Megalomania / Yalçın Küçük

sabetayci

Cenk Ağcabay tarafından yazılan “Megalomania” kitabından:

SABETAYCILIK YA DA “YENİ” CADI AVI

Yalçın Küçük, Paris’ten Türkiye’ye gürültülü ve yine sembolik bir eylemle “muhteşem” dönüşünü gerçekleştirirken, yepyeni alanlara açılmanın ipuçlarını da vermeye başlıyordu. Küçük, her zaman olduğu gibi, yine gündemin tam ortasına düşecek, herkesi hayret ve şok içinde bırakacak bilimsel keşifler yapmaya başlıyordu. Yeni bir bilim alanını insanlığa açmak gibi yüce bir görevi yine tek başına yerine getirmek zorundaydı. Tembel ve kafasız Türkiye solunun ne yazık ki, bu tip büyük keşif ve görevlere soyunacak ne birikimi ne de niyeti vardı. İş, yine Küçük’ün omuzlarında kalmıştı. Küçük, “yeni” alanın açılışını da yine bir politik gelişmeye ve kendisinin bu politik gelişme karşısında geliştirdiği tutuma borçlu olduğunu da ısrarla belirtiyordu.

Küçük, Paris dönüşü, Cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde İsmail Cem’in cumhurbaşkanı olma hamlesi karşısında dehşete kapılmış; Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı büyük komployu anında teşhis etmiştir. Gizli Yahudi İsmail Cem büyük bir komplonun Türkiye ayağında önemli bir role sahiptir. Bunu bir tek Yalçın Küçük fark etmiştir. Ancak cezaevinde bulunmaktadır ve İsmail Cem’in cumuhurbaşkanı olmasını engelleyip, ülkeyi bu büyük tehlikeden kurtarabilmek için gerekli araçlara sahip değildir. Derin düşüncelere dalan Küçük, yeni bir büyük teoriyle İsmail Cem’i engelleyip, ülkeyi kurtarabileceğini anlar ve harekete geçer.

“Sayın Küçük, isimbilim nasıl çıktı ortaya? Bir tesadüf müydü bu pencereyi açan?

(daha&helliip;)

Reklamlar

Sabetaycıların Türkiye Projesi

Yeni Sabetayizm projesi tutarsa, Sabetaycılar isimleri hiç anılmadan rahatlıkla her türlü işi yapacak. Sabetaycı olarak ortada dolaşanlarla hiçbir alakaları olmayacak. Toplumla aralarına tam bir tampon kitle yerleştirmiş olacaklar.

Sabetaycılar, haklarında oluşan tüm olumsuzlukları üstlenmeye hevesli kitleler bulma arayışına geçti. Eğer kadro ve sayısal yeterlik açısından inandırıcı olabilecek, kendilerine biçilen rolü de şahane bir ihsan kabul ederek pazarlığa takla atarak koşacak böyle kitle bulurlarsa derine dalış gerçekleşecek.

Pazarlığa razı olan kitle, Sabetaycı geçmişin deşifre olmuş hadiselerini üstlenme karşılığında isim hakkını almış olacak. Tabelayı duvarına asacak. Kendisine sağlanan avantajların karşılığı olarak da Sabetaycıların yapacağı bundan sonraki faaliyetlerde taşeron olarak çalışıp, muhtemel olumsuzlukları üstlenerek ‘Efendi’lerine tam kamufle imkânı sağlayacak…

Eğer bu proje tutarsa, Sabetaycılar isimleri hiç anılmadan rahatlıkla her türlü işi yapacak. Sabetaycı olarak ortada dolaşanlarla hiçbir alakaları olmayacak. Toplumla aralarına tam bir tampon kitle yerleştirmiş olacaklar.

“Bu da neren çıktı şimdi?” diyenler, son günlerde İlhan Selçuk’un telefon konuşmalarında geçen ‘Akıllı çocuk’ Oray Eğin’in yazılarına bakabilir. Selçuk, telefonda Eğin ile ilgili çok özel bilgiler de veriyor ama orası bizi ilgilendirmiyor. (daha&helliip;)

Haysiyet Davası

osmanlı

-İngilizin çizdiği sınırlara bekçilik yapanlar ve yükledikleri misyonu sürdürenler bizim için iç düşmandır. Bu ülkenin ve milletin haysiyeti, zorbalıkla elimizden alınan her şeyimizi tekrar almak ve 1877, 1911,1912 ve I.Dünya savaşı şehitlerimizin intikamını almak üzerine kuruludur. Haysiyetimiz hala iade edilmemiştir ve davamız işte bu haysiyetin davasıdır.-Şimdi, milletimize nişan alanlar, İngilizin tarlasına bekçilik yapanlar, İngiliz güdümlü Frankofon mason değerleri bize Cumhuriyet diye yutturmaya kalkanlar, amerikan emperyalizmine ve Yahudilere, hiç ingiltereden ve İngiliz icadı siyonizmden bahsetmeden sözde düşmanlık yapıyormuş gibi görünüp yeniden İngiliz tohumları serpmeye çalışanlar, İngiliz-Rus eksenine karşı milletin haysiyetini savunan son kahramanlarımız olan Enver’e, Akif’e, Kuşçubaşı Eşref’e ve onların temsil ettiklerine, onların yetiştirdiklerine düşmanlık yapanlar, milletimizin uğruna kan döktüğü kılık kıyafetlerimize, değerlerimize, imanımıza meydan okuyanlar bilin ki, ister Atatürkçü, ister Müslüman, ister Kürt, ister Alevi, ister dönme kılıklı olun, isterseniz trilyonlarınız olsun, isterseniz silahlarınız, makamlarınız olsun, SİZİ, HEPİNİZİ TANIYORUZ.

(daha&helliip;)

‘Dönmeler’ yahut ‘Sabetaycılık’

‘Dönmeler’ yahut ‘Sabetaycılık’ tartışmalarına bir katkı denemesi – I 

ddd

 Abdullah Muradoğlu
amuratoglu@yahoo.com 
 

Soner Yalçın’ın Doğan Yayıncılık’tan çıkan “Efendi: Beyaz Türklerin Büyük Sırrı” başlıklı kitabı ‘Sabetayizm’ tartışmalarını yeniden canlandırdı. Son yılların en spekülatif konularının başında yer alan Sabetaycılık, artık gerçek bağlamı dışında ele alınmaya ve tartışılmaya başlandı. Bu konuda yapılan tartışmalar, ortaya atılan iddialar tehlikeli sularda seyretmeye başladı. Her konuyu olduğu gibi bu konunun da cılkını çıkarmayı başardık. Toplumsal tarihimizin parçası olan ve ancak bu bağlamda tartışılması, araştırılması gereken konu, ne yazık ki siyasal, ideolojik, dini tartışmalara eklemlendi. (daha&helliip;)

Yahudilerin Hainlikleri

Ortadoğu’da yanan ateşi söndürmek için en fazla çaba harcayan ülkelerin başında gelen Türkiye, savaştan kaçanların da ilk sığındıkları liman olarak tüm dünyanın takdirini topluyor.
Tarih boyunca, zulme uğrayanların sığınacakları ilk kapı olarak gördükleri Türkler, bugüne kadar yüzbinlerce mazluma kucak açtı.
Din, dil ve ırk ayrımı yapmadan, gördükleri zulümden kaçan binlerce kişiyi bağrına basarak insana verilen değeri en iyi şekilde  sergileyen Türkler, örnek tutum ve tavrıyla tarihteki en büyük insanlık derslerini veren millet oldu İspanya’da zulme uğrayan Müslüman ve Yahudiler, Osmanlı Devleti’negönderdikleri bir elçi ile içler acısı durumlarını anlatır ve yardım isterler.
Katliamdan kaçış

Osmanlı Devleti, 1505 yılında İspanyol sahillerini vurmak için Kemal Reis kumandasında bir filo gönderir, zulme uğrayan bir kısım Müslüman ve Yahudi Türkiye’ye getirilerek ve katliamdan kurtarılır. İspanya’daki insanlık dramı ve yapılan zulümler iyice artınca Kaptan-ı Derya ve Cezayir Beylerbeyi Kılıç Ali Paşa’ya gönderilen bir fermanla İspanya’da zulme uğrayanlara yardım edilmesi emredilir. (daha&helliip;)

Published in: on Ekim 17, 2006 at 9:49 pm  Comments (12)  
Tags: , , , ,

Yahudi Kültür Emperyalizmi

 hhh

Şunu kabul etmek gerekiyor: Ülkemizde henüz İslam, laiklik, cumhuriyet,teokrasi, devlet ve şeriat gibi kavramlar halk kitleleri tarafından tam anlaşılabilmiş değil. Hatta aydınlarımızın bile tam anladıklarını söylemek mümkün görünmüyor. Mesela, kendilerini ‘laik’ olarak nitelendiren aydınlar, daha çok Avrupa’yı ve Hıristiyanlığı bildikleri için, Avrupa ve Hıristiyanlık tarihine bakarak yaptıkları genellemelerle ülkemizdeki kavram kargaşasını daha bir içinden çıkılmaz hale getirmektedirler. (daha&helliip;)

Published in: on Eylül 26, 2006 at 8:07 pm  Comments (1)  
Tags: , , , , ,

Memleketim Parçası-2

Havasına suyuna… Bir başkadır benim memleketim

Veysel Batmaz /Haber3.com

 “”Havasına suyuna… Bir başkadır benim memleketim… Laylay laylay la la laylay” şeklindeki sözlerinden tanıdığınız ve Türkiye’nin tanıtımında kullanılan şarkıyı bilirsiniz. Türkiye’yi hep kökeni meçhul o parçayla tanıtırız. Şimdi o milli tanıtım parçamızın kökenini söyleyeyim, “Kuzey Kıbrıs kimindir; Türkiye’nin mi, yoksa Yunanistan’ın mıdır; yoksa yoksa, İsrail’in midir”, kararı siz verin: Mayıs’ın ilk mübarek Cuma günü, namaz saatinden bir saat önce, Haber-Türk isimli kanalda mutat olduğu üzere yukarıdaki hava çalıyor, Kıbrıs şehitleri edebiyatı yapılıyordu. Açtım, “Yahudi İlahileri” adlı kasetin kapağına baktım, o şarkının İsrail ilahisi olduğunu gözlerimle gördüm, kulağımla tanıklık ettim. Ve neredeyse ikinci milli marş haline getirdiğimiz, Haber-Türk’ün, kanlı Noel günü dolayısıyla sunduğu Kıbrıs Şehitleri programında da, sanki Rabbimizin emriymiş gibi dinlettikleri o malum şarkının esasen, “Rabi Elmelek” başlığını taşıyan bir İsrail ilahisi olduğunu fark ettim. (Bkz. Traditional Jewish Music; Geleneksel Yahudi Müziği, Fidan Müzik, İMÇ 6. Blok, No: 6614)” (daha&helliip;)

Published in: on Eylül 2, 2006 at 8:54 pm  Comments (2)  
Tags: ,

Tevrat’ın Tahrifi Hakkindaki Görüşler

 

MÜSLÜMANLARIN TEVRAT’IN TAHRİFİ HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ

            Tevrat’ın önemli bir özelliği, onun, kendinden sonraki iki büyük, evrensel nitelikli din olan Hıristiyanlık ve İslâm’ın kutsal kitapları İncil ve Kur’an’da zikrinin geçmesidir. Tevrat’tan sonra nâzil olan İncil ve Kur’an, zaman zaman onu tasdik etmiş, ona atıflarda bulunmuştur. İncillerde Hz. İsa, Tevrat’ı tamamen ortadan kaldırmak için değil, onu ıslah etmek ve tamamlamak için gönderildiğini söylemiştir[1]. Aynı şekilde, Kur’an’da da Tevrat’ın aslı tasdik edilmiş[2], onun nur ve hidayete sevk eden bir kitap olduğu (daha&helliip;)

Published in: on Ağustos 26, 2006 at 6:39 pm  Comments (9)  

Yahudilikte Kutsal Toprakların Dinsel Önemi

YAHUDİLİKTE KUTSAL TOPRAKLARIN DİNSEL ÖNEMİ

 Prof. Dr. Baki Adam

Yahudilikte kutsal toprak, dinî açıdan, çok önemlidir. Tevrat’a baktığımızda, Hz. Musa’ya gelen vahiylerin bir kısmı kutsal topraklarla ilişkilendirilmiştir. Örneğin “Sana vaat ettiğim kutsal topraklara girdiğin zaman başına bir kral seçeceksin veya o kral şu şu özelliklere sahip olacak, kralın seçimi şu şekilde olacak, atanması şu şekilde olacak” şeklinde detaylı emirler vardır. Kısacası, Tevrat’taki pek çok emir ve yasak ileriye dönüktür. Zira Hz. Musa, kutsal topraklara hiç gidememiştir. Öyleyse Tevrat’ta bulunan bu tür hükümlerin uygulama safhasına geçebilmesi, İsrailoğullarının kutsal topraklara girmeleriyle mümkün olacaktır. (daha&helliip;)

Published in: on Ağustos 26, 2006 at 6:34 pm  Comments (4)  

Memleketim Parçası

Ayten ALPMAN ve Memleketim parcasinin orjinalini ( rabbi elimelekh) dinlemek isterseniz asagida yazan linklerden download yapmaniz gerekiyor.

Asagidaki yazi araklamayi yaptigim yerde yazanlar, Bahsettigim parcanin adi
“Hava Naguila”, su aralar garanti bankasinin son reklaminda fon olarak kullaniliyor, daha öncede sener sen’in hologramli tüp reklaminda.yillarcada ben bu parcayi özbeöz türk zannederdim o da benim cahilligim:) (daha&helliip;)

Published in: on Temmuz 29, 2006 at 3:21 pm  Comments (2)  

Efendi 2 ve Endülüs-İspanya-Osmanlı

Efendi 2 Üzerine

“Saidi nursi cemaati icinde disariya hic sizdirmamaya calistiklari bir cifr ilmi vardi.söylediklerine göre, bu hesabi yapip cok önceden Adnan menderesin ölecegi tarihi bilmislerdi. Bunu cifr ilmine göre saidi nursi hesaplamisti.1980-90 yillari arasinda mehdi gelecek inkarci felsefeyle mücadele edip, 2001 yilinda zafer kazanacak ve Ýslami yeryüzüne hakim kilacakti.
Olmadi
Ancak nur cemaati cifr ilmine inanmayi sürdürüyor.onlara göre kiyametin tarihi 2056.
Bu durumda ben edip yüksele inanmayi tercih ederim.”“Toparlarsak kabalanin bizdeki adi vahdeti vücud, kabalanin hesap yönteminin bizdeki adi da ebcedi cifr dir” diye de ekliyor.

Not: edip yüksele göre 2228
Yazar burada edip yükselin kiyamet tarihine mi yoksa 19 hadisesine mi yoksa kurandaki son 3 ayetin atilmasi gerektigine mi inaniyor bu acik degil.
——————————————————————————————————————————————————

efendi 2 kitabinin kaynaklar kismindan bir kesit:

f1.parsimony.net ( hangisi ki )
f27.parsimony.net ( hangisi acep)
geocities.com ( tonlarca var hangisi)
http://www.orienternet.de ( bak sennnn )
http://www.parsimony.net ( Allah Allah )
http://www.sabetay50g.com ( hele hele )
http://www.yesil.org
http://www.31brinkster.com ( kim varki burada:))))))))

—————————————————————————————————————————————————-

 kitap elimde ama atlaya atlaya okumak gibi bir huyum vardir.
bu metodla kendimce bir özet cikartirim her kitaba uygularim bunuda:) (daha&helliip;)

Published in: on Temmuz 27, 2006 at 11:52 am  Comments (2)  
%d blogcu bunu beğendi: