Kırmızı Atkılı Darbeci Kurt

Kırmızı Atkılı Darbeci Kurt

http://yenisafak.com.tr/yazarlar/TamerKorkmaz/kirmizi-atkili-darbeci-kurt/37895

Batı Perinçek komutasındaki Aydınlık, dün birinci sayfasından ’27 Mayıs 1960 Devrimi’ni selamlıyoruz!’ diyordu:

Bir ABD-NATO yapımı olan 27 Mayıs Darbesi’nin elli üçüncü yıldönümünde atılmış bir başlıktı, bu…

*

Yalçın Küçük de, mahpustan…

‘Yıllardır, 27 Mayıs’ı yapanlardanım diyorum. Şartlar el verdiği, olgunlaştığı takdirde 27 Mayıs her zaman yapılır’ diye sesleniyordu!

(Aydınlık-Kitap’taki röportajdan, 24 Mayıs 2013)

*

27 Mayıs 1960’ı ‘Kemalizm’in en yüksek noktası’ olarak tarif ediyordu, Yalçın Küçük ve devamını şöyle getiriyordu: ’27 Mayıs bayramdır. 1908 Meşrutiyet Devrimi gibi bir bayramdı. Ben bu iki devrim arasında hep benzerlik kurarım!’

1908 mi? Yalçın Küçük için aslında Cumhuriyet’in kurulduğu tarihtir!

İttihat Terakki ile gelen İkinci Meşrutiyet’in ilan edildiği tarihten, ‘7 Ocak 2009 günü Ergenekon’dan gözaltına alınırken gönderdiği pusulayla’ bu şekilde söz ediyordu…

*

Peki, Yalçın Küçük 11 Ekim 2011’de Aydınlık’ta ne yazmıştı? Bir kere daha oynatalım:

‘Sabetaylarımız olmasaydı…

Biz bu Cumhuriyet’i kuramazdık!’

İşte bu cümlesi, yıllardır Sabetaycıları yazan ‘Kırmızı Atkılı Kurt’un ‘aslında ne yapmış olduğu’ hususunu da açık ediyor…

Ki, bir nevi ‘zurnanın zırt dediği’ pozisyondur!

*

‘Birtakım ahmaklar ve cahiller, 27 Mayıs’ı darbe olarak görüyorlar’ diyen Yalçın Küçük…

Aydınlık-Kitap’ta çıkan röportajda o dönemdeki bazı isimleri özlemle sıralıyor:

’27 Mayıs gençlik hareketidir. Onun sonucudur.

Forum Dergisi çevresinden genç öğretim üyelerinin…

Muammer Aksoy Hocam’ın, Turhan Feyzioğlu Hocam’ın çok büyük katkıları vardır…

Aydın Yalçın var, Coşkun Kırca var, Münci Kapani var…’

* (daha&helliip;)

Published in: on Mayıs 28, 2013 at 11:55 pm  Comments (1)  

Tekzib Polemiği-Ahmet-Mehmet-Ortatv-SüperEgo-Kara Murat, Malkoçoğlu, Durak Bey-

Aktarma Yapılan İnternet Adresi

-Ahmet-Mehmet-Ortatv-SüperEgo-Kara Murat, Malkoçoğlu, Durak Bey-

Yazan: Münir Oyunbozan

Orta’lık Magazine

Magazine yapalım biraz dostlar.

Basında polemikler meşhurdur; bu polemikler gazete sayfasında kalır, iki tarafdan biri pes edene veya anlatmaktan bıkana kadar devam ederdi, meşhurlarını bazılarının kitablaştırılmış olması ile okumuş olabilirsiniz.

Şimdi durum değişti ama arkadaşlar.

Hem internetin çıkmış olması ve –Ulaştırma Bakanının kulakları çınlasın- bu “zımbırtının”in tam bir “gerilla savaşı” tarzında “vur-kaç” taktiği ile kullanılıyor olması (“hukukun siyasallaştırılması” gibi “internetin siyasallaştırılması” mı desek ve bunda haklı olur muyuz, bilemem) hem de artık eski gazetecilerin kalmaması sebebiyle polemikler gazete sütunlarında kalmıyor, mahkeme koridorlarına kadar taşınıyor. Bu böyle biline.

“Çantacılıkdan” geldiğine dair “güneş” gibi rivayetler olan Mehmet Barlas ve tüm ailesi (oğlu-hanımı-kızı-gelini vb.), “herşeyin çakması” olduğı gibi “çakma Nişantaşlı” olduğunu da söyleyen ve iki sevimli ihtiyar “Anadolulu” ebeveyne sahib Ahmet Hakan Çoşkun arasında bir polemik başladı, hatta bu polemik gazete sayflarında kalmadı internete taşındı, “feys” de ve “tivitır”da da tek kelimelik “geçirmeler” ile sür-gitleşti.

Tam bu esnada da işe, “çakma nişantaşlı”nın “kankisi” olduğu rivayet edilen “odatv” işe katıldı.

Arkadaşlar, bu “odatv”nin niye “oda” ismini aldığını bileniniz var mı bilemiyorum, ama kesin birşey söylemek gerekirse itiraf ediyorum, ben de bilmiyorum, “tv”lik kısmının zaten ilk günlerde “mediaplayer” ile hazırlanan basit bir “video”nun üzerine yazı veya ses bindirmek veyahut sadece röportajlarla sınırlı kaldığını, “ne biçim tv burası?” diye soran çok olunca herhalde, eskiden haber metinlerinin tepesinde vidyo görüntüsü üzerine “bu haberin vidyosu hazırlanmamıştır” diye not düşerlerdi şimdi “o-da” kaldırıldı, ama ismi hâlâ “oda tivi”…

Fakat dostlar bir fikir jimnastiği yapalım, Soner Yalçın’ın meşhur olduğu çalışmalar hangisi? Elbette “Efendi” serisi… Ve “Uğur İpekçi” ismiyle yazdığı aynı yazılar. Ne anlatıyordu orada, doğru yanlış olduğuna karışmadan, cevab verelim, bugün ismi Müslüman-bizden görünen pekçok kişinin aslında bizden olmadığını-Sabati olduğunu… kitablarında, yazılarında “devşirme” üzerinde duruyordu, bunların şimdi “şurda” durmalarına rağmen aslında “köklerin”nin bilmemne olduğunu felan. Daha once beraber olup sonradan ayrıldığı Perinçek ne diyordu bunun için, “MİT tarafından devşirilmiştir.” (Elbette tam bu değil, uygun olsun diye sözünü çevirdik, ama bu anlamdaydı dediği Perinçek’in)

Peki “devşirme” denilince akla gelen ne?

Yeniçeri!

Yeniçeri denilince de “ORTA-ODA”lar…

Hafızam yanıltmıyorsa, 127 orta-oda’dan oluşan bir askeri birlikdi Yeniçeriler Osmanlı kara kuvvetleri içinde…

Acaba diyorum, “tez olsun” diye söylüyorum, Soner Yalçın’ın websitesine o ismi vermesinde böyle bir “anlam” olabilir mi?

Hayır yani, “YENİÇERİ BOZMALARINI” websitesinden cansiperane ve hertürlü doğruluktan uzak bir şekilde yalan-yanlış savunuyor da onun için böyle bir anlam olabilir, diye düşünmemek mümkün değil elbette.

Konumuza gelirsek.
Polemik Başlıyor!

Polemik, Ahmet ile Mehmet B. arasında; “yeniçeri bozmalarını savunanlar” sonradan müdahil oldular, hani “bize bişey çıkar mı acaba” dürtüsü ile…

Ahmet, Barlasların sitesinde bir yazarın akla hayale gelmedik yazılar yazdığını, Başbakan hakkında çok fena sözler sarfettiğini, “ey liberal Barlaslar, bu ne biçim iş, bu ne?!” demeye getiren bir yazı yazmıştı bir hafta-on gün once… Polemiği yani Ahmet başlatmıştı.

Polemik gazete sütunlarından “tivitıra” taşınmıştı, elbette Mehmet B. ilk başlarda cevab vermemişti, ama “ailece aktif” olarak kullandıkları “tivitır”da “tivit’ledikleri” ile Ahmet’in hakimiyet sahasına (veya tuzağına) girmişler ve karşılıklı olarak “Başbakan hakkında ileri-geri atıp tutan Mehmetin yazarı” vurgusuyla başlayan polemik, “istihzalarla” ilerlemeye başlamıştı. (daha&helliip;)

Published in: on Ekim 20, 2010 at 11:58 pm  Comments (3)  

Canan Aritman mı? Arıtman mı?

canan-aritman

Aşağıdaki yazı bir takım internet sitelerine bu hanım milletvekilimizin soyisminde sürekli olarak yapılan fahiş hatayı düzeltmeleri için yollanmıştır. Ancak dediğim dedik çaldığım düdük diyen “matbuat” ve “ netbuat” ısrarla İzmir Milletvekili Canan Aritman’in soyadını Arıtman olarak yazmaya devam etmektedir. Hulasa başka birinin etnik kökenini, emmisini dayısını, ninesini, ebesini Yalçın Küçük nasyonel faşistliği ile merak edebilen birinin kendi soyisminin sürekli olarak Arıtman olarak anılmasından rahatsızlık duymaması da celbi nazardan kaçmamaktadır.Soy sop araştımaya merakıyla tanınan Soner Yalçın ve Yalçın Küçük Beyler ise hanım milletvekilimizin kocasının ne  masonluğu ve bağlantıları ile ne de soyisminde yer alan –man takısını ilgi alanlarına almadıklarına göre diyebileceğimiz tek şey milletvekili ve eşinin beyaz Müslüman olmadıklarıdır. Buna rağmen şahsi kanaatimizi ifade etmemiz gerekirse biz Aritman ailesinin beyaz Türk olduğunu da düşünmeyip tam aksine ”ozon suyuna yatırılmış” kara Türklerden olduğu hissine sahibiz…

 

Öncelikle basınımızın ve siz değerli internet haber sitesi sakinlerinin bu hanım milletvekilinin soyadı konusunda mutabakata varması gerekiyor. Hanımefendinin kendi internet sitesinde soyismi “Aritman” olarak yer almasına karşın bütün medya sözleşmiş gibi “Arıtman” yazmakta diretiyor.

 

Bu milletvekilin soyadı ARİTMAN’dır ARITMAN değil. Önce bu konuda bir anlaşalım. (daha&helliip;)

Published in: on Aralık 19, 2008 at 10:57 am  Comments (5)  
Tags: ,

Sabataycılık / Dönmelik Meselesi Üzerine

 sabataycilik

GÜNÜMÜZDE SABATAYCILIK / DÖNMELİK MESELESİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

Prof.Dr.Abdurrahman Küçük

                 Konuşmama, Hazar Grubu’na,Dönmelik/Sabataycılık gibi hassas ve hassas olduğu kadar da-hem Türkiye hem de dünya için- önem taşıyan  bir konuyu gündemlerine almış olmalarından dolayı teşekkürlerimi sunarak başlamak istiyorum.  Çünkü bu konunun önemi bugüne kadar sadece “erbabı”nca bilinmiş,ancak günümüzde bazı yayın ve değerlendirmeler yüzünden Türk Milleti’ni önemli bir kesiminin ilgi alanına taşınan bir konu olmuştur.Bundan dolayı “polemik konusu” yapılan Sabataycılık/Dönmelik Meselesi’ni bütün yönleriyle sizlere aktarmak,yanlış yönlendirmelere ve değerlendirmelere de değinmek hatta “son dönemde bu konunun gündeme getirilişi” hakkında nitelendirmelerde bulunmak ve takdiri sizlere bırakmak istiyorum. ( Şafak Hanım da zaten kısa sunuş konuşmasında konuya genel hatlariyle temas etti).Bu konudaki detaylı bilgiler,bildiğiniz gibi,6.baskısı  Alperen Yayınları arasında 2003 yılında yayınlanan Dönmeler/Sabatayistler Tarihi isimli çalışmamda,son dönemde yapılan çalışmaların değerlendirmeleri de Türkiye Dinler Tarihi Derneği yayınlarından olan  “Müslümanlar ve Diğer Din Mensupları” isimli kitaptaki makalemde yapılmıştır.

              Sabataycılık/Dönmelik,Osmanlı Devleti’nde de Türkiye Cumhuriyeti döneminde de değişik  vesilelerle gündeme gelmiş bir konudur.Günümüzde de Ilgaz Zorlu’nun ortaya çıkıp “Evet, Ben Selanikliyim”(Türkiye Sabetaycılığı) isimli kitabı yazmasının ardından Kemal Derviş’in ABD’den Türkiye’ye gelip bakan olmasıyla Dönmelik/Sabataycılık önemli gündem maddelerinden biri olmuştur.Bu konu  ile ilgili  makaleler ve kitaplar  yazılmış,Amerika’daki “Sabatayistler” üzerinde durulmuş, Türkiye bürokrasisinde ve Türk basın-yayınında “önemli konum”da bulunan isimlerin Sabatayistliğine dikkat çekilmiştir.Bundan dolayı hem siyaset sahnesinde hem medyada hem de ticaret sahasında etkileri konusunda değişik “senaryolar” üretilmiştir.Sabatayistlik ile Masonluk,Siyonizm,Yahudilik gibi meseleler arasında bağlantı kurulmuştur.Aslında bu konu, hassas olduğu kadar sınırları nazik olan bir konudur.Herkesin rastgele konuşacağı ve yazı yazacağı bir konu da değildir;bilgi ve birikim yanında “ince hassasiyet” gerektirmektedir.    (daha&helliip;)

Megalomania / Yalçın Küçük

sabetayci

Cenk Ağcabay tarafından yazılan “Megalomania” kitabından:

SABETAYCILIK YA DA “YENİ” CADI AVI

Yalçın Küçük, Paris’ten Türkiye’ye gürültülü ve yine sembolik bir eylemle “muhteşem” dönüşünü gerçekleştirirken, yepyeni alanlara açılmanın ipuçlarını da vermeye başlıyordu. Küçük, her zaman olduğu gibi, yine gündemin tam ortasına düşecek, herkesi hayret ve şok içinde bırakacak bilimsel keşifler yapmaya başlıyordu. Yeni bir bilim alanını insanlığa açmak gibi yüce bir görevi yine tek başına yerine getirmek zorundaydı. Tembel ve kafasız Türkiye solunun ne yazık ki, bu tip büyük keşif ve görevlere soyunacak ne birikimi ne de niyeti vardı. İş, yine Küçük’ün omuzlarında kalmıştı. Küçük, “yeni” alanın açılışını da yine bir politik gelişmeye ve kendisinin bu politik gelişme karşısında geliştirdiği tutuma borçlu olduğunu da ısrarla belirtiyordu.

Küçük, Paris dönüşü, Cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde İsmail Cem’in cumhurbaşkanı olma hamlesi karşısında dehşete kapılmış; Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı büyük komployu anında teşhis etmiştir. Gizli Yahudi İsmail Cem büyük bir komplonun Türkiye ayağında önemli bir role sahiptir. Bunu bir tek Yalçın Küçük fark etmiştir. Ancak cezaevinde bulunmaktadır ve İsmail Cem’in cumuhurbaşkanı olmasını engelleyip, ülkeyi bu büyük tehlikeden kurtarabilmek için gerekli araçlara sahip değildir. Derin düşüncelere dalan Küçük, yeni bir büyük teoriyle İsmail Cem’i engelleyip, ülkeyi kurtarabileceğini anlar ve harekete geçer.

“Sayın Küçük, isimbilim nasıl çıktı ortaya? Bir tesadüf müydü bu pencereyi açan?

(daha&helliip;)

Sabetaycıların Türkiye Projesi

Yeni Sabetayizm projesi tutarsa, Sabetaycılar isimleri hiç anılmadan rahatlıkla her türlü işi yapacak. Sabetaycı olarak ortada dolaşanlarla hiçbir alakaları olmayacak. Toplumla aralarına tam bir tampon kitle yerleştirmiş olacaklar.

Sabetaycılar, haklarında oluşan tüm olumsuzlukları üstlenmeye hevesli kitleler bulma arayışına geçti. Eğer kadro ve sayısal yeterlik açısından inandırıcı olabilecek, kendilerine biçilen rolü de şahane bir ihsan kabul ederek pazarlığa takla atarak koşacak böyle kitle bulurlarsa derine dalış gerçekleşecek.

Pazarlığa razı olan kitle, Sabetaycı geçmişin deşifre olmuş hadiselerini üstlenme karşılığında isim hakkını almış olacak. Tabelayı duvarına asacak. Kendisine sağlanan avantajların karşılığı olarak da Sabetaycıların yapacağı bundan sonraki faaliyetlerde taşeron olarak çalışıp, muhtemel olumsuzlukları üstlenerek ‘Efendi’lerine tam kamufle imkânı sağlayacak…

Eğer bu proje tutarsa, Sabetaycılar isimleri hiç anılmadan rahatlıkla her türlü işi yapacak. Sabetaycı olarak ortada dolaşanlarla hiçbir alakaları olmayacak. Toplumla aralarına tam bir tampon kitle yerleştirmiş olacaklar.

“Bu da neren çıktı şimdi?” diyenler, son günlerde İlhan Selçuk’un telefon konuşmalarında geçen ‘Akıllı çocuk’ Oray Eğin’in yazılarına bakabilir. Selçuk, telefonda Eğin ile ilgili çok özel bilgiler de veriyor ama orası bizi ilgilendirmiyor. (daha&helliip;)

Soner Yalçın Hikayemiz ile İlhan Selçuk’un Soykütüğü Ve MERNIS’in Kritik Formülasyon Açığı

Kimlik Bilgileriniz Güvende Mi Acaba ?

 

Ara sıra kontrol ettiğim, acaba bugün yine yeni ne yumurtlamışlar diye baktığım odatv.com’a göz attığımda, sehven Kanadalı Hahambaşı ile ilgili yaptıkları haber ilgimi çekti… Şöyle yalandan bir okuyum dedim. Netekim okudum da…Hay okumaz olaydım düştü mü içime bir kurt…Bak şu köftehorlara dedim fessuuupanallaaaah çeke çeke. Dolamışlar dillerine Hahambaşı’nı yer misin yemez misin dercesine giydiriyorlar. Yok efendim elemanın TC Kimlik No’su şuymuşta, Key ödemelerinden alacağına bakmışlarda, felanca miktar devletten alacağı varmışta, bir koşu fırlayıp havrasından Koşer Koşer (koşa koşa’nın koşercesi), kippa’sını havalimanlarında düşürmeden geliveripte paracıklarına kavuşacayazsın talimatnameli… Felanda feşmekan babında bir dolu lagalugayı okurkene…

 

Ulan dedim tamam iddianame de sanıkların tanıkların kimlik bilgileri faş edildi…E malum Resmi Gazete marifeti ile de yaklaşık 10 milyon insanın sigorta numaraları ile kimlik numaraları internet ortamına pidiyef pidiyef (çarşaf çarşaf’ın internetcesi) serildi…Görünürde soy sop araştırmacı gastacısı kılıklı Sonerim Yalçın’ım Şili tatilini müteakip, kurtlar vadisiyle birlikte pik yapan reytinglerini paranın rengiyle karıştırıp… Sonrasında “odalarda ışıksızım yalnızım” ve “çiçekten böcekten al haberi” dizilerinin diplerde sürünmesiyle nal toplayıp, kendilerini maddi zarara uğratıp, üçün tekini ellerinde görünce… Cüney-team Embedded Forcegil’den  ile de yolları ayırdı ya…Yeniden araştırmacı araklayıcılık özelliklerini devreye sokup “zulaya dağ mı dayanır” ilkesinden yola çıkaraktan splash’a splash’a, flash fırıldaklıklar  üretme peşinde…

 

Okuyucu! Okuyucu!..

 

Biz böyle dediysek de siz yanlış anlamayın hemen canım…Kendinize gelin yahu…Yakışır bu tip şeyler Konseptim Danışmanıma… (daha&helliip;)

Vıttırıvızzık Yalçın Küçük

Küçük bir şovmen!


1980 öncesi “Sosyalist” geçiniyordu…
Verdiği “gaz”dan etkilenip “dolmuş”a gelen binlerce genç ya çatışmada “öldü” ya da “hapislerde çürüdü!”
Sonra, yurt dışına kaçtı!.. PKK’lılar kendisine kucak açtı ve o da “bir numaralı Apo sempatizanı” kesilip, “Kürtçülük” yapmaya başladı!..
Türkiye’ye döndükten sonra, “Sabetayist sulandırıcılığı” yapmaya başladı!.. Neredeyse, Türkiye’de yaşayan hemen herkes “Yahudi dönmesi”ydi!..
Son günlerde ise; “Sosyalistlik… Apo sempatizanlığı ve Sabetayist sulandırıcılığı”nın yanına bir özellik daha ekledi:
“Ulusalcılık” ve “Ergenekon sözcülüğü!”
Prof. Dr. Yalçın Küçük’ten söz ediyorum…
Ne yalan söyleyeyim; daha önceleri, söylediklerini “ciddi ciddi” dinlerdim… Ama önceki gün ögrendim ki; Prof. Küçük, televizyon programlarına “fikrî tartışma” için değil, “şov yapması” için çağrılıyormuş!..
Sık sık “el çırpması”nı ve “masaya yumruk vurması”nı, duyduğu heyecandan zannediyordum…
Meğer; “reyting” yapması için “televizyoncular öyle istiyor”muş da, onun için çırpıyormuş ellerini!..
Bunu, önceki akşam kendisi söyledi… Şimdi, kararsızım… Onu; “medya maymunu” olarak mı seyretmeliyim, “şovmen” olarak mı?!?..

Hasan Karakaya . www.habervaktim.com

 

 

******

Yalçın Küçük Üstüne Bir Analiz

 

Geçtiğimiz günlerde Şimdiki Zaman TV, yıllar önce Erhan Yıldız’ın HBB’deki programında Yalçın Küçük ile Alev Alatlı arasındaki tartışmanın görüntülerini tekrar yayınladı (Tartışmanın Videosu aşağıdadır). Bu tartışmada Yalçın Küçük’ün fikir ve ruh dünyasını tüm çıplaklığı ile ortaya koymamıza yarayacak önemli ipuçlarını yakalama imkanı elde ettik. Öyle ki, Yalçın Küçük ve benzerlerinin hem ülkemiz gerçeklerini ne şekilde ele aldıklarını hem de insanı ürküten bir tehdit içerdiğini de gözlerimizle görmüş olduk.

(daha&helliip;)

Haysiyet Davası

osmanlı

-İngilizin çizdiği sınırlara bekçilik yapanlar ve yükledikleri misyonu sürdürenler bizim için iç düşmandır. Bu ülkenin ve milletin haysiyeti, zorbalıkla elimizden alınan her şeyimizi tekrar almak ve 1877, 1911,1912 ve I.Dünya savaşı şehitlerimizin intikamını almak üzerine kuruludur. Haysiyetimiz hala iade edilmemiştir ve davamız işte bu haysiyetin davasıdır.-Şimdi, milletimize nişan alanlar, İngilizin tarlasına bekçilik yapanlar, İngiliz güdümlü Frankofon mason değerleri bize Cumhuriyet diye yutturmaya kalkanlar, amerikan emperyalizmine ve Yahudilere, hiç ingiltereden ve İngiliz icadı siyonizmden bahsetmeden sözde düşmanlık yapıyormuş gibi görünüp yeniden İngiliz tohumları serpmeye çalışanlar, İngiliz-Rus eksenine karşı milletin haysiyetini savunan son kahramanlarımız olan Enver’e, Akif’e, Kuşçubaşı Eşref’e ve onların temsil ettiklerine, onların yetiştirdiklerine düşmanlık yapanlar, milletimizin uğruna kan döktüğü kılık kıyafetlerimize, değerlerimize, imanımıza meydan okuyanlar bilin ki, ister Atatürkçü, ister Müslüman, ister Kürt, ister Alevi, ister dönme kılıklı olun, isterseniz trilyonlarınız olsun, isterseniz silahlarınız, makamlarınız olsun, SİZİ, HEPİNİZİ TANIYORUZ.

(daha&helliip;)

İhanet ve Beyaz Türkler

İhanet ve Beyaz Türkler
gh

Geçenlerde dostlarımızla iftar yemeğine gittik. Orada yeni tanıştığımız bir dost, bir tarikat şeyhinin vekillerinden bahsederken, “bizim oralıdırlar, dedelerinden de çok Hak dostu, âlim insanlar vardır, ama güvenmem.” dedi. Merak ettik sebebini. “Dedeleri Rum’da onun için.” diye cevapladı. Bunu söyleyen dostumuzda bir karış sakallı bir adamdı…

Gördük ki bir tehdit var. Bu Dönme/Sabatay/Mason vs. kavramları yerine tam oturtulmadığından herkes kafaya göre itham edildiğinden dolayı kafalar iyice karışmış. Meseleyi açmakta fayda var. Resul (S.A.V.) “Fitne uykudadır, uyandırana Allah lanet etsin.” buyuruyor. Evet, bu artık bir fitne halini almış bulunuyor. Yine ayet-i kerimede fitne; katl (adam öldürme)’den daha büyük bir cürüm” olarak kabul edilmiştir. (el-Bakara, 2/191 ). (daha&helliip;)

Oray Eğin Sabetayist Bir Aileden mi?

oo

Bugün sabah Sky-Turk Tv kanalinda, cok muhterem Yalçın Küçük beyleri dinlerken kendisinin ilk defa bana bu kadar sevimli geldigini hissettim.

Neden derseniz…

Efendim hepinizin malumatinda olan bir site vardi…

Su son gunlerde aktif olmayan, adi orienternet.de olan hani…

Orada bir isim Lutfi Özkök(daha&helliip;)

Sebataylar ve Mum Söndü

Bektaşi Urbasındaki Sebataylar ve Mum Söndü 07.12.2006

fff

Yazar: Yusuf Gezgin www.aktifhaber.com

  Her alanı kontrol etme hırsındaki Sebatayların pek çoğu (güya) ihtida ederken en rahat hareket alanı sunan Bektaşi toplulukları içinde gizlenmeyi tercih etmişler, bir tasavvuf, sevgi, insanlık yolu olan Bektaşiliği de deforme etmişlerdir. “Ali-siz Alevilik” gibi yaklaşımlarda bunların rolü olduğunu düşünüyorum. Provokatif olaylarla sürekli beslenen Alevi-Sünni gerilimi de Sebatayların kullandığı malzemelerdendir. (daha&helliip;)

Yalçın Küçük Sabetaycıların Kuklası mı ?

“Prof.Dr.Yalçın Küçük Deşifre ettiğini iddia ettiği İbrani asıllı Sabataycıların kuklası olabilir”

sdsad

Madem ortaya Sabataycılık hakkında bir iddia atıyoruz o halde ,işe;”Sabataycılık nedir?” sorusunu yanıtlamakla başlamalıyız. (daha&helliip;)

‘Dönmeler’ yahut ‘Sabetaycılık’

‘Dönmeler’ yahut ‘Sabetaycılık’ tartışmalarına bir katkı denemesi – I 

ddd

 Abdullah Muradoğlu
amuratoglu@yahoo.com 
 

Soner Yalçın’ın Doğan Yayıncılık’tan çıkan “Efendi: Beyaz Türklerin Büyük Sırrı” başlıklı kitabı ‘Sabetayizm’ tartışmalarını yeniden canlandırdı. Son yılların en spekülatif konularının başında yer alan Sabetaycılık, artık gerçek bağlamı dışında ele alınmaya ve tartışılmaya başlandı. Bu konuda yapılan tartışmalar, ortaya atılan iddialar tehlikeli sularda seyretmeye başladı. Her konuyu olduğu gibi bu konunun da cılkını çıkarmayı başardık. Toplumsal tarihimizin parçası olan ve ancak bu bağlamda tartışılması, araştırılması gereken konu, ne yazık ki siyasal, ideolojik, dini tartışmalara eklemlendi. (daha&helliip;)

Sabetaycılar ve Yalçın Küçük Hoca!

Sabetaycılar ve Küçük Hoca

dddaaa

Yazar Mehmet Ördekçi / www.derki.com  ‘dan aktarmadır.

Hayatımdan geçmiş en tipik megalomanın soyadının \”Küçük\” olması, ironisiz de yeterince tuhaf olan hayat hikayemin sayısız ironilerinden biri…Küçük Hoca’nın önce adı, yazıları ve kitaplarıyla, sonra kendisi, mavi Vosvos’u ve kırmızı atkısıyla 12 Eylül karanlığının henüz tam dağılmadığı yıllarda tanıştım. Yasal dergi ve kitapların bile “örgütsel doküman” sayılabildiği Olağanüstü Hal Bölgesi’nden Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni kazanarak Ankara’ya gelmiş, geldiği yerde gizli saklı okuduklarıyla kendini artık komünist olarak gören bir çocuktum. Ankara’da, ciğer dolabının kapağını açık bulmuş aç kedi heyecanıyla, ne bulsam okuyordum. (daha&helliip;)

“Sabetay Araştırmaları” Üzerine

 “SABETAYİZM ARAŞTIRMALARI” ÜZERİNE

Okuyucu bilmeli ki: Bugün “Sabetayizm”, “Sabetay desifresi”, “Kripto Yahudi”, “Kripto İbraniler” vesaire isimleri altında yapılan çalışmaların, özellikle son yıllarda basılmış olanları ile matbuatdan daha tesirli ve “fısıltı gazetesi”nin somutlaşan hali gibi olan İnternetdeki yayınlar, söylenegeldiği gibi bilimsel çalışma değil POLİTİK TEZGAHTIR!

kkİsim vermek gerekirse, Yalçın Küçük (ki, ben ona katıldığım tartışma grubları ve forumlarda “Küçükeynlerden Yalçın” diyordum ve bundan sonra da böyle geçecek) ile Soner Yalçın(Küçükeynlerden Soner) ve Halid Özkul ile internet “alemi”nin onlarca takma isim kullanan ismi lüzumsuz üç-beş kisisinin yaptıkları bu meyanda değerlendirilmelidir. (daha&helliip;)

Yalçın Küçük’ün İsimbilimi Üzerine

Yalçın Küçük isimbilim konusunda hakli oldugu kadar haksizdir da. Neden derseniz; Soyadi kanunundan sonra insanlarin nasil soyisim aldigi, halka gazeteler yardimiyle sayfa sayfa soyisim listeleri sunuldugu bir gercektir.Bu listeleri kimler hazirlamistir neye göre hazirlamislardir bu konular cok önemlidir. Fazla bilgim olmadigi icin bu konuya “dikkat” diyorum. İnsanlar soyisim alirken, kentlerin köylerin amirleri ve bilumum kademesi ile hatta nufus memurlarinin bile ailelere soyisim verdigi gercegi unutulmamalidir.
uyduruk kaydirik soyisimler verilen böyle tanidiklarim vardir.
Bir diger önemli noktada yanilmiyorsam oylesinelaf TR-forumda gunumuzde alinan isimleri siralamisti. Hatta bu yakin zamanlarda da su isimden su kadar var bu isimden bu kadar var diye isim listeleri yayinlanmisti. O listeler icinde dikkat ceken noktalardan biride yakin dönem icinde son 20-30 yilda verilen isimlerin gittikce farklilasmasiydi.Bu önemli bir konudur. (daha&helliip;)

Şu Sabatay Olayı

 

Yazar LERMİOĞLU at 27. Kasim 2006 20:30:16:

Şu Sabatay olayı zihinleri karıştırıyor.
Şanlı tarihimiz ve bu tarihin kahraman komutanları ile ilgili önüne gelen aklına eseni söylüyor.
Yalçın Küçüğe ve afdostlarına bakarsanız meşhur olan bütün sanatcılarımız, yazarlarımız, adalet mekanizmasının üst kademesi, dış işleri bakanlığı, Emniyetin ve hatta ordunun üst kademesi hep sabatay.
Paranoyaya dönüşmüş iş artık.
Peki ama Sabatay kime denmeli?

(daha&helliip;)

Sabetaycılar; Yeni Günahkarlar, Yeni Hedef mi?

dds

Sabetaycılar; yeni günahkarlar, yeni hedefmi?
Tamamiyle irkci kılıflarla gelişen emperyalist hakim siniflar,globalizme geciş süreci içinde, ?tembel?, ?modernleşmeğe karşı? ?çağ dışı?, ?yönetme yeteneği?,?liderlik karizması? olmayan, “diğer” dünya milletleri ni , (bu ülkeler içindeki en entellektüel kitlelerin bile bilinç altında) yaratarak, kendi ırki üstünlüklerini evrensel bir gerçek olarak yaratma peşindeler ve büyük ölçüde bunda başarılı oldular.

Emperyalistlerle ezilen dünya halkları arasındaki mücadele sadece sosyal, politik ve askeri alanda değil, psikolojik alandada başlangıcından bu yana devam etmektedir.

Yıllardır süregelen ?Masonluk? tartısmaları ve günümüz Türkiyesinde güncelliğini taşıyan ?Sabetaycılar? tartışmaları bu ?psikolojik savaşın? bir parçasıdır, yada üretim araçlarının yanında ?düşünce üretim araçlarına? da sahip olan bu Globalist hakim sınıflar tarafından psikolojik savaşın bir parçası haline getirilmistir. (daha&helliip;)

TR Forum ( Sabatay Forumu ) Webmasteri Sayin Faruk Bey ile Yalçın Küçük, Soner Yalçın, Istanbul Sevi, TR Forum ve Sabetay Mevzuu Üzerine Yaptığımız Mail Yollu Yazışmalar – 1

 

Ben, Faruk Bey’e bu onurlu davranışından ve yaptığımız görüşmeleri internet ortamına taşımama izin vermesinden ötürü teşekkür ederim. Kendisi hakkinda zaman zaman oldukça olumsuz düşüncelere kapılsamda son dönemde göstermiş oldugu yapıcı tutumlar onun bu işlere gerçekten Allah rızası için girdiğinin bir göstergesi niteliğindedir.Hatasız kul olmaz. O’nun izin vermesi sayesinde bende Inter-Turk Forumda vermiş oldugum sözü yerine getirmiş oluyorum. Kendisinin bir an evvel sağlığına kavuşması en büyük temennimdir. Tekrardan geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Nisan 2006 tarihinde TR Forumda başlayan “kayıkçı kavgamız” Faruk Bey ile son bulmuştur. Diğerleri ile olan kavga devam edecektir.Meseleye vakıf olmayanlar için aşağıda tr-forumda sorduğum soruları noktasına virgülüne dokunmadan tekrar yazıyorum. gerçi o günden bu yana köprünün altından çok sular akıp çok farklı gelişmeler oldu, hatta yeni yeni sorular da gündeme geldi ama hepsini buraya taşımanın anlamsız olduğunu düşünerek bu kadarla yetinmeyi uygun görüyorum. Önemli olan ve asıl üzerinden düşünülmesi gereken hadise Sabetay meselesinin Ülkemizi hangi mecralara çekme girişimin bir parçası olduğudur. Zaman içinde bende oluşan esas kanaat bunun bir siyonist osmanli projesi oluşturmak yada Ülkemizi bölmek arasinda halkimizin bazi tercihler yapmaya zorlanması yönündeki izlenimlerimdir. (daha&helliip;)

%d blogcu bunu beğendi: