Kırmızı Atkılı Darbeci Kurt

Kırmızı Atkılı Darbeci Kurt

http://yenisafak.com.tr/yazarlar/TamerKorkmaz/kirmizi-atkili-darbeci-kurt/37895

Batı Perinçek komutasındaki Aydınlık, dün birinci sayfasından ’27 Mayıs 1960 Devrimi’ni selamlıyoruz!’ diyordu:

Bir ABD-NATO yapımı olan 27 Mayıs Darbesi’nin elli üçüncü yıldönümünde atılmış bir başlıktı, bu…

*

Yalçın Küçük de, mahpustan…

‘Yıllardır, 27 Mayıs’ı yapanlardanım diyorum. Şartlar el verdiği, olgunlaştığı takdirde 27 Mayıs her zaman yapılır’ diye sesleniyordu!

(Aydınlık-Kitap’taki röportajdan, 24 Mayıs 2013)

*

27 Mayıs 1960’ı ‘Kemalizm’in en yüksek noktası’ olarak tarif ediyordu, Yalçın Küçük ve devamını şöyle getiriyordu: ’27 Mayıs bayramdır. 1908 Meşrutiyet Devrimi gibi bir bayramdı. Ben bu iki devrim arasında hep benzerlik kurarım!’

1908 mi? Yalçın Küçük için aslında Cumhuriyet’in kurulduğu tarihtir!

İttihat Terakki ile gelen İkinci Meşrutiyet’in ilan edildiği tarihten, ‘7 Ocak 2009 günü Ergenekon’dan gözaltına alınırken gönderdiği pusulayla’ bu şekilde söz ediyordu…

*

Peki, Yalçın Küçük 11 Ekim 2011’de Aydınlık’ta ne yazmıştı? Bir kere daha oynatalım:

‘Sabetaylarımız olmasaydı…

Biz bu Cumhuriyet’i kuramazdık!’

İşte bu cümlesi, yıllardır Sabetaycıları yazan ‘Kırmızı Atkılı Kurt’un ‘aslında ne yapmış olduğu’ hususunu da açık ediyor…

Ki, bir nevi ‘zurnanın zırt dediği’ pozisyondur!

*

‘Birtakım ahmaklar ve cahiller, 27 Mayıs’ı darbe olarak görüyorlar’ diyen Yalçın Küçük…

Aydınlık-Kitap’ta çıkan röportajda o dönemdeki bazı isimleri özlemle sıralıyor:

’27 Mayıs gençlik hareketidir. Onun sonucudur.

Forum Dergisi çevresinden genç öğretim üyelerinin…

Muammer Aksoy Hocam’ın, Turhan Feyzioğlu Hocam’ın çok büyük katkıları vardır…

Aydın Yalçın var, Coşkun Kırca var, Münci Kapani var…’

* (daha&helliip;)

Reklamlar
Published in: on Mayıs 28, 2013 at 11:55 pm  Comments (1)  

Ertuğrul Özkök; Tetikçi Medya Maymunu mu?

Ertuğrul Özkök; Tetikçi Medya Maymunu musun sen:)

eo 

…Kahramanımız Ertuğrul Özkök, Doğan Monkey Center’ın (DMC) kendisine ayrılan odasında can sıkıntısından patlamış halde ayakta bir sağa bir sola yalpalayıp durdu.  Oflayıp puflarken cama vuran yağmur damlalarının bıraktığı izleri seyredip yavaş yavaş ağırlaşan göz kapaklarının kapanmaması için  uğraş verdi…

Masasına doğru ağır aksak ilerlerken “gece şarabı çok kaçırdım yine” sözleri döküldü mırıltıyla dudaklarından hınzırca bir gülümse kaplarken yüzünü… Daha dün yazmış olduğu  soyağacımın tepesindeki maymun” yazısına gelebilecek tepkiler gülümsemesini bir kat daha artırdı. On dakika kadar şekerleme yapıp yazı işleri toplantısına  öyle katılırım düşüncesiyle koltuğuna oturdu. Kenarda duran gazeteleri elinin ayasıyla hafifçe iteledi. Tepki yazılarını okumayı sona saklamıştı. Gözlerini ufka doğru dikmesinden az sonra yorucu olan gecenin de etkisiyle kendinden geçti… Bir müddet sonra duyduğu sesle irkilerek gözlerini açtı. Birisinin ona seslendiğini fark etti…

          Er-tuğ-ruuuuuuuul

          !!!

          Er-tuğ- ruuuuullllllllll

          Nine? Fatma Nine sen misin?

          Evet minik maymunum.

          Ama nine nasıl olur? Sen yaşıyorsun!

          Evet şempanzem niye şaştın? (daha&helliip;)

Published in: on Aralık 23, 2008 at 9:46 pm  Comments (7)  

Canan Aritman mı? Arıtman mı?

canan-aritman

Aşağıdaki yazı bir takım internet sitelerine bu hanım milletvekilimizin soyisminde sürekli olarak yapılan fahiş hatayı düzeltmeleri için yollanmıştır. Ancak dediğim dedik çaldığım düdük diyen “matbuat” ve “ netbuat” ısrarla İzmir Milletvekili Canan Aritman’in soyadını Arıtman olarak yazmaya devam etmektedir. Hulasa başka birinin etnik kökenini, emmisini dayısını, ninesini, ebesini Yalçın Küçük nasyonel faşistliği ile merak edebilen birinin kendi soyisminin sürekli olarak Arıtman olarak anılmasından rahatsızlık duymaması da celbi nazardan kaçmamaktadır.Soy sop araştımaya merakıyla tanınan Soner Yalçın ve Yalçın Küçük Beyler ise hanım milletvekilimizin kocasının ne  masonluğu ve bağlantıları ile ne de soyisminde yer alan –man takısını ilgi alanlarına almadıklarına göre diyebileceğimiz tek şey milletvekili ve eşinin beyaz Müslüman olmadıklarıdır. Buna rağmen şahsi kanaatimizi ifade etmemiz gerekirse biz Aritman ailesinin beyaz Türk olduğunu da düşünmeyip tam aksine ”ozon suyuna yatırılmış” kara Türklerden olduğu hissine sahibiz…

 

Öncelikle basınımızın ve siz değerli internet haber sitesi sakinlerinin bu hanım milletvekilinin soyadı konusunda mutabakata varması gerekiyor. Hanımefendinin kendi internet sitesinde soyismi “Aritman” olarak yer almasına karşın bütün medya sözleşmiş gibi “Arıtman” yazmakta diretiyor.

 

Bu milletvekilin soyadı ARİTMAN’dır ARITMAN değil. Önce bu konuda bir anlaşalım. (daha&helliip;)

Published in: on Aralık 19, 2008 at 10:57 am  Comments (5)  
Tags: ,

Megalomania / Yalçın Küçük

sabetayci

Cenk Ağcabay tarafından yazılan “Megalomania” kitabından:

SABETAYCILIK YA DA “YENİ” CADI AVI

Yalçın Küçük, Paris’ten Türkiye’ye gürültülü ve yine sembolik bir eylemle “muhteşem” dönüşünü gerçekleştirirken, yepyeni alanlara açılmanın ipuçlarını da vermeye başlıyordu. Küçük, her zaman olduğu gibi, yine gündemin tam ortasına düşecek, herkesi hayret ve şok içinde bırakacak bilimsel keşifler yapmaya başlıyordu. Yeni bir bilim alanını insanlığa açmak gibi yüce bir görevi yine tek başına yerine getirmek zorundaydı. Tembel ve kafasız Türkiye solunun ne yazık ki, bu tip büyük keşif ve görevlere soyunacak ne birikimi ne de niyeti vardı. İş, yine Küçük’ün omuzlarında kalmıştı. Küçük, “yeni” alanın açılışını da yine bir politik gelişmeye ve kendisinin bu politik gelişme karşısında geliştirdiği tutuma borçlu olduğunu da ısrarla belirtiyordu.

Küçük, Paris dönüşü, Cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde İsmail Cem’in cumhurbaşkanı olma hamlesi karşısında dehşete kapılmış; Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı büyük komployu anında teşhis etmiştir. Gizli Yahudi İsmail Cem büyük bir komplonun Türkiye ayağında önemli bir role sahiptir. Bunu bir tek Yalçın Küçük fark etmiştir. Ancak cezaevinde bulunmaktadır ve İsmail Cem’in cumuhurbaşkanı olmasını engelleyip, ülkeyi bu büyük tehlikeden kurtarabilmek için gerekli araçlara sahip değildir. Derin düşüncelere dalan Küçük, yeni bir büyük teoriyle İsmail Cem’i engelleyip, ülkeyi kurtarabileceğini anlar ve harekete geçer.

“Sayın Küçük, isimbilim nasıl çıktı ortaya? Bir tesadüf müydü bu pencereyi açan?

(daha&helliip;)

Sabetaycıların Türkiye Projesi

Yeni Sabetayizm projesi tutarsa, Sabetaycılar isimleri hiç anılmadan rahatlıkla her türlü işi yapacak. Sabetaycı olarak ortada dolaşanlarla hiçbir alakaları olmayacak. Toplumla aralarına tam bir tampon kitle yerleştirmiş olacaklar.

Sabetaycılar, haklarında oluşan tüm olumsuzlukları üstlenmeye hevesli kitleler bulma arayışına geçti. Eğer kadro ve sayısal yeterlik açısından inandırıcı olabilecek, kendilerine biçilen rolü de şahane bir ihsan kabul ederek pazarlığa takla atarak koşacak böyle kitle bulurlarsa derine dalış gerçekleşecek.

Pazarlığa razı olan kitle, Sabetaycı geçmişin deşifre olmuş hadiselerini üstlenme karşılığında isim hakkını almış olacak. Tabelayı duvarına asacak. Kendisine sağlanan avantajların karşılığı olarak da Sabetaycıların yapacağı bundan sonraki faaliyetlerde taşeron olarak çalışıp, muhtemel olumsuzlukları üstlenerek ‘Efendi’lerine tam kamufle imkânı sağlayacak…

Eğer bu proje tutarsa, Sabetaycılar isimleri hiç anılmadan rahatlıkla her türlü işi yapacak. Sabetaycı olarak ortada dolaşanlarla hiçbir alakaları olmayacak. Toplumla aralarına tam bir tampon kitle yerleştirmiş olacaklar.

“Bu da neren çıktı şimdi?” diyenler, son günlerde İlhan Selçuk’un telefon konuşmalarında geçen ‘Akıllı çocuk’ Oray Eğin’in yazılarına bakabilir. Selçuk, telefonda Eğin ile ilgili çok özel bilgiler de veriyor ama orası bizi ilgilendirmiyor. (daha&helliip;)

Yalçın Küçük’le Bir Aşk Masalı

Yalçın Küçük Hocam, ne yaptın sen böyle yahu…Kendini de bitirdin destekçilerini de…Bak, el çırpma sırası kimlere geldi şincik… Ne demişler…Men dakka dukka… Vıttırıvızzık Hocamızın Marifetleri-1..  Marifetler-2…

yalçın küçük

Not: Aşağıdaki alıntı yazıyı Temmuz 2008 tarihinden itibaren geriye doğru sardırarak, hafızanızda ki Sabetay meselesi, pkk, ergenekon vb gibi mevzularla harmanlayarak  okumanız salık verilir. Nerede nasıl bağlantı kurulacağı, nasıl yorum yapılacağı da okuyuca kalmıştır. Amaç perspektif genişletmek olunca, elçiye de zeval olmaz. Yalçın Küçük’ün dediği gibi: Öğrenmek şaşırmaktır. Buna bir ek yapmak gerekir. Çünkü, “Şaşırmamak tabusuz öğrenmektir”

Vıttırıvızzık Yalçın Küçük

Küçük bir şovmen!


1980 öncesi “Sosyalist” geçiniyordu…
Verdiği “gaz”dan etkilenip “dolmuş”a gelen binlerce genç ya çatışmada “öldü” ya da “hapislerde çürüdü!”
Sonra, yurt dışına kaçtı!.. PKK’lılar kendisine kucak açtı ve o da “bir numaralı Apo sempatizanı” kesilip, “Kürtçülük” yapmaya başladı!..
Türkiye’ye döndükten sonra, “Sabetayist sulandırıcılığı” yapmaya başladı!.. Neredeyse, Türkiye’de yaşayan hemen herkes “Yahudi dönmesi”ydi!..
Son günlerde ise; “Sosyalistlik… Apo sempatizanlığı ve Sabetayist sulandırıcılığı”nın yanına bir özellik daha ekledi:
“Ulusalcılık” ve “Ergenekon sözcülüğü!”
Prof. Dr. Yalçın Küçük’ten söz ediyorum…
Ne yalan söyleyeyim; daha önceleri, söylediklerini “ciddi ciddi” dinlerdim… Ama önceki gün ögrendim ki; Prof. Küçük, televizyon programlarına “fikrî tartışma” için değil, “şov yapması” için çağrılıyormuş!..
Sık sık “el çırpması”nı ve “masaya yumruk vurması”nı, duyduğu heyecandan zannediyordum…
Meğer; “reyting” yapması için “televizyoncular öyle istiyor”muş da, onun için çırpıyormuş ellerini!..
Bunu, önceki akşam kendisi söyledi… Şimdi, kararsızım… Onu; “medya maymunu” olarak mı seyretmeliyim, “şovmen” olarak mı?!?..

Hasan Karakaya . www.habervaktim.com

 

 

******

Yalçın Küçük Üstüne Bir Analiz

 

Geçtiğimiz günlerde Şimdiki Zaman TV, yıllar önce Erhan Yıldız’ın HBB’deki programında Yalçın Küçük ile Alev Alatlı arasındaki tartışmanın görüntülerini tekrar yayınladı (Tartışmanın Videosu aşağıdadır). Bu tartışmada Yalçın Küçük’ün fikir ve ruh dünyasını tüm çıplaklığı ile ortaya koymamıza yarayacak önemli ipuçlarını yakalama imkanı elde ettik. Öyle ki, Yalçın Küçük ve benzerlerinin hem ülkemiz gerçeklerini ne şekilde ele aldıklarını hem de insanı ürküten bir tehdit içerdiğini de gözlerimizle görmüş olduk.

(daha&helliip;)

Haysiyet Davası

osmanlı

-İngilizin çizdiği sınırlara bekçilik yapanlar ve yükledikleri misyonu sürdürenler bizim için iç düşmandır. Bu ülkenin ve milletin haysiyeti, zorbalıkla elimizden alınan her şeyimizi tekrar almak ve 1877, 1911,1912 ve I.Dünya savaşı şehitlerimizin intikamını almak üzerine kuruludur. Haysiyetimiz hala iade edilmemiştir ve davamız işte bu haysiyetin davasıdır.-Şimdi, milletimize nişan alanlar, İngilizin tarlasına bekçilik yapanlar, İngiliz güdümlü Frankofon mason değerleri bize Cumhuriyet diye yutturmaya kalkanlar, amerikan emperyalizmine ve Yahudilere, hiç ingiltereden ve İngiliz icadı siyonizmden bahsetmeden sözde düşmanlık yapıyormuş gibi görünüp yeniden İngiliz tohumları serpmeye çalışanlar, İngiliz-Rus eksenine karşı milletin haysiyetini savunan son kahramanlarımız olan Enver’e, Akif’e, Kuşçubaşı Eşref’e ve onların temsil ettiklerine, onların yetiştirdiklerine düşmanlık yapanlar, milletimizin uğruna kan döktüğü kılık kıyafetlerimize, değerlerimize, imanımıza meydan okuyanlar bilin ki, ister Atatürkçü, ister Müslüman, ister Kürt, ister Alevi, ister dönme kılıklı olun, isterseniz trilyonlarınız olsun, isterseniz silahlarınız, makamlarınız olsun, SİZİ, HEPİNİZİ TANIYORUZ.

(daha&helliip;)

İhanet ve Beyaz Türkler

İhanet ve Beyaz Türkler
gh

Geçenlerde dostlarımızla iftar yemeğine gittik. Orada yeni tanıştığımız bir dost, bir tarikat şeyhinin vekillerinden bahsederken, “bizim oralıdırlar, dedelerinden de çok Hak dostu, âlim insanlar vardır, ama güvenmem.” dedi. Merak ettik sebebini. “Dedeleri Rum’da onun için.” diye cevapladı. Bunu söyleyen dostumuzda bir karış sakallı bir adamdı…

Gördük ki bir tehdit var. Bu Dönme/Sabatay/Mason vs. kavramları yerine tam oturtulmadığından herkes kafaya göre itham edildiğinden dolayı kafalar iyice karışmış. Meseleyi açmakta fayda var. Resul (S.A.V.) “Fitne uykudadır, uyandırana Allah lanet etsin.” buyuruyor. Evet, bu artık bir fitne halini almış bulunuyor. Yine ayet-i kerimede fitne; katl (adam öldürme)’den daha büyük bir cürüm” olarak kabul edilmiştir. (el-Bakara, 2/191 ). (daha&helliip;)

Oray Eğin Sabetayist Bir Aileden mi?

oo

Bugün sabah Sky-Turk Tv kanalinda, cok muhterem Yalçın Küçük beyleri dinlerken kendisinin ilk defa bana bu kadar sevimli geldigini hissettim.

Neden derseniz…

Efendim hepinizin malumatinda olan bir site vardi…

Su son gunlerde aktif olmayan, adi orienternet.de olan hani…

Orada bir isim Lutfi Özkök(daha&helliip;)

Yalçın Küçük Sabetaycıların Kuklası mı ?

“Prof.Dr.Yalçın Küçük Deşifre ettiğini iddia ettiği İbrani asıllı Sabataycıların kuklası olabilir”

sdsad

Madem ortaya Sabataycılık hakkında bir iddia atıyoruz o halde ,işe;”Sabataycılık nedir?” sorusunu yanıtlamakla başlamalıyız. (daha&helliip;)

‘Dönmeler’ yahut ‘Sabetaycılık’

‘Dönmeler’ yahut ‘Sabetaycılık’ tartışmalarına bir katkı denemesi – I 

ddd

 Abdullah Muradoğlu
amuratoglu@yahoo.com 
 

Soner Yalçın’ın Doğan Yayıncılık’tan çıkan “Efendi: Beyaz Türklerin Büyük Sırrı” başlıklı kitabı ‘Sabetayizm’ tartışmalarını yeniden canlandırdı. Son yılların en spekülatif konularının başında yer alan Sabetaycılık, artık gerçek bağlamı dışında ele alınmaya ve tartışılmaya başlandı. Bu konuda yapılan tartışmalar, ortaya atılan iddialar tehlikeli sularda seyretmeye başladı. Her konuyu olduğu gibi bu konunun da cılkını çıkarmayı başardık. Toplumsal tarihimizin parçası olan ve ancak bu bağlamda tartışılması, araştırılması gereken konu, ne yazık ki siyasal, ideolojik, dini tartışmalara eklemlendi. (daha&helliip;)

Sabetaycılar ve Yalçın Küçük Hoca!

Sabetaycılar ve Küçük Hoca

dddaaa

Yazar Mehmet Ördekçi / www.derki.com  ‘dan aktarmadır.

Hayatımdan geçmiş en tipik megalomanın soyadının \”Küçük\” olması, ironisiz de yeterince tuhaf olan hayat hikayemin sayısız ironilerinden biri…Küçük Hoca’nın önce adı, yazıları ve kitaplarıyla, sonra kendisi, mavi Vosvos’u ve kırmızı atkısıyla 12 Eylül karanlığının henüz tam dağılmadığı yıllarda tanıştım. Yasal dergi ve kitapların bile “örgütsel doküman” sayılabildiği Olağanüstü Hal Bölgesi’nden Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni kazanarak Ankara’ya gelmiş, geldiği yerde gizli saklı okuduklarıyla kendini artık komünist olarak gören bir çocuktum. Ankara’da, ciğer dolabının kapağını açık bulmuş aç kedi heyecanıyla, ne bulsam okuyordum. (daha&helliip;)

“Sabetay Araştırmaları” Üzerine

 “SABETAYİZM ARAŞTIRMALARI” ÜZERİNE

Okuyucu bilmeli ki: Bugün “Sabetayizm”, “Sabetay desifresi”, “Kripto Yahudi”, “Kripto İbraniler” vesaire isimleri altında yapılan çalışmaların, özellikle son yıllarda basılmış olanları ile matbuatdan daha tesirli ve “fısıltı gazetesi”nin somutlaşan hali gibi olan İnternetdeki yayınlar, söylenegeldiği gibi bilimsel çalışma değil POLİTİK TEZGAHTIR!

kkİsim vermek gerekirse, Yalçın Küçük (ki, ben ona katıldığım tartışma grubları ve forumlarda “Küçükeynlerden Yalçın” diyordum ve bundan sonra da böyle geçecek) ile Soner Yalçın(Küçükeynlerden Soner) ve Halid Özkul ile internet “alemi”nin onlarca takma isim kullanan ismi lüzumsuz üç-beş kisisinin yaptıkları bu meyanda değerlendirilmelidir. (daha&helliip;)

Yalçın Küçük’ün İsimbilimi Üzerine

Yalçın Küçük isimbilim konusunda hakli oldugu kadar haksizdir da. Neden derseniz; Soyadi kanunundan sonra insanlarin nasil soyisim aldigi, halka gazeteler yardimiyle sayfa sayfa soyisim listeleri sunuldugu bir gercektir.Bu listeleri kimler hazirlamistir neye göre hazirlamislardir bu konular cok önemlidir. Fazla bilgim olmadigi icin bu konuya “dikkat” diyorum. İnsanlar soyisim alirken, kentlerin köylerin amirleri ve bilumum kademesi ile hatta nufus memurlarinin bile ailelere soyisim verdigi gercegi unutulmamalidir.
uyduruk kaydirik soyisimler verilen böyle tanidiklarim vardir.
Bir diger önemli noktada yanilmiyorsam oylesinelaf TR-forumda gunumuzde alinan isimleri siralamisti. Hatta bu yakin zamanlarda da su isimden su kadar var bu isimden bu kadar var diye isim listeleri yayinlanmisti. O listeler icinde dikkat ceken noktalardan biride yakin dönem icinde son 20-30 yilda verilen isimlerin gittikce farklilasmasiydi.Bu önemli bir konudur. (daha&helliip;)

Şu Sabatay Olayı

 

Yazar LERMİOĞLU at 27. Kasim 2006 20:30:16:

Şu Sabatay olayı zihinleri karıştırıyor.
Şanlı tarihimiz ve bu tarihin kahraman komutanları ile ilgili önüne gelen aklına eseni söylüyor.
Yalçın Küçüğe ve afdostlarına bakarsanız meşhur olan bütün sanatcılarımız, yazarlarımız, adalet mekanizmasının üst kademesi, dış işleri bakanlığı, Emniyetin ve hatta ordunun üst kademesi hep sabatay.
Paranoyaya dönüşmüş iş artık.
Peki ama Sabatay kime denmeli?

(daha&helliip;)

TR Forum ( Sabatay Forumu ) Webmasteri Sayin Faruk Bey ile Yalçın Küçük, Soner Yalçın, Istanbul Sevi, TR Forum ve Sabetay Mevzuu Üzerine Yaptığımız Mail Yollu Yazışmalar – 1

 

Ben, Faruk Bey’e bu onurlu davranışından ve yaptığımız görüşmeleri internet ortamına taşımama izin vermesinden ötürü teşekkür ederim. Kendisi hakkinda zaman zaman oldukça olumsuz düşüncelere kapılsamda son dönemde göstermiş oldugu yapıcı tutumlar onun bu işlere gerçekten Allah rızası için girdiğinin bir göstergesi niteliğindedir.Hatasız kul olmaz. O’nun izin vermesi sayesinde bende Inter-Turk Forumda vermiş oldugum sözü yerine getirmiş oluyorum. Kendisinin bir an evvel sağlığına kavuşması en büyük temennimdir. Tekrardan geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Nisan 2006 tarihinde TR Forumda başlayan “kayıkçı kavgamız” Faruk Bey ile son bulmuştur. Diğerleri ile olan kavga devam edecektir.Meseleye vakıf olmayanlar için aşağıda tr-forumda sorduğum soruları noktasına virgülüne dokunmadan tekrar yazıyorum. gerçi o günden bu yana köprünün altından çok sular akıp çok farklı gelişmeler oldu, hatta yeni yeni sorular da gündeme geldi ama hepsini buraya taşımanın anlamsız olduğunu düşünerek bu kadarla yetinmeyi uygun görüyorum. Önemli olan ve asıl üzerinden düşünülmesi gereken hadise Sabetay meselesinin Ülkemizi hangi mecralara çekme girişimin bir parçası olduğudur. Zaman içinde bende oluşan esas kanaat bunun bir siyonist osmanli projesi oluşturmak yada Ülkemizi bölmek arasinda halkimizin bazi tercihler yapmaya zorlanması yönündeki izlenimlerimdir. (daha&helliip;)

Külünçler ve Kulunçlar – Yalçın Güccük,Gürkan Haco Postproduction İftiharla Sunar

Bir Gürkan Haco-Yalçın Güccük Mülakatına daha hoş geldiniz sayın kapalı devre izleyicilerimiz. Yeni Sarman dergisinden ayrılırken yediğimiz potin izleri hala tazeliğini ve sıcaklığını korurken biz kendimizi Sıkay televizyonuna zor atmış bulunmaktayız. Özellikle bu deli-vizyon kanalını seçmemizde  çok değerli arkadaşımız bülbülderesiyle mezkur Gökyüzü yoldaşımızın da katkıları büyüktür. Nede olsa sıkay dimek gökyüzü dimektir aziz saçma severlerimiz. Bu haftaki konuğumuz her hafta olduğu gibi kızıl kaşkollu  pirimiz yala yala bitiremediğimiz yaladıkça lezzetine vardığımız üstadımız Yalçın Güccük hocamızdır. 

  

  • -Hocam bir mülakat verdiniz ortalık yine karıştı.
  • -Heh heh heh, ben yaptım dimi
  • -Evet hocam siz yaptınız, yardım almadan sadece kendi beka ve bilginizle başardınız
  • -Heh heh heh , hep yaparım zaten Haco, yoksa kuşkunmu vardı
  • -Aman hocam o nası söz, yalarız bilirsiniz.. hemde iyi yalarız
  • -Hadi Haco sadede gel canım
  • -Hocam Timpo isimli dergide grupseks üzerine çok ilginç açıklamalarınız vardı, bizden bile sakladınız ya aşk olsun hocam
  • -Heh heh heh, senden benden gayrı 2 kişi daha bulursan aşkolur Hacocum. Eril dişil farketmez maksat grup olsun. Bak Haco ben ne dedim grupseks Sabetay Sevinin emridir dedim. Bu işin öncüsüde Hülya Yavşar’dır dedim. (daha&helliip;)

Yalçın Küçük ve Magazinleş-tirilen Sebataycılar

Yalçın Küçük ve Magazinleş-tirilen Sebataycılar
21.09.2006

Sebataycılar bu ülkenin son 150-200 yılının en önemli aktörleridirler. Batının ülke içinde taşeronluğunu yaparak Osmanlı devletini yıkanlarda, ırkçılık virüsünü bulaştırarak Arap, Türk ve Kürt’ü birbirine düşman eden de bunlardır. Osmanlı devletini en zayıf döneminde türlü maceralara sürükleyen İttihat ve terakki cemiyetinin beyin takımı da bunlardandır. Sebataycıları bilmeden son 2 asırlık tarihimizi çözemezsiniz.

Dünyanın her yerinde başımızı ağrıtan “Ermeni Sorunu”nu başımıza açanlar da bunlardır. Sebataycıların kontrolündeki İttihat ve Terakki elindeki gücü Ermeni- Yahudi rekabetinden dolayı Ermenilerin tehciri istikametinde kullanmıştır. Sebataycıiar Ermeni tehciri ile hem ezeli rakiplerini atletmişler, hem de Türklere kara bir leke çalmışlardır. Yahudi-Ermeni rekabetinin faturası Türklerin başına yıkılmıştır. “Batılı emperyal güçlerin içerideki taşeronu” Sebataycılar tarihimizle, kültürümüzle bağlarımızı kopardıkları gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin başına bir sürü yapay kriz sarmışlardır. (daha&helliip;)

Yalçın Küçük Efendi Sabetayist Komplonun Taşeronu mu?

 hhhhYalçık Küçük Sabetayistliği abartarak bir komplonunun taşeronluğunu mu yapıyor?Yalçın Küçük, nevi şahsına münhasır denilen adamlardan… Yakın zamanda Apo’nun danışmanlığından ulusalcılığa uzanan hayat seyri bu iddianın altını çizmek için yeterli… Küçük’ün, Türkiye Cumhuriyeti ve Türk sevgisinin birden bire neden depreştiğini anlamakta zorlanan ve dahası bunun arkasında bir bit yeniği olduğunu düşünenler için yaptığı kimi açıklamalar bir çok done içeriyor. Özellikle Soner Yalçın’ın Efendi isimli kitabından sonra bir hayli gündeme gelen ve Yalçın Küçük’ün isim bilim üzerinden yola çıkarak yaptığı açıklamalarla desteklediği Sabetaycılık konusu, Yalçın Küçük’ün söylediklerinin geniş bir yelpazede ses getirmesine vesile oldu. Küçük’ün her taşın altında aradığı Sabetaycılara gerçekten bu kadar güçlü cevap bulması gerek bur soru ama daha da önemlisi, bu faaliyetlerle neyin murat edildiği idi. Küçük’ün geçmişine ve şimdi söylediklerine bakarak iki teşhiste bulunmak mümkün; birincisi Yalçın Küçük gündeme gelmeyi ve popüler olmayı seviyor. İkincisi ise Türk milletinin üzerinde yürütülen psikolojik harbin bir ayağını oluşturuyor. Birkaç temel doğrunun içine bir sürü yanlış katarak aktarmak psikolojik harbin en önemli silahı. (daha&helliip;)

Yalçın Küçük Neyin Peşinde

Kendisi Küçük, işlevi büyük!fff
Yalçın Küçük yine yapacağını yaptı. Tempo dergisinde öyle bir iddia ortaya attı ki yenilir yutulur cinsten değil. Konunun hassasiyetinin farkında olan iyibilgi, uzman kişilerle Küçük’ün amacını konuştu. Küçük için kim ne dedi? İşte ayrıntılar… iyibilgi özel
 “Grup seks Sabetayizm’in emridir”. Yalçın Küçük’ün bu tartışmalı iddiası gerektiği şekliyle eleştirilmedi. Kimse kalkıp Yalçın Küçük’ün ne yapmaya çalıştığını sormadı, “Küçük’tür yapar” dendi ve geçti. Fakat iyibilgi bu işin peşini bırakmak niyetinde değil. Küçük’ün sözlerinin ciddi bir suçlama olduğundan yola çıkan iyibilgi, iddiaların doğruluğunu sorgulamaktan çok, Yalçın Küçük’ün neden böyle iddialarla ortaya çıktığını, kendisini “tanıyanlara” sordu. (daha&helliip;)

Komplo Kuramları ve İç Düşmanlar

Komplo kuramları ve iç düşmanlar

Toplumumuzda “tüm dünyanın Türkler aleyhine komplolar hazırladığı,” “ülkemizde mevcut zengin petrol yataklarının ortaya çıkarılmasına yabancı güçlerin izin vermediği,” “Batı’nın Türkiye’yi Sèvres sınırlarına döndürme fikrinden asla vazgeçmeyeceği,” “topraklarımızı satın almakta olan yabancıların bizi memleketsiz bırakacakları” benzeri tezlerden “ülke siyaset ve iktisadının Müslüman olmuş gibi gözüküp el altından âyinlerini sürdüren dinî bir azınlığın elinde bulunduğu” ya da “toplumumuzda siyaseti perde arkasından idare eden gücün Masonlar olduğunu” savunan teorilere varan komplo kuramlarına gösterilen ilgi şaşırtıcı bir seviyededir.

Pek tabiî bu alâkayı Daniel Pipes benzeri Ortadoğu uzmanlarının “Batı’da ortadan kalkmış olan komplo kuramlarının Ortadoğu siyasî kültürünün ayrılmaz bir parçası olduğu” gibi bizatihî kendileri komplo kuramı olan, ırkçı tezleriyle açıklayabilmek mümkün değildir. Toplumsal paranoyaları tetikleyebilen bu kuramların ve onlara gösterilen ilgideki hızlı artışın bir değerlendirmeyi hakettiği şüphesizdir. Bu yazıda böyle bir değerlendirme yapılmaya çalışılacaktır. (daha&helliip;)

Published in: on Eylül 21, 2006 at 8:07 am  Yorum Yapın  

Bilim ve Şarlatanlık

Yakın çevremdeki bazı arkadaşların “yüksek sesli başarılı tezahüratları” sonucunda; Soner Yalçın’ın yeni kitabını satın aldım: “Soner Yalçın; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı : Efendi-2; Doğan Yayıncılık, Haziran 2006”. Uygun bir zamanda okuyacağım. Ama yeni aldığım her kitapta olduğu gibi, sayfaları şöyle bir karıştırdım. 1-2 sayfa, birkaç paragraf okudum. Önyargılı olmayayayım ama kitabın tahmin ettiğimden de farklı olmadığı kanaati uyandı bende. Kitabı okuduğumda; hâlâ canlı bir konu olmaya devam ederse, düşünce ve izlenimlerimi yazarım.

Bugün; bu kitabı karıştırırken, bana hatırlattığı bir konudan söz etmek istiyorum. Bilimin metodolojisinden… (Metodoloji, karşılığı olarak “yöntem bilimi” ifadesi de kullanılıyor. Metodoloji, felsefe ve bilim alanlarında yöntem / yaklaşım konuları ile ilgilenir; yeni yöntemler yaratmak için ilkeler geliştirir.) (daha&helliip;)

Published in: on Eylül 18, 2006 at 9:58 am  Yorum Yapın  

Yalçın Küçük ile Aramızda Çok Paralellik Vardır

SABETAYCILIK KONUSUNDA YALÇIN KÜÇÜK İLE ARAMIZDA ÇOK PARALELLİK VARDIR

KendiHalinde sorar: “Nasıl yani? Ya da Hala mı? Eminmisin? Efendi-2 yi okudun mu? Okuduysan niçin tek kelam dahi etmedin? Son dönemde olan bitenler hakkında ne düşünüyorsun? Birileri Islama sinsice saldırırken,Sen bu işin öncülerinden olarak meselenin gideceği boyutları tahmin mi edemiyorsun,tahmin etmek mi istemiyorsun?Kimlere destek çıktığının farkında mısın? vesaire vesaire…”

mse 

Sabetaycılık konusundaki yazılarınızdan dolayı sizi ‘İslami kesimin Yalçın Küçük’üne benzetiyorlar… Sabetaycılık konusunda Yalçın Küçük ile aramızda çok paralellik vardır. Hatta bu konuda Yalçın Küçük bizi fersah fersah geçmiş vaziyettedir. Bunun dışında inanç, dünya görüşüyle itibariyle hiçbir paralellik yok aramızda.Yazılarınızda Yalçın Küçük’ü Sabetaycıların maskesini düşürüyor diyerek övüyorsunuz. Küçük, son olarak Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ü Sabetayist ilan etti. Sizce Yalçın Küçük bu konuda abartılı hareket etmiyor mu? (daha&helliip;)

Published in: on Eylül 12, 2006 at 6:19 pm  Comments (1)  

BOP Sıkıntıya mı Düştü? / Ve ilgili Yalçın Küçük haberleri,

Bizi rahat bırakın!

Cevdet Batu , kaynak: iyibilgi.com


Soner Yalçın‘ın Efendi 2 kitabı… Yaşar Büyükanıt Paşa hakkındaki asılsız iddialar… Atatürk’e iftiralar ve Yalçın Küçük’ün “itirafları”… Neden şimdi? Hepsi rastlantı mı?

Soner Yalçın‘ın Efendi 2 kitabı… Hakkında birçok eleştiri çıktı. Kitabın başka yerlerden toplama olduğu, zorlama bağlantılar kurmaya çalıştığı söylendi. Kitap yine de istediğini elde etti. Kitabın ana konusunu oluşturan “Beyaz Müslümanların büyük sırrı” “deşifre” edildi. Birçok “önde gelen Müslüman” Sabateistti.Soner Yalçın‘ın iddiaları yeni değil aslında. Türkiye’de ne kadar çok Yahudi ve Sabateist olduğunu vurgulayan diğer bir isim de Yalçın Küçük… Elbette aralarında bir fark var. Soner Yalçın, daha çok evlilikler ve ortaklıklar yoluyla kurulmuş bağlardan yola çıkarak sonuca ulaşıyor. Bu yöntem herkesin aklını çalabilecek cinsten. Biraz da uğraş gerektiriyor.

Küçük işin kolayında

Fakat Küçük’ün işi daha kolay. İsim ve soy isimlerden yola çıkıyor ve hemen sonuca gidiyor. Belki de hakkında konuştuğu kişinin ailesinin nereden gelip nereye gittiğini hesaba katmadan. Bir ara Küçük öylesine ileri gitti ki ben orada çöktüm artık: Gülben Ergen de Sabateistmiş… (daha&helliip;)

Published in: on Eylül 2, 2006 at 4:55 pm  Comments (2)  

Dikkat, Sabetaycılar içimizde/’Efendi’ ve ‘Kurtlar Vadisi’, ‘dezinformasyon’ amaçlı mı ?

Dikkat, Sabetaycılar içimizde! 20/08/2006RIFAT N. BALI
“UFO’lar dünyayı ziyaret etti mi?”, “Kennedy’yi kim öldürdü?”, “Amerikalı astronotlar gerçekten aya ayak bastı mı?” türünden komplo teorileri Amerika ve Avrupa’da aşırı sağ çevreler tarafından sürekli canlı tutulan, yazarlarına ve yayınevlerine kayda değer maddi gelir sağlayan bir sektör haline gelmiş durumda. Aynı durum Türkiye için de geçerli. Aslında Türkiye gibi demokrasinin, şeffaflığın ve hesap verilebilirliğin tam anlamıyla yerleşmediği, faili meçhul cinayetler ile darbelerin olağan olduğu, tarihle yüzleşmenin mevcut olmadığı, hukuk mekanizmasının son derece hantal olduğu, “kültür”den “köşe yazarlarını okuma”nın kastedildiği, araştırmacılığın yüzeysel olduğu toplumlar komplo teorileri için mümbit topraklardır. (daha&helliip;)

Published in: on Eylül 2, 2006 at 4:48 pm  Comments (1)  

Yeni Osmanlıcı Yalçın Küçük

Yeni-Osmanlıcı Efendi Bir “Bilimadamı” Yalcin Kucuk

INTER-TURK FORUMU

Yazar Anonymus at 08. Haziran 2006 09:25:31:

Yeni-Osmanlıcı
Efendi Bir “Bilimadamı”

Son aylarda yazılı ve görüntülü basında (“medya”) “sabetayistler”e ilişkin haberler, köşe yazıları ve kitaplar birbiri ardına yayınlanmaya başladı. “Onomastique” araştırmalarla dehşetengiz buluşlar yapıldı ve bu “Onomastique” buluşlarla ekonomik, politik, toplumsal, kültürel, askeri vb. akla gelebilecek her alandaki “komplolar” açığa vuruldu. Sabetay Sevi müritlerinin “komploları”nın Türkiye tarihini nasıl etkilediği 500-600 sayfalık kitaplarla sergilendi. Özellikle “onomastique” sayesinde kimlerin gizli (kripto) yahudi olduğu tek tek gösterildi. (daha&helliip;)

Published in: on Temmuz 29, 2006 at 3:34 pm  Comments (1)  

Yalçın Küçük, IS’ini bilir

YK,IS’ini Bilir…

INTER-TURK FORUMU

Yazar Huseyin at 08. Haziran 2006 01:54:04:

1)YK,muthis arsivcidir.Bence onu Y.Kucuk yapan da budur.Simdi artik ovunerek soyledigi bir “mezartasi (daha&helliip;)

Kelebekler Yalçın Küçük-Istanbul Sevi bağlantısı olabilir mi?

ALLAH ALLAH yawwww….Az sonra okuyacaklarinizda tesadüf olsa gerek…

KONUMUZ: ACI BAKLA

Acıbakla : ( Lupine / Lupin / Lupine) 10-100 cm yüksekliğinde, sık tüylü, bir senelik bitkiler. Yapraklar el seklinde parçalı, uzun saplı, 5-9 yaprakçıklıdır. Çiçekleri dik salkım durumunda, BEYAZ veya MAVIMSI renkli,***sanki yahudi bayragi renkleri*** çiçek taç yaprağı KELEBEK seklindedir. YAHUDI baklası diye de tanınır. **** kurtulamiyacaz shu kelebekten be***

Türkiye’de yetiştiği yerler: Akdeniz bölgesi, Bursa, Antalya ve Konya çevreleridir.

Memleketimizde üç türü bulunmaktadır.
Beyaz Yahudi baklası: Beyaz çiçeklidir. 120 cm kadar yükseklikte, bir yıllık bir bitkidir.
Sari çiçekli Yahudi baklası: Vatani, Orta ve Güney Avrupa’dır.
Mavi çiçekli Yahudi baklası: Vatani, Akdeniz çevresi memleketleridir.

Kullanıldığı yerler: Tohumlarının idrar söktürücü, kan temizleyici ve kurt düşürücü tesiri vardır. Bazı türlerinin kavrulmuş tohumları “sebze kahvesi” ismiyle kahve yerine kullanılmaktadır. Fakat alkaloit taşıyan türlerinin bu şekilde kullanılması tehlikelidir.
———————————————————————————–

Forumdaslara ithaf olunur: NEDEN KELEBEK PARANOYA YAPMAYA DEVAM EDELIM MI ACEP?
Kelebekler, Kuşlar ve Komünistler Üzerine
By Orhan Gökdemir

İyi çocuklardı, öyle hatırlıyorum. Yalçın
Küçük’ün eteklerinde yetişmiş olmakla birlikte,
civarda pek görünmüyorlardı. Solculuk yapmak için
erken, Marksist olmak için tehlikeli zamanlardı.
Çıkardıkları bir dergi vardı; Yalçın Bey “Kelebek”
diyordu. Ne merak ettim, ne de ilgilendim. Benim
eksikliğimdir.
Bu “Kelebek” ile, bizi, Toplumsal Kurtuluş ekibini
uzun hücre hapsinden sonra Ankara Merkez
Kapalı’ya tıktıklarında bir kez daha karşılaştım.
Yalçın Küçük’ü ve bu arada “bizi” eleştiriyorlardı.
Ayrıntılarını çok iyi hatırlamıyorum ama Yalçın
Bey’i ayırıp içerideki bizlere “küsurat” dediklerini
not etmişim. Bu zor zamanlarda yanımızda olması
gereken bu çocukların hangi nedenle ve ne tür bir
hırsla arkamızdan küfür ettiklerini anlayamamıştım;
hala anlamıyorum.

(daha&helliip;)

Published in: on Temmuz 28, 2006 at 9:38 am  Comments (1)  
Tags: ,

Efendi 2 ve Palavralari/ Özbekler Tekkesi/AAONMS üzerinden Hz. Peygambere Kara Çalmak/YALÇIN KÜÇÜK-SONER YALÇIN A.Ş. ve SABATAİZM/Milliyetçiler Kurtlar Vadisi’ni Neden Sevmedi?

Efendi 2 ve Yalanlari

Sayfa 49’dan:
”Biz geçmise dönelim.
Özbekler tekkesinin ilginc girift iliskileri vardi. Ingiliz belgelerine göre özbekler tekkesi postnisini seyh süleyman efendi (1821-1890), konuk olarak dergaha gelen kisilerden topladigi istihbarati, ingiliz büyükelcisi henry layard’a para karsiligi veriyordu ( tarih ve toplum dergisi nisan 1992 s.12-16 )
Hoppala…
Bu bilgiyi veren dergi TEKZIP edilmismiydi? Hayir.
Ama yinede bir seyh veya mürit icin bir tarikati, tekkeyi, dergahi suclamak dogru degildir.”——————————————————————————
Telekom derki:

Yazar özbekler tekkesinin baglantilarini yine belli bir malum yere odakliyor. Bilgiler dogrudur yada yanlistir ben buna hic girmek istemiyorum. Zaten mesele de o degil. Bizim meselemiz bana da hoppala dedirten gözboyamacadadir.

Evet …
Hoppala ki ne hoppala…
Bu bilgiyi veren derginin 1992 yilinda bu bilgiyi verdigini yazarin notundan ögreniyoruz.
Adi gecen seyhin ise 1890 yilinda öldügünü yine yazardan ögreniyoruz.
1925 tarihlide tekke ve zaviyelerin kapatilmasina dair bir kanun oldugunu biliyoruz.
Bilmedigimiz tek tarih ingiliz belgelerinin ne zaman günisigina ciktigi ve ne derece dogru oldugudur.
Hemen öteki sayfada yazarin ilginc bazi söylemleri var tarih yaziciligi konusunda.
Orada yazilanlara kismen katilmakla birlikte tarihimizi ingiliz belgelerine göre yazmaninda bir mantigi oldugunu düsünecek kadar saf degilim.
Amma velakin yazar tarafindan keklenme taraftarida degilim.
Yazar bir soru soruyor ve TEKZIP istiyor.

Ha ha ha

(daha&helliip;)

Efendi 2-Komplolarin Efendileri

KOMPLOLARIN EFENDİLERİ

Komplo teorilerinin en çok üretildiği yer muhtemelen Türkiye’dir. Bunda kuşkusuz ki, ülkemizin bu projeksiyonlara hayli müsait bir siyasal yapısının olmasının önemli payı var. Öteden beri, televizyonlarda, gazetelerde ve dergilerde komplo teorileri konulu program ve yazı dizileri en fazla izlenen ve okunan konular olageldi. Bu olgunun prim yaptığını fark eden bazı uyanıklar meseleyi abartmakta biran olsun gecikmeyerek, tabir caiz ise yeni bir rant alanı bile oluşturdular.

Açıkçası komplo teorileri içeren yayınlar, neredeyse bir sektör üretti.

Aslında sözü Soner Yalçın’ın ilk baskısı yüz bin olan ‘Efendi 2’ isimli kitabına getirmek istiyorum, daha doğrusu Soner Yalçın’ın bu ‘efendi’ler serisiyle ne yapmak istediğine…

Komplo teorilerini önemseyen birisi olarak, son dönemlerde, gerek Soner Yalçın’ın ve gerekse Yalçın Küçük’ün sistematik bir biçimde ‘komplo teorilerine’ komplo düzenlediklerini fark ettim…

Bu zevat ısrar ve inatla her taşın altında bir ‘Sabatayist’ olduğunu iddia ediyor…
İkisi de Marksist kökenli ve her ikisi de ileri sürdükleri iddialar ışığında Sabatayist vasıflar taşıyor… (daha&helliip;)

%d blogcu bunu beğendi: