖZYURT’UN SADDAM BENZETMESİ

Ahu Özyurt’un AOL tarafından satın alınan Huffington Post adlı Amerikan merkezli internet sitesinde yayınlanan yazısı uluslararası propagandaya en güzel örnek…

Özyurt yazısında, “Erdoğan, Mısır’daki Sosyal Medya devrimini kucaklarken, Türkiye’de Samdamvari ‘korku cumhuriyeti’ kurmayı seçti.” diyor. .

Özyurt, yazısının sonunda Başkan Barack Obama yönetiminden, Mısır’da Mübarek’e takındığı tavrın Türkiye’de Erdoğan’a da takınmasını istiyor…

Ahu Özyurt’un 2006-2009 yılları arasında Milliyet ve CNN Türk’ün temsilciliğini yaptığını ve Obama yönetiminin üst düzey yöneticileriyle tanıştığını da hatırlatalım.

UĞUR DÜNDAR’IN İNGİLİZ MESLEKTAŞI…

Star TV Ana Haber sunucusu ve Arena Programı yapımcısı Uğur Dündar’a İngiliz gazeteci arkadaşı ziyarete gelmiş.

Sonrasını Uğur Dündar’dan dinleyelim…

Oda Tv”nin muhalif çizgide yayın yapan bir internet sitesi olduğunu… İki gün önce polis baskını düzenlendiğini….Gazetecilerin gözaltına alınıp ev ve işyerlerinin didik didik arandığını … Kitaplara, cd”lere, video kasetlerine el konulduğunu… Bilgisayar hard disklerinin kopyalandığını…Gazetecilerin sorgularının sürdüğünü söyledim. Gözleri faltaşı gibi açılmıştı.“Anlamadım!” dedi. Bir kez daha anlattım, yine anlamadı! Üçüncü kez izah edince; “Demokrasilerde bunun benzerine rastlanmaz. Örneğin İngiltere’de böyle bir olay asla yaşanmaz! Yoksa sizde demokrasi ve basın özgürlüğü yok mu?” diye sordu.“Vaaarr!” dedim.“Peki nasıl bir demokrasivar?” diye sordu.“İleri demokrasi var!”dedim. Başladı gülmeye!… Sohbetimizin sonunda uğurlarken hala gülüyordu!”

İşte Dündar İngiliz meslektaşıyla arasında geçen diyalogu böyle aktarıyor…

Ancak İngiliz meslektaşı nedense “NEDEN?” sorusunu bir türlü sormuyor… O soruyu bir sorsa durum netleşecek ya…

Haksızlık etmeyelim… Adam zaten anlatılanlardan bir şey anlamamış, Uğur Dündar da 3 kez anlatmak zorunda kalmış…

İşte durum budur…

http://www.dorduncukuvvetmedya.com/3049-soner-yalcin-i-elestirmenin-dayanilmaz-agirligi.html?utm_source=feedburner&utm_medium=twitter&utm_campaign=Feed%3A+dkmedya+%28D%C3%96RD%C3%9CNC%C3%9C+KUVVET+MEDYA-+%C3%96zg%C3%BCr+Gazeteciler+Platformu%29&utm_content=Twitter

Reklamlar
Published in: on Şubat 17, 2011 at 7:30 pm  Comments (1)  

The URI to TrackBack this entry is: https://kendihalinde.wordpress.com/2011/02/17/donorlerin-efendisi-soner-yalcin/trackback/

RSS feed for comments on this post.

One CommentYorum bırakın

  1. sevenleri çokmuş.


Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: