Atatürk ve Sabetay Sevi Tekkesi

sabetay-sevicilik
Sabataycılık denince akla ilk gelen iki şehir Selanik ve İzmir’dir.

İspanyol Yahudi’si, Avrupalı kaynaklara göre İzmir Yahudi kaynaklarına göre Edirne doğumlu Sabatay Sevi 1665 /1666’da İzmir’in Kemeraltı-Agora semtindeki Portekiz Sinagogu’nda ikinci kez Yahudi Mesih’i olduğunu ilan etti. Daha önce 1648’de 22 yaşındayken de Mesihliğini ilan etmiş fakat yeterli ilgiyi görmemişti. Çok kısa sürede Avrupa, Ortadoğu ve Rusya’da duyulan bu hadise sadece Osmanlı Türkiye’sindeki Yahudileri değil, Müslüman Türkleri ve Doğu Avrupa’daki Hıristiyan tebaayı da derinden etkiledi.

Gelişmeler üzerine tutuklanarak Edirne’de 11 Eylül 1666’da Divan’da sorgulandı. Sorgulamayı kafes arkasından Padişah Avcı Mehmet’in de takip ettiği Sabatay Sevi, Mesihliğini inkâr etti. Sorgulamada bulunan ve kendisi de bir Yahudi dönmesi olan Hekimbaşı Hayatizade Mustafa Fevzi Efendi’nin (Moses ben Raffael Abrabanel); “Müslüman ol kelleni kurtar” tavsiyesi ile Sevi görünürde Müslüman olup Mehmet Aziz Efendi adını almıştır.

Sabatay Sevi görünürde Müslüman Türk, hakikatte ise kendi Yahudi inançlarına bağlı kalarak ikili (dual) bir hayat sürdürmüştür. Müritlerinin de benzer ikili kimliği benimsemesiyle tarihte ve günümüzde “dönmelik” veya “Sabataycılık” denen bir tür çift kimlikli “açık Müslüman-gizli Yahudi” “tarikat” doğmuştur.

Nitekim Rabbi Abraham Danon tarafından Revue des Etudes Juives’de İbranice metni yayınlanan Sabatay Sevi’nin 18 maddeden oluşan inanç risalesi, Prof. Abraham Galante tarafından hem orijinal İspanyolca metin hem de Fransızca tercümesi yayımlandı. Sabatay Sevi’nin 18 emirden oluşan Ladino dilinde yazılmış risalesi ilk kez 1897’de Paris Şarkiyat Kongresi’ne sunulan bir tebliğde Journal’de Selanique’nin yayın yönetmeni Sadi Levi vasıtasıyla ortaya çıkar.

Niçin 18 emir? (daha&helliip;)

Yalçın Küçük’le Bir Aşk Masalı

Yalçın Küçük Hocam, ne yaptın sen böyle yahu…Kendini de bitirdin destekçilerini de…Bak, el çırpma sırası kimlere geldi şincik… Ne demişler…Men dakka dukka… Vıttırıvızzık Hocamızın Marifetleri-1..  Marifetler-2…

yalçın küçük

Not: Aşağıdaki alıntı yazıyı Temmuz 2008 tarihinden itibaren geriye doğru sardırarak, hafızanızda ki Sabetay meselesi, pkk, ergenekon vb gibi mevzularla harmanlayarak  okumanız salık verilir. Nerede nasıl bağlantı kurulacağı, nasıl yorum yapılacağı da okuyuca kalmıştır. Amaç perspektif genişletmek olunca, elçiye de zeval olmaz. Yalçın Küçük’ün dediği gibi: Öğrenmek şaşırmaktır. Buna bir ek yapmak gerekir. Çünkü, “Şaşırmamak tabusuz öğrenmektir”

Sebataylar ve Mum Söndü

Bektaşi Urbasındaki Sebataylar ve Mum Söndü 07.12.2006

fff

Yazar: Yusuf Gezgin www.aktifhaber.com

  Her alanı kontrol etme hırsındaki Sebatayların pek çoğu (güya) ihtida ederken en rahat hareket alanı sunan Bektaşi toplulukları içinde gizlenmeyi tercih etmişler, bir tasavvuf, sevgi, insanlık yolu olan Bektaşiliği de deforme etmişlerdir. “Ali-siz Alevilik” gibi yaklaşımlarda bunların rolü olduğunu düşünüyorum. Provokatif olaylarla sürekli beslenen Alevi-Sünni gerilimi de Sebatayların kullandığı malzemelerdendir. (daha&helliip;)

Yalçın Küçük Sabetaycıların Kuklası mı ?

“Prof.Dr.Yalçın Küçük Deşifre ettiğini iddia ettiği İbrani asıllı Sabataycıların kuklası olabilir”

sdsad

Madem ortaya Sabataycılık hakkında bir iddia atıyoruz o halde ,işe;”Sabataycılık nedir?” sorusunu yanıtlamakla başlamalıyız. (daha&helliip;)

‘Dönmeler’ yahut ‘Sabetaycılık’

‘Dönmeler’ yahut ‘Sabetaycılık’ tartışmalarına bir katkı denemesi – I 

ddd

 Abdullah Muradoğlu
amuratoglu@yahoo.com 
 

Soner Yalçın’ın Doğan Yayıncılık’tan çıkan “Efendi: Beyaz Türklerin Büyük Sırrı” başlıklı kitabı ‘Sabetayizm’ tartışmalarını yeniden canlandırdı. Son yılların en spekülatif konularının başında yer alan Sabetaycılık, artık gerçek bağlamı dışında ele alınmaya ve tartışılmaya başlandı. Bu konuda yapılan tartışmalar, ortaya atılan iddialar tehlikeli sularda seyretmeye başladı. Her konuyu olduğu gibi bu konunun da cılkını çıkarmayı başardık. Toplumsal tarihimizin parçası olan ve ancak bu bağlamda tartışılması, araştırılması gereken konu, ne yazık ki siyasal, ideolojik, dini tartışmalara eklemlendi. (daha&helliip;)

Sabetaycılar ve Yalçın Küçük Hoca!

Sabetaycılar ve Küçük Hoca

dddaaa

Yazar Mehmet Ördekçi / www.derki.com  ‘dan aktarmadır.

Hayatımdan geçmiş en tipik megalomanın soyadının \”Küçük\” olması, ironisiz de yeterince tuhaf olan hayat hikayemin sayısız ironilerinden biri…Küçük Hoca’nın önce adı, yazıları ve kitaplarıyla, sonra kendisi, mavi Vosvos’u ve kırmızı atkısıyla 12 Eylül karanlığının henüz tam dağılmadığı yıllarda tanıştım. Yasal dergi ve kitapların bile “örgütsel doküman” sayılabildiği Olağanüstü Hal Bölgesi’nden Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni kazanarak Ankara’ya gelmiş, geldiği yerde gizli saklı okuduklarıyla kendini artık komünist olarak gören bir çocuktum. Ankara’da, ciğer dolabının kapağını açık bulmuş aç kedi heyecanıyla, ne bulsam okuyordum. (daha&helliip;)

“Sabetay Araştırmaları” Üzerine

 “SABETAYİZM ARAŞTIRMALARI” ÜZERİNE

Okuyucu bilmeli ki: Bugün “Sabetayizm”, “Sabetay desifresi”, “Kripto Yahudi”, “Kripto İbraniler” vesaire isimleri altında yapılan çalışmaların, özellikle son yıllarda basılmış olanları ile matbuatdan daha tesirli ve “fısıltı gazetesi”nin somutlaşan hali gibi olan İnternetdeki yayınlar, söylenegeldiği gibi bilimsel çalışma değil POLİTİK TEZGAHTIR!

kkİsim vermek gerekirse, Yalçın Küçük (ki, ben ona katıldığım tartışma grubları ve forumlarda “Küçükeynlerden Yalçın” diyordum ve bundan sonra da böyle geçecek) ile Soner Yalçın(Küçükeynlerden Soner) ve Halid Özkul ile internet “alemi”nin onlarca takma isim kullanan ismi lüzumsuz üç-beş kisisinin yaptıkları bu meyanda değerlendirilmelidir. (daha&helliip;)

Yalçın Küçük’ün İsimbilimi Üzerine

Yalçın Küçük isimbilim konusunda hakli oldugu kadar haksizdir da. Neden derseniz; Soyadi kanunundan sonra insanlarin nasil soyisim aldigi, halka gazeteler yardimiyle sayfa sayfa soyisim listeleri sunuldugu bir gercektir.Bu listeleri kimler hazirlamistir neye göre hazirlamislardir bu konular cok önemlidir. Fazla bilgim olmadigi icin bu konuya “dikkat” diyorum. İnsanlar soyisim alirken, kentlerin köylerin amirleri ve bilumum kademesi ile hatta nufus memurlarinin bile ailelere soyisim verdigi gercegi unutulmamalidir.
uyduruk kaydirik soyisimler verilen böyle tanidiklarim vardir.
Bir diger önemli noktada yanilmiyorsam oylesinelaf TR-forumda gunumuzde alinan isimleri siralamisti. Hatta bu yakin zamanlarda da su isimden su kadar var bu isimden bu kadar var diye isim listeleri yayinlanmisti. O listeler icinde dikkat ceken noktalardan biride yakin dönem icinde son 20-30 yilda verilen isimlerin gittikce farklilasmasiydi.Bu önemli bir konudur. (daha&helliip;)

Şu Sabatay Olayı

 

Yazar LERMİOĞLU at 27. Kasim 2006 20:30:16:

Şu Sabatay olayı zihinleri karıştırıyor.
Şanlı tarihimiz ve bu tarihin kahraman komutanları ile ilgili önüne gelen aklına eseni söylüyor.
Yalçın Küçüğe ve afdostlarına bakarsanız meşhur olan bütün sanatcılarımız, yazarlarımız, adalet mekanizmasının üst kademesi, dış işleri bakanlığı, Emniyetin ve hatta ordunun üst kademesi hep sabatay.
Paranoyaya dönüşmüş iş artık.
Peki ama Sabatay kime denmeli?

(daha&helliip;)

Sabetaycılar; Yeni Günahkarlar, Yeni Hedef mi?

dds

Sabetaycılar; yeni günahkarlar, yeni hedefmi?
Tamamiyle irkci kılıflarla gelişen emperyalist hakim siniflar,globalizme geciş süreci içinde, ?tembel?, ?modernleşmeğe karşı? ?çağ dışı?, ?yönetme yeteneği?,?liderlik karizması? olmayan, “diğer” dünya milletleri ni , (bu ülkeler içindeki en entellektüel kitlelerin bile bilinç altında) yaratarak, kendi ırki üstünlüklerini evrensel bir gerçek olarak yaratma peşindeler ve büyük ölçüde bunda başarılı oldular.

Emperyalistlerle ezilen dünya halkları arasındaki mücadele sadece sosyal, politik ve askeri alanda değil, psikolojik alandada başlangıcından bu yana devam etmektedir.

Yıllardır süregelen ?Masonluk? tartısmaları ve günümüz Türkiyesinde güncelliğini taşıyan ?Sabetaycılar? tartışmaları bu ?psikolojik savaşın? bir parçasıdır, yada üretim araçlarının yanında ?düşünce üretim araçlarına? da sahip olan bu Globalist hakim sınıflar tarafından psikolojik savaşın bir parçası haline getirilmistir. (daha&helliip;)

Oray Eğin Efendi-2’yi Neresiyle Okudu

dddd

Efendim bir yazar bir kitabi neresinden okur onun cevabini bulmaya calismak kadar zor birsey yoktur sanirim. Malumunuz oldugu üzre Oray ile Soner Kankagiller Efendi-2 henüz daha piyasaya cikmadan bir araya gelmis ve Soner Kankagil, Oray Kankagil’e kitabinin ilk kopyesini göstermisti. Oray Kankagil sayesinde de bizler bu kitabin ne kadar sahane, ne kadar muhtesem, ne kadar ezberleri bozan bir abide kitap oldugunu ogrenmistik. Tarihin ne garip tecellisidir ki daha kitabin mürekkepleri kurumadan bu yalakalar imparatorlugunun polemikleriyle ünlü üyesi 21 kasim 2006 tarihli Aksam gazetesinin nüshasinda kendi kendini ele vererek aslinda ne kadar provakatif ve ne kadar beeep bir *alanci oldugunu da beyan etti. Belki hala kendi bile farkinda degildir sap yerken saman cikardiginin. Ama ne yazik ki kendisi farkinda olmasa bile arasira, bazen tesadüflerin de yardimiyle bu ve benzer kankagillerin yalan söylemlerinin ne kadar apacik bir sekilde sirittiginin farkinda olan birileri vardir. Simdi bu zat-i sahanenin 21 kasim tarihli yazisindan bölümleri okuyalim: (daha&helliip;)

TR Forum ( Sabatay Forumu ) Webmasteri Sayin Faruk Bey ile Yalçın Küçük, Soner Yalçın, Istanbul Sevi, TR Forum ve Sabetay Mevzuu Üzerine Yaptığımız Mail Yollu Yazışmalar – 1

 

Ben, Faruk Bey’e bu onurlu davranışından ve yaptığımız görüşmeleri internet ortamına taşımama izin vermesinden ötürü teşekkür ederim. Kendisi hakkinda zaman zaman oldukça olumsuz düşüncelere kapılsamda son dönemde göstermiş oldugu yapıcı tutumlar onun bu işlere gerçekten Allah rızası için girdiğinin bir göstergesi niteliğindedir.Hatasız kul olmaz. O’nun izin vermesi sayesinde bende Inter-Turk Forumda vermiş oldugum sözü yerine getirmiş oluyorum. Kendisinin bir an evvel sağlığına kavuşması en büyük temennimdir. Tekrardan geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Nisan 2006 tarihinde TR Forumda başlayan “kayıkçı kavgamız” Faruk Bey ile son bulmuştur. Diğerleri ile olan kavga devam edecektir.Meseleye vakıf olmayanlar için aşağıda tr-forumda sorduğum soruları noktasına virgülüne dokunmadan tekrar yazıyorum. gerçi o günden bu yana köprünün altından çok sular akıp çok farklı gelişmeler oldu, hatta yeni yeni sorular da gündeme geldi ama hepsini buraya taşımanın anlamsız olduğunu düşünerek bu kadarla yetinmeyi uygun görüyorum. Önemli olan ve asıl üzerinden düşünülmesi gereken hadise Sabetay meselesinin Ülkemizi hangi mecralara çekme girişimin bir parçası olduğudur. Zaman içinde bende oluşan esas kanaat bunun bir siyonist osmanli projesi oluşturmak yada Ülkemizi bölmek arasinda halkimizin bazi tercihler yapmaya zorlanması yönündeki izlenimlerimdir. (daha&helliip;)

Soner Yalçın’ın Tatar (Nogay) Düşmanlığı mı var?

Aşağıda bir arkadaşımın yolladığı ilginç ama bana göre önemli bir maili ekliyorum .Mail aylardır tvde reklamları yapılmış SAĞIR ODA dizisi ile ilgili…Dizinin tekrarı yayınlanınca özellikle vakit ayırıp seyrettim. Bir tatar ailesinin şerefsizce işlere konu edilmesi çok canımı sıktı. Adı nogayhan olan birinin insanların yatak odalarına gizli kamera koyan bir tip olarak kamuoyuna yansıtılması, dizinin daha başında müslümanların ve tatar ailesinin vatan haini pislikler olarak gösterilmesi bu diziyi mailler vasıtasıyla protesto etmek için yeterlidir diyorum. Konuyu takdirlerinize sunarım..Bana gelen mail şu: (daha&helliip;)

Soner Efendi Üç Korner Bir Penaltı Etmez – 3

Türker ADONAY
16.10.2006

Üç bölümlük yazı dizimizin bu son yazısında; araştırmacı-gazeteci-yazar, eski Aydınlıkçı, bir zamanların “kudretli uyuşturucu baronu”nun hâtıra tutucusu Soner Yalçın’ın, iyi bildiği “alengirli” işlerle uğraşmak yerine milletin din büyüğü olarak bildiği kişilere saldırmayı tercih etmesinin yanlış olduğunu, bu tür bir teşebbüsün onun “boyunu çok aştığını”, çünkü bunu yapabilmek asgarî düzeyde bir din bilgisinin gerektiğini kısa ama çarpıcı örneklerle göstermeye çalışacağız.


Koyu Cehâlet Örnekleri 1)

Kitabının 107. sayfasında “Süleymancılık olarak bilinen dinî cemaatin kurucusu Silistreli Süleyman Hilmi Tunahan, neden kızına, Türkçe’de bulunmayan İbranîce ‘Yaratılış’ anlamına gelen ‘Beria’ ismini koymuştu?’ diye soran ve bu cümleyle ilgili dipnotta ünlü KGB kasabı Lavrentiy Beria’dan Sabetay Sevi’nin 18 maddelik emirlerinde bu kelimenin sıkça geçmesine kadar bir sürü ilgisiz detayı sıralayan Soner Yalçın, bu kelimenin Arapça karşılığının ne olabileceğini araştırma zahmetine katlansaydı ve Süleyman Hilmi Tunahan’ın Arapça’ya çok iyi vâkıf olduğunu dikkate alsaydı, ne bu kadar kelime israfına girer ne de cehâletini açığa vurmuş olurdu. “Beria” kelimesi Arapça’da “olgunluk ve güzelliğiyle akranlarından üstün olan, bu hasletleriyle dikkat çeken” anlamlarına gelmektedir. Muhtemelen Süleyman Hilmi Tunahan da kelimenin İbranîce karşılığından dolayı değil, Arapça karşılığından dolayı kızına bu ismi koymuştur. Hay Allah sana akıl fikir versin Soner Efendi e mi! (daha&helliip;)

Yalçın Küçük ve Magazinleş-tirilen Sebataycılar

Yalçın Küçük ve Magazinleş-tirilen Sebataycılar
21.09.2006

Sebataycılar bu ülkenin son 150-200 yılının en önemli aktörleridirler. Batının ülke içinde taşeronluğunu yaparak Osmanlı devletini yıkanlarda, ırkçılık virüsünü bulaştırarak Arap, Türk ve Kürt’ü birbirine düşman eden de bunlardır. Osmanlı devletini en zayıf döneminde türlü maceralara sürükleyen İttihat ve terakki cemiyetinin beyin takımı da bunlardandır. Sebataycıları bilmeden son 2 asırlık tarihimizi çözemezsiniz.

Dünyanın her yerinde başımızı ağrıtan “Ermeni Sorunu”nu başımıza açanlar da bunlardır. Sebataycıların kontrolündeki İttihat ve Terakki elindeki gücü Ermeni- Yahudi rekabetinden dolayı Ermenilerin tehciri istikametinde kullanmıştır. Sebataycıiar Ermeni tehciri ile hem ezeli rakiplerini atletmişler, hem de Türklere kara bir leke çalmışlardır. Yahudi-Ermeni rekabetinin faturası Türklerin başına yıkılmıştır. “Batılı emperyal güçlerin içerideki taşeronu” Sebataycılar tarihimizle, kültürümüzle bağlarımızı kopardıkları gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin başına bir sürü yapay kriz sarmışlardır. (daha&helliip;)

İstepan Hilmi Gürdikyan Efendi ve Düşündürdükleri

Makale Yazarı: Faruk (İktibas) Tarih, gün ve saat : 24. Eylûl 2006 04:39:32:

Evvelce bilmünâsebe adının geçtiğini zannettiğim bu zât ile İbnülemin Mahmud Kemal Bey merhumun konağında tanışmıştım. Meşhur şâir Hüseyin Sîret Bey’in, Tâhir’ül-Mevlevî Bey’in ve diğer kalem erbâbının yakından tanıdıkları bu zât kuvvetli bir Osmanlı şâiri, mutasavvıfı ve mütefekkiri idi. Hazret-i Mevlâna’yı ve Muhyiddin-i Arabî’yi iyice tedkîk etmiş ve mutasavvıfâne Türkçe ve Farsça şiirler yazmıştır.

İbnülemin’i ziyaret ettiğim bir gün kendisi orada idi. Cebinden bir kâğıd çıkarıp Mahmud Kemal Bey’e verdi. Evvelce va’dettiği Farsça bir şiiri olduğunu söyledi. Merhum İbnülemin’in ne kendi okudu, ne bana okuttu. Kitaplarının arasına koydu; çok merak ettim.

İstepan Hilmi Efendi’nin vefâtından dört beş sene sonra idi; Sen Jozef Kolejinde bulunduğum sıralarda oradaki arkadaşlardan Fransızca hocası Şirinyan Bey’e Gurdikyan Efendi’den bahsetmiştim. Amcasının tanıdığını söyleyince metrûkâtından defterlerini istettim. Getirdiler ve oradan şu parçaları istinsah ettim: (daha&helliip;)

Yalçın Küçük Efendi Sabetayist Komplonun Taşeronu mu?

 hhhhYalçık Küçük Sabetayistliği abartarak bir komplonunun taşeronluğunu mu yapıyor?Yalçın Küçük, nevi şahsına münhasır denilen adamlardan… Yakın zamanda Apo’nun danışmanlığından ulusalcılığa uzanan hayat seyri bu iddianın altını çizmek için yeterli… Küçük’ün, Türkiye Cumhuriyeti ve Türk sevgisinin birden bire neden depreştiğini anlamakta zorlanan ve dahası bunun arkasında bir bit yeniği olduğunu düşünenler için yaptığı kimi açıklamalar bir çok done içeriyor. Özellikle Soner Yalçın’ın Efendi isimli kitabından sonra bir hayli gündeme gelen ve Yalçın Küçük’ün isim bilim üzerinden yola çıkarak yaptığı açıklamalarla desteklediği Sabetaycılık konusu, Yalçın Küçük’ün söylediklerinin geniş bir yelpazede ses getirmesine vesile oldu. Küçük’ün her taşın altında aradığı Sabetaycılara gerçekten bu kadar güçlü cevap bulması gerek bur soru ama daha da önemlisi, bu faaliyetlerle neyin murat edildiği idi. Küçük’ün geçmişine ve şimdi söylediklerine bakarak iki teşhiste bulunmak mümkün; birincisi Yalçın Küçük gündeme gelmeyi ve popüler olmayı seviyor. İkincisi ise Türk milletinin üzerinde yürütülen psikolojik harbin bir ayağını oluşturuyor. Birkaç temel doğrunun içine bir sürü yanlış katarak aktarmak psikolojik harbin en önemli silahı. (daha&helliip;)

Yalçın Küçük Neyin Peşinde

Kendisi Küçük, işlevi büyük!fff
Yalçın Küçük yine yapacağını yaptı. Tempo dergisinde öyle bir iddia ortaya attı ki yenilir yutulur cinsten değil. Konunun hassasiyetinin farkında olan iyibilgi, uzman kişilerle Küçük’ün amacını konuştu. Küçük için kim ne dedi? İşte ayrıntılar… iyibilgi özel
 “Grup seks Sabetayizm’in emridir”. Yalçın Küçük’ün bu tartışmalı iddiası gerektiği şekliyle eleştirilmedi. Kimse kalkıp Yalçın Küçük’ün ne yapmaya çalıştığını sormadı, “Küçük’tür yapar” dendi ve geçti. Fakat iyibilgi bu işin peşini bırakmak niyetinde değil. Küçük’ün sözlerinin ciddi bir suçlama olduğundan yola çıkan iyibilgi, iddiaların doğruluğunu sorgulamaktan çok, Yalçın Küçük’ün neden böyle iddialarla ortaya çıktığını, kendisini “tanıyanlara” sordu. (daha&helliip;)

Yalçın Küçük, IS’ini bilir

YK,IS’ini Bilir…

INTER-TURK FORUMU

Yazar Huseyin at 08. Haziran 2006 01:54:04:

1)YK,muthis arsivcidir.Bence onu Y.Kucuk yapan da budur.Simdi artik ovunerek soyledigi bir “mezartasi (daha&helliip;)

IS nereye koşuyor?

Gecmisimizi bilmek sabetaycılığın önemini gerçekten anlamak diyen birine nasıl güüvenilir?  

  

ARSIVLERDEN ( IS nereye kosuyor )

TR-FORUM

Makale Yazarı: Telekom Tarih, gün ve saat : 09. Nisan 2006 23:54:39:

ya Istanbul Sevi?

——————————————————————————–

[ Serbest kursu ]
——————————————————————————–

Makale yazari: Mustafa Tarih, gün ve saat : 12. Agustos 2003 19:06:09:

Su yaziya cevaben: Zeynep’te mi Gökyüzü? makale yazari: Mustafa Tarih, gün ve saat : 12. Agustos 2003 18:59:26:

Istanbul Sevi pekala Gökyüzü olabilir. Söyle yazmis:

1- Ben Amerikanci ve Israilci olmak zorunda degilim.
2- Ben sol görüslü birisiyim.
3- Ben bir Sabetayciyim.
4- Ben Yahudiyim ama Siyonist degilim.
5- Ben Tanriya inanan ve O’ndan korkan biriyim.
6- Davranislarimda günahtan sakinan biriyim. (daha&helliip;)

Efendi 2 Dönme Meselesi

Yine “Dönme” meselesi

Dönmeler konusu eskiden beri muhafazakâr kesimin ilgi ve merakla yaklaştığı bir “bilgi alanı” ola geldi. Devletin yönetim kadrolarında –özellikle güvenlik ve istihbarat sahalarında– yer alanların da bu konuda bir hassasiyet içinde oldukları malum.
Ama yakın zaman öncesinde “patlayan” Sabetayizm konusu farklı bir ilgiyi hak eder görünüyor.
İlginç bir biçimde tam da 28 Şubat süreci dediğimiz dönemde ve hiç de beklenmeyecek isimler tarafından –yeniden ve eskisinden bir hayli farklı şekilde– ortaya atılan bu konunun hangi amaçlara hizmet için kullanılmaya çalışıldığı bazılarımızca kavranamamış görünüyor.
“Bütün kötüler Dönme olamaz, bütün Dönmeler kötü olamaz” diye bir yazı yazmıştım vaktiyle. Aldığım yegâne tepki Yalçın Küçük’ün “İbrani Kiras’a” gönderdiği selam oldu. İslamcı kesim, yüz senedir ensesinde boza pişirenlerin Yahudi dönmeleri olduğu fikrine nedense sıcak bakıyor. Ülkenin kaymağını yediklerini düşündüğü kaymak tabakasının farklı bir kökenden gelen ve gizli bir teşkilat biçiminde faaliyet gösteren karanlık zevattan müteşekkil olması daha makul, daha katlanabilir, daha tercihe şayan geliyor bizimkilere.
Ama İslamcı/milliyetçi kesimlerde uzunca zamandır bir tür züğürt tesellisi gibi varlığını sürdüren Sabetayist edebiyatının, şimdilerde bu taraklarda bezi olacağına ihtimal veremeyeceğimiz birtakım kişiler tarafından yeniden ısıtılıp servise konulmuş olmasında bir bit yeniği aramak durumundayız.
Açıkçası, Sabetayizm konusunun –en azından bugünkü haliyle– Türkiye’nin gündemine getirilmesi iyi niyet mahsulü bir girişim olamaz.
Peki, ne olabilir? (daha&helliip;)

Efendi 2 ve Palavralari/ Ben Müslümanlardan Nefret Ediyorum…/“Kanalizasyonların Efendileri”nin Hainlikleri; “Efendi 2” Üzerine Makaleler -1

Efendi 2 ve Yalanlari/..

EFENDI 2-devam -Sap Yeyip Saman Çikarmak

INTER-TURK FORUMU

Yazar Telekom at 27. Haziran 2006 18:07:58:

Yazar kitabin degisik bölümlerinde de yaptigi gibi elmalarla armutlari toplamaya devam edip, kitaba kendinizi kaptirip gittiyseniz caniniza okumaya devam ediyor. Bir yerde ak derken diger yerde kara diyor ama bunu bir suç olarak gösterip aktanda karadanda müslümanlari sorumlu tutma aymazligini göstermekte geri durmuyor. Asagidaki satirlarin aktörü Rifai seyhi Kenan Rifai.

Seyhin peygamberlere inanmadigini, cagdas bir fransiz kültürü ile yetistirildigini, alyans okulunda okudugunu, hatta alyans okuluna gitmeden önce ibraniceye vakif oldugunu, sosyeteden ve yazar-cizer takimindan müritlerinin isimlerini yazarin cümlelerinden ögreniyoruz.
Yazar kendi lakirdilarindan sonra sözü cemil meriç’e birakiyor ve ondan aktarma yapiyor:

Sayfa 118’den:

“….Müslümandan cok deist.Daha dogrusu panteist.Maddecilikle zehirlenen bir caga ancak bu esnek, bu herseyi kucaklayan inanc sesini duyurabilirdi ( jurnal 2005 cilt2 s.216)
Ne diyor Cemil Meric: Kenan rifai müslümandan cok deistti. Yani peygamber tanimiyordu; ne Hz Isayi ne Hz Musayi ne de Hz. Muhammedi..,

Diyoruz ya karsimizda farkli bir seyh portresi var “

Sayfa 120’den:

“ Kenan Rifai gibi Esat Sagay’da selanikliydi.
Dergaha bagli bir milli egitim bakani!

Ne deniyor: “Cumhuriyet müslümanlari ezdi”

Bu nasil ezmeyse!

Milli egitim bakanligi neredeyse bir dergahtan digerine geciyordu sanki: Kenan Rifainin müridi Esat Sagay gidiyor, Yenikapi mevlevihanesinin müridi Hasan Ali Yücel geliyordu…”

Telekom derki:

Nasil ama ;
Cumhuriyet müslümanlari iyi ezmis degilmi :))))
Yazar Bu nasil ezmeyse diyebiliyor ya bende sasip kaliyorum.
Sanki bu kitabi yazan rifai seyhine onca olumsuz lafi eden kendisi degilmis gibi, bide bunu Milli egitimin bakanlariyla ilintilendirip bakin iste tüm bakanlar dergahci demeye getirip, müslümanlarin ezilmedigine vurgu yapiyor.
Yahu adamlar zaten sabetaist yada her ne haltsa bunu kendin güzel güzel dile getiriyorsun zaten.
Onca laftan sonra akl-i selim bile müslümanlari ezenin kim oldugunu anlar. Ki zaten biliyoruz…

Bazen düsünüyorum yazar acaba bu cümleleri yazarken AYIK mi idi diye:)
Insan ancak bu kadar sacmalayabilir. Yazarda bu sacmaliklarin zirvesinde dolanirken müslümanlarada arada bir dokunduruveriyor.
Herhalde 7-10 yas arasi cocuklarin bu kitabi okudugunu düsünüyor olmali sevgili yazarimiz:))))

Sap yeyip saman çikarmak deyimi herhalde tamda bu gibi durumlar icin söyleniyor

(daha&helliip;)

Efendi 2 ve Palavralari/ Özbekler Tekkesi/AAONMS üzerinden Hz. Peygambere Kara Çalmak/YALÇIN KÜÇÜK-SONER YALÇIN A.Ş. ve SABATAİZM/Milliyetçiler Kurtlar Vadisi’ni Neden Sevmedi?

Efendi 2 ve Yalanlari

Sayfa 49’dan:
”Biz geçmise dönelim.
Özbekler tekkesinin ilginc girift iliskileri vardi. Ingiliz belgelerine göre özbekler tekkesi postnisini seyh süleyman efendi (1821-1890), konuk olarak dergaha gelen kisilerden topladigi istihbarati, ingiliz büyükelcisi henry layard’a para karsiligi veriyordu ( tarih ve toplum dergisi nisan 1992 s.12-16 )
Hoppala…
Bu bilgiyi veren dergi TEKZIP edilmismiydi? Hayir.
Ama yinede bir seyh veya mürit icin bir tarikati, tekkeyi, dergahi suclamak dogru degildir.”——————————————————————————
Telekom derki:

Yazar özbekler tekkesinin baglantilarini yine belli bir malum yere odakliyor. Bilgiler dogrudur yada yanlistir ben buna hic girmek istemiyorum. Zaten mesele de o degil. Bizim meselemiz bana da hoppala dedirten gözboyamacadadir.

Evet …
Hoppala ki ne hoppala…
Bu bilgiyi veren derginin 1992 yilinda bu bilgiyi verdigini yazarin notundan ögreniyoruz.
Adi gecen seyhin ise 1890 yilinda öldügünü yine yazardan ögreniyoruz.
1925 tarihlide tekke ve zaviyelerin kapatilmasina dair bir kanun oldugunu biliyoruz.
Bilmedigimiz tek tarih ingiliz belgelerinin ne zaman günisigina ciktigi ve ne derece dogru oldugudur.
Hemen öteki sayfada yazarin ilginc bazi söylemleri var tarih yaziciligi konusunda.
Orada yazilanlara kismen katilmakla birlikte tarihimizi ingiliz belgelerine göre yazmaninda bir mantigi oldugunu düsünecek kadar saf degilim.
Amma velakin yazar tarafindan keklenme taraftarida degilim.
Yazar bir soru soruyor ve TEKZIP istiyor.

Ha ha ha

(daha&helliip;)

Efendi 2 ve Palavralar/BEYAZ TÜRKLERİN BÜYÜK YALANCISI: SONER YALÇIN EFENDİ

Makale: BEYAZ TÜRKLERİN BÜYÜK YALANCISI: SONER YALÇIN EFENDİ
Kaynak:doguturkistan.net

 Moda ismiyle araştırmacı gazeteci Soner Yalçın’ın Beyaz Türklerin Büyük Sırrı : Efendi isimli kitabı vitrinleri süslüyor. Türkiye gibi normalde kitap okunmayan, sadece popüler olan kitapların satıldığı ancak okunmadığı bir ülkede, Soner Yalçın’ın kitabı bir anda 20 baskıya ulaştı. Malum medyanın müthiş desteği ile Efendi 100,000 den fazla sattı. (daha&helliip;)

Efendi 2-Komplolarin Efendileri

KOMPLOLARIN EFENDİLERİ

Komplo teorilerinin en çok üretildiği yer muhtemelen Türkiye’dir. Bunda kuşkusuz ki, ülkemizin bu projeksiyonlara hayli müsait bir siyasal yapısının olmasının önemli payı var. Öteden beri, televizyonlarda, gazetelerde ve dergilerde komplo teorileri konulu program ve yazı dizileri en fazla izlenen ve okunan konular olageldi. Bu olgunun prim yaptığını fark eden bazı uyanıklar meseleyi abartmakta biran olsun gecikmeyerek, tabir caiz ise yeni bir rant alanı bile oluşturdular.

Açıkçası komplo teorileri içeren yayınlar, neredeyse bir sektör üretti.

Aslında sözü Soner Yalçın’ın ilk baskısı yüz bin olan ‘Efendi 2’ isimli kitabına getirmek istiyorum, daha doğrusu Soner Yalçın’ın bu ‘efendi’ler serisiyle ne yapmak istediğine…

Komplo teorilerini önemseyen birisi olarak, son dönemlerde, gerek Soner Yalçın’ın ve gerekse Yalçın Küçük’ün sistematik bir biçimde ‘komplo teorilerine’ komplo düzenlediklerini fark ettim…

Bu zevat ısrar ve inatla her taşın altında bir ‘Sabatayist’ olduğunu iddia ediyor…
İkisi de Marksist kökenli ve her ikisi de ileri sürdükleri iddialar ışığında Sabatayist vasıflar taşıyor… (daha&helliip;)

Efendi 2 ve Palavralar

Eğlenceli bir kitap
Taha Kıvanç

(..)

Yazının bir yerinde “Son devrin büyük mutasavvıflarından Fatih Türbedarı Ahmed Amiş Efendi” ibaresiyle karşılaşınca, “Bu zâtı tanıyorum, ama nereden?” diye düşünmeye başladım. Sonunda buldum: Piyasaya yeni çıkan ‘Efendi-2’ kitabından… “Tasavvuf, özellikle Bektaşilik ve Melamilik, Sabetaycı sızması yüzünden çizgisinden saptı” diye özetlenebilecek bir tezi var kitabın; içinde yer alan binlerce isme “Aaa, o da mı?” kuşkuculuğuyla yaklaşmadan edemiyor insan…

Ahmed Amiş Efendi de kitapta yer alanlardan… Yok, onun için ‘Sabetaycı’ dememiş yazar, ama kuşkulandığı da belli… İlgili bahsin sonunda (s. 345) “Gel de sorma: Ahmed Amiş Efendi de bu cemiyetin gizli üyesi miydi?” diyor çünkü… Adamın isminin bir parçası olan ‘Efendi’ sıfatı kuşku duyulmayı gerektiriyor zaten (Bkz. ‘Efendi-1’). Hem damadı Babanzade Ahmed Naim için Halide Edip “Yahudi dönmesi” dememiş mi? (s. 208). O da ‘Yahudi dönmesi’ olduğu için (Bkz. ‘Efendi-1’) bunu Halide Edip’ten iyi kim bilebilir? (daha&helliip;)

Efendi 2 ve Palavralar

‘Efendi’ olmak… /Taha Kıvanç
Diyelim çocuğunuza ‘Hüdayi’ ismini koydunuz, ya da ne bileyim kızınız için Sare, Beria, hatta Rabia isimlerinden birini uygun gördünüz, ‘büyük sırrı’nızı fâş ettiniz demektir:’İsim-bilim’ çok önemli bir şifre-kırıcı. Diyelim çocuğunuza ‘Hüdayi’ ismini koydunuz, ya da ne bileyim kızınız için Sare, Beria, hatta Rabia isimlerinden birini uygun gördünüz, ‘büyük sırrı’nızı fâş ettiniz demektir: Tamam, siz ‘Beyaz Müslüman’sınız…

‘Beyaz Müslüman’ dedimse, beyazlığınız da, Müslümanlığınız da kuşkuludur haa…

Aziz Mahmud Hüdayî’ye ‘Hüdayi’ mahlâsını hilâfetnâmesini aldığı şeyhi vermiş… ‘Efendi-2’, “Niye bu mahlâsı vermişti acaba?” diye soruyor 1540’larda doğmuş büyük mutasavvıfın ismi için… Cevap da gecikmiyor: “Tevrat’ın Aramca çevirisi Targum’da ‘Hüdayi’ ‘Yahudi’ demekti.” Sonra da hep yaptığı kurnazlığa sapıveriyor: “Ama onunla bir ilgisi yoktu herhalde; ‘Hüda’ Osmanlıcada ‘doğru yolu gösterme; Tanrı; Kutsal kitap’ anlamlarında kullanılıyordu; sanıyoruz bu daha akla yakın…” (s. 366).

(daha&helliip;)

%d blogcu bunu beğendi: